Sual:
Ferid Kam modernist midir?Cevap:
Ferid Bey, tıb tahsili görmüş; dinî ilimlerde hususi hocalardan okuyarak kendisini yetiştirmişti. Farsçası mükemmel olup, mekteplerde. Farsça derslerine girerdi. Avrupa görmüştü. Felsefeye düşkündü. Şer’î ilimlere dair fazla telifat ve sohbeti bulunmadığı için fikriyatını anlamak kolay değildir. Müslümanların garbı yakalamak için milli hüviyeti muhafaza ederek teknikte onları taklit etmesi lazım geldiğini yazmıştır. Geri kalmaktaki kusurun, müslümanlıkta değil, onu yanlış anlayıp tatbik eden müslümanlarda olduğunu söyler. Modernist İslamcılarla düşüp kalktığı halde, onlara göre daha mutedil idi. O zamanki modernist hocaların hazırladığı ve camilere sıra konulması gibi absürt tekliflerin bulunduğu raporu imzadan şüpheciliği sebebiyle de olsa istinkaf etmişti. Kendisiyle çok yakın ahbaplığı bulunan merhum Mahir İz Bey hatıralarında diyor ki, “Klasik ve çerçeveli ilmî düşünce kendisini sıkıyordu. Felsefe malumatı geniş olduğu için dinde sonradan görülen lüzum üzerine fukaha tarafından konulan kayıtlara tasrih etmeksizin cephe alırdı. Hatta bunun emsali evvelce daha çok olduğundan, Süleyman Nazif Bey kendisine ‘üstadım senin kalbin mümin kafan kafirdir’ dermiş.” 1928’de memleketinde Türkiye misali inkılaplar yapmasıyla tanınan Afgan Kralı Emanullah Türkiye’ye gelmiş, İstanbul’da Darülfünun’u ziyaret etmek istemişti. 29 Mayıs 1928 günki ziyaret için Ferid Kam evvelden Farsça uzun bir medhiye tarzında bir mesnevi yazmıştı. Bu meşhur manzumesinde hem Afgan hükümdarı Emanullah Han’ı hem de onun yakın dostu Mustafa Kemal’i göklere çıkararak övmüştür. Afgan hükümdarı, büyüklerin kendisine sığındığı, Allah’ın emini ve kullarının sığınağı; asil, cömert, âlicenap, işinin ehli bir hükümdar ve işi makbul bir bilgedir. Onun sayesinde Afgan ülkesi cennet gibi olmuştur; onunla Afganlıların içi rahat, gönülleri huzurludur (1–5. Beyitler). Mübarek ayağıyla Türkiye’ye teşrif etmiş, lütufta bulunmuş ve bu sebeple memleket bahtiyar olmuştur. O, milletini kurtarmak için Türkiye’ye misafir olmuştur (6–7. Beyitler). Ferid Kam, 8. beyitten itibaren Mustafa Kemal’in Emanullah Han ile birlikte iki kardeş gibi el ele verdiklerini ve dost olduklarını ifade eder. Öyle ki Mustafa Kemal eşsizdir; dünyanın Kemal’idir ve Emanullah Han da Mustafa Kemal’in dünyası ve dostudur. Mustafa Kemal, dünya içinde dünyadır. Dünya onun bir benzerini görmemiştir. Kılıç gücüyle ve deha ışığıyla, Anadolu’yu ve Türk milletini bela tuzağından, esaretten kurtarmış; bir elinde kılıç, bir elinde kalem, memleket bayrağını göklere çıkarmıştır. Ferid Kam, her ikisi için Allah’tan uzun ömür vermesini diler (8–13. beyitler). Son iki Beyitte hükümdara, ailesine ve soyuna dua eder; çocukları, torunları, ailesi ve soyuyla birlikte yıllarca mutlu olarak yaşamasını niyaz eder. (48–49. beyitler)Alakalı Başlıklar