Gelişmiş Arama İçin Tıklayınız!

Cevap: 

Bir metni kritik edebilmek için, o metnin muhtevasına ve o metninde kullanılan lisana, bu lisanın edebiyatına ve tarihine vakıf olmak icap eder. Kur’an-ı kerimin metin kritiği için de böyledir. Kur’an-ı kerim ayetleri birbirinden bazen müstakil, bazen birbirinin devamı ve tamamlayıcısı mahiyetindedir. Farklı ibarelerin belli bir insicam içinde bir araya geldiği veya getirildiği görülür. Kur’an-ı kerimde hazfedilmiş (saklanmış) kelimeler, harfler, zamirler, hatta cümleler vardır. Burada da Allah konuştuktan sonra, kul konuşuyorsa arada mutlaka o kulun konuştuğuna dair hazfedilmiş ifadeler vardır. Bugün yazılmış romanlarda ve şiirlerde de bazen bu görülebilir. Yani o cümle romanın yazarına mı, kahramanına mı, üçüncü bir şahsa mı ait belli olmaz. Bu bir edebi üsluptur. Zaten Kur’an-ı kerim doğrudan şahıslara hitap etmiyor. Elit bir çevreye, yani alimlere hitap ediyor. Alimler esbab-ı nüzulden ve edebi üsluptan bu ayetlerin aslını anlıyorlar. Bazen de kasıtlı olarak o sözü kimin söylediği açıkça bildirilmiyor. Burada Kur’an-ı kerimin farklı tefsirler istediği, yani murad-ı ilahinin farklı farklı olduğu anlaşılıyor.



7 Eylül 2023 Perşembe
Alakalı Başlıklar