Gelişmiş Arama İçin Tıklayınız!

Şura suresi 10. ayette, öncesinde ve sonrasında Allah’ın bizzat peygambere hitap cümleleri yer alırken, 10. ayete gelindiğinde birden: “İşte o Allah benim rabbimdir; yalnız O’na güvenip dayanmışımdır ve daima O’na yönelirim” diye bir ibare geçiyor. Ayette “şöyle de/söyle” tarzı bir ibare hiç yok. Öncesinde ve sonrasında bizzat Allah konuşurken, 10. ayette sadece peygamber konuşuyor. Bunu anlamıyorum. Dinsizler bununla alay ediyorlar. Zamanla tahrife uğrayan bir metin hatta Kuran yazarının beceriksizliği şeklinde yorumlanıyor. Ne dersiniz?
Bir metni kritik edebilmek için, o metnin muhtevasına ve o metninde kullanılan lisana, bu lisanın edebiyatına ve tarihine vakıf olmak icap eder. Kur’an-ı kerimin metin kritiği için de böyledir. Kur’an-ı kerim ayetleri birbirinden bazen müstakil, bazen birbirinin devamı ve tamamlayıcısı mahiyetindedir. Farklı ibarelerin belli bir insicam içinde bir araya geldiği veya getirildiği görülür. Kur’an-ı kerimde hazfedilmiş (saklanmış) kelimeler, harfler, zamirler, hatta cümleler vardır. Burada da Allah konuştuktan sonra, kul konuşuyorsa arada mutlaka o kulun konuştuğuna dair hazfedilmiş ifadeler vardır. Bugün yazılmış romanlarda ve şiirlerde de bazen bu görülebilir. Yani o cümle romanın yazarına mı, kahramanına mı, üçüncü bir şahsa mı ait belli olmaz. Bu bir edebi üsluptur. Zaten Kur’an-ı kerim doğrudan şahıslara hitap etmiyor. Elit bir çevreye, yani alimlere hitap ediyor. Alimler esbab-ı nüzulden ve edebi üsluptan bu ayetlerin aslını anlıyorlar. Bazen de kasıtlı olarak o sözü kimin söylediği açıkça bildirilmiyor. Burada Kur’an-ı kerimin farklı tefsirler istediği, yani murad-ı ilahinin farklı farklı olduğu anlaşılıyor.


7 Eylül 2023 Perşembe
Alakalı Başlıklar