“Zamanının halifesini görmeden ölen, cahiliye ölümü ile ölür” hadis-i şerifini nasıl anlamalıdır?
Buhari, Müslim, Nesai ve İbn Mace’de geçen bu hadis-i şerifin muhtelif rivayetlerinde “zamanının imamını bilmeden” veya “boynunda biat ağı olmadan” yahut “cemaatten bir karış ayrılan” şeklinde geçer. Ulema Müslümanlar üzerinde bir halifenin varlığının zaruri vacib olduğunda ittifak etmiştir. Nitekim Resulullah’ın vefatı üzerine Beni Saide çardağında toplanan sahabe-i kiram dedi ki: “Fahri kainat hazretleri, ‘Bir kimse ölse, halbuki zamanının imamını bilmese, onun ölümü cahiliyye devrindeki ölüm gibidir, buyurdu. O halde bizim üzerimizden bir gün imamsız geçmesi caiz olmaz. İmamdan murad halifedir. Onun için, kendi zamanında mevcud olan imamı bilmemek büyük günahtır. Zira dinin ahkamından bazı şeylerin caiz olması imam ile [halife ile] olur. Cuma ve bayram namazları ve yetimlerin nikâhı gibi. İmamın lazım olduğunu inkâr eden bir farzı inkâr etmiş gibidir.” Âlimler, bu hadis-i şeriflerde geçen “cahiliye ölümü ile ölür” ifadesini, “cahiliye devrinde bir rehberi olmayan başıbozuk kimseler gibi ölür” şeklinde anlamıştır. (Nevevî). Bu şekilde şiddetli bir ifadenin kullanılması, insanları fitneden ve hükümete isyandan sakındırmak içindir. (İbn Hacer) Şu halde hadis-i şerifin manası, müslümanların mutlaka bir halifeye biat etmesi, ona itaatten ayrılmamısı, hükümete isyan etmemesi demektir. Nisa suresinin “Doğru yol kendisine belli olduktan sonra, Peygamberden ayrılıp, inananların yolundan başkasına uyan kimseyi, döndüğü cihete döndürüp cehenneme sokarız” mealindeki 115.ayeti kerimesi bunu tefsir etmektedir. Halife olmadığı ve bir halifeye biat edilmesi mümkün olmadığı veya çok zor olduğu zaman, Müslümanlar kendi içlerinden bir emir seçerler. Bu emir, ahkâm-ı şer’iyyeyi icra eder. Bu da mümkün olmazsa esaret hayatı olur. Zamanın ve beldenin en büyük âlimi, halife mevkiini ihraz eder, yani halifenin yerini tutar. İnsanlar, emir ve yasaklarda bunun sözüne itaat ederler.
30 Temmuz 2021 Cuma
Alakalı Başlıklar