Gelişmiş Arama İçin Tıklayınız!

Cevap: 

Mübalağasıyla tanınan popüler tarihçi Reşat Ekrem Koçu, 1950’de Resimli Tarih Mecmuası’nda bir yazı yazdı. “Gayet Mühim Bir Sır ifşa Ediyoruz!” serlevhası altında, Sultan Fatih’in mübarek vücudunun, yüzü aynen muhafaza edilmiş bir halde mumyalanmış olarak durduğunu öğrendiğini söylüyordu. Bu malumatın mehazı Yahya Kemal idi. Koçu şöyle anlatıyor: “Hayli zaman oluyor, bir gün kendileriyle -naçiz şahsıma sevgisiyle övünürüm- baş başa sohbet ederken mevzu Fatih Sultan Mehmed’den açıldı. Üstad çok zaman evvel dinlediği bir fıkranın tarafımdan tahkik ve tetkikini istedi. O zamandan beri buna imkân elvermedi. İstanbul’un beş yüzüncü fetih yılı yaklaşırken Resimli Tarih Mecmuası’nın aziz okuyucularına bu fevkalade şayan-ı dikkat fıkrayı nakledeyim dedim. [Sultan] II. Abdülhamid devrinde bir yıl Fatih civarından geçen ana su yolları patlamış, semtin geniş bir kısmında evlerin bodrumlarını su basmış. Semt halkından birkaç kişi de rüyalarında büyük şehrin fatihini görmüşler, Sultan Mehmed: ‘Boğuluyorum, beni kurtarın!’ demiş.

Rüyalar kahvehane sohbetlerine düşmüş, hafiyeler de saraya jurnal vermiş. Padişahın vehmi ve telaşı malum. Büyük ceddinin kabrini gizlice açtırmaya karar vermiş, bu işi de mahrem olarak Fatih itfaiye müdürü Mehmed Paşa’ya havale etmiş. Mehmed Paşa gördüklerini hiçbir yerde söylemeyeceklerine yemin ettirdiği ve yeminlerine güvendiği kimselerle işe başlamış. Türbede sanduka kaldırılmış, kabir kazılmış, fakat üç metreden fazla derinliğe inildiği halde Fatih Sultan Mehmed’e ait hiçbir iz bulunamamış. Nihayet karşılarına bir demir kapak çıkmış, kapak kaldırılınca bir taş merdiven görmüşler. Aşağı inmişler, gayet büyük bir mahzenin ortasında büyük bir mermer, mermerin üstünde Fatih’in tabutu duruyormuş. Tabut açılmış, içinde cihangir hükümdarın mumyalanmış cesedini görmüşler, yüz taravetini olduğu gibi muhafaza ediyormuş. Mehmed Paşa keyfiyeti [Sultan] Abdülhamid’e arz etmiş, o da her ne sebepten ise mahzenin, yolun ve kabrin derhal kapatılmasını ve gördüklerinden kimseye bir şey söylenmemesini tekrar tekrar emir ve tembih etmiş. Fakat Mehmed Paşa bu tarihi sırrı muhafaza edememiş, yakın dostu Damad Şerif Paşa’ya nakletmiş, o da Yahya Kemal’e söylemiş. En azından üç kuşak İstanbullu ihtiyarlar arasında şöyle bir rivayet dolaşır: Fatih Sultan Mehmed, türbesinde, sandukasının altında değil, camisinin mihrabı altında yatarmış. İmamlar okudukları surelerde kaza eseri yanılırlarsa yer altından bir ses gelir, hatayı düzeltirmiş. Hoş ve şirin bir halk menkıbesi! Fatih Camisi, Bizans mimarisinin büyük eserlerinden Havariyyun Kilisesi’nin yerine yapılmıştı. Bu kilisenin altında da birçok dehlizlerin, yer altı yollarının bulunacağı muhakkaktır. Mehmed Paşa rivayeti ile bu halk menkıbesini birbirine bağlarsak mezkûr mahzenin cami mihrabının altına rastlayabilmesi mümkündür. Ah bu rivayetler hakikat olsa bu dünya ölçüsünde bir hadise olurdu.” Reşad Ekrem Koçu’nun bu yazısından sonra, o zaman sürgünde bulunan Damad Şerif Paşa, Paris’ten gönderdiği bir mektupla bunu tekzip etti. Mecmua ise, bu tekzipten sonra Yahya Kemal’in hafızasına itimat ettiklerini, tekzibi gönderen Damad Şerif Paşa’nın zamanla bunu unutmuş olduğunu tahmin ettiklerini yazdı. Fatih Sultan Mehmed’in hakiki mezarının Fatih Camii önünde olduğunu, ilerideki türbesinin makam mahiyetinde yapıldığını söyleyenlere bugün de rastlanmakta ise de, halk rivayetinden öte bir kıymeti yoktur.


18 Mayıs 2026 Pazartesi
Alakalı Başlıklar