Gelişmiş Arama İçin Tıklayınız!

Niçin size sorulan pek çok suale "sitemde cevabı vardır" şeklinde cevap veriyorsunuz?
Geçenlerde sosyal medyada benim suallere “sitemde var” şeklinde cevap vermem, esprili bir şekilde dile geldi. 20 senedir web sitemde sorulan suallere fisebilillah cevap vermekteyim. Bunu yapan akademisyen dünyada sayılıdır. Her gün 100 civarında sual gelir. Bunları cevaplamak ciddi vakit almaktadır. Bu sebeple sual soranları anlayışa davet ederim. Suali sormadan evvel sitede veya sitede tavsiye edilen muteber kitaplarda iyice aramalarını, bulamazlarsa sormalarını istirham ederim. Çok basit bir namaz hocası kitabında bulunan bir sual sorulmaz. Cevabı bir konferans kadar uzun olan sualler sorulmaz. Sorduğu kişinin yazdığı, anlattığı şeyler ona tekrar sorulmaz, bu hakaret sayılır. Hususi hayatına dair ve sorulanın vakıf olamayacağı, soran tanınmadan cevap verilemeyecek şeyler sorulmaz.

Ahmet'le mi evleneyim Mehmet'le mi, İzmir’e mi gideyim Ankara’ya mı, arkadaşıma küstüm, özrünü kabul edeyim mi, felanca politikacı niye böyle dedi, feşmekan müessese niye böyle yaptı, fülan profesörün bu iddiasına ne dersiniz gibi sualler sorulmaz. Verilmiş cevap, tasdik için, cevabı bu mu diye sorulmaz. Politik sualler sorulmaz. Hangi rengi seviyorsunuz gibi hususi şeyler sorulmaz. Mesela kardeş katli veya homoseksüellik meselesine dair akademik ve aktüel yazılarım, programlarım olmasına rağmen, şöyle bir bakma zahmetine katlanmadan, bu meseleye ne dersiniz, tafsilatlı cevap bekliyorum diye sual soranlar oluyor. İmzalı kitap isteyenler oluyor. Adresini yazmadan hususi cevap isteyenler oluyor. Suali eksik soranlar oluyor. Bazılarını vesvese istila etmiş, şöyle düşündüm talak oldu mu, böyle dedim küfr oldu mu, şöyle yaptım necis mi gibi suallerin cevabı verilse bile soran hasta olduğu için arkası gelmiyor.

Bazı suallere günlerce cevap vermem. Çünki cevabını ben de bilmiyorumdur. Bazen günlerce araştırırım. Kitapları deviririm. Gece gündüz o meseleyi düşünürüm. İşin içine kimya girdiği zaman kimyagerlerle istişare ederim. Tıbba dairse itibar ettiğim tabiplere doktorlara sorarım. Maliki mezhebiyle alakalı ise Kuzey Afrikalı müderris dostlarımla istişare ederim. Şafii mezhebi ile alakalı ise şark medreselerinde veya Şamdaki müderris arkadaşlarımla istişare ederim.

Ben de vaktiyle bilhassa talebe iken büyüklere, politikacılara, yazarlara yüzyüze veya mektup yazarak sualler sorardım. Sormadan evvel o meseleyi iyice araştırırdım. Yazarın kitaplarını ve sözlerini tahkik ederdim. Bulamadığım, sorması lazım olan şeyi sorardım. Sorarken gayet nazik bir şekilde ve fazla uzatmadan sorardım. Ekserisinden cevap alırdım. Bazısı dalga geçer, bazısı istihfaf ederdi. Kitaplarımı okuyup da bir yeri anlamayanların anlamadıkları yer hakkında sual sormalarına sevinirim. Çünkü kitaplar anlaşılmak için yazılır. Bu vesile ile kitabın bir sonraki baskısında o kısmı daha da tafsilatlı izah ederim veya düzeltirim. Kitaplarımda veya yazılarımda hata bulup bildirenlere çok minnettar olurum. Sorulan kaliteli suallerin bana da faydası vardır. Araştırarak yeni şeyler öğrenir, sorana minnettar kalırım. İmam Gazali'ye bu kadar ilmi nasıl öğrendin diye sormuşlar. Bilmediğim şeyleri sormaktan ar etmedim demiş.


12 Temmuz 2024 Cuma
Alakalı Başlıklar