Gelişmiş Arama İçin Tıklayınız!

Said Nursi’nin Alman hayranı olduğu doğru mudur?

Prusya’nın Alman birliğini kurduğu 1870’lerden itibaren Türkiye’de, Rusya ve İngiltere’ye mukabil muvazene unsuru olarak bir Almanya hayranlığı yayılmaya başlamıştı. 1908’de iktidarı ele alan İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin ekserisi Germanofil idi ve bu cemiyetin başında bulunanlar memleketi Almanya’nın menfaatleri için Cihan Harbi’ne sokmakta beis görmemişti. Said Nursi de o devirde İttihatçılarla beraber olmak hasebiyle Almanya’ya yakınlık duymuştu. Hatta Kastamonu Lahikası’ndan anlaşıldığı üzere, aleyhtarları kendisine “Almancı” adını bile takmıştı. (Mektub 31)


1921’de yazıp neşrettiği Rumûz adlı eserinde, Avrupa, bilhassa İngiliz ve Fransız emperyalist medeniyeti ile Alman enternasyonal-sosyalistliğini mukayese eder ve Alman tarafını tutar. (Asar-ı Bediiye, s. 83) Bundan dolayı 1953 senesinde hakkında tahkikat açılır. Ehlivukuf, bu yazıda sosyalistliğin methedildiği kanaatine varır. Said Nursi buna cevaben, “Eski Harbi Umumi'nin bidayetinde ve içinde, o harpte müttefikimiz olan Almanla alâkamızı kırmak ve Garplılaşmak perdesi altında bir siyaseti dinsizliğe alet yapmaya çalışan bazı münafıklar diyorlardı ki: Alman Sosyalistlikle gidiyor, dinimize zarar verecek.” Ben de o zaman demiştim: “Sosyalistlik İslâmiyete ilişemez ve dinimize zarar veremez. Hem bizi sosyalistliğe sokamaz. Fakat Garblılaşmak, İngiliz ve Fransızın medeniyetinin fena kısmı, bizim dinimizi kısmen, terk etmeye mukabil, zararlı bir medeniyete bizi mecbur edecekler. Onun fenalıkları iyiliklerine galebe eden böyle medeniyete; bizim müttefikimiz olan Almanın sosyalistliği dinimize ilişmediği ve bizi sosyalistliğe sevk etmediği için tercih ediyorum diye o zaman demiştim. İşte mes'elenin hakikati bu iken, kırk sene evvel bu mesele yazılmış ve neşredilmiş, kimse ilişmemiş ve muhakemelerde beraatler görmüştür. Şimdi hasta olduğum için, müdde-i umumî ifademi almaya yanıma geldi ve dedi ki: Urfa'da ehl-i vukuf Hutbe-i Şamiye’nin zeylindeki vecizelerden, ‘sosyalistlik garbî medeniyetlere müreccahtır’ diye olan kelimesine bolşevikliğin lehinde bir propaganda yapılıyor, demiş. Bolşeviklik ayrı, sosyalistlik ayrıdır. Sosyalist Alman nerede? Komünist Rus nerede? Böyle vukufsuz ehl-i vukufun yanlış raporlarıyla Nurun kahraman fedailerine ilişmek, bence Rus hesabına bir propagandadır.” (Abdülkadir Badıllı, Tarihçe, I/486-487) 


II. Cihan Harbi esnasında Afyon mahkemesinde savcıya verdiği ifadede,  “On senedir kat'iyen dünya cereyanlarından ve vaziyetlerinden, Alman'ın mağlûbiyeti ve bolşeviğin istilâsından başka hiçbir haber almayacak derecede içtimai hayattan çekilmiş olduğunu söylemesi dikkate şayandır. Yani kendisini alakadar eden ve üzen tek şey Almanların mağlubiyetidir. (Şualar) Bu devirde Türkiye'de hükümet ricalinden hayli şahıslar, ayrıca Nadir Nadi, Peyami Safa, Nihal Atsız gibi okur yazar takımı ya İttihatçılık damarıyla, ya da Anti-Komünistlik saikiyle amansız bir Alman hayranı idi. Almanya’nın galip geleceğine inanır, bundan Türkiye’ye de bir menfaat geleceğini umardı.


Said Nursi der ki: "Resmî ilânıyla, 'Allah'a istinad edip dinsizliği kaldıracağım, İslâmiyeti ve İslâmları himaye edeceğim.' diyen bir hükûmet [Almanya] yüz milyon küsur iken, dört yüz milyona yakın nüfusa hükmeden bir diğer devlete ve dört yüz milyon nüfusa yakın ve onun müttefiki olan Çin'e ve Amerika'ya ve onlar ise zahîr ve müttefik oldukları olan bolşeviklere galibâne, öldürücü darbe vuran o hükûmetteki muharip cemaatin şahs-ı mânevîsiyle, mücadele ettiği dinsizlerin ve taraftarların şahs-ı mânevîleri tecessüm etse, yine minare boyunda bir insana nispeten küçük bir insanın nispeti gibi olur.” (Kastamonu Lahikası, 50. mektub)


Bu ifadelerle II. Cihan Harbi’nde komünist Rusya ile mücadele ve harp eden Alman hükümetine sitayişkarane işaret etmektedir. Bu devrede Almanların galibiyeti için dua ettiğini yakınları anlatır. Fakat 1943’lü yıllardan sonra SSCB’nin Alman ilerleyişini durdurması ve Almanların mağlubiyete uğramaya başlaması üzerine hükümetin tavrına muvazi olarak Said Nursi de tavrını değiştirdi. Abdulkadir Badıllı, Tahiri Mutlu’dan duydukların şöyle anlatır: “Bir müddet sonra Almanların çok acib zulümlere başladığını ve masum çoluk çocuk demeden bombalarla imha ettiğini işitince, [sanki Almanya bunlara yeni başlamış gibi] dua defterinden onların ismini sildi ve sırt çevirdi. Hatta Tahiri ağabey, Alman mağlubiyetinin Üstad’ın duasını kesmesinden sonra başladığını söylüyordu.” (II/1054)


Nursi’nin eserlerinde İslamiyete ve Risale-i nurlara teveccüh olduğuna inanıldığı için, Almanya ve Almanlar hep mümtaz bir şekilde anılır, hatta “Bahtiyar Almanya” tabiri kullanılır. Tarihçe-i Hayat’ta der ki: "Risale-i Nur, Avrupa, Amerika ve Afrika'da da hüsn-ü teveccühe mazhar olmuş; başta bahtiyar Almanya ve Finlandiya olmak üzere, birçok memleketlerde okunmaya başlanmıştır.”




10 Nisan 2023 Pazartesi
Alakalı Başlıklar