Güçlü düşmandan kaçmak caiz olur mu?
Fetâvâ-yı Hindiyye’de Serahsî’nin Muhît’inden alarak diyor ki: Müslümanların adedi, düşmanların yarısı kadar veya daha fazla ise, kaçmaları helal değildir. Bu, silahları olduğu zamandır. Silahları yok ise, silahı olan düşmandan kaçmaları caiz olur. Bunun gibi, kendisinde ok aleti olmayan müslümanın ok atandan kaçmasında beis yoktur. [Meselâ füzesi yok ise, füzesi olan düşmandan kaçması, geri çekilmesi, sulh yapması, kaleyi boşaltması câiz olur.] Bu esasa göre, bir kişinin üç kişiden kaçması caiz olur. Adedleri on iki bin veya daha fazla olunca, kendilerinden kat be kat fazla olan düşmandan kaçması helal olmaz. Bu, kelimeleri (gayeleri, davaları, maksadları) bir olduğu zamandır. Farklı farklı olduğu zaman, ikiye bire itibar edilir. Zamanımızda ise tâkata (güce) itibar olunur. Her kim mancınıkla saldırmayı planlayan bir kale halkının mevziinden veya benzeri bir mevziden kaçarsa veya kendilerine ok veya taş atılan bir mevziiden firar ederse, bunda beis yoktur. (II/193).
1 Mart 2022 Salı
Alakalı Başlıklar