Mutlak halife ve hilafet-i mutlaka nedir?
Halîfe, bir tasavvuf mürşidinin yetiştirip başkalarını da yetiştirmekle vazifelendirdiği talebesidir. Tasavvufta hilâfet (halifelik) üç çeşittir: Birincisi ve en yükseği hilâfet-i mutlakadır. Mürşid-i kâmil-i mükemmildir. Kendi gibi müşâhade makamında bir mürşid-i kâmil-i mükemmil tarafından tayin edilir. Tarikat işlerini onun ilmî, amelî ve ahlâkî kifayetine tevdi eder. Halife-i mutlak, mürşidi gibi müridleri kendi usulüyle terbiye eder ve kemale getirir. Abdülkadir Geylani, İmam Şazeli, Ahmed Rufai, İmam Rabbani gibi zatlar böyledir. İkincisi hilâfet-i mukayyededir. İlim, amel, takva ve verâda kâfi ve tarikatın şartlarını yerine getirmeye muktedir bir zâtı, münâsip gördüğü şartlar ve sınırlamalarla hilâfet-i mukayyede ile halife yapar. Bu, arzetmesi lâzım olan hâlleri mürşidine arz eder. Aldığı cevapla amel eder. Mürşidi vefat ederse hâl-i hayatında şart koştuğu emirlere hareketlerini uydurması lâzımdır. Üçüncüsü; sefâret-i mahzâdır. Sefîr, mürşidin, halîfe olabilecek vasıfları taşıyan ve yetişme safhasında olan talebesidir. Tarikat işlerinin hepsinde emre uyar, re’yine hiçbir şey verilemez. Sefir, tedricen terakki eder ve mukayyed halîfeliğe hak kazanır. Mecazen buna da halife denir. Bir de halifelik ve sefirlik namıyla değil de yalnız hatm-i hâcegânı okuyup müridleri zikr ve âdâba teşvîk ve tergîb hususunda izin verdikleri vardır. Tarikata talip ve rağbetli kimseler bulunur ise isimlerini yazarlar, ahvâlini bildirirler. Her nerede bulunur ise, tarikat edeblerini tafsilatlı olarak yazar, gönderir. Onlar da mûcibince amel ve istifade ederler ve ediyorlar. Bunlara da şimdi halife deniyor ki, şimdiki tekke şeyhlerinden, sahtekâr olmayanlarının çoğu bu kabildendir.
7 Kasım 2021 Pazar
Alakalı Başlıklar