Namık Kemal’in bir tarikate mensup olduğu doğru mudur?
Her ikisi de sıkı bir Mevlevi olan annesi ve dedesi Abdüllatif Paşa vasıtasıyla küçük yaşta tasavvuf neşvesiyle tanışan Namık Kemal, ilk feyzini Mevlevilikten almış; Kars’ta bir şeyhten ders görmüştü. Ömrü boyunca da bu an’aneye hürmet duymuştur. İlk devir şiirlerinde bu izi açıkça görmek mümkündür. Leskofçalı Galib ile yakın münasebeti vesilesiyle Nakşî-Hâlidî kültürüyle tanışmış ve hayli tesir görmüştür. Yazdığı bir jurnalde, Sultan II. Abdülhamid’i “Zamanımızın İmam-ı Rabbanisi” diye övmesi, bu kültürün alametlerindendir. Şinasi ile tanışması bir kırılma noktasıdır. Artık divan şiirinden ve edebi tarzındaki tasavvuf tesirinden koptuğu müşahade edilir. Namık Kemal, hiçbir zaman dindar bir yaşantıya sahip olmamakla beraber, zannedilenin aksine sağlam bir itikat tasavvuruna ve saltanata sadakat düsturuna sahiptir.
28 Eylül 2020 Pazartesi
Alakalı Başlıklar