Bazıları velâyete inanmadan bütün amellerimizin boşa çıkacağını söylüyor. Velâyeti, yani imâmeti Allah Kur’an’da söylüyor ve bir çok hadîs de bunu destekliyor. Biz şimdi nasıl inanmalıyız ki amellerimiz boşa çıkmasın?
Şia mezhebi, velâyet diye Hazret-i Ali’nin Hazret-i Peygamber’den sonra halife olduğunu, bunu Kur’an-ı kerim ve hadîslerin bildirdiğini söylüyor. Âyet-i kerime ve hadîs-i şeriflere bu meyanda mânâ veriyor. Velâyeti Allah emrettiğine göre, kabul etmeyenlerin imanının gideceğini söylüyor. Bu sebeple Hazret-i Ali’yi değil de, Hazret-i Ebubekir, Ömer ve Osman’ı halife yaptıkları için diğer sahabileri imansız biliyor. Şurası bir gerçek ki, Kur’an-ı kerimde velâyetten bahsedilmiyor. Velâyet dostluk demektir. Veli veya mevlâ dost demektir. Aynı zamanda da yakın akraba mânâsına gelir. Hazret-i Peygamber, “Ben kimin velisi isem, Ali de onun velisidir” buyurmuştur. Yani “Beni seven, Ali’yi de sevmelidir; çünki ben onu seviyorum” demektir. Müslüman bütün sahabileri sevdiği gibi, Hazret-i Ali’yi de sevmek mecburiyetindedir. Hazret-i Ali’yi sevmeyen günaha girer, ama imandan çıkmaz. Amelleri boşa çıkmaz; yani ahırette namaz kılmadın denmez; ama bu ibadetlere verilen sevaplardan mahrum kalır.
21 Haziran 2010 Pazartesi
Alakalı Başlıklar