Gelişmiş Arama İçin Tıklayınız!

NUREDDİN ZENGİ: Bir Ömürlük Destan

Sultan Nureddin Zengi, Salahaddin Eyyubi’yi yetiştirmiştir ama onun kadar tanınmaz. Yahya Kemal, onun için şöyle der: “Nureddin Zengi, İslamiyetin en minnettar olması icap eden insanlardandır. Müslümanlığı uyandırdı.”
11 Mayıs 2026 Pazartesi
11.05.2026

Türk-İslâm tarihinde, hadiselerin seyrini değiştiren öyle zatlar vardır ki, adları gür bir seda ile değil, vakarla ve sükûnetle yükselir. Sultan Nureddin Mahmud Zengi (1118-1174) işte bu müstesna simalardandır. Onun hükmettiği coğrafyada, Haçlı istilası kasırga gibi esiyordu. Ama o, adalet, takva, feraset ve cihad ruhuyla bu fırtınaya karşı bir kuvvetli sed teşkil etti. 

Selçuklulara tabi Halep-Şam atabeyi İmadeddin Zengi’nin oğludur. Atabey, Selçuklu şehzadelerinin askeri hocalarına verilen isimdir. Şehzadeler, tahsil çağına başlayınca merkezde bırakılmazlar, bir vilayete vali olarak gönderilirlerdi. Hakikatte vilayeti şehzade namına atabey idare ederdi. Zamanla bunlar yarı müstakil sultanlar haline geldiler.

Oğuzlar’ın Avşar boyundan olduğu tahmin edilen baba ve oğul, deha sahibi büyük asker ve devlet adamı idiler. Haçlılara karşı mücadele ve İslamiyet’i müdafaa ettiler. Mıntıkada bir asırdan fazla hüküm süren ve İlhanlılar tarafından ortadan kaldırılan Zengiler, Ortaçağ tarihinde mühim bir yer tutar.

Babası 1146’da ölünce Nureddin Haleb’e, ağabeyi Kutbeddin Mevdud da Musul’a atabey oldu. Nureddin, Urfa’yı Haçlılardan kurtardı. Almanya İmparatoru III. Konrad ile Fransa Kralı VII. Louis tarafından kuşatılan ve tehlikeli anlar yaşayan Şam’a yetişti (1148). Düşmanı büyük bir bozguna uğratarak şehri kurtardı. 

İmparator, geri dur!

Haçlıların peşini bırakmadı. Toulouse Kontu Alphonse’u öldürüp oğlu Bertrand’ı esir aldı. Antakya Prensi Raymond’u yenip öldürdü (1149). Urfa Kontu II. Joscellin’i yenip esir aldı (1151). Kudüs Kralı III. Baudouin’i bozguna uğrattı (1157). Damadı Renaud de Chatillon’u esir aldı ki 17 sene Halep’te esir yaşamıştır. 

Kumandanı Salahaddin’i bir yandan Haçlılar’ın, bir yandan da Mısır’daki Şii Fâtımîler’in üzerine gönderdi. Fırsattan istifade Suriye’ye giren Bizans İmparatoru Manuel Komnenos üzerine yürüdü. Haçlılar’dan nefret eden imparator, Nureddin’le çarpışmaktan çekindi.  Nureddin de Haleb’e çekildi. Bu kadar meşhur Avrupalı soylu kumandanları aynı zamanda mağlup etmesi hayret vericidir.

Abbasi halifesi, onun Musul, Elcezire (Cizre), Erbil, Suriye ve Mısır sultanlığını tasdik eden bir menşur (ferman) yolladı. Bu esnada Şam’da 56 yaşında boğaz iltihabından vefat etti. Kendi yaptırdığı medreseye defnolundu. 

Nureddin’in oğullarından Melikü’s-Sâlih İsmail, babasının vefatından sonra küçük yaşta tahta geçti. Nureddin’in en meşhur zevcesi İsmetüddin Hatun, Musul Atabeyi Tuğtegin’in kızıdır. Nureddin’in ölümünden sonra hem siyasi ittifak hem de oğlunun himayesi gayesiyle Salahaddin Eyyubi ile evlenmiştir ki bu yüzden yersiz tenkit edilir. 

Zengi Devleti sınırları
Zengi Devleti sınırları

Siyasi güç dengesi

Nureddin’in en büyük kusuru, kendisinden faziletçe hiç de geri olmayan Anadolu Selçuklu Sultanı II. Kılıçarslan ile husumetidir. Tebaasının yarısı gayrimüslim olan Sultan, Anadolu’da milli birliği hassasiyetle tesise çalışırken, gayrimüslimleri hoş tutarak ince bir siyaset takip ederdi. Ona göre daha basit düşünen Nureddin Zengi ise, Sultan’ı bundan dolayı tenkit eder, onu amme efkârında gözden düşürmeye çalışırdı. Bunu İbnülesir anlatır.

İkisi arasındaki soğukluğun esasında siyasi nüfuz mücadelesi yatar. Sultan II. Kılıçarslan, Anadolu birliğini temin için uğraşırken, ufku daha dar olan Nureddin Zengi, Danişmendlileri Selçuklulara karşı denge unsuru olarak destekliyordu. Böylece iki hükümdar karşı karşıya geldi. Bu ufuk darlığı, Haçlıların Kudüs’ten atılmasını geciktirmiştir.

Nureddin Zengi, Halep ve Şam merkezli güçlü bir Suriye hâkimiyeti kurmuştu. Anadolu’da güçlenen bir Selçuklu Devleti, Zengiler için tehdit teşkil edebilirdi. Sultan, Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nu kuran hanedanından, Nureddin ise basit bir atabeyi idi. Sultan da Nureddin’in Anadolu işlerine müdahalesinden rahatsızdı. Nureddin zaman zaman Sultan II. Kılıçarslan’ın rakipleriyle, Ermeni Kralı ve Franklarla ve bilhassa Danişmendlilerle siyasi ittifaklar yaptı. Bu da iki taraf arasında emniyetsizlik doğurdu.

Nureddin Zengi, 1157’de Anadolu’ya sefer tertipleyerek Sultan’ı baskı altına aldı. Tam o esnada Kudüs’teki Haçlılar Nureddin’in topraklarına hücum edince, Sultan’dan özür dileyerek geri çekildi. Sonra bir fırsat bulup Anadolu’ya yürüdü. 1173’te Kayseri’de iki ordu karşı karşıya geldi. Sulh için araya girenler, Sultan’ın basireti ve Nureddin’in boyun eğmesi üzerine muharebeyi önlediler. 

Bu da Anadolu’daki siyasi birliğin teminini geciktirdi. Ancak Nureddin’in 1174’te ölümünden sonra Selçuklular Anadolu’da güç kazandı ve (Tokat, Amasya, Sivas, Kayseri gibi) Danişmendli topraklarını ele geçirdi. Buna mukabil Zengiler zayıfladı. Bu da ileride Selçukluların Bizans’a karşı daha güçlü hale gelmesine, bilhassa 1176 Miryokefalon zaferine zemin hazırladı.

Nureddin Zengi sikkesi
Nureddin Zengi sikkesi

Müslümanlığı uyandıran lider

Yahya Kemal diyor ki: “Rum Selçuklularının rehavete kapılıp güçsüz düştüğü ve Suriye’ye yardım edemediği bir zamanda imdada Zengiler yetişti. Sultan Nureddin, İslamiyetin en minnettar olması icap eden bir insandır. Çok hamiyetli idi. Müslümanlığı uyandırdı. İşin başına geçince bütün müslümanlara mücadele azmi verdi. Herkes kendisine ümitle bağlandı. Şehit olmadığına hayıflanırdı. (Bu sebeple Nureddin-i Şehid diye tanınır. Zira şehit olmayı samimi isteyen, İslamiyette şehit sayılır.)

Nerede ise Kudüs’ü alacaktı. Mısır alınmadan Kudüs’ün alınamayacağını düşünerek Salahaddin’i bu işle vazifelendirdi. Salahaddin Mısır’a hâkim oldu. Beraberce Kudüs’e yürümeye karar verdi. Bazı müfsitler, Sultan Nureddin’in Salahaddin’den şüphelendiği dedikodusunu yaydılar. Salahaddin kendisine pusu kurulduğundan işkillendi, ayak sürüdü. Nureddin de bunu hıyanet olarak gördü. Ama Salahaddin alttan aldı. Tam o sırada Sultan Nureddin vefat etti.” (Yahya Kemal’in Dünyası)

Bu sefer müfsitler Sultan Nureddin’in küçük yaşta tahta çıkan oğlunu Salahaddin’e karşı kışkırttılar. Musul atabeyleri harekete geçip bazı toprakları aldılar. Nihayet Salahaddin, Zengi topraklarını fethedip, ülkenin dağılmasının önüne geçti. Nureddin’in emelini gerçekleştirerek Kudüs’ü aldı. 

Nureddin Zengi medresesi Şam
Nureddin Zengi medresesi Şam

Bir irfan medeniyeti

Sultan Nureddin’in devlet siyasetindeki belki en parlak cihet, ilim ve hayra verdiği ehemmiyettir. İlim adamlarını ve sofileri himaye ederdi. Onun devrinde Şam ve Halep, adeta birer irfan merkezi haline geldi. Nizamülmülk’ün Nizamiye medreselerine muadil Nuriye medreselerini kurdu. Biri Bağdad ve şarkındaki, diğeri Şam ve garbındaki İslam beldelerinde asırlarca faaliyet gösterdi. 

Dârülkurrâ (Kur’an mektebi), dârülhadis, dârüşşifâ, rasathane, ribat (karakol), han ve fakirlere yemek dağıtan imaretler inşa ettirdi. Fakir talebelere, âlimlere ve müderrislere vakıflar tahsis ederek ilim hayatını ihya etti. Bu sebeple tarihçiler, onun zamanını “Şam’ın adalet ve irfan asrı” diye tavsif eder.

Şam’da yaptırdığı hastane emsalsizdi. Tedavi, ilaç ve hizmet ücretsizdi. İslâm dünyasının en mütekamil hastanelerinden biridir. Birçok mescid ve cami inşa ettirmiştir. Halep Ulu Camii’ni tamir edip genişletmiştir. Mescidlerin gelirleri için büyük vakıflar kurmuştur. Şam surlarını tahkim etmiş, birçok kale ve hisar yaptırmıştır. Haçlılara karşı tampon bölgeler kurmuştur.

Salahaddin’in üstadı

İkinci Haçlı seferini neticesiz bırakan İslâm kahramanlarından Nureddin Zengi, imar hizmetleri yanında, büyük bir kumandan ve devlet adamıdır. Adalete riayeti dillere destandı. Melikü’l-Âdil lakabıyla tanındı. Haftada iki gün Dârüladl isimli mezalim mahkemesinde halkın huzuruna çıkarak, şikâyetleri dinler, davalarını hallederdi. 

Emirleri bile halkın karşısında hesaba çekerdi. Devrin tarihçileri, “Şam’da halk geceleri bile kendini emin hissederdi” diye yazar. Derler ki, Sultan Nureddin Dârüladl’de bazı günler tek başına otururdu. Hiçbir dava ve şikâyet gelmezdi. 

Nureddin Zengi, yalnız kendi devrinin kahramanı değildi; o, daha sonra Kudüs’ün fatihi olacak olan Salahaddin Eyyubi’nin hocası ve manevî rehberi idi. Salahaddin’in Mısır’da yükselmesi, Nureddin’in siyasi feraseti ve desteği sayesinde mümkün olmuş, Kudüs’ün fethinin manevî hazırlığı onun devrinde yapılmıştır.

Sultan Nureddin’in Salahaddin’e gönderdiği meşhur sözü, devlet telakkisinin ruhunu aksettirir:“Bu devlet bizim değil, Allah’ındır; biz ancak O’nun dinine hizmetkârız.” Salahaddin, adalet sevgisini Sultan Nureddin’den öğrenmiştir. Sultan Nureddin üçlerden, Sultan Salahaddin ise kırklardandır, denmiştir. (Ebu Şâme, Kitâbu’r-Ravzateyn fi Ahyâri’d-Devleteyn.) Bu, ikisi hakkında yazılmış en meşhur ve muteber kitap sayılır.

Nureddin Zengi Harim muharebesinde
Nureddin Zengi Harim muharebesinde

Beni bunlardan kurtar!

Rivayete göre, Medine’ye gelen iki sözde keşiş, zühd sahibi kimseler gibi görünerek bir hücreye yerleşmişlerdi. Fakat geceleri gizli bir tünel kazıyor, Cenab-ı Peygamber’in naaşını ele geçirip Hristiyan dünyasına götürmeyi planlıyorlardı. 

Bu sırada Sultan Nureddin, Şam’da birkaç gece rüyasında Resulullah’ı gördü. Ona, “Nureddin, beni bu iki kişiden halâs eyle” buyurdu. Nureddin derhal yanına birkaç kişi alıp Medine’ye gitti. Halkın tamamını sıraya dizdi. Rüyadaki simalarla aynı iki yüzü görünce işi tahkik ettirdi. Tünel ortaya çıktı ve iki ajan yakalandı. 

Nureddin, kabri yeniden tahkim ettirdi. Etrafına kalın kurşun bir muhafaza döktürdü. Hâdise, asırlardır Nureddin’in feraset ve takvasının Cenab-ı Peygamber’e muhabbetinin bir nişanesi olarak anlatılır. (İbnü’l-Esîr, İbn Kesîr)

Nureddin Zengi kabri
Nureddin Zengi kabri

Siyaset ve ahlak

Sultan Nureddin, saray debdebesinden hoşlanmazdı. Gelen hediyeleri fakirlere dağıtırdı. Sade yaşardı. Bir zafer dönüşü methiyeler okunduğunda, “Eğer muvaffakıyet Allah’tansa, ki öyledir, övülmesi gereken ben değil O’dur” diyerek alicenaplığını göstermiştir.

Nureddin Şehid, vefat ettiğinde Şam halkı günlerce matem tuttu. Ardında hazineler değil, adaletle mamur şehirler, ilim müesseseleri, emniyet ve selâmet içinde yaşayan bir halk bıraktı. Bugün tarih sayfalarında ismi, “devlet adamlığının ahlâkla birleştiği nadir örneklerden biri” olarak altın harflerle yazılıdır.

Nureddin Zengi’nin hayatı, şu hakikati hatırlatır: Devlet, ancak adaletle yükselir; adalet ise takva, feraset ve merhametle ayakta durur. Onun ömrü, ilâ-yı kelimetullah uğruna yaşanmış bir destandır.