Gelişmiş Arama İçin Tıklayınız!

ATATÜRK NEDEN HİÇ YURTDIŞINA ÇIKMADI?
Padişahlar ve cumhurbaşkanlarının diplomasi yolculuğu

Harb gayesi olmaksızın memleket haricine çıkan ilk padişah Sultan Abdülaziz’dir. İkinci olarak Sultan Vahîdeddin 1922’de vatan toprakları dışına sürgün edilmiştir.
5 Ocak 2026 Pazartesi
5.01.2026

İlk padişahlardan Orhan Gazi, hanımını da alarak kayınpederi Bizans İmparatoru’nu ziyarete İstanbul’a gitmiş, beraber avlanıp ziyafetlere iştirak etmişlerdir.

Padişahlardan askerî, siyasî ve idarî bir sebep bulunmaksızın yurt içinde dolaşanların sayısı azdır. Bu o zamanın şartlarında normaldir. XVII. asır padişahlarından bazısı eski payitaht Edirne’ye gitmiş, İstanbul’un dağdağasından kaçmak için uzun zaman burada kalmıştır. Burası adeta ikinci payitaht olmuştur.

Sultan Ahmedin Edirneye gidişi - Nakşinin minyatürü
Sultan Ahmedin Edirneye gidişi - Nakşinin minyatürü

Rafine zevkleri olan padişahlardan Sultan IV. Mehmed Edirne’den başka Çanakkale, Bolayır, Gelibolu, Bursa, İzmit, Yanbolu, Dimetoka, Filibe, Selanik, Ağriboz, Yaş gibi şehirlere gidip kaldı. Bursa’dan öteye geçmemiş, ama Rumeli’nin içlerine kadar gezmiştir.

Sultan II. Mahmud Gelibolu, Bolayır, Şarki Trakya, Rodos, Tuna, Varna’ya gitti. Çoğunu buğu gemisi denen buharlı tekne ile yaptı.

Sultan Mecid, Eser-i Cedid yatı ile 44 gün süren İzmit, Mudanya, Bursa, Gelibolu, Çanakkale, Midilli seyahati yaptı. Yine yatla Limni, Girit, Rodos, Marmaris, Bodrum, İstanköy, Kuşadası ve Sakız’a gitti. Yanında kardeşi Abdülaziz Efendi ile oğlu Murad Efendi de vardı. Edirne, Eski Zağra, Kızanlık, Gabrova, Tırnova, Ziştovi, Rusçuk, Silistre, Şumnu ve Varna’yı ziyaret etti. Rodos, Girit ve Sakız’a birkaç defa gitti. İzmir’e gitti. Vilayet merkezini Aydın’dan buraya aldırdı.

Sultan Mahmudun buğu gemisi
Sultan Mahmudun buğu gemisi

Sükse yapan seyahat

Tanzimat bürokratlarının otoriter idaresinden şikayetçi gençler, Mısır ve Fransa’ya kaçarak hükümet aleyhinde neşriyat yapmaya başladı. Kendilerine Genç Osmanlılar diyen bu gençlere, Avrupalılar Jön Türkler demiştir. Bu arada Rumeli’deki istiklal hareketleri yüzünden gayri müslim tebaayla münasebetler de gergindi. Avrupa’da Türkler aleyhinde bir hava meydana gelmişti.

Sultan Abdülaziz, 1864’te imtiyazlı eyalet Mısır’ı ziyaret ederek aradaki bağları kuvvetlendirilmesine yardımcı oldu. 1867’de ise Fransa İmparatoru III. Napoléon’un Paris Sergisi’ne daveti üzerine gemiyle Avrupa seyahatine çıktı. Bu, bir Osmanlı padişahının ecnebi topraklara, askeri maksat olmadan yaptığı ilk ve tek seyahattir.

Sultan Abdülaziz Fransada
Sultan Abdülaziz Fransada

Sultan Abdülaziz bu seyahatinde Fransa’dan başka, İtalya, Avusturya, Almanya, Belçika ve İngiltere’yi de ziyaret etmiş, hükümdarlarla görüşmüş, kendisine nişanlar takdim edilmiştir. Bu seyahat büyük sükse yapmış, Padişah sempatikliğiyle alaka toplamıştır. Böylece Rumeli’deki hadiseler sebebiyle Avrupa amme efkârındaki menfi havanın silinmesini temin etmiştir.

Süveyş Kanalı’nın açılışı münasebetiyle çok sayıda hükümdar ve asil şahsiyet İstanbul’a kendisini ziyarete gelmiştir. Dolmabahçe’de istikbalin İngiltere Kralı Galler Prensi Edward’a yemek vermiş, Prens, tarihte bir padişahın beraber yemek yediği ilk kişi olarak tarihe geçmiştir.

Sultan Abdülaziz İngiterede
Sultan Abdülaziz İngiterede

Kafeste kapalı aslan

Peki M. Kemal neden yurt dışı seyahatine gitmemiştir? 1910’da genç bir zabit iken Picardie manevralarını izlemek üzere Fransa’ya gitmiş; bu esnada Hollanda, Belçika ve İsviçre’den de geçmiştir. 1913’te, (yurt dışı sayılırsa) Sofya Ataşemiliterliği’ne tayin edilmiş, bir sene kalmıştır.

1917’de Veliaht Vahîdeddin Efendi’nin iade-i ziyaret maksadıyla Almanya seyahatine iştirak etmiştir. 1918’de görünüşte tedavi, ama aslında siyasi manevra için Viyana ve Karlsbad’a gitmiştir. Hepsi 1 ay süren bu seyahatler dışında, Garp kültürünü birinci elden tam manasıyla tanıma imkânı bulamamıştır.

Bunların hepsi trenle cereyan etmiştir. Sonra yurt dışına hiçbir seyahat yapmamıştır. Bazıları, herkesi ayağına getirtip, kimsenin ayağına gitmediği şeklinde tefsir etmiştir. Halbuki diplomatik münasebetler karşılıklı ziyaretlerle yürür. Bu sebeple yurt dışı ziyareti yapmamak bir meziyet sayılmaz.

Bazıları, emperyalist gördüğü Avrupa devletlerine küstüğü için yurt dışına gitmemiştir diyorlar. Halbuki Avrupa’nın, onun gözünde bir rol modeli olduğu, inkılaplardan bellidir.

Bazısı ise Türkiye’yi ziyaret edenlerin ehemmiyetli kişiler olmadığını, bu sebeple iade-i ziyarete ihtiyaç duymadığını söylemiştir. Ama aralarında İngiltere Kralı, İran Şahı gibi o zamanki konjonktürde mühim sayılan şahsiyetler bulunduğu için bu da söz götürür.

Kimi de yapacağı çok iş olduğu için fırsat bulamadığını söylemiştir. Halbuki hükümet işlerini başvekil yürütür, reisicumhur devleti temsil eder. Nitekim 1930’lu yıllar işsizlikten sıkıldığını, kafese kapalı aslan gibi hissettiğini bizzat ifade etmiştir.

Mustafa Kemal Bey Picardie manevralarında Soldan 3.
Mustafa Kemal Bey Picardie manevralarında Soldan 3.

Darbeler gece yapılır!

İlk sebep uçma fobisidir. Bizzat anlattığına göre, Picardie manevralarında kendi bineceği tayyareye Romen bir subay binmiş ve o tayyare düşmüştür. (Sadi Borak, “Atatürk uçağa niçin binmezdi?”, Hayat Tarih, Mayıs 1965; Celal Erikan, Komutan Atatürk)

Havacılığa ehemmiyet verdiği, ama imkânı olduğu halde hiç tayyareye binmediği hakikattir. O zamanki Türkiye’nin kabuğuna çekilmiş memleket pozisyonu da buna eklenince, 20 sene boyunca hiçbir yurt dışı seyahati yapmamıştır.

Halbuki yerinde duramayan bir karakteri vardı. Trenle veya yatla Türkiye’nin hemen her yerine bazılarına defalarca giderek otoriteyi yerinde teftiş etmiştir. O halde yurt dışına da trenle gidebilirdi. Bu ise, Birinci Cihan Harbi’nin parçalanmış, bloklara bölünmüş dünyasında sıkıntılı, belki de riskli olabilecek bir işti.

Yatla gidemez miydi? Bindiği padişahlardan kalma yatlar, deniz aşırı seyahat tecrübesine pek elverişli değildi. Savarona ise çok geç, vefatından 1,5 ay evvel geldi.

Bir inkılap yapılmıştır. Cumhuriyet daha çok yenidir. Rejim tam yerleşmemiştir. Kısa bir zaman için bile olsa yurt dışıda kalmak büyük bir risk demektir. Yurt dışı seyahatinde iken darbe ile devrilen devlet reisleri az değildir. Onun ise, Sultan Hamid’e rahmet okutacak derecede temkinli olduğu bilinmektedir.

Kütüphanecisi Nuri Ulusu’ya şöyle demiştir: “Bütün ihtilal ve inkılaplar hep geceleri olur. Binaenaleyh ben gece oturur, uyumam. Herkesten sonra yatar ve uyurum” (Atatürkün Yanı Başında, 36)

Yurtdışı tecrübesi

Yeni devir idarecileri için, yurt dışına çıkmamış olmak çarpıcı bir hâdisedir. Osmanlı Devleti’nin son devrindeki üst seviye devlet idarecilerinin, hele sadrazamların neredeyse hepsi uzunca bir müddet tecrübe edinecek kadar Garp’ta bulundular. Reşid Paşa, Âli Paşa, Fuat Paşa, Tevfik Paşa gibi 7-8 sene belli başlı Avrupa memleketlerinde sefirlik yapanları vardır. Liseyi Paris’in elit mekteplerinde okumuş olanları vardır.

Yeni devirde, o zamana kadar Avrupa’da kalmamış, Avrupa hakkında en az bilgi ve tecrübesi olan kişiler olarak devlet idare mevkiine gelmişlerdir. Türkiye’nin garplılaşmasını ideal edinmiş, Avrupa’yı model almışlardır.

Ama neyi ne kadar tanıdıkları söz götürür. 15 sene başvekillik, 12 sene reisicumhurluk yapan İsmet İnönü bile Avrupa’yı ilk defa Lozan’a gittiğinde görmüştür. Ankara hareketinin diğer mensuplarının çoğu Avrupa’ya hiç gitmemiş; giden pek azı da kısa zaman kalmıştır.

Cumhurbaşkanı yolda

İsmet İnönü, 12 yıllık reisicumhurluk esnasında hiç yurtdışına çıkmadı. 15 yıllık başbakanlığında sadece 10 tane yurt dışı seyahat yapmıştır. 1931’de Atina’ya ve Budapeşte’ye, 1932’de Moskova ve Roma’ya, 1933’te Sofya’ya, 1937’de Belgrad’a Paris’e ve Londra’ya, 1963’te Kennedy’nin cenaze merasimi için ve 1964 Haziran ayında Kıbrıs meselesi için Amerika’ya gitmiştir.

Celal Bayar (1950-1960), reisicumhur sıfatıyla 13 ülkeye 17 defa ziyarette bulundu. 3 defa İran’a gitti. ABD, Yunanistan ve Vatikan’a giden ilk reisicumhur oldu. Ayrıca İngiltere, Irak, Pakistan, Lübnan, Libya, Almanya, Afganistan ve İtalya’yı ziyaret etti.

Cemal Gürsel (1960-1966) sadece 1 defa tedavi için 1966’da Amerika’ya gitti.

Cevdet Sunay (1966-1973) 15 ülkeye 17 yurtdışı seyahati yaptı. Pakistan, Tunus, ABD, Fransa, İngiltere, Suudi Arabistan, Libya, Irak, Afganistan, İran, Rusya, Ürdün, Etiyopya, Romanya ve Almanya’ya gitti.

Fahri Korutürk (1973-1980) iç ve dış seyahate soğuktu. İki defa İran’a, ayrıca Pakistan, Irak ve Finlandiya’ya gitti.

Kenan Evren (1980-1989), 7 yıla 23 ülkeye 32 ziyaret sığdırdı. Pakistan, Bulgaristan, Kuveyt, Romanya, Yugoslavya, Bangledeş, Çin, Endonezya, Kore, Ürdün, Fas, Suudi Arabistan, Romanya, Birleşik Arap Emirlikleri, Pakistan, Tunus, Mısır, Katar, Macaristan, Yugoslavya, Kuveyt, Fas, Cezayir, ABD, İngiltere, Almanya, Malezya ve Hindistan’a gitti. Seleflerinin aksine hiç İran’a gitmedi. Uzak Doğu’ya ilk giden reisicumhurdur.

Turgut Özal (1989-1993), 29 ülkeye 40 yurtdışı seyahati yaptı. ABD (5), İran (2), Fransa, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Mısır, Suriye, Suudi Arabistan, Japonya, Kazakistan (2), Rusya, Ukrayna, Hollanda, Pakistan, Singapur, Yeni Zelanda, Avustralya, Malezya, Romanya, Çekoslovakya, Senegal, Bulgaristan, Makedonya, Arnavutluk, Hırvatistan, Özbekistan, Kırgızistan, Türkmenistan ve Azerbaycan’ı ziyaret etti. Avustralya’ya ilk gidendir.

Süleyman Demirel (1993-2000), cumhurbaşkanlığı esnasında 57 ülkeye 125 defa ile yurtdışı seyahat rekoru kırdı. 7 yılda sene başına ortalama 18 ziyaret düşer. Güney Amerika’ya ilk defa giden reisicumhurdur. İran’a 3 defa gitti. En çok Romanya’yı ziyaret etti. Polonya, İsviçre, Mısır, Ukrayna, Moldova, Bosna-Hersek, Hırvatistan, İran, Ürdün, Macaristan, Türkmenistan, Gürcistan, Fas, Portekiz, Hindistan, Danimarka, Pakistan, Arjantin, Şili, Brezilya, Çin Halk Cumhuriyeti, Endonezya, Kazakistan, Bulgaristan, Arnavutluk, Makedonya, Tacikistan, Moğolistan, ABD, Azerbaycan, Fransa, Portekiz, Filistin, İsrail, Mısır, Özbekistan, İran, Türkmenistan, İtalya, Rusya, Almanya, Bangladeş, Slovenya, Hollanda, Estonya, Letonya, Litvanya, İspanya, Kuveyt, Umman, BAE, Tunus, Kuzey Kıbrıs, Cezayir, Filipinler, Bahreyn ve Katar’a gitti.

Ahmet Necdet Sezer (2000-2007), 49 yurtdışı seyahati yaptı. Azerbaycan (5), Gürcistan (4), Bulgaristan (3), İran (2), Suriye, Kuzey Kıbrıs, ABD, Özbekistan, Türkmenistan, Kırgızistan, Kazakistan, Katar, Ürdün, Bulgaristan, Mısır, Almanya, Hollanda, Romanya, Pakistan, Tacikistan, Gürcistan, Slovakya, Çekya, Letonya, Litvanya, Estonya, Arnavutluk, İtalya, Moğolistan, İspanya, Danimarka, Tunus, Ukrayna, Makedonya, Hırvatistan, Malezya, Polonya, Portekiz, Macaristan, Bosna Hersek, İsrail, Filistin ve Rusya’ya gitti. Güney Afrika Cumhuriyeti’ne giden ilk reisicumhurdur.

Abdullah Gül (2007-2014), başbakanken Suriye ve İran’a 2, cumhurbaşkanlığında ise 120 dış seyahat yaptı, 84 ülkeyi ziyaret etti. Arnavutluk, Bahreyn, Bangladeş, Belçika, Birleşik Arap Emirlikleri, Bosna-Hersek, Çin, Danimarka, Endonezya, Ermenistan, Estonya, Finlandiya, Gabon, Gana, Güney Kore, Gürcistan, Hırvatistan, Hindistan, Hollanda, Irak, İsveç, İtalya, Japonya, Kamerun, Karadağ, Katar, Kenya, Kongo, Letonya, Litvanya, Macaristan, Makedonya, Nijerya, Polonya, Portekiz, Senegal, Slovakya, Slovenya, Tacikistan, Tanzanya, Tunus, Umman, Ürdün, Yemen, Avusturya (2), İngiltere, Bulgaristan, Çekya, İsviçre, İran, Kırgızistan, Kuveyt, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Pakistan, Romanya, Rusya, Sırbistan, Suriye, Almanya (3), ABD (4), Suudi Arabistan, Türkmenistan, Azerbaycan (5), Fransa, Kazakistan, Mısır (6) ve Kazakistan’a gitti.

Tayyip Erdoğan, başbakanlığı sırasında 93 ülkeye 305, cumhurbaşkanlığı esnasında ise 90 ülkeye 248 seyahat yapmıştır.