BİR BİLGİN PADİŞAH

Sultan II. Bayezid’in vefatı bütün İslâm âleminde teessürle karşılanmıştır. Hatta Kahire’de başta Sultan Kayıtbay olmak üzere halk gıyabi cenaze namazını kılmıştır.
10 Ekim 2022 Pazartesi
10.10.2022

 

Sultan II. Bayezid devri, bazı tarihçilerce askerlik cihetinden sönük kabul edilse bile, ilim, kültür ve fende çok parlaktır. Zamanında çok sayıda hayır eseri inşa edilmiş; güzel sanatlar büyük ilerleme kaydetmiştir.

Onun saltanatında neşredilen 1501 tarihli İhtisab Nizamnâmesi, dünyanın bugüne gelmiş bilinen en eski belediye ve standartlar kanunudur. İhtisab, Arapça’dır ve belediye demektir.

Askeri muvaffakiyetlerin devamı, ilmi, iktisadi ve idari tekamülün neticesidir. Bu sebeple onun zamanı, oğlu ve torunu zamanındaki büyük fetihlerin bir hazırlık devresi olmuştur. Vefatında memleket toprakları 2.373.000 km2 idi.

Orduyu yeni silahlarla teçhiz etmiş; süvari, topçu ve top nakliye sınıfını ıslah etmiştir. Asker sayısını arttırmış; donanmaya çok ehemmiyet vermiştir.

Siyasi ve diplomatik ciheti, askerliğinden daha ehemmiyetlidir. Şark ve garp devletleriyle ciddi siyasi münasebetlerde bulunmuş; ince bir siyasi zekâya ve uzak görüşe sahip olduğunu ispatlamıştır. Rusya ile ilk diplomatik irtibat kurulmuştur. İtalya’nın iç işlerinde söz sahibi idi. Mantova dukasının serbest bırakılması için Venedik’e ihtarda bulunmuş; Venedik hemen bu sözü dinlemiştir.

Sultan II. Bayezid
Sultan II. Bayezid

Velilerden bir veli

Babasından sonra Osmanlı padişahlarının en bilgini kabul edilir. Mükemmel bir tahsil görmüştü. Arapça ve Farsça’yı edebiyatı ile beraber bilirdi. Dini ilimlere, hikmete ve matematiğe vâkıftı.

Kendisine takdim edilen bütün eserleri okur; kıymetli gördüklerini teşvik ederdi. Dalkavuklara yüz vermezdi. Kitap okumaya ve ilmi araştırmalara düşkündü. Şair, usta bir hattat ve müzehhib idi. Adnî mahlasıyla şiirler yazardı. Divan’ı vardır.

Aynı zamanda tasavvufa en düşkün padişahlardandır. Bu sebeple Velî diye meşhurdur. Keramet sahibi olarak görülür. Şehzadeliğinde Halvetî şeyhi Çelebi Halife’ye mürid olmuştu. Yine o zaman Şeyhülislâm Ebussuud Efendi’nin babası ve Halvetî şeyhi Muhammed İskilibî (Şeyh Yavsî) dergâhında kırk gün çileye girmişti. Bayramî şeyhi Baba Yusuf Seferhisârî’nin de sohbetinde bulunmuştur. Zigetvar seferine çıkarken Halveti şeyhi Nureddinzade’yi yanında götürmüştür.

Sultan II. Bayezid
Sultan II. Bayezid

Dünya çapında bir itibar

Osmanlı tarihçiliği onun zamanında yeni bir safhaya girmiştir. İbni Kemal ve İdris Bitlisi’ye birer Osmanlı tarihi yazdırmıştır. Zamanında çok âlim ve sanatkâr yetişmiştir. Bunları himaye ederdi. Bunlar için tahsis ettiği ayrı bir bütçesi vardı. Babasının hocası Molla Gürani’nin cenaze merasimine iştirak edip; borçlarını ödemiştir.

Sadece Osmanlı ülkesindekilere değil, Herat, Buhara gibi İslam âleminin diğer beldelerindeki âlimlere de yıllık tahsisat gönderirdi. Ölümü bütün İslâm âleminde teessürle karşılanmıştır. Hatta Kahire’de başta Sultan Kayıtbay olmak üzere halk gıyabi cenaze namazını kılmıştır.

Uygurca okuyabilen, Çağatay lehçesi konuşabilen ve az da olsa Rumca, Sırpça ve İtalyanca anlayan Padişah, Avrupa’daki sanatçılarla da temasta bulunmuştu. Leonardo Da Vinci, Padişah’a mektup yazarak Haliç ve Boğaz’a birer köprü yapmayı teklif etmiş; ama tahakkuk etmemiştir. Hatta Michelangelo, bir ara İstanbul’a gelmeyi düşünmüştür. Mutaassıp olduğu, babası zamanından kalma sanat eserlerini yok ettiği iddiası yakıştırma veya yanlış anlaşılmadır.

Leonardo da Vinci'nin Galata Köprüsü projesi
Leonardo da Vinci'nin Galata Köprüsü projesi

Okçuluk ustası

1447’de veya 1452’de dünyaya geldi. Annesi muhtemelen Dulkadirli prensesi Sitti Mükrime Hatun’dur. Bayezid, Ebu Yezid demektir ki, Hazret-i Muaviye’nin lakabıdır.

Ortadan uzun boylu ve geniş omuzluydu. Beyaz tenli, siyah saçlı, ela gözlü, çatık kaşlıydı. Sakalı ne uzun ne kısaydı. Babası gibi ulemaya mahsus sarık sarardı. Az yerdi.

Ata binmekten ve avlanmaktan hoşlanırdı. Okçulukta ustaydı. Buna dair kitap yazdırmıştır. Kimse onun kadar güzel ok ve yay yapamazdı. Elinden çıkma bir yay, bugün Topkapı Sarayı’nda teşhir edilmektedir.

Çok merhametli, cömert, vefakâr ve kadirşinastı. Fakirlere verdiği sadaka, onları zengin edecek miktarda olurdu.

Kızlarından biri Akkoyunlu şehzadelerinden biriyle, diğerleri zamanın yüksek bürokratları ile evlenmiştir. Meşhur Bosna Valisi Gazi Hüsrev Bey, Sultan II. Bayezid’in kızının oğludur.

Sultan II. Bayezid avlanıyor
Sultan II. Bayezid avlanıyor

Eski günleri unutalım

Babasıyla çıktığı bir seferde, orduyu teftiş eden Veziriazam Gedik Ahmed Paşa, Şehzade’nin birliğini disiplinsiz bulmuş ve Padişah’a söylemişti. Buna incinen Şehzade, “Bir gün padişah olursam, sana bu küstahlığını ödeteceğim” demiş; Ahmed Paşa da “Bir gün padişah olursanız, kılıcımı sizin için kullanmayacağım” diye yemin etmişti.

Yıllar sonra Şehzade Bayezid padişah oldu. İç savaş sırasında Şehzade Cem’i tutmuş olan Gedik Ahmed Paşa, kılıcı atının eğerine bağlı olarak Padişah’ın huzuruna çıktığında, “Yaptığın yemini affediyorum. Eski günleri unutalım. Babama hizmet ettiğin gibi, bana da hizmet et!” diyerek gönlünü almıştır.

Akıl hastalarına insan muamelesi

İstanbul’un yedi tepesinden biri üzerinde yaptırdığı Bayezid Câmii, medresesi, imareti, kütüphanesi, sıbyan mektebi ile büyük bir külliyedir. 1497’de başlayan külliyenin inşası 9 sene sürmüştür. Burada şeyhülislâmın her hafta halka açık tefsir dersi vermesini şart koşmuş; bunun için ayrı bir ücret tahsis etmiştir. Bu âdet zamanımıza kadar sürdürülmüştür. Seyyid Abdülhakîm Arvasî, 1919-1943 arası bu kürsüde tefsir okutmuştur.

İstanbul’da kurduğu Altmışlı adındaki medrese, babasının kurduğu Fatih Medresesi’nin bir üst (mastır) derecesi olarak Osmanlı maarif sisteminde yerini almıştır.

Edirne’de câmi, medrese, imaret, darüşşifa, tabhane ve tekke yaptırmıştır. Temelini 1484’te bizzat Padişah atmış; inşaat 4 sene sürmüştür. Bugün sağlık müzesi olan darüşşifa, bilhassa akıl hastalarının gerek cerrahi operasyonlarla, gerekse meşguliyet, su ve kuş sesi, musiki gibi vasıtalarla tedavi edildiği muhteşem bir tıp merkezidir. Avrupa’da akıl hastalarının içine şeytan girmiş deyip yakıldığı bir devirde, Osmanlılar bunlara hasta muamelesi yapmış ve tedavisi için uğraşmıştır.

Edirne Sağlık Müzesi
Edirne Sağlık Müzesi

Küçük Kıyamet

1509’da Küçük Kıyamet adı verilen ve 45 gün süren zelzelede İstanbul’daki taş binaların çoğu yıkılmış; binlerce kişi ölmüştü. Sultan II. Bayezid, sarayın bahçesindeki çadırda yaşamış; sonra Edirne’ye gitmişti. Burada da Tunca Nehri taşarak şehri su basmıştı.

Bunun üzerine Anadolu’dan getirttiği ustalarla şehri adeta yeniden inşa ettirdi. Bu zelzele, Osmanlı şehir mimarîsinde bir dönüm noktası teşkil eder. Taş yerine, zelzeleye dayanıklı ahşap mimariye geçilmiştir. Bundan sonra nice zelzeleler olmuş; ama fazla can ve mal kaybı yaşanmamıştı.

Şehzadeliğinde valilik yaptığı Amasya’da cami, medrese, mektep, imaret, han, misafirhane ve tekke; Bursa’da da üç han yaptırmıştır. Edirne’de, Tunca; Osmancık’ta Kızılırmak; Geyve’de Sakarya ve Manisa’da Gediz nehirleri üzerine muhteşem köprüler inşa ettirmiştir. Bundan başka nice şehirlerde mescid, tekke, kale, köprü, han yaptırmış; çoğu eseri tamir veya yeniden ihya ettirmiştir. Servetini hep hayır yolunda sarfetmiştir.