Ekrem Buğra Ekinci, 1987’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajı yaptı.

Ankara’da başladığı kariyerini İstanbul’da sürdürdü.
Doktorasını 1996’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Türkiye ve Daily Sabah gazetelerinde yazmaktadır.
Devam
 
Yazışmalar


Siz de Sual Gönderebilirsiniz...
Sual:
Kur’an-ı Kerim’de Hazret-i Meryem’in Hazret-i Harun’un kız kardeşi olduğuna dair âyetler var (Meryem suresi, 26). Halbuki Meryem Oğlu İsa ile Harun peygamber arasında asırlar var. Bu âyeti nasıl anlamak gerekir?

Cevap;
Tefsirlerde bu hususta çok rivayetler vardır. Bu Harun, Musa aleyhisselamın kardeşi Harun ise, Hazret-i Meryem, Hazret-i Harun aleyhisselâmın soyundan geliyordu. O devirde insanları bu şekilde anmak âdetti. Nitekim Temim kabilesinden olan birine “Ey Temîm’in kardeşi” denirdi. Süddî böyle buyurdu. Nitekim Hazret-i Peygamber bir gün “Südah’ın kardeşi ezan okuyor” buyurdu. Ezanı okuyan, Südah kabilesinden idi. Bir rivayette de bu söz “Biz seni ibadette Harun gibi zannediyorduk. Nasıl olur da böyle iş yaparsın?” demektir. Bir başka rivayette ise Hazret-i Meryem’in Harun adında bir kardeşi vardı. Kelbî böyle rivayet etti. İbni Atiyye der ki, “O zaman, Harun adında fâcir bir kişi vardı; Yahudiler, Hazret-i Meryem’i ona benzetmek için böyle söylediler”. Yani “annen ve baban böyle kişiler değildi” demektir. Bir başka rivayette ise o devirde İsrailoğulları arasında Harun adında çok âbid bir zât vardı. Hazret-i Meryem de önceleri onun yolunda gittiğinden dolayı böyle anılmıştır. Müslümanlığa girmeden evvel Yahudi âlimi olan Kâ’bü’l-Ahbar, Hazret-i Aişe’nin huzurunda, “Meryem, Musa'nın kardeşi Harun'un kızkardeşi değildi. Eğer Rasûlullah aleyhisselâm böyle bir şey demişse, elbette o daha doğru söyler, daha iyi bilir. Aksi takdirde ben bildiğim kadarıyla aralarında altıyüz yıllık bir zaman vardır” dedi. Bunun üzerine Hazret-i Âişe bir şey söylemedi. Mugîre bin Şu’be, Necran’a gittiğinde Oradaki Hristiyanlar, “Senin arkadaşın (yani Hazret-i Peygamber) Meryem’in, Harun’un kızkardeşi olduğunu iddia ediyor. Halbuki aralarında şu kadar asır vardır” dediler. O da dönüşünde bunu Hazret-i Peygamber’e sordu. Şöyle buyurdu: “Onlar peygamberlerinin ve kendilerinden önceki salihlerin isimlerini ad olarak veriyorlardı”. Nitekim Hazret-i Musa ile İsa arasında çok uzun bir zaman olduğu, hadis-i şerif ile sabittir. (Mefâtihü'l-Gayb)

12 Mart 2015 Perşembe

    Geri Dön