Ekrem Buğra Ekinci, 1987’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajı yaptı.

Ankara’da başladığı kariyerini İstanbul’da sürdürdü.
Doktorasını 1996’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Türkiye ve Daily Sabah gazetelerinde yazmaktadır.
Devam
 
Yazışmalar


Siz de Sual Gönderebilirsiniz...
Sual:
Mâlikî mezhebinde semavî özürle, yani elde olmayarak gelen kan, idrar gibi şeyler abdesti bozar mı?

Cevap;
Mâlikî mezhebinde, vücudun normal mahreçlerinden (çıkış yerlerinden), yani ön ve arkadan gelen idrar, gâita, yel, meni, mezi, vedi, istihaza kanı abdesti bozar; kan, irin, taş, solucan vs bozmaz. Deriden çıkan kan, irin gibi şeyler ile lezzetsiz kendiliğinden çıkan meni abdesti bozmaz. Abdesti bozan idrar, yel gibi şeyler, bir namaz vaktinin yarısından fazla elde olmayarak gelirse, o kişi özürlü olur ve abdesti bozulmaz. Eğer namaz vaktinin yarısından azda geliyorsa özürlü olmaz. Mâlikî’nin meşhur kavli budur. Bu halde özürlü olmak için bazı şartlar vardır: Bu da istihaza kanı dışındaki abdesti bozan hâlin ne zaman kesileceğinin bilinemez ve tedavi edilemez olmasıdır. Meselâ her zaman belli bir vakitte kesiliyorsa veya tedavisi mümkün ise özür olmaz, abdesti bozar. Özürlü kişi aldığı abdest ile vakit çıksa bile, o özürden başka bir özürle abdesti bozuluncaya kadar namaz kılabilir.
Bir de Mâlikî mezhebinde meşhur olmayan zayıf kavil vardır. Buna göre, abdesti bozan bir şey, elde olmayarak bir defa bile gelse, o kişi özürlü olur ve abdesti bozulmaz. Arada geliyorsa, abdest almak müstehab olur. Bu kavil, hasta ve yaşlılar için veya bunların vaziyetindekiler için bir kurtuluş yoludur. Hanefîler de, böyle bir musibete uğrarsa, Mâlikî mezhebini taklit eder. Gusl, abdest yahud namazda Mâlikî mezhebini taklit eden bir Hanefî, vücudundan her ne sebeple olursa olsun, yani semavi olsun, ihtiyarî olsun, kan geldiği zaman, Mâlikî’de abdest bozulmadığı halde, kendi mezhebinden çıkmış sayılmadığı için, abdest alacaktır. Yel, gâita, idrar kaçıran da böyledir. Yel, idrar, gâita kaçıran kimse de, Hanefî mezhebine göre özürlü olamıyorsa, zaruret varsa, Mâlikî’yi taklit edebilir.

12 Ağustos 2014 Salı

    Geri Dön