Ekrem Buğra Ekinci, 1987’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajı yaptı.

Ankara’da başladığı kariyerini İstanbul’da sürdürdü.
Doktorasını 1996’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Türkiye ve Daily Sabah gazetelerinde yazmaktadır.
Devam
 
Yazışmalar


Siz de Sual Gönderebilirsiniz...
Sual:
“Zina edenler, ancak zina edenlerle veya müşriklerle evlenebilir” mealinde bir âyet-i kerime vardır. Bunu nasıl anlamalıdır?

Cevap;
Nur suresinin bu 3. âyet-i kerimesinin hükmü, aynı surenin "İçinizden bekârları evlendirin" mealindeki 32. âyet-i kerimesi ile mensuhdur, nesh edilmiştir. Said bin Müseyyeb böyle buyurdu. Ulemanın ekserisi de bu görüştedir. İbni Ömer, Salim, Câbir bin Zeyd, Atâ, Tâvus, Ebu Hanife, Mâlik ve Şâfiî’nin kavli de budur. Zina büyük günah ise de, işleyen müslüman ise dinden çıkarmaz. Müslüman bir kimsenin müşrik ile evlenmesi câiz değildir. Kâfir ve zinâ edenler için muvakkat bir düzenlemedir. Ebû Dâvûd ve Tirmizî'nin rivayetine göre Amr bin Şuayb babasından, o dedesinden rivayet ettiğine göre, Mersed bin Ebi Mersed Mekke'deki esirleri Medine'ye getirip, kurtarırdı. Mekke'de "Anak" diye adlandırılan bir fâhişe vardı, bu da onun dostu idi. Mersed dedi ki: Peygamber aleyhisselâma gelip dedim ki: Ya Resulallah! Anak'ı nikâhlayayım mı? Bir müddet sustu, bana cevap vermedi. Bunun üzerine: "Zinâ eden kadını da ancak zinâ eden veya müşrik olan bir erkek nikâhlayabilir" mealindeki âyet-i kerime nâzil oldu. Beni çağırdı ve bana bu âyeti okuduktan sonra: "Onu nikâhlama" dedi. Bu hüküm o kadına hastır, çünkü o kadın kâfir idi. Zina eden müslüman bir kadının nikâh akdi feshedilmez. Bazı âlimlere göre ise, bu hüküm, kendilerine zinâ haddi tatbik edilmiş erkek ve kadın içindir. Böylece zinâ haddi vurulmuş bir erkeğin, zinâ haddi vurulmuş bir kadından başkasıyla evlenmesi câiz değildir. Hasan Basrî, Zeccâc ve Nehaî bu görüştedir. Nitekim Ebû Davud'un Sünen'inde Ebu Hureyre’den şu rivayet vardır: Resûlullah aleyhisselâm buyurdu ki; "Zinâ edip had vurulmuş bir erkek, ancak kendisi gibi olanı nikâhlayabilir." Şâfiî mezhebinin müteahhirr âlimlerinden bazısı bu görüştedir. Hatta âyeti kerimenin müşriklerle evlenme kısmının nesholunduğunu, zinâkâr ile evlenme kısmının hükmünün bâki olduğunu söylerler. Mâlikî âlimi İbnu'l-Arabî der ki: Nikâh lafzı ile ya İbni Abbas'ın dediği gibi, cinsî temas kastedilmiştir; yahud da nikâh akdi. Eğer cinsî temas kasdedilmiş ise bunun mânâsı, zinâ ancak zaniye bir kadın ile yapılır. Yani erkek de, kadın da, her iki taraf da zinâkârdır. Buna göre âyetin takdiri de şöyle olur: Zinâkâr bir kadın ile temas kurmak, ancak zinâ eden bir erkeğin yahut müşrik bir erkeğin işidir. Şayet nikâh lafzı ile akid kasdedilmiş ise, âyet-i kerimenin manası şöyledir: Zinâ etmiş bir kadın ile evlenip de, hâmile olup olmadığını anlamadan onunla gerdeğe giren bir kimse, zinâ eden kişi gibidir. Ancak bu hususta ulemanın ihtilâfı dolayısıyla ona had vurulmaz. Veya zinâ eden kadını, ancak onun zinâsına razı olan bir erkek nikâhlayabilir, demektir.

13 Temmuz 2013 Cumartesi

    Geri Dön