Ekrem Buğra Ekinci, 1987’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajı yaptı.

Ankara’da başladığı kariyerini İstanbul’da sürdürdü.
Doktorasını 1996’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Türkiye ve Daily Sabah gazetelerinde yazmaktadır.
Devam
 
Yazışmalar


Siz de Sual Gönderebilirsiniz...
Sual:
Cuma hutbesi sırasında hatib yüksek sesle ve Türkçe dua etmektedir. Bu duaya iştirak etmek lâzım mıdır?

Cevap;
Cuma hutbesinde hatibin sessiz veya yüksek sesle Arapça dua etmesi câiz, hatta mendubdur. Ancak hutbeyi başka dil ile okumak câiz olmadığı gibi; hatib duaya başlarsa, cemaatın el kaldırmaları ve âşikare dil ile âmin demeleri câiz olmaz. Bunu yaparlarsa günahkâr olurlar. Bazıları günahkâr değil, isâet etmiş olacaklarını söylemişlerdir. Sahih olan kavil birincisidir. Fetvâ da ona göredir. Kezâ Peygamber aleyhisselâmın ismi zikredilince cemaatın aşikâre olarak salavât getirmeleri câiz değildir. Bunu kalbleri ile yaparlar. Fetvâ buna göredir. Hutbeyi sessizce dinlemek farzdır. Konuşana sus demek bile câiz değildir. (İbni Abidin). Hutbe ibâdettir, ilim öğrenme vasıtası değildir. Müslüman için haftada bir gün hutbedeki iki kelime ile ilim öğrenilemez. Hutbede söylenecek sözler bellidir: Hamdele, salvele, tesbih, dua, âyet-i kerime ve nasihat. Cuma'ya devam eden müslümanlar, hutbede neler söylendiğini üç aşağı beş yukarı zaten bilir. Selçuklu ve Osmanlı Türklerinin lisanı Türkçe olduğu halde, Cuma hutbeleri asırlarca dine uygun olarak Arapça okunmuş; hutbenin mânâsını cemaate anlatmak üzere Cuma’dan önce vaazlar konulmuştu. Üstelik hadis-i şerifte "Hutbeyi kısa, namazı uzun tutunuz" buyurumaktadır. Şimdi bunun tam hilâfı yapılmaktadır. Cuma hutbelerinin Türkçe okunması, 1927 yılında Tek Parti iktidarının müftüsü tarafından imamlara emredilmiştir. İmamlar, hutbenin sıhhatini muhafaza için yarısını eskiden olduğu gibi Arapça, yarısını hükümetin istediği gibi Türkçe okuyarak ortalama bir formül bulmuşlardır. Hutbede Türkçe dua okunması, cemaatin yüksek sesle âmin demesi ve hutbenin sonundaki “İnnallahe…” âyet-i kerîmesinin meâlini verilmesi âdeti, iki önceki diyanet işleri reisinin emriyle ortaya çıkmış garib tatbikatlardandır.

12 Temmuz 2012 Perşembe

    Geri Dön