Ekrem Buğra Ekinci, 1987’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajı yaptı.

Ankara’da başladığı kariyerini İstanbul’da sürdürdü.
Doktorasını 1996’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Türkiye ve Daily Sabah gazetelerinde yazmaktadır.
Devam
 
Yazışmalar


Siz de Sual Gönderebilirsiniz...
Sual:
Milli Eğitim Bakanlığı’nın Kur’an-ı Kerim 6. sınıf ders kitabında, İbrahim aleyhisselâmın babasının put imalatçısı olduğu yazıyor. (Ek 1-2) Bu bilgi doğru mudur?

Cevap;
Kur’an-ı kerimde putperest olduğu anlaşılan Azer, İbrahim aleyhisselâmın babası değil; amcası ve üvey babası idi. Tefsirlerde böyle yazıyor. Âyet-i kerime ve hadis-i şeriflerden anlaşıldığı ve binlerce İslâm kitabında yazıldığı üzere, Resûlullahın anaları ve babaları arasında bulunanların hepsi, zamanlarının ve memleketlerinin en asil, en şerif, en cemil ve en temiz zatları idi. Şuârâ suresi 219. âyetinde mealen, “Sen, yani Senin nurun, hep secde edenlerden dolaştırılıp, sana inkılab etmiş, ulaşmıştır” buyuruldu. Ehl-i sünnet âlimleri, bu ayet-i kerimeyi tefsir ederken, “Bütün ana ve babalarının mümin ve günahsız olduğunu” anlamışlardır. Resulullah, “Allah beni, dâima helâl babaların sulbünden, temiz anaların rahmine naklederek, sonunda babamla annemden ızhâr etti. Âdem’den, anne-babama gelinceye kadarki nesebim içinde nikâhsız birleşen olmamıştır.” ve “Ben devirden devire, nesilden nesile, âileden âileye seçilerek intikal eden Âdemoğulları soylarının en temizinden naklolundum. Sonunda içinde bulunduğum Hâşimoğulları âilesinden neş’et ettim” buyurdu. Âli İmran suresinin başında bildirildiği üzere, Kur’an-ı kerimin ayetleri iki türlüdür: Biri, muhkemat olup, manası açık, meydanda olan ayetlerdir. İkincisi müteşabihat olup, manası kapalı olan ayetlerdir. Bunlara görülen, anlaşılan, meşhur olan manayı vermeyip, meşhur olmayan mana verilir. Bunların açık ve meşhur manalarını vermek akla ve İslamiyet'e uygun olmazsa, meşhur olmayan mana vermek, yani te’vil etmek icab eder. Açık manalarını vermek günah olur. Mesela, tefsir âlimleri yed, yani el kelimesine kudret, gücü yetmek manasını vermişlerdir. İşte, bunlar gibi, En’am suresinin, “İbrahim babası Azere dediği zaman” meâlindeki 74. ayet-i kerimesine de, açık manası verilemez. Çünkü, Azer kelimesi, baba kelimesinin atf-ı beyanı olduğu Beydâvî tefsirinde yazılıdır. Bir kimsenin iki ismi olup, bu iki isim, birlikte söylendiği vakit, birinin meşhur olmadığı, ikincisinin meşhur olduğu anlaşılır. Meşhur olmayan birincisindeki kapalılığı açıklamak için, ikincisi zikir edilir. Bu ikincisine, atf-ı beyan denir. İbrahim aleyhisselam iki kimseye baba demektedir. Birisi, kendi babası, diğeri, baba dediği başkasıdır. İcaz, belagat ve fesahat kaidelerine göre, ayet-i kerimenin manası “İbrahim aleyhisselam, Azer olan babasına dediği zaman” demektir. Böyle olmasaydı, Kur'an-ı kerimde, “Babası Âzere dediği zaman” demeyip, “Azere dediği zaman” veya “Babasına dediği zaman” demek yetişirdi. Azer, kendi babası olsaydı, “Babası” kelimesi fazla olurdu. Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretlerinin bu husustaki bir risâlesi vardır.

02 Kasım 2018 Cuma

    Geri Dön