Ekrem Buğra Ekinci, 1987’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajı yaptı.

Ankara’da başladığı kariyerini İstanbul’da sürdürdü.
Doktorasını 1996’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Türkiye ve Daily Sabah gazetelerinde yazmaktadır.
Devam
 
Yazışmalar


Siz de Sual Gönderebilirsiniz...
Sual:
Asırlar evvel, Müslümanlar arasında büyük fitneler olmuş, birkaç asır sonra da Moğol zulmü, İslam dünyasını ve medeniyetini yerle bir etmişti. Ama Osmanlı devrinde Müslümanlık, belki de en büyük devirlerinden birini yaşadı. Bütün bunlara bakarak "Her asır, önceki asırdan daha bozuk olur. Böylece kıyamete kadar hep bozulur." hadis-i şerifini nasıl anlamalıdır? Zira bu hadis-i şerifi, gayretsizliğine bahane olarak gösterip, bununla da "Mütevekkilim." diye övünenler görülüyor. Eskiler de böyle düşünselerdi, i'lâ-yı kelimetullahdan geri durmazlar mıydı? Dünya tarihinin iman ve küfr nöbetleşmesi olduğu fikri, sizce doğru mudur?


Cevap;
Bu hadis-i şerif, bir realitenin ifadesidir. Ona bakarsanız, bütün dünya bir gün yok olacaktır; şu halde çalışmanın, dünyayı imar etmenin ne faydası var? Halbuki Kur’an-ı Kerim ölmeyecekmiş gibi dünyaya, yarın ölecekmiş gibi âhirete çalışmaya emrediyor. Her yılın bir öncekinden kötü gelmesi, umumi bir hükümdür. Zaman zaman fecr-i kâzib gibisinden nisbî iyilikler olabilir. Tarihte Müslümanlar için çok karanlık devirleri aydınlık zamanlar takib etmiştir. Tek Parti baskısından sonra, demokrasi devrinin rahatlığı gelmiştir. Pastırma yazı, sonbahar serinliği içindeki sıcak günlerdir. Ama herkes bilir ki arkası kıştır. Âhir zamandaki Müslümanlar da böyle şeyleri düşünmezler; nihayet Mehdi aleyhirrahme devri için çalışırlar. Kendilerine emredileni yaparlar. Bu da bir cihetten onun zamanına hazırlık demektir; çocuklarını yetiştirmek demektir. İslam kültürü yaşasın, çocuklara miras kalsın. Onlar da ileride Mehdi gelince karşısında değil, yanında olsunlar.

1 Ağustos 2017 Salı

    Geri Dön