Sahih-i Buhârî’de Peygamber efendimizden şöyle bir hadîs-i şerif geçiyor: “Aranızda iki ağır emanet bırakıyorum. Biri Kur’an-ı kerim; biri de sünnetimdir”. Sahih-i Müslim’de aynı hadîs-i şerif şöyle geciyor: “Aranızda iki ağır emanet bırakıyorum. Biri Kur’an-ı kerim; biri de Ehlibeytimdir”. Bunu daha derin araştırdıktan sonra ortaya şu çıktı ki, Sahih-i Buhârî’de bu hadîsi rivâyet eden kişi Emevîler tarafından maddî yönden memnun edilmiş bir insandı. Onun için böyle rivâyet etti. Ama Abbasî devrinde Sahih-i Müslim örtbas edilmiş şeyleri ortaya koyuyor. Hangisi doğrudur?
Emevîlerin Ehl-i beyte düşman olduğunu nereden biliyorlar? Abbasîlerin ehl-i beyt düşmanlığı Emevîlerden kat kat fazladır. Ama Abbasî tarihçileri, Abbasîlere yaranmak için Emevîleri kötülemiş; onları Ehl-i beyt düşmanlığı ile suçlamıştır. Doğrusu her zaman Ehl-i beyte düşmanlık edenler çıkmıştır. Bunun hadîs rivâyetleriyle alâkası yoktur. Böyle söyleyen ne hadîs tarihini, ne hadîs âlimlerini incelememiş demektir. İmam Buhari’nin hadîs-i şerifleri sahih kabul edip kitabına yazmak için rivayetçilerde aradığı kriterler o kadar yüksektir ki, başka hiçbir hadîs âlimi bu kadar hassas olamaz. Sahih-i Buhârî’yi yazan İsmail Buhârî, Ehl-i beyt sevgisi ile tanınmış, hatta bu sebeple Şiiîikte bile itham edilmiş idi. Doğrusu her ikisi de hadîs-i şeriftir. Hazret-i Peygamber bir defa öyle, bir defa da böyle buyurmuştur. Her ikisi de mânâ itibariyle doğrudur. Hazret-i Peygamber’in sünneti emanet bırakması “Sünnetime uyun!”; Ehl-i beyti emanet bırakması da, “Ehl-i beytime hürmet edin!” demektir. Zaten Ehl-i beyt, yani Hazret-i Peygamberin hanımları, kızları, damatları, torunları, Hazret-i Peygamber’in sünnetini aktarmakta en önde gitmişlerdir. Hazret-i Peygamber’in emanet olarak sünnetini bırakması elbette ki daha mantıklıdır. Ehl-i beyt olmasa, İslâm dinine bir eksiklik gelmezdi. Ama sünnet olmasa din çok eksik kalırdı.
21 Haziran 2010 Pazartesi
Alakalı Başlıklar