Ekrem Buğra Ekinci, 1987’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajı yaptı.

Ankara’da başladığı kariyerini İstanbul’da sürdürdü.
Doktorasını 1996’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Türkiye ve Daily Sabah gazetelerinde yazmaktadır.
Devam
 
SONUN BAŞLANGICI: FİLİSTİN-SURİYE BOZGUNUNUN HİKÂYESİ

03 Aralık 2018 Pazartesi

Filistin-Suriye cephesinin çözülüşü ve Mondros mütarekesinin imzalanmasının üzerinden tam yüz sene geçti. Burada cereyan eden hâdiselerin içyüzü bugün bile iyi bilinmemektedir.

Çanakkale’deki rolü ile tanınsa bile, Mustafa Kemal Paşa’nın Cihan Harbi’ndeki en enteresan günleri Suriye Cephesi’nde cereyan etmiştir. Birliklerini stratejik olarak daha ehemmiyetli Filistin cephesine sevkederek İngilizlerle savaşmaya yanaşmayan Fahreddin Paşa’nın yerine Mustafa Kemal Paşa Hicaz Kumandanı tayin edilmişse de, ertesi günü bu vazifeye gitmekten bir sebeple vazgeçmişti.

5 Temmuz 1917'de Kemal Paşa, Suriye-Filistin cephesinde Falkenhein kumandasındaki Yıldırım Orduları’na bağlı 7. ordunun kumandanlığına tayin edilmişti. Bu birlikler, İngilizlerin batıdan Irak cephesine ulaşmasını engellemek üzere hassas bir vazife yapıyordu.


Kemal Paşa ve Mareşal Liman von Sanders

Kudüs düşüyor

Cemal Paşa’nın beceriksizliği sebebiyle Filistin elden çıktı. 27 Ekim 1917’de İngiliz General Allenby, Gazze’ye hücum etti. Bi’rüssebi’de miralay İsmet [İnönü] Bey’in kumanda ettiği birlikler 10 gün içinde yenildi ve Gazze düştü. Artık Osmanlı birlikleri için çekilme safahatı başlamıştı. 9 Aralık’ta Kudüs düştü.

Enver Paşa, bu mağlubiyetten Mersinli Cemal ve Mustafa Kemal Paşaları suçladı. Bi’rüssebi üzerinden Sina’ya taarruz etmesi emredilen Kemal Paşa bunu dinlememiş; üstelik bunun lüzumsuzluğuna dair İstanbul’a 20 Eylül tarihli bir de rapor göndermişti. Bunun üzerine azledilmiş; ama sert bir disiplin muamelesi ile karşılaşmamıştır. (Ş. S. Aydemir, Tek Adam)

15 Aralık 1917’de Veliahd Vahideddin Efendi’nin maiyetinde Alman cephesini ziyarete gitti. Burada İttihatçı düşmanı ve münferid sulh taraftarı veliahdde itimat hâsıl etti. Sonra 25 Mayıs 1918’de tedavi maksadıyla birkaç aylığına Avrupa’ya gitti. Bu seyahat kilit hâdise sayılabilir.

Burada Cavit, Rauf, Fethi ve Talat Beylerle Veliahd’in bilgisi dâhilinde münferid sulh için, İngilizlerle üst seviyede görüşmeler yapmış olması pek muhtemeldir. Dönüşünde hemen fevkalâde salâhiyetlerle Filistin cephesine tayini; burada Alman karargâhını tesirsizleştirerek geri çekilmeye nezâret edişi, İstanbul dönüşü Allenby tavsiyesiyle Anadolu umum müfettişliğine tayini de nazara alınırsa, ciddi ve şümullü bir planın parçaları gibi gözükür.


Mustafa Kemal Paşa Avrupa'da 1918

İzahı uzun

Harbe girmeye baştan beri karşı olan ve düşmanın kazanacağına inanan Kemal Paşa, harbin her safhasında bir şekilde sıyrılıp münferid sulh yaparak elde kalanı tutma fikrini müdafaa ediyordu. Hatta bir ara Ali Fuad Paşa ile beraber yakın dostu Cemal Paşa’nın desteklediği bir darbe yapıp Enver Paşa’yı devirmeye bile teşebbüs etmişti.

3 Temmuz 1918’de tahta çıkan padişah, bir ay sonra Avrupa’dan dönen Kemal Paşa’yı tekrar 7. Ordu’nun başına getirdi. Ağustos sonunda Nablus’taki karargâha varışından birkaç gün sonra İngiliz taarruzu başladı. O zamana kadar cephede üstünlük, İngiliz kuvvetlerinde bulunsa bile, General Allenby bir türlü ilerleyemiyordu.

Nihayet İngilizlerin talihi döndü. Kemal Paşa, “Ordumla sahralar ve nehirler geçerek Şam’a ricata mecbur oldum. Burada çekilen meşakkatin izahı uzun olur” diyerek, en basit bir hâdiseyi bile tafsilatlı anlattığı halde, burada nedense sözü kısa kesmeyi tercih etmiştir.


Allenby Kudüs'e giriyor...

Çözülüş

O zaman Filistin cephesinde üç ordu vardı: Merkezi Salt’ta 4. Ordu; Nablus’ta 7.ordu ve Tulkerem’deki 8. ordular, Yıldırım Orduları diye anılırdı. Cephenin umumi karargâhı Nâsıra’da idi ve Liman von Sanders de cephe kumandanıydı. 4. ordu kumandanı Mersinli Cemal Paşa, 8.ordununki Arapgirli Cevad Paşa ve 7.ordununki Mustafa Kemal Paşa idi. İsmet Bey ve Ali Fuad Paşa, 7.ordunun kolordu kumandanlarıydı.

Kudüs’ün sukutu üzerine kuzeyde bir müdafaa hattı tesis edilmişti. 1918 yazında Filistin’deki Osmanlı-İngiliz cephesi, Ürdün’den Yafa’ya kadar uzanıyordu. Üç ordudan ikisi cephenin batısında, biri doğusunda idi. Liman von Sanders doğudan bir saldırı beklediği için, bu kesime ağırlık veriyordu. 18 Ağustos’ta düşman taarruzu batıdan geldi.

18 Ağustos’ta taarruz tayyare desteğiyle başladı. 31 ağustos 1918’de cephe aniden çöktü ve süratli bir hezimet bunu takip etti. Evvela merkezdeki 8. ordu; ardından da 4 ve 7. ordular dağıldı. Kilometrelerce gerideki ordu kumandanları bile canlarını zor kurtardı. Liman von Sanders, gecelik entarisiyle Taberiye’ye kaçtı. 8.ordu kumandanı Cevad Paşa, kalpağını alamadan kaçıp geldiği Şam’da İsmet Bey’i (İnönü) tellal bağırtarak aratmıştır.


Suriye Cephesinde Osmanlı askerleri

Nablus Muharebesi

Allenby, Avrupalıların Meggido (Armagedon) dediği Nablus Muharabesi ile 19 Eylül’de cephenin batısındaki Osmanlı müdafaa mevzilerini söktü. Açılan yolda hızla ilerleyen süvari birlikleri kıyı şeridini geçtikten sonra, iç kısımlara yöneldi. Kuzeydeki çekilme hatlarını kesti. Doğuda da geriye çekilmeye başlayan Osmanlı birlikleri, Hicaz demiryoluna bağlı hatları tutan Arap birliklerinin baskınlarıyla karşılaştı.

Suriye Cephesi, bu mağlubiyet üzerine bitmiş sayılır. Mukavemet tamamen kırıldığı için, bütün Suriye’nin yolu düşmana açılmıştır. Düşman hiç mukavemet görmeksizin 1 Ekim’de Şam’a ve nihayet 25’inde Haleb’e girdi. Kemal Paşa düşman yaklaştıkça bu şehirleri tahliye ederek geriye çekiliyordu.

Böylece Suriye’de 400 senelik Türk hâkimiyeti son buldu. Bunda Suriye Valisi Cemal Paşa’nın halkı düşman eden gaddarâne idaresi yanında, cephe kumandanlarının basiretsizlikleri de rol oynamıştır. 38 günde 560 km. ilerleyerek 5 bin kayıp veren İngilizler, 75 bin esir ve 375 top ele geçirdiler. Hiç de hoş olmayan şartlar altında Mondros Mütarekesi’ni imzalamaya mecbur eden, işte bu hezimettir.

Bu üç ordu, Kudüs’ün kuzeyinde tahkim edilmiş bir mevzide bir müdafaa hattı teşkil ediyordu. İngilizler sayıca üstündü ama, Osmanlı birlikleri de yeni ve ağır Alman silahları ile donatılmıştı. Diğer cephelerden farklı olarak Filistin-Suriye’deki birliklerin mühimmatı ve morali yerindeydi.  İstanbul’un elverişli bir mütareke için mukavemetini bahane ettiği bu birliklerin bu kadar çabuk çözülmesi hayret uyandırmıştır.


Kader anı: Nablus Muharebesi

Ric’at

Ders kitaplarında, tarihin en başarılı geri çekilme hareketi olarak lanse edilen ve kısa geçilen bu hezimetin sebebi, 7.ordunun diğerlerine haber vermeden ricat etmesi, bundan açılan boşluktan saldıran İngilizlerin sağ ve soldaki 4. ve 8.orduları arkadan kuşatmasıdır.

Kemal Paşa, 8 kişilik maiyetiyle, resmî elbiselerini bile giyemeden Şam’a çekildi. Aclun’da kolordu kumandanı İsmet Bey kendisine yetişti. Yolda İngilizlere esir düşmesine ramak kalmışken, Ürdün Nehri’nin öte yanında kamp kurmuş olan Harbiye’den eski dostu yeni düşmanı Trablusşamlı Fevzi el-Kavukcî tarafından kurtarıldı.

Şam’da Victoria Oteli’ne inen Kemal Paşa, Avustralyalı General Chauvel’in kumandasındaki düşman kuvvetleri Şam önlerine gelince, buradaki kuvvetlerinin kumandasını Cevad Paşa’ya devrederek 30 Eylül’de Beyrut, Şam ve Haleb’in ortasındaki Riyak’a çekildi. Burada gazetecilere verdiği beyanatta: “O gece şunu anladım ki, bütün kıta ve cephelerde kumandanlık kalmamıştı. Binâenaleyh delice denecek bir emir verdim: Şam ve Riyak’daki kuvvetler şimâle doğru hareket etsinler.” Yani istikamet kuzey, herkes başının çaresine baksın!

Liman von Sanders, Suriye’nin tahliyesi manasına gelen bu kararın mesuliyetini alamayacağını söyledi. Aldığı kararı sebatla tatbik eden Kemal Paşa, Şam ve Beyrut’un düşmesi üzerine kendisini Baalbek’e, oradan da Haleb’e atarak canını kurtarabildi. Bir müddet Ermeni hastanesinde, sonra da bugün bile ayakta olan Baron Oteli’nde kaldı. Ancak kargaşa içindeki Haleb’de ahalinin hücumuna uğradı. Bu arada Almanya’ya giden Liman von Sanders’in, Umum Cenub Orduları Kumandanı sıfatını devrettiği Kemal Paşa, 8000 askeri bulunmasına rağmen bir müdafaa hattı teşkil edemeyip Adana’ya çekildi.


7. ordudan kalanlar

Artık bitti!

Kemal Paşa, 27 Eylül gecesi görüştüğü meşhur İngiliz casusu Lawrence’dan; İngiltere’ye göre, Suriye ve Irak’ın geleceğinin Emir Faysal ve Genç Araplara ait olduğu; Türklerin, başkalarına ait topraklardan çekilmesi ve Anadolu’ya odaklanması icab ettiği tavsiyesini almıştı. (Alan Palmer, Victory 1918).

Lord Kinross da Mustafa Kemal’in Arap topraklarının kaybına o kadar üzülmediğini söyler. Buralarda öteden beri sömürgecilerin gözü olduğunu iyi bilmektedir. Ancak Suriye’nin kaybı, Anadolu’nun da işgaline zemin hazırlamıştır.

Suriye cephesinin çökmesi üzerine 30 Ekim’de Mondros Mütarekesi imzalandı. Bu arada Haleb’in 40 km kuzeyinde kamp kuran Kemal Paşa, General MacAndrew’ya teslim oldu ise de, iyi muamele gördü ve bazı şartlarla serbest bırakıldı. Hatta General kendisine bir otomobil tahsis edip istasyona kadar uğurladı. Bunu o zamanki Filistin cephesinde İngiliz ordusuna dair yazılarıyla tanınan gazeteci, tarihçi ve politikacı Sir Henry Somer Gullett anlatıyor.

Adana’dan padişaha çektiği meşhur telgrafta, içinde kendisinin de bulunduğu isimlerden bir hükümet kurmasını teklif etti. Padişah, hâlâ itimat ettiği yaverinin dediklerini -bir tanesi hariç- yaptı; ancak nedense kendisini harbiye nâzırı tayin etmedi. Kemal Paşa, İstanbul’da Suriye bozgununun müsebbibi olmakla itham edildi ise de, padişah eldeki tek tük İttihatçı olmayan subaylardan biri olarak gördüğü yaverini himaye etti.

Bundan sonrası yakın tarihimizde yepyeni bir sayfa teşkil eder. Suriye Cephesi’nin İsmet İnönü, Kâzım İnanç, Refet Bele, Asım Gündüz, Ali Fuad Cebesoy gibi mağlup kumandanları, yeni bir zaferin kahramanları olarak tarihe geçtiler.


 Önceki Yazılar
10.12.2018 - HÜRRİYET GEYİĞİ ve ÖLDÜRÜLEN BASIN HÜRRİYETİ

26.11.2018 - RODOS VE 12 ADA NASIL ELDEN ÇIKTI?

19.11.2018 - MEVLİD KANDİLİNDE SEVİNENLERİN HİKÂYESİ

12.11.2018 - BÜYÜK HARB BİTELİ 100 SENE OLDU

05.11.2018 - ANDIMIZ VE TÜRKÇÜLÜĞE DAİR

29.10.2018 - CUMHURİYET GERÇEKTE NE ZAMAN İLAN EDİLDİ?

22.10.2018 - ATATÜRK’ÜN VASİYETİ VE CHP

15.10.2018 - İŞ BANKASI VE CHP

08.10.2018 - ŞU OSMANLI BORÇLARI MESELESİ

01.10.2018 - AVRUPA’NIN EN KANLI İÇ SAVAŞI: İSPANYA VE FRANCO

Diğer makaleler için tıklayınız...