Ekrem Buğra Ekinci, 1987’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajı yaptı.

Ankara’da başladığı kariyerini İstanbul’da sürdürdü.
Doktorasını 1996’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Türkiye ve Daily Sabah gazetelerinde yazmaktadır.
Devam
 
MEZARLARI BİLE OLMAYAN OSMANOĞULLARI

16 Nisan 2018 Pazartesi

Sürgünde acılar için bir hayat yaşayan Osmanlıları, ölümden sonra da başka sıkıntılar bekliyordu. İslâmî usullerle Müslüman mezarlığına gömülebilmek, hepsine nasip olmamıştır.

Sultan Vahîdeddin'in cenazesi

Ölüm bir kurtuluştur. Ya geride kalanlar? Ya cenaze ne olacak? Sürgünde ilk vefat eden yetişkin hânedan mensubu Sultan Vahîdeddin’indir. San Remo esnafına olan 60 bin liretlik borç sebebiyle, tabutuna ve evdeki eşyasına alacaklılar tarafından haciz konuldu.

Şuradan buradan toplanan paralarla haciz kaldırıldı. Cenaze, Fransız işgalindeki Şam’a defnedilmek üzere, gemiyle Beyrut’a yollandı. Burada Fransa’dan izin beklendi. Artık kokmaya başlayan cenaze Şam’a götürüldü. Neredeyse bütün Şam halkının iştirak ettiği kalabalık bir askerî merasimle Kanunî Sultan Süleyman’ın yaptırdığı câminin avlusuna defnedildi.

Sonra hânedandan vefat edenlerin de gömülmesiyle burası bir aile kabristanı hâlini aldı. Son derece ruhâniyetli bir yer olan hazîreye senelerce hizmet eden bekçi Ebu Süleyman, kabristanda asla böcek ve haşerat bulunmadığını hayretle gördüğünü bizzat bu satırların yazarına söylemiştir.


Şehzâde Orhan Efendi'nin cenazesi

Umumi bir çukur

Halife Abdülmecid Efendi 1944’te Paris’te vefat etti. Kızı Dürrişehvar Sultan, babasını Türkiye’ye defnetmek için çok uğraştı. Ama bir netice elde edemedi. Senelerce Paris Câmii bodrumunda bekletilen cenaze, 10 yıl sonra Medine-i Münevvere’ye götürülerek bir akşam Cennetü’l-Bakî’ye defnedildi. Vehhâbîler mezar yaptırmaya izin vermediği için, son halifenin kabri belli değildir.

Ekserisi Avrupa’da yaşayan hânedan efradı vefat ettiğinde, dinî kâideler çerçevesinde hazırlanıp defni hep bir mesele olmuştur. Bazılarının namazı limandan temin edilen birkaç Afrikalı Müslüman eşliğinde kılınmış; bazısı gayrımüslim kabristanına defnedilmiştir.

Kimsesizler mezarlığına gömülenler az değildir. Mesela Sultan Abdülhamid’in oğullarından Fransa’da bir parkta açlıktan ölmüş halde bulunan Nuri Ahmed Efendi’nin kabri yoktur. 1994’te vefat edip Nice kabristanına gömülen Orhan Efendi’nin kabri, belediye mevzuatı gereği 200 euroluk teminat ödenemediği için, 2010 senesinde açılarak kemikleri umumi bir çukura atılmıştır.


Şehzâde Orhan Efendi'nin kemiklerinin atılığı umumi çukur

Ne mes’ud ölümmüş!

Sultan Abdülaziz’in torunu Ahmed Tevhid Efendi, 1966’da Beyrut’ta vefat etti. Na‘şı günler sonra bulundu. Bozulmaya başlamıştı. Kimsesizlere ait toplu bir mezara defnedildi. Kaldığı bir göz odanın kirasını ödeyemediği için, saati ve yüzüğü ev sahibinde rehin kalmıştı. Sonradan vefatı haber alan Fransa'daki kardeşi Mahmud Şevket Efendi’nin teessürünü gören bir komşu Fransız ailesi, mezarını yaptırması için 15 bin frank teklif etmesin mi?

Mahmud Şevket Efendi anlattı: “Merhum Şeyhülislâm Mustafa Sabri Efendi Mısır’da vefat ettiğinde üzülmüş, ağlamıştık. Meğer o ne mes’ud ölümmüş! O zaman biz bunu anlayamadık. Çünki biz de Mısır’da yaşıyorduk. O son yolculuğa Türk çocuklarının elleri üstünde taşınan, Türk bayrağına sarılı bir tabutla çıkmak... Mezara tekbirler, tehlillerle konulmak... Müslüman bir beldede, bir Müslüman mezarlığına gömülmek... Peki ben burada [Güney Fransa] ölürsem ne olacak biliyor musunuz? Bir kere cenazemi yıkayan bulunmayacak! Burada bir tek Müslüman bulunmaz. Cesedim çan sesleriyle kaldırılıp, bir Hristiyan mezarlığına defnedilir. Off! Aman Allah’ım çıldıracağım.” Gerçekten de böyle oldu. Cenâzeyi kızı Nermin Sultan yıkadı. Gerisi korktuğu gibi oldu.


Sultan Vahîdeddin'in cenaze merasimi

Mezarı bile yok!

Sultan Hamid’in kızı Zekiye Sultan, Fransa Pau’da, ev sahibinin acıyarak kira almadığı köhne bir pansiyon odasında vefat etti. Cenazesi bir Müslüman memlekete götürülmek üzere bir kilisenin bodrumunda kaldı. İki sene sonra kimsesizler mezarlığında bir çukura atılmıştır. Boğaz Köprüsü’nün altında bugün Reina’nın bulunduğu yerde 110 hizmetkârın çalıştığı muhteşem bir yalısı bulunan, her ay fakirlere binlerle altın dağıtan Sultan’ın bir mezarı bile yoktur.

Sultan Hamid’i bir başka kızı Naime Sultan, Arnavutluk’ta bir Nazi toplama kampında tifodan öldü. Beraberindeki dört cariye, Sultan’ı teçhiz edip bir köy mezarlığına defnettiler. Sultan Mecid’in torunu İbrahim Tevfik Efendi, Nice’de sefalet içinde öldü. Kimsesizler mezarlığında bir Hristiyanın yanına atılıverdi. Oğlu Burhaneddin Cem Efendi’ye bu da nasip olmamış; Amerika’da bir krematoryumda yakılmıştır.


Şehzâde Abdülkerim Efendi'nin new York'taki kabri başında torunu Orhan Efendi

3 defa nakledilen mezarlar

Zevci 1937’de Paris’te vefat eden Ayşe Sultan, o sırada Paris’te bulunan Cezayirli âlim Sidi Kaddur Ben Gabrit’in yardımı ile Afrikalılara mahsus Bobigny Mezarlığı’na defnetti. Bundan sonra hânedandan Paris’te ölenler hep buraya defnedildi.

İskenderiye’de vefat eden hânedan efradının haylisi, Prens Ömer Tosun Paşa’ya ait türbenin hazîresine defnedilmiştir. Nâsır zamanında, yol geçme bahanesiyle türbe tahrib edildi. Buradaki hânedan kabirleri Kâhire’deki Abbasiye’ye naklolundu. 1952'deki bulvar inşaatı bahanesiyle bunlar da kaldırılarak, Afifi’ye nakledildi. 1961'de Hulvan otobanı vesilesiyle buradan da alınıp harap hâldeki Hıdiv Tevfik Türbesi'ndeki bir mezarın içine topluca konuldu.


Paris'te Şehzâde Abdürrahim (solda) ve Nureddin (ortada) Efendiler

Babam olmadan asla

1952 ve 1974 tarihli kanunların akabinde memlekete dönebilen hânedan ferdlerinin bazısı vefat ettiklerinde, bakanlar kurulu kararıyla dedelerinin türbe veya hazîresine defnedilme hakkı kendilerinden esirgenmemiştir. Bunda da hükûmet, cenaze merasiminin sessiz sedasız olmasını şart koşmuştur. Buna rağmen ömrünün çoğunu yurt dışında geçirip, 2009’da İstanbul’da vefat eden hanedan reisi Ertuğrul Osman Efendi’nin Sultanahmed Câmii’nden kalkan kalabalık cenazesine devlet ricalinden de iştirak edenler olmuştur.

1969’da İstanbul’da vefat eden Sabiha Sultan, babası Sultan Vahîdeddin sürgünde vefat ettiği için, bir padişah türbesine gömülme teklifini kabul etmedi. Âşiyan kabristanındadır.

Sultan Abdülhamid’in son vefat eden zevcesi Behice Sultan, Napoli’de sürgünde iken, hanedan efradının çoğunun medfun bulunduğu Yahya Efendi’ye defnedilmesini, tabutunun arabaya konmamasını vasiyet etmişti. Bu hâlis duası kabul oldu.  İstanbul’a dönüşünden birkaç ay sonra vefat edip, kalabalık bir cenaze merasimi ile omuzlar üzerinde Yahya Efendi’ye defnolundu. Halk, vefasını böyle gösterebildi.

Hânedandan sürgünde ilk vefat eden Abdülkadir Efendi’nin kızı Bidar Sultan olmuştur. Yolda soğuktan hastalanan birkaç aylık bebek, Budapeşte’de Gülbaba’ya gömülmüştür.  Sofya’da bir hava bombardımanı esnasında kalp krizi geçirerek vefat eden babasının kabri belli değildir. 1949’da Amerika’da ölen Şehzade Burhaneddin Efendi’nin cenazesi gemiyle İstanbul’a getirilmişse de, izni verilmeyince gemi rotasını Şam’a çevirmiştir.


Sultan Vahideddin'in haciz konulan tabutu


 Önceki Yazılar
23.04.2018 - ANKARA MECLİSİ DUALARLA, KURBANLARLA AÇILMIŞTI

09.04.2018 - BİR ZAMANLAR KAÇ-GÖÇ VARDI… Harem ve Selâmlık

02.04.2018 - Sabah kayak, öğleden sonra deniz... LÜBNAN NOTLARI

26.03.2018 - SULTAN ABDÜLHAMİD'İN ZAMANA DİRENEN SAATLERİ

19.03.2018 - Hükümetin Sesi: SAAT KULELERİ

12.03.2018 - KARADENİZ ile HAZAR DENİZİ ARASINA OSMANLI KANALI

05.03.2018 - TÜRK MÜSLÜMANLIĞI - OSMANLI İSLÂMI

26.02.2018 - MİLLÎ DİN MODASI

19.02.2018 - SOYAĞACI FURYASI

12.02.2018 - Padişah torunu bir savaş muhabiri: KENÎZE MURAD’IN HİKÂYESİ

Diğer makaleler için tıklayınız...