Ekrem Buğra Ekinci, 1987’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajı yaptı.

Ankara’da başladığı kariyerini İstanbul’da sürdürdü.
Doktorasını 1996’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Türkiye ve Daily Sabah gazetelerinde yazmaktadır.
Devam
 
ZELZELEDEN KAÇIŞ YOK MU?

03 Temmuz 2017 Pazartesi

İnsanlığın yaratılışından beri, yer sarsıntısı insanların en büyük korkularından birisi olmuş. Şehirler, köyler, depremlerle yıkılmış; yeniden kurulmuş.


Şimdi de herhangi bir yerde, dünya şöyle bir kıpırdayıversin; dünyanın öbür ucunda insanları bir telaş alıyor: Bizde de olacak mı? Hele bir de zelzeleye elverişli bir coğrafyada yaşıyorlarsa… Bu işi çok ciddiye alan, gece-gündüz muhtemel zelzele senaryoları yazan ilim adamları bile az değil.

Anadolu’nun büyük bir kısmı, eskiden beri zelzele mıntıkası olarak kabul ediliyor. Nice zelzeleler, şehirleri ve insanları yutmuş, medeniyetleri yok etmiş. Mukaddes Kitaplar, dünyanın zelzele ile sona ereceğini söyler; ama dünyadaki zelzelelerden kaçarak kurtulmaya da yasaklamıyor.

Anadolu’nun kalbi İstanbul, nice zelzelelerden nasibini almış bir şehirdir. Bizans devrinde, kuruluşundan 1453’e keder, 50’den fazla zelzele olmuştu. Hele 557 tarihli zelzelede şehrin surları yıkılmış; Ayasofya Kilisesi’nin dillere destan kubbesi bile çökmüştü. 989 tarihli zelzele, İtalya’dan bile hissedilmiş; yeniden yapılan Ayasofya kubbesi, hasar görmüştü. 1343 zelzelesi 12 gün sürmüş; 1346 zelzelesi fasılasız bir sene devam etmiştir.

Küçük Kıyamet
Osmanlıların şehri fethinden sonra yaşanan en büyük zelzele, 1509 tarihli ve Küçük Kıyamet adı verilen zelzeledir. Gerçekten kıyamet gibi, 45 gün sürmüş; binaların çoğu yıkılmış; binlerce kişi ölmüştü. Sultan II. Bayezid, sarayın bahçesindeki çadırda yaşamış; sonra Edirne’ye gitmişti. Halbuki burada da Tunca Nehri taşarak şehri su basmıştı.


1894 İstanbul zelzelesi

Bu zelzele, Osmanlı şehir mimarîsinde bir dönüm noktası teşkil eder. Şehrin yeniden imarında, taş yerine, ahşap tercih edilmiştir. Zelzele anında taş, can kaybına sebebiyet vermekte; ama ahşap binalar beşik gibi sallandığı halde, kolay kolay yıkılmamaktadır. İnsanın kaçabileceği yangın tehlikesi; kaçamayacağı zelzeleye tercih edilmiştir. Bundan sonra nice zelzeleler olmuş; ama fazla can ve mal kaybı yaşanmamıştı.

İstanbul tarihindeki 2.büyük zelzele 22 Mayıs 1766 tarihlidir. Birçok câminin çöktüğü ve 300 kişinin öldüğü zelzele, 1509’dakine göre daha az hasar vermişti; ama artçı sarsıntılar 2,5 sene devam ederek halkın maneviyatını alt-üst etti. Bu zelzelenin merkez üssünün, İzmit körfezi olduğu tahmin ediliyor. Burada da taş üstünde taş kalmadığı, sahilleri deniz sularının kapladığı, o devre ait kroniklerde anlatılır. Fatih ve Eyüp Câmii yıkılmış; zamanın padişahı Sultan III. Mustafa, devam eden Rus savaşlarına rağmen, bir servet harcayarak şehri yeniden imar etmiştir.


Erzincan zelzelesi ve kaçan halk

İstanbul’da tsunami
İstanbul’un 3.büyük zelzelesi 10 Temmuz 1894 tarihlidir. Bir yaz günü öğlen üzeri başlayan zelzele, o zamanın imkânları daha mükemmel olduğu için, ilmî metodlarla tesbit ve rapor edilmiştir. Merkez üssü Yeşilköy açıkları olan zelzelede, her biri birkaç saniyelik birkaç sarsıntı olmuş; Marmara Denizi’nde de tsunami yaşanmıştı. Girit, Bükreş, Yanya ve Anadolu’nun ücra köşelerinde bile hissedilmiştir.

Zamanın padişahı Sultan II. Abdülhamid, halkın maneviyatını bozmamak endişesiyle gazetelere tahdit getirmişti. 500 civarında kişinin öldüğü anlaşılan zelzelenin ardından padişah, bizzat 1500 altın lira vererek bir kampanya başlatmış; birkaç ay içinde yardım mikdarı 100 bin liraya ulaşmıştı. Bu paradan, zelzelede ölenlerin ailelerine 10’ar altın lira; dul ve yetimlere ise kişi başına 5’er altın lira verilmiştir. Padişah, İtalya’dan her biri 3200 frank tutan iki sismograf aleti getirtti; bunlardan biri, Kandilli Rasathanesi’ne; diğeri, Yıldız Sarayı’na konuldu.

Sonrası, başka bir âfet!
Cumhuriyet devrinde de çoğu Anadolu’da olmak üzere büyük zelzeleler yaşandı. Bunlardan en büyüğü 27 Aralık 1939 gecesi meydana gelen Erzincan Zelzelesi’dir. Birkaç dakika süren ve artçıları aylarca devam eden sarsıntılarda, şehrin 1930’da Almanların yaptığı istasyon binası ile XII. asırda Selçuklulardan kalma Çadırcı Hamamı dışında tamamı yıkıldı. 40 bine yakın kişi öldü. Ölümlerin çoğu soğuk ve açlık sebebiyle yaşandı. Yeni şehir, eski şehrin çok yakınına inşa edildiği için, 1984 ve 1992’de can kaybı olan iki zelzele olmuştur.


Erzincan zelzelesi

31 Mayıs 1946’da Muş’un Varto kasabası yerle bir olmuş; 839 kişi ölmüştü. Zelzele 19 Ağustos 1966’da tekrarlandı. 20 kilotonluk 4000 atom bombasına denk bir sarsıntıyla, Varto ve çevresinde 3000’e yakın kişi ölmüş; kaza merkezi ve 92 köy haritadan silinmiş; binlerce kişi evsiz kalmıştı. Cumhuriyet tarihinin büyük diğer zelzeleleri şunlardır: 1930 Hakkâri (2500 ölü), 1942 Niksar (3000 ölü), 1943 Tosya (3000 ölü), 1944 Bolu (4000 ölü) 1970 Gediz (1100 ölü), 1975 Diyarbakır-Lice (2400 ölü), 1976 Van-Çaldıran (3800 ölü), 1983 Erzurum-Horasan  (1150 ölü), 1999 Gölcük (17 bin ölü).


Erzincan Zelzelesi Gazetede

Zelzele, başlı başına bir âfet iken; zelzelenin ardından yaşanan, açlık, susuzluk, sâri hastalıklar, yağma, soğuk, yağmur ve kar gibi başka sıkıntılar da birer âfet yerine geçer. Ölülerin gömülmesi bir meseledir. Çevreden gelen gönüllüler ve askerlerin, hatta mahkûmların yardımıyla enkaz kaldırılırken; günler sonra hâlâ yaşayanlara rastlandığı çok olur.

Deprem zenginleri
Son zamanlarda zelzelelerin ardından dünya çapında yardım kampanyaları tertiplenmekte; ancak bunlardan çok azı, âfetzedelere ulaşabilmektedir. 1939 Erzincan Zelzelesi için toplanan paralarla, zamanın hükümeti, Ankara’da bugün Saraçoğlu Evleri diye bilinen memur lojmanlarını inşa etmişti. 1966 Varto Zelzelesi’nde bir gazetenin açtığı kampanyada toplanan paralar 1,5 milyon lira tutmuştu. Halbuki aynı gazetenin başka kampanyalarında, hava kuvvetleri için 17, donanma için 23, Çanakkale Âbidesi için 1,5;  dokuz tane Atatürk heykeli için yarım milyon lira toplanmıştı.


İnönü zelzele sonrası Erzincan'da

O yıllarda zelzele vesilesiyle zengin olanların sayısı, savaş zenginlerini aratmaz. Âfet mıntıkasına gönderilen konserve, battaniye gibi maddelerin başka yerlerde alınıp satıldığı çok görülmüştür. Âfetzedeler, devletin zelzelede yıkılan evlerin yerine yaptığı binaların, coğrafî şartlara ve ihtiyaçlarına uymadığından yakınmışlardır. Bazen bu yeni evlerin inşası, senelerce sürmüş; pek çok yolsuzluk dedikodusu yayılmıştır.

 
Erzincan Zelzelesi ve ölüler / Erzincan'da evinin enkazında geceleyen anne ve bebek

 


 Önceki Yazılar
25.09.2017 - AMAN AĞZIMIZIN TADI BOZULMASIN - Şekerin hikayesi

18.09.2017 - OSMANLI PADİŞAHINDAN, KITLIK ÇEKEN İRLANDA HALKINA…

11.09.2017 - MEKTEB-İ TIBBİYE’NİN HİKÂYESİ

04.09.2017 - TÜRKLERDE KURBAN GELENEĞİ…

28.08.2017 - AVRUPA’YI DOLAŞAN TÜRK MODASI

21.08.2017 - OSMANLI SARAYI’NDA ENGELLİLER VE DİLSİZ DİLİ

14.08.2017 - NEREDE O ESKİ YAZLAR… O ESKİ SICAKLAR…

07.08.2017 - NİKÂHTA KERÂMET VARDIR!

31.07.2017 - BİR TAS ÇORBA UĞRUNA: FEHİME SULTAN’IN ACIKLI SONU

24.07.2017 - BEYAZ RUSLAR İSTANBUL’DA…

Diğer makaleler için tıklayınız...