Ekrem Buğra Ekinci, 1987’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajı yaptı.

Ankara’da başladığı kariyerini İstanbul’da sürdürdü.
Doktorasını 1996’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Türkiye ve Daily Sabah gazetelerinde yazmaktadır.
Devam
 
İHTİŞAMIYLA İSTANBUL’U IŞILDATAN BİR VÂLİDE PAŞA VARDI…

08 Mayıs 2017 Pazartesi

Vaktiyle İstanbul’da, adeta imparatoriçe ihtişamıyla yaşayan bir hanım vardı. Üç çifte kayığı ve hizmetkârları ile Boğaz’da gezintiye çıkışı; göz kamaştıran bir hâdise olurdu.

1798’de Napolèon’un bir Osmanlı eyaleti olan Mısır’a saldırması üzerine, Rumeli’den gelen gönüllüler arasında Mehmed Ali adında Kavalalı bir genç vardı ki, istikbalin büyük adamları arasında yer alacaktır. Basit bir askerken, zekâ ve talihi sayesinde kısa bir zamanda yükselerek, Mısır vâlisi oldu ve 1952’ye kadar hüküm sürecek bir hânedan kurdu. İstanbul hükümeti, Mısır’a otonomi verdi ve soyundan gelenleri Mısır idarecisi olarak tanıdı. Bu Mısır idarecilerine, vâli değil de, hıdiv adı verilir.

Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın parlak ve ihtişamlı bir hayat yaşayan ailesi, her zaman İstanbul ile irtibatını devam ettirdi. Ailenin hemen hepsinin İstanbul’da yazlığı vardı. Mısır hanedanına ait bu zarif yalı ve köşklerin çoğu bugün ayaktadır ve İstanbul’u süslemektedir. Bu aileden iki hanım çok meşhurdur: Bunlardan birisi İstanbul’da Zeyneb-Kâmil Hastanesi’ni yaptıran Zeyneb Hanım; diğeri Mısır Konsolosluğu’nun sahibi olan Emine Hanım’dır ki Vâlide Paşa diye bilinir.

 

                                                              Prenses Emine evlenmeden evvel

Asalet ve Zarafet

Emine Necibe Hanım (1858-1931), Prens İbrahim İlhami Paşa’nın kızıdır. Bu zatın babası olan 3. Mısır Hıdivi Abbas Paşa, tek oğlunu yerine bırakabilmek için Sultan Abdülmecid’in kızı Münire Sultan ile evlendirerek Osmanlı sarayına damat yapmıştı. Prenses Emine, bu zâtın başka bir hanımından doğmuştu. İlhami Paşa, genç yaşta öldü. Ama kızı Prenses Emine’ye büyük bir servet bıraktı. Hıdiv İsmail Paşa’nın oğlu Tevfik Paşa’ya eş olarak münasip görüldü. 1872’de evlendiler. Prensin üç kardeşi ile beraber, dört düğün bir arada oldu. O zamana kadar rastlanmamış ihtişamdaki düğüne çok sayıda yerli ve yabancı davetli katıldı. Kutlamaların devam ettiği bir ay boyunca haftanın dört günü halka yemek verildi.

Tevfik Paşa, memleketi bir borç batağına sürüklediği için 1879’da azledilen babasının yerine geçti. Mısır, 1882’de ödenmeyen borçları bahane eden İngilizler tarafından işgal edildi. Hıdiv Tevfik Paşa, zor şartlarda vazife yapmaya çalıştı. Âdil ve merhametli bir zat idi. Prenses Emine’nin kendisi de aileden olduğu için, hükümdar zevcesi olarak Mısır’da itibarı yüksekti. Mutlu bir evliliği oldu. Beş çocukları dünyaya geldi. Bir hükümdar zevcesine düşen vazifeleri zarafet ve asaletle yerine getiren Prenses Emine, her zaman kendisine destek oldu.  Ancak siyasi sıkıntılar hıdivin sağlığını bozdu. Genç yaşta vefat etti.

 

    Solda: Prenses Emine, kayınvâlidesi, zevcesi ve çocukları ile. Sağda: Son zamanları

Halkın verdiği rütbe

Öteden beri Mayıs’tan itibaren yazları İstanbul’da geçiren Prenses Emine, kocasının ölümünden sonra zamanının çoğunu el-Mahrusa adlı yatıyla gelip gittiği İstanbul’da geçirmeye başladı. Sultan Hamid İstanbulunun en ihtişamlı simalarından biridir. Her seferinde, hoş geldin demek için saraydan yüksek rütbeli bir subay gönderilirdi. Sarayda ve Osmanlı hânedanı nezdinde hep sevilmiş, hep itibar görmüştür. Bir yandan da 18 yaşında tahta çıkan genç ve tecrübesiz oğlu Abbas Hilmi’ye de müşavirlik yapmayı, bilgi ve tecrübelerini aktarmayı ihmal etmedi.

Güzel bir hanımdı. O zamanlar herkese hususi bir pâye vermeyi seven İstanbul halkı, bir hanım için akla gelmek bir unvan bularak, hanımlara paşa denmediği halde, hıdivin annesi olan bu hanıma tarihteki yegâne paşalığı vermiş ve Vâlide Paşa demiştir.

Kışları Nil kenarındaki Kasru’l-Dubbara’da otururdu. Bebek’te ahşap bir yalıyı, Sultan Hamid satın alıp Vâlide Paşa’ya hediye etti. O da 120 bin sterlin masraf ederek yıktırdı ve şimdiki art-nouveau tarzı yalıyı yaptırdı. Hıdiva Sarayı veya Vâlide-i Hıdiv Yalısı diye bilinen yalı, Boğaziçi’nin en mühim binalarındandır. Arkasında dağa doğru uzanan büyük bir koruluğu vardı. Güzel havalarda Vâlide Paşa burada araba ile dolaşırdı. Öğle yemeklerini korulukta Boğaz’a hâkim bir terasta misafirleri ile yerdi.

  

Solda: Vâlide Paşa torunları ile. Sağda: Zevci Tevfik Paşa ile

Altın ve Gümüş Balıklar

Vâlide Paşa, zaman zaman üç çifte [yani rütbesi icabı altı kürekle çekilen] kayığı ve sayısız hizmetkârları ile Boğaz’da gezintiye çıkardı. Eski moda feraceler içindeki topluluk, herkeste merak ve hürmet uyandırırdı. Kayığı, o zamanki kayıkların en zarifi, en göz alıcı olanıydı. Kenarlarına iki sıra yaldız arasına mavi kadife örtü çekilmişti. Bu örtünün ucundan denize doğru sarkan altın ve gümüş balıklar pek meşhurdu. Bunlar sular üzerinde pırıl pırıl parlardı. Boğaz halkı, Valide Paşa’nın kayığını görmekten ayrı bir haz duyarlardı.

Fevkalâde tesirli, dirâyetli, sözü sohbeti dinlenir bir hanımdı. Dünyada olup biten her şeyden haberdardı. Çok dindardı; dinin her vecibesini yerine getirirdi. Hacca da gitmişti. Evinde ziyaretçi ve misafiri hiç eksik olmazdı.  Zevcinin vefatından sonra hiç mücevher takmamış; ancak düğünlerde dizlerine kadar inen incileriyle iktifa etmiştir. Ölene kadar alaturka kıyafet ve hayat tarzından vazgeçmedi. Kendisini görenler, gerçek üstünlüğün servette değil, asalet ve sadelikte olduğunu itiraf ederlerdi.

 

         Solda: Abbas Hilmi Paşa. Sağda: Vâlide Paşa'nın inisyali

Torunu Mısır tahtında

Vâlide Paşa’nın Abbas Hilmi, Mehmed Tevfik, Nazlı, Fahrünnisa Hadice ve Nimetullah adında beş çocuğu dünyaya geldi. Nazlı, küçükken öldü. Abbas Hilmi Paşa, Viyana’da tahsil gördü. Babasının ölümü üzerine 18 yaşında Mısır hıdivi oldu. Mehmed Tevfik, uzun zaman veliahtlık yaptı. Prenses Fahrünnisa Hadice, aileden Abbas Halim Paşa ile evlendi ki Osmanlı bürokratı idi. Sadrazam Said Halim Paşa’nın kardeşidir. Prenses Nimetullah da İngilizlerin Mısır tahtına geçirdiği Kâmil Paşa’nın oğlu Prens Kemaleddin ile evlendi.

Vâlide Paşa’nın torunu Prens Abdülmünim, Kral Faruk zamanında uzun yıllar veliahtlık ve 1952’deki darbe üzerine de kral nâibi oldu. Son Osmanlı padişahı Sultan Vahîdeddin ve son halife Abdülmecid Efendi’nin torunu Osmanlı prensesi Neslişah Sultan ile evlenmiştir.

Mısır’ın işgali üzerine İngilizlerle anlaşamayan oğlu 1914’te tahttan indirilip sürgüne gönderilince, Vâlide Paşa artık Mısır’a dönmedi; hep İstanbul’da kaldı. 1931’de kısa bir hastalıktan sonra yalısında vefat etti. Cenâzesi Kâhire’ye götürülerek, İmam Şâfiî yakınındaki Hoşe’l-Bâşâ diye bilinen aile kabristanında defnedildi.

Vâlide Paşa, Bebek’teki yalısını Vâlide-i Hıdiv Yalısı diye anılmak şartıyla Türk hükümetine bırakmak istedi ise de, hükümet bu arzusunu kabul etmeyince vaz geçti. Vefatından sonra yalıdaki eşya müzâyede ile satılıp kapanın elinde kaldı. Vârisler de yalıyı Mısır hükümetine hediye etti. Bugün Mısır Konsolosluğu olarak kullanılmaktadır. Bugün halk arasında yalı, prensesin arzusuna uygun bir şekilde Vâlide-i Hıdiv Yalısı olarak anılmaktadır. 

 

                                                                    Bebek'te Vâlide-i Hıdiv Yalısı


 Önceki Yazılar
16.10.2017 - OSMANLILARIN HAREMEYN’E HİZMETLERİ

09.10.2017 - SUYA AKSEDEN OSMANLI MEDENİYETİ

02.10.2017 - MAZİNİN MAHZUN ŞAHİTLERİ: MEZARTAŞLARI

25.09.2017 - AMAN AĞZIMIZIN TADI BOZULMASIN - Şekerin hikayesi

18.09.2017 - OSMANLI PADİŞAHINDAN, KITLIK ÇEKEN İRLANDA HALKINA…

11.09.2017 - İSTANBUL TIBBİYE MEKTEBİ, AVRUPA İLE BOY ÖLÇÜŞÜYOR

04.09.2017 - TÜRKLERDE KURBAN GELENEĞİ…

28.08.2017 - AVRUPA’YI DOLAŞAN TÜRK MODASI

21.08.2017 - OSMANLI SARAYI’NDA ENGELLİLER VE DİLSİZ DİLİ

14.08.2017 - NEREDE O ESKİ YAZLAR… O ESKİ SICAKLAR…

Diğer makaleler için tıklayınız...