Ekrem Buğra Ekinci, 1987’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajı yaptı.

Ankara’da başladığı kariyerini İstanbul’da sürdürdü.
Doktorasını 1996’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Türkiye ve Daily Sabah gazetelerinde yazmaktadır.
Devam
 
OSMANLI PADİŞAHLARI İÇKİ İÇER MİYDİ?

22 Eylül 2016 Perşembe

Her şey 10 sene kadar evvel yaşlı ve afili bir gazete köşe yazarının, “Sultan Hamid rom içerdi. Dedesini defalarca görmüş olan torunundan daha mı iyi bileceğiz?” sözleriyle başladı. Torundan kasıt da o zamanlar hanedan reisi olan Şehzâde Osman Ertuğrul Efendi idi. Gelin görün ki şehzâde hazretleri, Ağustos 1912 tarihinde dünyaya gelmiştir. Bu tarihte Sultan Hamid tahttan indirilmiş bir halde, Beylerbeyi Sarayı’nda mahpus tutuluyor; akrabası dâhil kimseyle görüştürülmüyordu. 1918 yılı Şubat ayında vefat etmeden az evvel bir bayram vesilesiyle akrabalarının ziyaretine izin verilmişti.

Merhum Şehzâde Osman Ertuğrul Efendi ile görüştüğümüzde bize dedesini beş yaşında bir-iki defa, mahpus bulunduğu Beylerbeyi Sarayı’nda babaları Şehzâde Burhaneddin Efendi ile beraber ziyaret ettiklerini anlattı. Dedelerinin kendilerini kucağına alıp sevdiğini anlattı. “Dedem çok dindardı, ağzına içki koymazdı” dedi. Ömründe bir-iki defa, o da beş yaşında iken kısa bir müddet gördüğü dedesinin rom içtiğini Ertuğrul Efendi nasıl bilebilir? Böyle dediyse bile, yalan söylemeyeceğine göre, belki başkasından işitmiştir. Zaten Şehzâde hazretlerinin TV programında neşredilen röportajında da bunu üçüncü şahıstan işitilmiş gibi bir ifade kullanılıyor. Sultan II. Abdülhamid’i çok daha yakından tanıyan ve onu defalarca görmüş olan yakın çevresi bunun tam aksini söylemektedir.

  

İş burada bitecek iken, popüler bir gazetenin nevzuhur tarihçisi, Osmanlı padişahlarından hangisinin içki içtiğine dair bir yazı yazdı. Buradaki bilgiler XVIII. asırda yaşamış bir şair-tarihçiden naklediliyordu. Osmanzâde Tâib, karışık hayatı sebebiyle müderrislikten atılmış; kulağı delik ve muhiti geniş bir müelliftir. Sağdan soldan işittiklerini kitaplarına dercetmesiyle tanınır. Hele bu meselede Osmanzâde Tâib’in başlıca kaynağı Gelibolulu Âli’dir. Bunun abartılı ifadeleri, ilmî çevrelerde çok ihtiyatla karşılanmıştır. Meselâ Şemsi Paşa’ya muhalifi olan klikte yer alışı, onu Sultan III. Murad’a rüşvet vermiş göstermeye kadar varmıştı. Osmanzâde’nin ikinci kaynağı ise IX. asırda yaşamış Arap şairi Câhiz’dir. Câhiz, Şiî/Mutezile mezhebine mensubiyetiyle tanınır. O zaman mahkemeye gitse, şâhidliği kabul edilmeyecek birisinin sözünün hüccet değeri söz götürür. Tarihçi, önüne gelen her kitaba, her rivayete, her vesikaya dayanarak söz söylemez. Bunları kritiğe tâbi tutar.

Git şu büfeden bir şişe al gel!

Bir kere Osmanlı padişahlarının içki içip içmediğini bilmek neredeyse imkânsızdır. Çünki padişahlar, aileleri dâhil, hiç kimseyle beraber yemek yemezlerdi. Hatta buna dair Fatih Kanunnâmesi’nde hüküm bile vardır. Padişahın hususî mutfağından yemekler mühürlü tablalarla gelir; haremde ise hizmetkârlar, harem dışında ise ağalar servis yaparlar. Sultan II. Abdülhamid’in son senelerine kadar da bu gelenek devam etmiştir. Padişahlar içki içmiş olsa, bunu birilerinin görmesi mümkün değildir.

Üstelik İslâmiyet içki içmeyi büyük günahlardan sayar; içene de seksen sopa ceza öngörür. Bu şartlarda Müslüman bir cemiyette içki içmek kolay değildir. Mamafih içmiş olabilirler. Peygamberler dışında hiç kimse masum değildir. Herkes hata yapabilir, günah işleyebilir. Ama iyice bilmeden bir kimse hakkında hüküm verilemez. Böylesine mahrem bir mevzuda, üstelik asırlar geçtikten sonra bir şey söylemek kolay değildir. Ciddî Osmanlı tarihlerinde bu mevzuda açık bir bilgi yoktur. Üstelik bugün arşivde bulunan saray mutfağına ait defterlerde içeri giren her şey en ince teferruatına kadar yazıldığı halde, böyle bir kayda rastlanmamaktadır. Ecnebî elçilere verilen şarap istihkakı yazar; ama saraya içki girdiğine dair bir kayıt yoktur. Padişah, yanındakine para verip “Git, şu büfeden bir içki al de gel!” diyecek değil ya!

Emevî ve Abbasîler de nasibini almış

Benzeri iddialar önceki müslüman hükümdarlar için de ortaya atılmıştır. Meselâ bazı Emevî ve Abbasî halifeleri için söylenmedik söz bırakılmamıştır. Halbuki tarih kitapları bunların meziyetlerini saya saya bitiremiyor. Bunun için Mir’at-ı Kâinât’a bir göz atmak kâfidir. Evet, içlerinde tek tük şahsî zaafları olanlar, sefih bir hayat yaşayanlar çıkmıştır. Fakat bunların da dine ve millete zararları olmamış, nihayet kendi nefislerine kötülük etmişlerdir. Buna da etraflarındaki devlet ricâli ve yakın çevre sebebiyet vermişti. Sonra gelen bazı tarihçiler, zamanlarındaki idarecilere yaranmak için bunların hatâlarını şişirmiş: hatta bu uğurda hadîs bile uydurmuşlardır. Bazı Osmanlı tarihleri de, zaman yakınlığı ve sınır komşuluğu bakımından bu tarihlerden tercüme edilmiş ve onların tesiri altında kalmış olduğundan, aynı yanlışlıkları tekrarlamıştır.

Nevzuhur tarihçimizin kaynağı Câhiz, Hazret-i Ömer’in içki içtiği için cezâ alanlardan birisi olduğunu yazıyor. Hazret-i Ömer’in oğlunun babası tarafından içki içme cezâsı olan seksek değnek ile bizzat cezâlandırıldığı bazı kaynaklarda geçer. Hazret-i Ömer, yasaklanmadan önce şarap içmiş olabilir. Ama yasaklandıktan sonra içki içtiği, hele cezâ aldığı hiçbir yerde geçmez. İslâmiyetin peygamberlerden sonra en üstün tuttuğu ikinci zât için hiçbir Müslüman böyle söylemez. Ancak Câhiz müfrid bir Şiî’dir. Hazret-i Ebu Bekr’i bile Müslüman saymayan bir itikat mensubunun böyle söylemesine şaşılmaz.

Bugün çok sıradan insanlar, içkiyi günah bilip içmezken; hayatlarını dine vakfetmiş, ülkeyi hayır eserleriyle donatmış, dindarlıklarıyla menkıbe kitaplarına geçmiş ve aynı zamanda müslümanların halifesi sıfatını taşıyan Osmanlı padişahlarının, dinde bu kadar mübâlatsız veya şahsen zayıf olduğuna inanmak pek de kolay değildir. Her şey biraz da Osmanlı padişahlarını her istediğini yapabilen Avrupa krallarına benzetmekten kaynaklanmaktadır. Gelin görün ki, padişahların eli kolu, din ve geleneklerle bağlanmıştır.

Kral kızı alıştırmış

İçki içen ilk padişah yaftası yapıştırılan Yıldırım Sultan Bayezid, Bursa’da Ulu Cami’yi ve kendi adıyla anılan câmiyi binâ etmiştir. Bizans İmparatoruna, İstanbul’da bir müslüman mahallesi kurulup, câmi yapılarak kâdı tayinini kabul ettirmişti. Meşhur mutasavvıf Emir Sultan ile sohbet etmiş, hatta O’na kızını vermişti. Neşrî, ve ondan alarak Aşıkpaşazâde’de Yıldırım Sultan Bayezid’i şaraba/kebaba Sırp kralının kızı alıştırdı; önceleri padişahlar içki nedir bilmezdi, deniyor. Bu iki tarihçi de padişahtan en az yüz sene sonra yaşadığına göre, kavmiyetçilik taassubuyla padişaha kızanların düzdüğü yakıştırmayı nakletmiş olsalar gerek. Padişahın yaptığı siyasî bir evlilikti. Bu kadının sözüyle içki içeceği doğrusu söz götürür. Hele Emir Sultan’ın söylediği rivâyet edilen “Bari Ulu Câmi’nin yanına dört de meyhâne yaptır” sözü, asılsız bir yakıştırmadan ibarettir. Üstelik Neşrî’de, hem padişahın dindarlığı ve adaleti övülür, hem de sonra tövbe edip Ulu Câmi’yi yaptırdığı yazar.

Nevzuhur tarihçi, içki içme âdetini, Çelebi Sultan Mehmed’in devam ettirdiğini söylüyor. Osmanlı Devleti’ni dağılmanın eşiğinden alan Çelebi Sultan Mehmed anne tarafından Mevlâna Celâleddin Rûmî’nin torunu olup, soyu Hazret-i Peygamber, Hazret-i Ebû Bekr ve Hazret-i Ömer’e dek ulaşır. Bursa’daki Yeşil Câmi ismini ölümsüzleştirmiştir. Bununla da iktifâ etmeyen tarihçimiz, Sultan II. Murad, hatta İstanbul’u fethetmekle Hazret-i Peygamber’in övgüsüne mazhar olan Fatih Sultan Mehmed ve velî lakabıyla tanınan Sultan II. Bayezid’in de içki içtiğini söylüyor. Sekiz senelik saltanatını Ehl-i sünneti korumak için Safevîlerle savaşmak ve müslümanların mukaddes beldesi Hicaz’ın fethiyle geçiren Yavuz Sultan Selim ara sıra içer, ama hemen sarhoş olurmuş. Osmanlı ülkesini hayır eserleriyle donatan ve adaletiyle tanınan Kanuni Sultan Süleyman önceleri içermiş, sonra bırakmış. Bu sözlere denecek bir şey yoktur.

Meyhâneden vergi alınsa ne olur?

İslâm hukukunda gayrı müslimlerin içki içmesi yasak olmadığı gibi, bunların içki alıp satması ve meyhane açması da serbest idi. Bundan yüklü vergi alınırdı. Osmanlı Devleti zamanında, Sultan Hamid devrinde rakı ve bira fabrikalarının kurulması da böyledir.

Kanunî Sultan Süleyman zamanında Müslümanların ekseriyette bulundukları mahallelerde gayrı müslimlerin meyhane açması yasaklanmıştı. İnebahtı ve Kıbrıs Seferi sebebiyle zaafa düşen hazineyi rahatlatmak için Sultan II. Selim zamanında buna tekrar izin verilmişti. Nitekim gayrı müslimlerin meyhanelerinden ve içki satışlarından vergi alındığı da gizli bir bilgi değildir. İşin aslından habersiz bazıları, bunu padişahlardan ilkinin dindarlığına, diğerinin de şaraba düşkünlüğüne bağlamışlar; hatta kendisine Sarhoş Selim demişlerdir. Yangında yanıp tekrar yaptırdığı saray hamamını gezerken tansiyonu düşüp kaymış ve beyin kanamasından vefat etmişti. Buna rağmen, “Sarhoş halde hamamda kız kovalarken öldüğü” bile söylenip yazılmıştır. Halvetî tarikatına bağlılığı ile bilinen Sultan II. Selim’in dindarlığı Selimiye Câmii’ni yaptırmasından bellidir. Ayasofya Câmii’ni de esaslı tamir ettirmişti.

Zaten nevzuhur tarihçi de padişahın içki içtiği halde beş vakit namazını kıldığını; sonradan şeyhinin telkiniyle içkiye tövbe ettiğini; hatta ölürken kendisine verilen ilacı; içinde içki vardır diye reddettiğini de yazıyor. Şeyhe intisab ederken müridin umumî tövbe etmesi tasavvufta âdettir. Osmanzâde Tâib, padişahın içkiden tövbe ettiğini zannetmiş. Orada hazır mıydı ki bunu bilsin! Bazı kitaplarda, padişahın Kıbrıs’ın fethini şarapları için istediğini yazar. Halbuki padişah istese istediği yerden şarap getirebilir. Kıbrıs, Halife Muaviye zamanında fethedilip sonra elden çıkmış eski bir İslâm toprağı idi. Eski kaynaklarda Divan-ı Hümâyun’dan Kıbrıs seferine çıkmama kararı alındığı; ancak o gece padişahın rüyasında Hazret-i Peygamber’in Kıbrıs’a sefer yapılmasını emrettiği; bunun için sadrâzam Sokulu Mehmed Paşa’nın ısrarlarına rağmen padişahın sefere çıkılmasına karar verdiği yazılıdır. Fethin şükran nişânesi olarak Kıbrıs’taki Selimiye Câmii vakfedilmiştir.

İçki ve tütün yasağını amansız tatbikiyle meşhur Sultan IV. Murad da içki içmediği halde, mübtelâ olduğu gut hastalığının ağrılarını hafifletebilmek için hekimbaşı tarafından verilen afyon hülâsaları (morfin) alırdı. Bu da kendisinde halsizlik ve uyuşukluk yapardı. Sendeleyerek yürüdüğünü birkaç defa görenler padişahın içki içtiğine hükmetmekten çekinmemiştir. Bir de devlet ricâli, padişahın Emirgûneoğlu gibi sohbet arkadaşlarından hoşlanmazdı. Başkalarını bu hususta ikna edebilmek için bunların padişahı sefâhete alıştırdığını söylemiştir. İçki iddiaları siyasî klikler arasındaki rekabete âlet bile edilmiştir. Sultan IV. Murad, babası gibi Üskürdarlı Aziz Mahmud Hüdâî’ye bağlıydı. Selden harab olmuş olan Kâbe-i Muazzama’nın bugünki binâsını yaptırmış; Karaköy Arab Câmiini harab bir binâ iken şimdiki hâle getirmiştir.

Hele, Üsküdar Yeni Câmii’ni ve şehrin iki yanında çok zarif iki çeşme inşâ ettiren, hattat padişah Sultan III. Ahmed ile Nuruosmaniye Câmii inşaatını başlatan, Rumelihisarı, Kandilli, Yeraltı, Beşiktaş Arab İskelesi, Üsküdar Mahmudiye, Defterdarkapısı, Tulumbacılar Odası, Yalıköşkü câmi ve mescidlerini yaptıran Sultan I. Mahmud’un içki içtiğine dair hiç delil yoktur. Gelin görün ki yazar, Sultan III. Ahmed’in hangi balkonda hangi yastığa dayanarak kiminle rakı içtiğini, gözüyle görmüşcesine anlatıyor.

Beni bir câmiye kaldırın

Nevzuhur tarihçiler, yaptıkları istatistiklerle, Sultan II. Mahmud’un içkiye en düşkün padişah olduğuna karar vermişler. Öyle sarhoş olurmuş ki, mâbeynciler arabaya zor bindirip saraya götürürmüş. Osmanlı Devleti’ni mutlak felâketten kurtaran bu padişahın dindarlığına çok deliller vardır. İstanbul’daki bütün Sahâbe-i kiram kabirlerini bulup yaptıran, öte yandan Tophâne’de zarif Nusretiye Câmiini, Eminönü’nde Hidâyet Câmiini, Üsküdar’da Adliye Câmiini, Arnavudköy’de Tevfikiye Câmiini inşâ ettiren O’dur. Vehhâbîleri işgal ettikleri Hicaz’dan çıkararak Hazret-i Peygamber’in kabri üzerine yeşil kubbeyi yaptıran O’dur. Hele Medine’deki Hücre-i Seadete hediye gönderdiği altın şamdan münasebetiyle yazdığı ve Hazret-i Peygamber’e olan sevgisini terennüm ettiği “Şamdan eyledim ihdâya cür’et yâ resulallah” diye başlayan na’t pek içlidir. Ağır verem hastası iken, Çamlıca’da kızkardeşinin köşkünde fenâlaşmış, “Beni bir câmiye kaldırın da, orada vefat edeyim” demiştir. Yeniçeri Ocağı’nı ve bununla organik bağı sebebiyle Bektaşî tekkelerini kapattığı için malum dedeler tarafından “Gâvur Padişah” diye anılmış; yeni düzende yemleri kesilenler de bu söze dört elle yapışmıştı. İçki içtiğini de muhtemelen yine bunlar yakıştırmıştır. Padişaha böyle diyenlerin kendilerinin doğrusu müslümanlıkla pek alâkası kalmamıştı.

Sultan II. Mahmud’un oğlu Sultan Abdülmecid ise Medine’de Mescid-i Nebevî’nin bugünki hâlini yaptırmış; Hırka-ı Şerif, Dolmabahçe, Ortaköy, Teşvikiye gibi zarif câmiler binâ ettirmişti. Kâbe-i Muazzama’ya döşettiği kâşî tuğlaların altına tevazuundan hacıların ayakları altında kalacak şekilde kendi ismini yazdırmıştı. Hasta yatağında iken Medine halkından gelen mektubu hürmeten ayağa kalkıp dinlediği meşhurdur. Üstelik Nakşî meşâyihinden Yanyalı İsmet Efendi’ye bağlıydı. Türbesinin Sultan Selim Câmii avlusunda, ama Sultan Selim’inkinden daha alçak yapılmasını istemiş; Yanyalı İsmet Efendi tekkesi müridlerinin her Cuma gecesi türbesinde hatm-i hâcegân icrasını vasıyet etmişti. Kilisli Mustafâ Işkî Efendi, Mevârid-i Mecîdiye adıyla Sultan Mecid’in fazilet ve kerâmetlerini anlatan bir kitap yazmıştır. Bu mütevazı, nâzik ve içli padişah, yine de ithamlardan kendisini kurtaramamıştır. Hele zamane bir tarihçisinin gözüyle görmüş gibi padişahın sarhoş olup hammallar tarafından küfeye konup saraya getirildiği sözüne ne denir! Sultan Mecid, içki içseydi, bunu müptezel şekilde yapmayacak kadar zarif bir zât idi. Sultan Abdülmecid ve Sultan II. Mahmud, ıslahatçı padişahlar idi. Islahatçı hükümdarları sevmeyen çok olur. Zamanlarında insanlar ikiye ayrılmıştı. Islahat aleyhdarları, padişahı açıkça tenkid edemedikleri için, bu “ıslahat çılgınlığını” ancak padişahların sarhoşluğuna bağlamıştır.

Kibar diye içki mi içmeli?

Yakışıklılığı, nazik ve demokrat tavırları ile modern Avrupa monarşilerindeki hükümdarları andıran Sultan V. Murad ise, amcası Sultan Abdülaziz’in feci ölümü üzerine ağır bir depresyon geçirmiş; şuuruna halel geldiği için tahttan indirilmişti. Bu halde bulunan bir insanın fiillerinden mesul tutulamayacağı âşikârdır. Kaldı ki kendisinin içki içtiği rivâyeti, sağlam kaynaklarda geçmez. Bazı Jön Türk müsveddeleri, bu ileri fikirli padişaha mensup olduğu kanaati uyandırmak için beraber işret ettiklerini anlatmışlardır. Celâleddin Paşa da padişahın tahttan indirilmesini amme efkârına haklı göstermek uğruna Mir’at-ı Hakikat adlı eserinde bunu zikretmiştir. Nevzuhur tarihçinin de yazdığı gibi Sultan Reşad içki içmezdi.

Günlük hayatı neredeyse saniyesi saniyesine malum bulunan Sultan II. Abdülhamid’in içki içtiğine dair tek rivâyet son sadrazamlardan Tevfik Paşa’ya aittir. Güyâ padişah gençliğinde kardeşleriyle ışret edermiş, bir gece köşküne dönerken araba kazası yapıp içkiye tövbe etmiş. Bu rivâyeti Tevfik Paşa İbnülemin’e anlatmış. Bu doğru bile olsa, hatadan dönmek de fazilettir. Padişahın dindarlığında hemen herkes müttefiktir. Zevcesi Behice Kadınefendi, padişahın helâdan çıkıp banyoya gidene kadar abdestsiz yere basmamak için teyemmüm edecek derecede dindar olduğunu söylemiştir. Kızları, doktoru, bendegânı padişahın her husustaki dindarlığını, ağzına içki koymadığını, içki içenleri sevmediğini, saraya içki girmediğini açıkça yazmışlardır. İttihatçılar, II. Meşrutiyet’i müteakip, Sultan Hamid’i halkın gözünden düşürmek için neler söylememiştir! Abdullah Cevdet, “Sultan Hamid hakkında yüz yalan uydurdum. Bazısına kendim de inandım” derdi.

İşret ne mânâya gelir?

Nevzuhur tarihçinin kaynağına göre, "Fatih Sultan Mehmed Han ve Sultan Bayezid-i Veli, komutanları ve vezirleriyle arada sırada ıyş ü nûş ederlerdi. Hatta Bayezid-i Veli, Sadrazam Gedik Ahmed Paşa’yı ışret sırasında katletmişti". Yazar ıyş ü nûş kelimesini içki âlemi; ışret kelimesini de içki diye tercüme etmiş. Sultan IV. Murad’ın şeyhülislâmı Yahya Efendi’nin "Mescidde riyâmişler etsin ko riyâyı; Meyhâneye gel kim ne riyâ var ne mürâî" beytini yazarak, “Eee, şimdi bu şiiri nasıl değerlendireceğiz?” diyor. Divan edebiyatından ve tasavvuftan biraz anlayan, bunu değerlendirmekte zorluk çekmez. Şark edebiyatında ve divan şiirinde meyhane sevgili ile buluşma yerini ve tekkeyi; sâki sevgiliyi ve şeyhi; bâde ve şarap ise ilahî aşkı sembolize eder.

Iyş, yaşamak; ışret, eğlence ve cümbüş demektir. İkisi de arapçadır. Eğlenmek illâ içki içmekle olmaz. Eşi dostuyla dinin izin verdiği şekilde eğlenmek yasaklanmamıştır. Hatta ulemâ devlet ricâline, siyasî kararlarında isabetli olabilmesi için ara sıra eğlenerek nefsini teskin etmesini, zihnini dinlendirmesini, tavsiye etmiştir. Buna da ıyş ü ışret denir. Nûş, farsça içmek demektir. Su için de kullanılır, şerbet için de. Dôlu eski türkçede içine su karıştırılan su dışındaki içecekleri anlatır. Su katılmış şaraba da, şerbete de, ayrana da dôlu denirdi. Hatta Bursa’da askere ayran yapıp verdiği için Dôlu Baba diye bilinen bir evliyânın kabri vardır. Sâki yalnızca içki dolduran değil, su veren kimse için de kullanılır. Zaten sâki, Arapça sulayan demektir. Saka buradan gelir. Arapçada “şarap” şürb edilen, yani içilen şey demektir. Şerbet, çorba, meşrubat, şurup gibi kelimeler hep aynı köktendir. Kur’an-ı kerimde içilmesi yasak olan hamr’dır. Fermantasyona uğramış içki demektir. Biz bugün buna şarap diyoruz. Ama eski metinlerde “şarap” içilecek her şey için kullanılır. Lisanını ve kelimelerini bilmeden bir devir hakkında rastgele hüküm vermek ne kadar hatalı!

Üstelik İslâmiyette üzüm ve hurmadan yapılan şarap ve bundan elde edilen alkol kesinlikle haram iken; bunlar dışında bazı alkollü içkiler vardır ki kimi âlimler bunların ilaç ve ihtiyaç için sarhoş etmeyecek mikdarını içmeye cevaz vermiştir. Rom da bu kabildendir. O halde neyin ne için içildiğini bilmeden ahkâm kesmemek lâzımdır. Üstelik yukarıda da geçtiği üzere, Osmanlı padişahlarının çoğu gut hastalığından mustarip idi ve şiddetli ağrılardan kurtulmak için afyon hülâsaları alırlardı. İçki içme ithamının altında yatan bir sebep de bu olsa gerektir.

Hükümdarların düşmanı çok olur!

“Padişahlar ve İçki”, tarihin mevzusu olmayacak kadar spesifik ve ehemmiyetsiz bir meseledir. Tarih, şahısların hususî hayatları ile değil, hâdiselerde oynadıkları rollerle alâkalanır. Bu, işin magazin kısmıdır. Ama nedense çokları bunu tarihî bir mesele hâline getirmeye pek meraklıdır. Acaba niçin? Muhafazakâr çevrelere “İdeal edindiğiniz padişahların hâline bakın!” denerek temsil ettikleri değerler hakkında bir mesaj mı verilmek isteniyor? Yoksa muhafazakârlar arasında içki propagandası mı yapılıyor?

Osmanlı padişahları hatâları ve sevapları ile tarihe intikal etmiştir. Kim ne derse desin, iyilikleri fazladır. Kahramanlıkları, cesaretleri, geleneklere hürmetkârlıkları, ilme, sanata değer verişleri, zarafetleri, merhametleri, demokrat duruşları ile sadece Türk-İslâm tarihinde değil; dünya tarihinde de mümtaz bir mevkiye oturmuşlardır. Kabahatları varsa bile, bu imaja zarar vermez. Padişahlardan, hele sert padişahlardan memnun olmayan geniş bir kitle bulunması normaldir. Bu kitlenin amme efkârında icraatlerini değil de şahsiyetlerini ön plana çıkararak padişahların imajını zayıflatmaya çalışmasını da anlamak mümkündür. Hükümdarların düşmanı çok olur. Sultan Hamid ise, son asırda bazı kesimlerce bir tezin antitezi olarak görülür ve hep münakaşalı bir şahsiyet gibi amme efkârına tanıtılır.

Hakkında açık bilgi bulunmayan hususlarda kat’î konuşmamak ilim adamlığının icabındandır. Asırlar öncesine ait hâdiseleri bugün olmuş ve bizzat görmüşçesine anlatmaya itibar edilmez. İslâmiyet, kim olduğu bilinmeyen, hele fâsık birisi bir haber getirirse, buna hemen inanmamayı emrediyor; “İyi bilinmeyen şeyin arkasına düşmeyin!” diyor. Bir kimsenin gizli işlediği kabahatı gelip başkasına anlatan kimseye fâsık denir. Böyle birinin sözüne inanılmaz, güvenilmez. İçki içmek, Kur’an-ı kerim tarafından yasaklanmıştır. Buna uyup uymamak herkesin kendi bileceği iştir. Ama kendilerini savunacak vaziyette olmayan tarihî şahsiyetler hakkında dedikodularla hüküm vermek de kimsenin hakkı ve haddi değildir. Üstelik geleneğimizde “Ölülerinizi hayırla anınız!” prensibi vardır. İlmî mevzularda dedikodulara karşı uyanık olup, mutedil hareket etmek, herkesin uyması gereken ahlâkî bir vecibedir.


 Önceki Yazılar
19.06.2017 - KAŞGARÎ DERGÂHI’NDAN RAMAZAN HATIRALARI

12.06.2017 - BU KATAR NEREYE GİDER?

05.06.2017 - BİR BAŞKAYDI ASR-I SAADETTE RAMAZAN…

29.05.2017 - “İSTANBUL’U FETHEDEN KUMANDAN NE İYİ KUMANDANDIR!”

22.05.2017 - ROMANTİK ORTAÇAĞ ŞEHRİ PRAG’DA OSMANLI İZLERİ

15.05.2017 - HOLLANDA: KÜÇÜK ÜLKENİN KURDUĞU BÜYÜK SÖMÜRGE İMPARATORLUĞU

08.05.2017 - İHTİŞAMIYLA İSTANBUL’U IŞILDATAN BİR VÂLİDE PAŞA VARDI…

01.05.2017 - “İŞÇİNİN ÜCRETİNİ, ALIN TERİ KURUMADAN VERİNİZ!” - Bizde 1 Mayıs ve İşçi Hareketlerinin Mâzisi…

24.04.2017 - HALK TAKVİMİ ŞAŞMAZ!

17.04.2017 - SULTAN ABDÜLHAMİD’İ TANIMAK

10.04.2017 - YENİ TREND: GÜÇLÜ İCRÂ veya BAŞKANLIK

03.04.2017 - ÇEK KAYIKÇI KÜREKLERİ…

27.03.2017 - Parklarda Dilenci Muamelesi Gören - SENİHA SULTAN’IN HAZİN HİKÂYESİ

20.03.2017 - VARLIK VERGİSİ FACİASI

13.03.2017 - KEDİYİ SEVMEK İMANDANDIR…

06.03.2017 - PARİS CAMİİ BODRUMUNDA BİR HALİFE CENAZESİ

27.02.2017 - SON HALİFE SÜRGÜN YOLLARINDA

20.02.2017 - BİR OSMANLI YÂDİGÂRI DAHA GÖÇTÜ

13.02.2017 - SULTAN HAMİD’İN EFSANEVÎ MİRASI

06.02.2017 - Üç Şeye Pişmanım! - İZMİR SUİKASTİNİN PERDE ARKASI

30.01.2017 - ESKİ DOSTLAR yahud ATATÜRK MUHALİFLERİNİN TASFİYESİ

23.01.2017 - AYŞE TATİLDE: KIBRIS’TA NELER OLDU?

16.01.2017 - CAMİLERDE BALYAN MÜHRÜ

09.01.2017 - MENEMEN HÂDİSESİNİN İÇYÜZÜ

02.01.2017 - GÂVUR OYUNU MU? MİLLÎ DÂVÂ MI?

01.01.2017 - SOYAĞACI (ŞECERE) NASIL HAZIRLANIR?

26.12.2016 - OSMANLI PADİŞAHI KİMDİR?

19.12.2016 - İŞTE GELDİK GİDİYORUZ; ŞEN OLASIN HALEB ŞEHRİ!?

12.12.2016 - ANADOLU’DA TÜRKÇE KONUŞAN RUMLAR

05.12.2016 - MERHAMET MEDENİYETİNİN ZARİF HÂTIRALARI: KUŞ EVLERİ

28.11.2016 - İntihar mı? Cinâyet mi? - ŞEHZÂDE YUSUF İZZEDDİN EFENDİ’NİN HAZİN ÖLÜMÜ

21.11.2016 - TÜRKİYE İÇİN BAŞKANLIK SİSTEMİ

14.11.2016 - AMERİKAN BAŞKANI DA ÇEŞİT ÇEŞİT…

07.11.2016 - TÜRKLER VE MUMYACILIK

31.10.2016 - Hazırlayanların eliyle ihlâl edilen sulh programı - MİSÂK-I MİLLÎ EFSÂNESİ

24.10.2016 - MUSUL NASIL ELDEN ÇIKTI?

17.10.2016 - MUMYANIN HİKÂYESİ

10.10.2016 - ALTIN MAKAS: SANSÜR

03.10.2016 - YER DÖŞEK, YILDIZLAR YORGAN: ÇİNGENELER

26.09.2016 - BİR POST-MODERN DARBE: 28 ŞUBAT KARARLARI

19.09.2016 - “SENİN ÇOCUKLAR İŞİ BİTİRDİ!” - 12 EYLÜL 1980 DARBESİ

05.09.2016 - 12 MART 1971 DARBESİ

29.08.2016 - "Sizi buraya tıkan kuvvet böyle istiyor" - 27 MAYIS 1960 DARBESİ

22.08.2016 - Halka Suni Teneffüs - DEMİRKIRAT (DEMOKRAT PARTİ)

15.08.2016 - ŞAMAN KİME DENİR? ŞAMANİZM NEDİR?

08.08.2016 - LOZAN: KİMİN HEZİMETİ? KİMİN ZAFERİ?

01.08.2016 - LOZAN’A GİDEN YOL

25.07.2016 - MODERN DARBELERİN PROVASI: KULELİ VAK’ASI

17.07.2016 - DARBELERLE GEÇEN ÖMRÜ DERBEDERİMİZ

11.07.2016 - SULTANLARIN ŞAHI ZEKİYYE SULTAN

04.07.2016 - 5 ASIRDIR MİNARELERDE YANAN IŞIK

27.06.2016 - RAMAZAN GECELERİNİN ZİYNETİ: TERAVİH NAMAZI

20.06.2016 - KUR’AN-I KERİM NASIL MUSHAF HÂLİNE GETİRİLDİ?

13.06.2016 - “ORUÇ, SİZDEN ÖNCEKİLERE DE FARZ KILINDI”

06.06.2016 - RAMAZAN AYININ HAVASI BİR BAŞKADIR

30.05.2016 - YAHUDİLER ARASINDA AYKIRI BİR TOPLULUK: KARAİLER

23.05.2016 - Osmanlı vakıf medeniyeti… - “KANADI KIRIK LEYLEKLERE VAKIF”

16.05.2016 - 19 MAYIS 1919 NEYİN BAŞLANGICIDIR?

09.05.2016 - ÖLÜMDEN BAŞKA HER DERDİN DEVÂSI VAR!

02.05.2016 - AVRUPA’DA FES MODASI

25.04.2016 - KÛTÜLAMÂRE Mİ? ÇANAKKALE Mİ?

18.04.2016 - OSMANLI HÂNEDANI ve DİNDARLIK

11.04.2016 - SULTAN AZİZ’E YAPILANLARIN ÂHINI KİM ÇEKİYOR?

04.04.2016 - UYAN SULTAN AZİZ UYAN KAN AĞLIYOR BÜTÜN CİHAN

21.03.2016 - HOLODOMOR: BİR HALK AÇLIKLA NASIL HİZAYA GETİRİLİR?

14.03.2016 - HAREM AŞK YUVASI DEĞİL, BİR MEKTEP İDİ...

07.03.2016 - MALTA'DA HÂLÂ OSMANLI İZLERİ YAŞIYOR

29.02.2016 - BAHARI MÜJDELEYEN CEMRE

22.02.2016 - AŞKIN GİZLİ DİLİ: MENDİL

15.02.2016 - AH ŞU GALATA BANKERLERİ…

08.02.2016 - BİR ZAMANLAR BAŞLARA TAHT KURAN FES

01.02.2016 - SEVR ANTLAŞMASI’NIN TATBİKİ MÜMKÜN MÜYDÜ?

25.01.2016 - SEVR ANTLAŞMASI: ÖLÜMÜ GÖSTERİP SITMAYA RAZI ETMEK Mİ?

18.01.2016 - Dünyaya açılan pencere - GAZETELERİN HİKÂYESİ

11.01.2016 - “VATAN SEVGİSİ İMANDANDIR”

04.01.2016 - KAR BEREKETTİR

28.12.2015 - GAYRI MÜSLİMLERE BENZEMEK

21.12.2015 - MUSUL’UN EHEMMİYETİ NEREDEN GELİYOR?

14.12.2015 - ŞARK DÜNYASINDA KADIN

07.12.2015 - MOSKOVA’YI VERGİYE BAĞLADIĞIMIZ GÜNLER

30.11.2015 - PADİŞAH KİM OLACAK?

23.11.2015 - TÜRKLERLE ARAPLAR’IN HİKÂYESİ

16.11.2015 - YAKIN TARİHİN ACI BİR SAYFASI: 150’LİKLER

09.11.2015 - SAATLERİN DANSI

02.11.2015 - SİCİLYA’DA MÜSLÜMAN İZLERİ

26.10.2015 - TÜRKİYE’DE SEÇİMLERİN HİKÂYESİ

19.10.2015 - OSMANLILAR DEVRİNDE BİR HALK KLÜBÜ: KAHVEHANELER

12.10.2015 - PEYNİRİN SALTANATI

05.10.2015 - ŞEYH ŞÂMİL’İN SÖNMEYEN HATIRASI

28.09.2015 - RUSLARIN KORKULU RÜYASI ŞEYH ŞÂMİL

21.09.2015 - ŞEMDİNLİ’NİN ÖTEKİ YÜZÜ

14.09.2015 - ‘VÂLİDE-İ ŞEHİDE’ MAHPEYKER KÖSEM SULTAN

07.09.2015 - “ERMENİ MESELESİ HALLOLMUŞTUR!”

31.08.2015 - İKİLİ OYUN: ERMENİ MESELESİNİN ARKA PLANI

24.08.2015 - HAMUR İŞLERİNDEN UZAK DURMAK NE MÜMKÜN?

17.08.2015 - SAHTE OSMANLILAR

10.08.2015 - “ZEYTİNE AND OLSUN Kİ...”

03.08.2015 - İSTANBUL’UN KAPILARI

27.07.2015 - ‘BEDELİ ÇANAKKALE’DE ÖDENECEKTİR!’ - Tarihe geçen şanlı bir kalpazanlık hikâyesi

20.07.2015 - ŞEYH SAİD: ÂSÎ Mİ? KAHRAMAN MI?

13.07.2015 - ŞEYH SAİD HÂDİSESİ: ANADOLU’DA İÇ SAVAŞ

06.07.2015 - PEYGAMBER DEVRİNDEN RAMAZAN HATIRALARI

29.06.2015 - DEMİREL’İN MEŞHUR ŞAPKASI... - İNSANIN BAŞINDAKİ, KİMLİĞİNİ ELE VERİYOR!

22.06.2015 - BİR RAMAZAN AYININ HATIRLATTIKLARI...

15.06.2015 - PADİŞAH YEĞENLERİ

08.06.2015 - TARİHTE İKTİDARLAR VE YAKIN ÇEVRE

01.06.2015 - AYASOFYA EFSANELERİ

25.05.2015 - MAĞRİB’DEN ATLAS DAĞLARINA: BİR FAS HATIRASI

18.05.2015 - TÜRKLER, KENDİNE SIĞINANI GERİ VERMEZ!

11.05.2015 - VAKTİYLE DÜNYA BU ODADAN İDARE OLUNURDU!

04.05.2015 - BİR BARDAK ÇAYDA KOPAN FIRTINA

27.04.2015 - MÜSLÜMANLAR İLİMDE NEDEN GERİ KALDI?

20.04.2015 - FİLİSTİN TAHTINDA BİR ŞEHZÂDE

13.04.2015 - CEMALEDDİN EFGÂNÎ EFSANESİ

06.04.2015 - DOĞU-BATI ARASINDA BİR ESRARENGİZ PORTRE: CEMALEDDİN EFGÂNÎ

30.03.2015 - YEMEN’DE SULAR HİÇ DURULMUYOR...

23.03.2015 - İMAMIN CÜBBESİ SİYAH...

16.03.2015 - ÇANAKKALE MUHAREBELERİ’NİN İKİ YÜZÜ

09.03.2015 - KAHVE YEMEN’DEN GELİR...

02.03.2015 - OSMANLI HANEDANININ ÇİLELİ ASRI

23.02.2015 - OKYANUSUN DİBİNDE İSPANYOL HAZİNELERİ YATIYOR...

16.02.2015 - TAKİYYÜDDİN VE YIKILAN RASADHANESİ HAKKINDA EFSANELER

09.02.2015 - KÂHİRE İLE MÜNASEBETLER HEP BİR KARAR OLMADI

02.02.2015 - 16 TÜRK DEVLETİ - Cumhurbaşkanlığı forsundaki 16 yıldız neyi ifade ediyor?

27.01.2015 - Nazi kampından intibalar - “ÇALIŞMAK INSANI HÜR KILAR!”

26.01.2015 - ORTADOĞU’DA YAŞLI HÜKÜMDARLARDAN BİRİ DAHA GÖÇTÜ

19.01.2015 - MUKADDESATA SÖVMENİN CEZASI

12.01.2015 - ESKİLER SOKAK HAYVANLARI BİLE DÜŞÜNÜRDÜ...

05.01.2015 - ŞEYH-İ EKBER’İ ANLAMAK

29.12.2014 - PADİŞAH OLACAKTI, MEZARI BİLE YOK: ŞEHZÂDE ORHAN EFENDİ

22.12.2014 - HAZRET-İ İSA’YA HÂİNLİK EDEN KİM?

15.12.2014 - OSMANLICA MI? TÜRKÇE Mİ?

08.12.2014 - KAZAN DEVRİLDİ, SÖNDÜRDÜ OCAĞI!

01.12.2014 - İRAN'DA HOLDİNG KADAR GÜÇLÜ VE ZENGİN BİR TÜRBE VAR - İran Seyahat Notları

24.11.2014 - İRAN’DA BİR CEVELAN - İran Seyahat Notları

17.11.2014 - VAKTİYLE HÜKÜMET ADAMLARI EN ÇOK KİMDEN ÇEKİNİRDİ?

12.11.2014 - Arabistan Çöllerinden Riyad Sarayı’na... - SUUDÎ ARABİSTAN KRALİYET AİLESİNİN SERÜVENİ

29.10.2014 - CUMHURİYET NİÇİN ve NASIL İLAN EDİLDİ?

22.10.2014 - SELEFÎLERLE OSMANLI DA MÜCADELE ETMİŞTİ... - KÂDIZÂDELİLER

15.10.2014 - ÂKİF’İN GELGİTLİ DÜNYASI

08.10.2014 - ÂKİF’İN SULTAN HAMİD’E HUSÛMETİ NEREDEN GELİYOR?

01.10.2014 - TEFRİKA ROMANDAN TELEVİZYON DİZİSİNE

24.09.2014 - İSKOÇYA’NIN “ETEK”LERİ TUTUŞTU

17.09.2014 - BİZDE NÜFUS KAYITLARI NE KADAR DOĞRUDUR?

10.09.2014 - CEZALI ŞEHİRLER

03.09.2014 - “HATALI OLDUĞUNU ANLARSAN, DOĞRUYA DÖNMEKTEN ÇEKİNME!”

27.08.2014 - DENİZ HAMAMINDAN, KADINLAR PLAJINA

20.08.2014 - ATEŞ HATTINDA EKZANTRİK BİR TOPLULUK: YEZİDÎLER

13.08.2014 - “CUMHURBAŞKANI NECİDİR? BAŞBAKAN NE İŞ YAPAR?”

06.08.2014 - DOSTLARIMIZ YENİLDİĞİ İÇİN BİZ DE YENİLMİŞ SAYILDIK!

30.07.2014 - BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI’NIN 100. YILI

23.07.2014 - TEK KİŞİLİK OSMANLI TİYATROSU: MEDDAH

16.07.2014 - TARİHTE SÜNNÎ KİME, EHL-İ SÜNNET NEYE DENİR?

09.07.2014 - ESKİ EVLERİMİZİN MANEVÎ SİGORTALARI

02.07.2014 - BİR BAŞKA İDİ RAMAZAN AYININ HAVASI

25.06.2014 - BİR ACÂİB ŞEHİR: NİCE

18.06.2014 - SON İMPARATORUN ACIKLI SAN REMO GÜNLERİ

11.06.2014 - İSPANYA TAHTI SALLANTIDA MI?

28.05.2014 - KUDÜS'TEN GELİYORUM

21.05.2014 - ESKİDEN MADENCİLİK BABADAN OĞULA GEÇEN BİR MESLEKTİ

14.05.2014 - OSMANLI HÂKİMİ KİMDİR?

07.05.2014 - Ermeni Tehcirinin Sebep ve Neticeleri - ERMENİ KATLİÂMININ ADLÎ DOSYASI 1919’DA KAPANDI

30.04.2014 - 1915’TE ERMENİLERE NE OLDU?

23.04.2014 - DUALARLA, KURBANLARLA AÇILAN RENKLİ ANKARA MECLİSİ

16.04.2014 - ŞARK SOFRASINDA PİRİNCİN SALTANATI

09.04.2014 - Osmanlı ülkesinde bir garip topluluk: LEVANTENLER

02.04.2014 - PADİŞAHLAR, NAKİBÜLEŞRAF İÇİN AYAĞA KALKARDI

26.03.2014 - TÜRK MEZARININ BAŞINA GELENLER…

19.03.2014 - Bir “âb-ı lezîz” hikâyesi - SUYA VERİLEN PARAYA ACINMAZ!

12.03.2014 - Manastır Vâlisi, 1908’de Sultan Hamid’e şu mesajı göndermişti: - “BURADA BENDEN BAŞKA HERKES İTTİHATÇIDIR”

03.03.2014 - İKİ ATEŞ ARASINDA ESKİ BİR TÜRK YURDU: KIRIM

26.02.2014 - SULTAN HAMİD’İN MEMLEKETİ SARAN İSTİHBARAT AĞI

19.02.2014 - “PADİŞAH OLANA HAZİNE GEREKTİR!”

12.02.2014 - MUSTAFA N’OLDU, HANİ NEYLEDİN A PADİŞAHIM?

05.02.2014 - YARGI BAĞIMSIZLIĞI MI, HÂKİM SERBESTİSİ Mİ?

29.01.2014 - HAŞHAŞÎLERİN DÜNÜ ve BUGÜNÜ

15.01.2014 - OSMANLI DEMOKRASİSİ

08.01.2014 - OSMANLI DEVLETİ’NİN RESMÎ DİLİ VAR MIYDI?

01.01.2014 - SARIKLI İHTİLÂLCİ

25.12.2013 - EKMEK BULAMAYAN, PASTA YESİN!

18.12.2013 - Suriye’de Nusayrî hâkimiyeti bitiyor mu? - ESED’İN İNTİKAM KORKUSU

11.12.2013 - AVRUPA BİRLİĞİ’NDE ŞERİAT HUKUKU

04.12.2013 - NAZLI BUDİN!

27.11.2013 - ETSİZ SOFRA OLUR MU?

20.11.2013 - SULTAN ABDÜLHAMİD’İN HÂTIRALARI NEREDE?

12.11.2013 - MALİYECİLER ESKİDEN DE KİMSENİN GÖZÜNÜN YAŞINA BAKMAZDI

06.11.2013 - İSTANBUL’UN AVRUPA’DAKİ İKİZİ: LİZBON

30.10.2013 - RESSAM-I HAZRET-İ PADİŞAHÎ - ABDULLAH BİRADERLER

26.10.2013 - What did Our Ancestors Eat?

23.10.2013 - “YAŞASAM NE OLACAK?” - Esir kamplarında Osmanlı esirleri

16.10.2013 - HER TATLININ BİR ZAMANI VAR…

09.10.2013 - 1914’ün KAYIP NESLİ - I.Cihan Harbi’nin acı bilançosu

25.09.2013 - MEHTER’İN HİKÂYESİ - Yeniçeri Avrupa’yı yeniden fethetti!

18.09.2013 - FELSEFE Mİ? HİKMET Mİ?

11.09.2013 - İSTANBUL HATIRASI

04.09.2013 - ÜNİVERSİTENİN ÜZERİNDEN GEÇEN BULDOZER: 1933 ÜNİVERSİTE REFORMU

28.08.2013 - GİRİT BİZİM CANIMIZ, FEDA OLSUN KANIMIZ!

21.08.2013 - AVRUPA, KÂĞIT İLE MÜSLÜMANLAR SAYESİNDE TANIŞTI! - Kâğıdın hikâyesi…

14.08.2013 - TÜRKLER VİYANA KAPILARINDA…

07.08.2013 - YENİ BAYRAMLARDA ESKİ TAT!

31.07.2013 - İSTANBUL FOTOĞRAFÇILARININ EŞİ YOKTU

24.07.2013 - BİR TAHT SESSİZ SEDASIZ EL DEĞİŞTİRDİ

17.07.2013 - ÖLÜMSÜZLÜK SUYU “KARANLIK ÜLKESİ”NDE

10.07.2013 - HAZRET-İ PEYGAMBER NEDEN ÇOK EVLENDİ?

03.07.2013 - FOTOĞRAF VARDI DA ÇEKTİRMEDİK Mİ?

26.06.2013 - FATİH SULTAN MEHMED ZEHİRLENDİ Mİ?

19.06.2013 - SARAYDAN SEYYAR SATICILIĞA: ŞEHZÂDE ÂBİD EFENDİ

12.06.2013 - BİR ZAMANLAR MEDİNE’DE YAHUDİLER YAŞARDI…

05.06.2013 - OSMANLI PADİŞAHLARININ VEFAT SEBEPLERİ

29.05.2013 - İSTANBUL’UN FETHİ, TARİHTE NEYİ DEĞİŞTİRDİ?

22.05.2013 - KİM DEMİŞ OSMANLILARA MATBAA GEÇ GELDİ DİYE!

15.05.2013 - MATBAAYI BULAN JOHANN GUTENBERG DEĞİLDİR!

12.05.2013 - Avrupa’nın ilk üniversitesi Kurtuba’da kuruldu

11.05.2013 - ENDÜLÜS'E AĞIT

08.05.2013 - YENİDEN HAMİDİYE ALAYLARI PROJESİ

01.05.2013 - HOLLANDA’DA 123 SENE SONRA İLK KRAL!

24.04.2013 - OSMANLILAR OKUR-YAZAR DEĞİL MİYDİ?

17.04.2013 - “MARGARET THATCHER GERÇEKTEN KADIN MI?”

10.04.2013 - OSMANLI DEVLETİ BİR TÜRK DEVLETİ MİYDİ?

06.04.2013 - VİYANA TÜRKLERİ HİÇ UNUTMADI

03.04.2013 - HAPİS CEZASI, MAHKÛMA MI, YOKSA MASUM AİLESİNE Mİ? - Osmanlılarda cezalar ve hapishaneler

27.03.2013 - ŞAM’IN KANDİLİ SÖNDÜ!

19.03.2013 - İMPARATORLUĞUN MEZARCILARI:İTTİHATÇILAR

13.03.2013 - BİR MİLYAR KİŞİNİN HÜKÜMDARI: PAPA

06.03.2013 - YANGIN VAR! - Değdiğini yok eden ateşe ne dayanır…

27.02.2013 - Bir veda yazısı! - “BİZİ KENDİNE ALIŞTIRDIN; HAK REV MI BU?”

20.02.2013 - PAPA İSTİFASINI KİME TAKDİM ETTİ?

13.02.2013 - Osmanlı Devleti’nde Şehirliler, Köylüler, Göçebeler - GÖÇEBE MİLLETİZ VESSELÂM

06.02.2013 - Kemalist inkılâba halkın reaksiyonu ne oldu? - İNKILÂB DÜŞMANLARININ VAY HÂLİNE!

30.01.2013 - TARİHİMİZDE SATILAN, SAKLANAN, KAÇIRILAN ÇOCUKLAR

23.01.2013 - MAKBUL İBRAHİM PAŞA, NASIL “MAKTUL” OLDU!

16.01.2013 - AYASOFYA CÂMİİ’Nİ AÇMAYA KİMİN GÜCÜ YETER?

09.01.2013 - Turistik endişeler mi? Atina’nın şantajı mı? - AYASOFYA CÂMİİ NEDEN KAPALI?

02.01.2013 - TÜTÜN DİYE NESNE GELDİ CİHÂNA…

26.12.2012 - HAZRET-İ İSA NE ZAMAN DOĞDU?

19.12.2012 - Padişahların Mensup Olduğu Tarikatlar - SULTANDAN EVLİYA OLUR MU?

12.12.2012 - İSVEÇ TAHTINDA SIRADAN BİR FRANSIZ

05.12.2012 - Süper güçler muradına nasıl erdi? - HALİFELİĞİN KALDIRILMASININ ARKA PLANI

28.11.2012 - Kaldırılalı neredeyse 90 sene oldu ama… - HALİFELİK GERİ Mİ GETİRİLİYOR?

21.11.2012 - İDAM CEZASI DÖNÜYOR MU?

14.11.2012 - HAZRET-İ PEYGAMBER TÜRBESİNDEKİ TEK KİŞİLİK KABİR YERİ KİMİN?

07.11.2012 - AYYILDIZLI PASAPORTA ŞAPKA ÇIKARILDIĞI ZAMANLAR

31.10.2012 - KURBAN BAYRAMI HANGİ GÜNDÜR?

24.10.2012 - Türk buluşu yoğurdun dünyayı tutan serüveni - HER YİĞİDİN BİR YOĞURT YİYİŞİ VARDIR

17.10.2012 - OSMANLILARDA EKONOMİK HAYAT NASIL YÜRÜRDÜ?

10.10.2012 - DENENMİŞ BİR SADAKAT - Fevzi Çakmak’a Atatürk’ün itimadı nereden ileri geliyor?

03.10.2012 - KUZU PAŞA MI, KURT PAŞA MI? - Muhafazakârlık-İnkılâpçılık çizgisi arasında Fevzi Çakmak

26.09.2012 - OSMANLI ARMASININ SIRRI

19.09.2012 - TAKSİM’DE BİR CÂMİ VARDI…

12.09.2012 - ÖLÜM HAK, MİRAS HELÂL!

05.09.2012 - ÖMER HAYYAM: ŞARAP ŞAİRİ Mİ, İLMİN YÜZ AKI MI?

30.08.2012 - Özgüvenimizde İstanbul’un Fethinin Büyük Rolü

30.08.2012 - RENKLİ KITA HİNDİSTAN’DAN GARİP ÂDETLER

22.08.2012 - AZ KALSIN HALİFE OLACAKTI

15.08.2012 - HIRKA-I SAADET DAİRESİ BİR TARİH HAZİNESİ

08.08.2012 - İSTANBUL’U SÜSLEYEN MUKADDES EMANETLER

01.08.2012 - BURMA MÜSLÜMANLARININ FARKINA HERKES YENİ VARDI

18.07.2012 - TUZ KADAR SEVMEK

11.07.2012 - İNKILÂP TARİHİ BİLMEMEK MAZERET Mİ?

04.07.2012 - KİM KİMİN ÖNÜNDE DURACAK?

27.06.2012 - ZİNDANDAN CUMHURBAŞKANLIĞI SARAYINA GİDEN YOL: MÜSLÜMAN KARDEŞLER

20.06.2012 - AVRUPA TOLERANSI ŞARK’TAN ÖĞRENSİN!

13.06.2012 - TÜRKİYE İÇİN BAŞKANLIK SİSTEMİ

06.06.2012 - TARİHTE ÇOCUK DÜŞÜRME VE KÜRTAJ

30.05.2012 - BAŞKANLIK SİSTEMİNİN FAYDA ve MAHZURLARI

23.05.2012 - NE MENEM ŞEY ŞU BAŞKANLIK SİSTEMİ?

16.05.2012 - DEMOKRASİ DE ÇEŞİT ÇEŞİT…

09.05.2012 - MİHRİMÂH SULTAN CÂMİİNİN SIRRI

02.05.2012 - CÂMİ SATILIR MI DEMEYİN!

25.04.2012 - LÂLE DEVRİ

18.04.2012 - HALEB ORDA İSE, ARŞIN BURDA!

11.04.2012 - ANADOLU’NUN HAS ÇİÇEĞİ: LÂLE

10.04.2012 - MEDRESELİLER EN ENTELEKTÜEL KESİMDİ

04.04.2012 - SON MISIR MELİKESİNE VEDA

28.03.2012 - ÇİN SARAYINI BASAN 40 TÜRK YİĞİDİ

21.03.2012 - BİR ZAMANLAR HÂKİM OLMAK İÇİN ÜSTE PARA VERİLİRDİ

14.03.2012 - EĞİTİM ŞART (MI?)

07.03.2012 - CEMRE DÜŞTÜ DUYDUNUZ MU?

29.02.2012 - AMA HANGİ İNCİL?

21.02.2012 - FETİH 1453 FİLMİNE DAİR

15.02.2012 - TARİHİ SEVDİREN ADAM

08.02.2012 - KONUŞAMAYAN ÇOCUKLARI GETİRİP SADRÂZÂMA OKUTURLARDI

01.02.2012 - UYGURLARIN TAHTINDA TALİHSİZ BİR OSMANLI ŞEHZÂDESİ

25.01.2012 - HİNDİSTAN’DA PARYA OLMAK

18.01.2012 - ADANIN TEK ADAMI

11.01.2012 - FRANSA DOSTLUĞU TÜRKLERE UĞUR GETİRMEDİ

04.01.2012 - SALÂHADDİN EYYÛBÎ KİMİN KAHRAMANIDIR?

28.12.2011 - SOFRALARIMIZ FAST-FOOD’A YENİK Mİ DÜŞÜYOR?

21.12.2011 - FRANSIZ MEDENİ KANUNUNA GALİP GELEN MECELLE

14.12.2011 - İNGİLTERE VARLIĞINI OSMANLILARA BORÇLUDUR

07.12.2011 - YENİDEN KEŞFEDİLEN ÖĞLE UYKUSU

30.11.2011 - MUKADDES BELDELERE EN ÇOK HİZMET EDEN PADİŞAH

23.11.2011 - DÖRT PADİŞAH BABASI SULTAN ABDÜLMECİD

16.11.2011 - SİYASETİN MEKTEBİ Mİ OLUR?

09.11.2011 - SEYYAH-I ÂLEM VE NEDİM-İ BENÎ ÂDEM EVLİYÂ ÇELEBİ 400 YAŞINDA

02.11.2011 - OSMANLILAR MİLLET DEYİNCE NE ANLARDI?

26.10.2011 - SARAY AKADEMİSİNDE GÜNLÜK HAYAT

19.10.2011 - MECLİSTE SİLAHLAR KONUŞUYOR…

12.10.2011 - “ZAVALLI İSTANBUL’A KÜSKÜNLÜĞÜNÜZ NEDEN?”

05.10.2011 - OSMANLILARDA ANAYASA MACERASI

28.09.2011 - ANAYASACILIK TARİHİNDE MÜSLÜMANLAR ÖNDE

21.09.2011 - LİBYA ÇÖLLERİNDE BİR OSMANLI ŞEHZADESİ

14.09.2011 - AŞİRET ÇOCUKLARI İSTANBUL’DA

07.09.2011 - SU İLE ATEŞ ARASINDA: İZMİR YANIYOR

31.08.2011 - 5 ASIRDIR MİNARELERDE YANAN IŞIK

28.08.2011 - Bayram olmasa insan depresyona girer

24.08.2011 - RAMAZAN GECELERİNİN ZİYNETİ: TERAVİH NAMAZI

17.08.2011 - KİRALIK KASALARIN ATASI: BEDESTEN

10.08.2011 - SURİYE NEREYE?

03.08.2011 - ORUÇ, ÖNCEKİ MİLLETLERİN HEPSİNDE VARDI

27.07.2011 - KADI SİCİLLERİNİN TOZLU YAPRAKLARI ARASINDA KOSKOCA BİR TARİH YATIYOR

20.07.2011 - AİLE ADINDAN SOYADI MI OLUR?

13.07.2011 - “BENDEN İŞİTTİKLERİNİZİ YAZINIZ!”

06.07.2011 - BASKICI REJİMLERİN ANTİK ÇAĞDAKİ ADRESİ: ISPARTA

29.06.2011 - İNGİLİZ TAKIMINDA AY-YILDIZ NE ARIYOR?

22.06.2011 - SARAYIN SİYASET MEKTEBİ: ENDERUN’DAN MÜLKİYE’YE

15.06.2011 - SOPALI SEÇİMDEN BOYALI SEÇİME

08.06.2011 - BOŞANMA YASAĞININ AVRUPA’DAKİ SON KALESİ DE DÜŞTÜ

01.06.2011 - OLDU DA BİTTİ MAŞALLAH!

25.05.2011 - AMERİKA’YA NUMUNE OLAN DEVŞİRME USULÜ

18.05.2011 - İSTANBUL’DAN BİR HANEDAN REİSİ GEÇTİ

11.05.2011 - ALTINA HÜCUM

04.05.2011 - TÜRKLER MÜSLÜMAN OLMAKLA NELER KAZANDI?

27.04.2011 - MAVİ KANLILARIN DÜĞÜNÜ

20.04.2011 - DÜNYANIN EN ESKİ ÇOCUK BAYRAMI

13.04.2011 - DÜNYADAN BİR ÂDİLE SULTAN GEÇTİ…

06.04.2011 - SEMAVNE KADISI OĞLU ŞEYH BEDREDDİN

30.03.2011 - SÖZÜNÜZÜ BALLA KESTİM…

23.03.2011 - ADALET DAİRESİ’NİN İÇİ VE DIŞI

16.03.2011 - “KEKEME KRAL”IN SON ZAFERİ

09.03.2011 - TÜRK-İSLÂM TARİHİNİN YEGÂNE KADIN HÜKÜMDARI

02.03.2011 - TAHTINI KAYBETTİĞİNİ BURSA KAPLICALARINDA ÖĞRENDİ

23.02.2011 - MÜSLÜMANLARIN MÜŞTEREK PAROLASI

16.02.2011 - KAZANAN KIZI ALIR!

09.02.2011 - MISIR MISIRLILARINDIR

02.02.2011 - OSMANLI HÂKİMİYETİ MACARLARA YARADI

26.01.2011 - ALTIN ŞEHİR: TİMBUKTU

19.01.2011 - PADİŞAHIN KALBİNDE TAHT KURAN HURREM SULTAN

15.01.2011 - SULTAN V. MURAD MASON MUYDU?

12.01.2011 - MUHTEŞEM YÜZYIL’DA GÖZE TAKILANLAR

05.01.2011 - YOK BÖYLE BİR AŞK!

01.01.2011 - FİLİN KADAR KONUŞ!

29.12.2010 - AYA İSMİNİ VEREN İMPARATOR

22.12.2010 - ŞAHA DOĞRU GİDEN KERVAN

15.12.2010 - YEDİ KAPIYA YEDİ AŞURE

08.12.2010 - HER AY İSMİNİN BİR HİKÂYESİ VAR

01.12.2010 - BİR OSMANLI BEYEFENDİSİNİN ARDINDAN - Şeyh Ubeydullah ve Nehri Seyyidlerinin Hazin Hikâyesi

24.11.2010 - OSMANLILARDA FEODALİTE VAR MIYDI?

17.11.2010 - NEREDE O ESKİ BAYRAMLAR…

10.11.2010 - TABUTUNA HACİZ KONAN BİR İMPARATOR

03.11.2010 - SON PADİŞAH TAHTINI NASIL KAYBETTİ?

27.10.2010 - KIZIL ELMA NEREDE?

20.10.2010 - ZORUNLU VE SORUNLU DİN DERSLERİ

13.10.2010 - DENİZLERİN UĞURSUZ PERİSİ

06.10.2010 - PARALI ASKERLİKTEN MECBURİ ASKERLİĞE

29.09.2010 - GİZLİ DİN TAŞIYANLARIN HİKÂYESİ

22.09.2010 - ABBASÎ HALİFESİ’NİN RESMİ KİLİSE DUVARINDA

15.09.2010 - DÜNYADAKİ İLK ÜNİVERSİTEYİ MÜSLÜMANLAR KURDU

08.09.2010 - İZMİR'DE İLK KURŞUNU KİM ATTI?

01.09.2010 - NUH'UN GEMİSİ NEREDE?

25.08.2010 - VAKTİYLE SAKALSIZLARI ADAMDAN SAYMAZLARDI

18.08.2010 - HÂFIZLIK ESKİ BİR GELENEK

11.08.2010 - HRİSTİYANLARDA ESKİ YUNAN’DAN KALAN BİR GELENEK: İYİ DRAHOMA=İYİ KOCA

04.08.2010 - OSMANLI TİCARETİ İNGİLİZ İPOTEĞİNDE

28.07.2010 - NÂMAĞLUP BİR HÜKÜMDAR EMiR TiMUR

21.07.2010 - 7 BELDEYE 7 MUSHAF

14.07.2010 - MUSHAF-I ŞERİFİN HİKÂYESİ

07.07.2010 - BİZANS’TAKİ İSLÂM İZLERİ

30.06.2010 - EYÜP SULTAN’DAKi MEZAR KiMiN?

29.06.2010 - OSMANLI PADİŞAHLARI İÇKİ İÇER MİYDİ?

23.06.2010 - BEYNELMİLEL BİR MARŞ

16.06.2010 - HER PADİŞAHA AYRI BİR MARŞ

09.06.2010 - OSMANLI ÜLKESİNDE YAHUDİLER

02.06.2010 - İSRAİL MAZİYİ NE ÇABUK UNUTTU!

26.05.2010 - OSMANLI'NIN SON ZAFERİ

19.05.2010 - ESKİDEN BIYIKSIZ ERKEK GÖRMEK ÇOK ZORDU

12.05.2010 - İNGİLTERE'DE OSMANLI MODELİ BİR MEKTEP: ETON KOLEJİ

05.05.2010 - ECNEBİYE İMTİYAZ ZARURETTİR

28.04.2010 - EMEKLİLİK TENEŞİRDE!

21.04.2010 - GİRİT FÂTİHİNİN ACI SONU

14.04.2010 - TALİHSİZ BİR PADİŞAH: SULTAN İBRAHİM

07.04.2010 - SULTAN ABDÜLHAMİD TAHTINI NASIL KAYBETTİ?

31.03.2010 - ÖRNEK BİR İRTİCÂ(!) HİKÂYESİ: 31 MART

24.03.2010 - OSMANLI ORDUSUNDA İMAM VE MÜFTÜ SUBAYLAR

17.03.2010 - ÇANAKKALE’YE BİR GEÇEN PİŞMAN, BİR GEÇMEYEN!

10.03.2010 - YARGI REFORMUNU OSMANLI DA YAPMIŞTI

03.03.2010 - DÜNYA MÜSLÜMANLARININ KALBİ İSTANBUL'DA ATARDI

24.02.2010 - PADİŞAH KİMİNLE EVLENİR?

17.02.2010 - MASONLAR DÜNYAYI YER ALTINDAN MI YÖNETİYOR?

10.02.2010 - OSMANLI, BELEDİYELERİ KADILARA EMANET ETTİ

03.02.2010 - BİR ORMANDA İKİ ARSLAN OLMAZ!

27.01.2010 - OSMANLILARDA KARDEŞ KATLİ

20.01.2010 - BOĞAZ'I DONDURAN KIŞLAR GERİDE KALDI

13.01.2010 - KÜRTLER NASIL OSMANLI VATANDAŞI OLDU?

06.01.2010 - HÂNEDAN VE KUREYŞ

30.12.2009 - YILBAŞI ve NOEL’DEKİ PUTPEREST GELENEKLERİ

23.12.2009 - HER ŞEY HİLÂLE BAĞLI

16.12.2009 - KREMLİN SARAYI'NDA BİR ÇAR GÖRÜRSENİZ ŞAŞIRMAYIN

09.12.2009 - HERKESİN MİNÂRESİ KENDİNE

02.12.2009 - VÂLİNİ SEÇ, VERGİNİ ÖDE, GEREKTİĞİNDE ASKER VER!

25.11.2009 - DERSİM BİR DAĞ İÇİNDE...

18.11.2009 - AH ŞU DİYÂNET BÜTÇESİ!

11.11.2009 - BABASININ GÖLGESİNDE KALAN PADİŞAH: SULTAN II. SELİM

04.11.2009 - 360 DERECE DÖNMEK: SABETAYCILIK VE DÖNMELER

28.10.2009 - SANA SELÂM EY OSMANLI SANCAĞI!...

21.10.2009 - ANADOLU'DA ABBASÎLER

14.10.2009 - ERMENİ AÇILIMI: İMPARATORLUK MİRASINA SAHİP ÇIKMALI

07.10.2009 - ANADOLU'NUN İSTANBUL'U...

30.09.2009 - BABASI BURHANEDDİN EFENDİ'NİN CENAZESİ YURDA SOKKULMAMIŞTI

23.09.2009 - ESKİDEN DÂVÂSI OLAN ÖNCE MÜFTÜYE GİDERDİ

16.09.2009 - SULTAN KANUNİ DE AYAMAMA'DA MAHSUR KALMIŞTI

02.09.2009 - YALOVA ALINDIĞINDA OSMAN GAZİ HÜKÜMDARDI

26.08.2009 - YUNANLILARIN KÜÇÜK ASYA FELÂKETİ

19.08.2009 - SULTAN HAMİD'İN TAHTINA MÂL OLAN FİLİSTİN

12.08.2009 - OSMANLI DEVLETİ ve İSRAİL...

05.08.2009 - TÜRKLERİN İSLÂM DİNİNE KATKILARI

29.07.2009 - ŞEHZÂDELERİ HAYATA ‘LALA’ HAZIRLARDI

22.07.2009 - PADİŞAHIN YASAMA YETKİSİ SINIRLIYDI

15.07.2009 - ORTA ASYA'YA HÜKMEDEN UYGURLAR ŞİMDİ ESARETTE

08.07.2009 - ASIRLIK REKABET İSTANBUL’DA SONA MI ERDİ?

01.07.2009 - ENTARİ ÂDETİMİZ ZAMANA YENİLDİ

24.06.2009 - SON PADİŞAHLAR NİÇİN SEFERE GİTMEDİLER?

17.06.2009 - YANMAYAN YIKILMAYAN KÜTÜPHÂNELER

10.06.2009 - YAZ GELDİ, SEYRANA ÇIKALIM BİZ...

03.06.2009 - PADİŞAHA DOKUNULMAZ MIYDI?

27.05.2009 - DÜNYA MÜSAMAHANIN NE OLDUĞUNU SULTAN FATİH'TEN ÖĞRENDİ

20.05.2009 - Bir OSMANLI KARDEŞLİĞİ: TÜRKLER VE ARAPLAR

13.05.2009 - SAKARYA NEHRİ'Nİ İSTANBUL'A BAĞLAMAK SULTAN III. MUSTAFA'NIN PROJESİYDİ

06.05.2009 - PARAMIZIN SERÜVENİ

29.04.2009 - ‘SULTAN TÜRKLERE, KUR'AN SULTANA HÜKMEDER’

22.04.2009 - İLK HAFTA TATİLİ TALEBELER İÇİN

15.04.2009 - TARİHÎ BİR KISAS DÂVÂSI

08.04.2009 - RUMELİ'DE OSMANLI GÂZİLERİ: EVLÂD-I FÂTİHÂN

01.04.2009 - BİZE TURKEY DEMEYİN!

25.03.2009 - ESKİDEN İZİN ALINMADAN CUMA NAMAZI KILINMAZDI

18.03.2009 - OSMANLI DONANMASI AKDENİZ'İ ‘TÜRK GÖLܒNE ÇEVİRDİ

11.03.2009 - OSMANLILARDA MEVLİD KANDİLİ

04.03.2009 - SÜRGÜNDEKİ HÂNEDÂN

25.02.2009 - SULAR ALTINDA KALAN SON VATAN TOPRAĞI

18.02.2009 - İSKENDERİYE KÜTÜPHANESİNİ KİM YAKTI?

11.02.2009 - TÜRK İSMİ NEREDEN GELİYOR?

04.02.2009 - AVRUPA'NIN ÇOK EVLİLERİ

28.01.2009 - SAVAŞTA AĞAÇ BİLE KESİLMEZ

21.01.2009 - DALMAÇYA’DA BİR OSMANLI İSTİHBARAT MERKEZİ DUBROVNİK

14.01.2009 - KURU BİR KAVGA DEĞİL!

07.01.2009 - KERBELÂ GERÇEĞİ

31.12.2008 - ZAMANIN NABZI: TAKVİM

24.12.2008 - AH PADİŞAHI BİR GÖRSEM

17.12.2008 - TARİHTE ‘ÇARŞAF AÇILIMI’

10.12.2008 - AMAN RÜTBEYE DİKKAT!

03.12.2008 - SULTAN ABDÜLHAMİD'İN YÂDİGÂRI: HİCAZ DEMİRYOLU

26.11.2008 - HİCAZ DEMİRYOLU 100 YAŞINDA

21.11.2008 - İSRAİL’DE OSMANLI KANUNU MECELLE

19.11.2008 - İSTİKRARIN SEMBOLÜ MONARŞİ

12.11.2008 - SARAY DİLİ, DİLSİZ DİLİ

05.11.2008 - BEYAZ SARAY’­IN ENTERESAN MİSAFİRLERİ

29.10.2008 - YÜZÜNDE MEYMENET OLMAYAN İSTANBUL'A ADIM BİLE ATAMAZDI

22.10.2008 - İZİNSİZ NİKÂH YOK!

15.10.2008 - BU ŞERİF, O ŞERİF DEĞİL

08.10.2008 - İYİ PARAYA İYİ SOYADI

01.10.2008 - TÜRKLER NASIL MÜSLÜMAN OLDU?

24.09.2008 - DÜNYA OSMANLI'NIN ALTI ASIR GERİSİNDE

17.09.2008 - HAREMAĞALARI

10.09.2008 - DERYANIN ÜZERİNE KURULAN CÂMİ

03.09.2008 - ŞAMANLIK BİR DİN Mİ?

27.08.2008 - ZAFERİN SIRRI HAKANA HÜRMETTE GİZLİ

20.08.2008 - TAHRAN'IN GÜÇ SEVDASI

13.08.2008 - BANKA KREDİLERİNE OSMANLI MUAMELESİ

06.08.2008 - TIMARLI SİPAHİDEN KÖY AĞASINA

30.07.2008 - YAYA KALDIN TATAR AĞASI

23.07.2008 - KIRILMA NOKTASI: İKİNCİ MEŞRUTİYET

16.07.2008 - ESNAF OLMAK KOLAY DEĞİLDİ

09.07.2008 - MÜHÜR KİMDEYSE SÜLEYMAN ODUR!

02.07.2008 - AVRUPA'NIN KARTAL YUVASINDA YAŞAYAN HALKI: ŞKİPETARLAR...

18.06.2008 - YAVUZ SULTAN SELİM'İN KÜPESİ

11.06.2008 - PADİŞAHLAR NİÇİN HACCA GİTMEDİ?

04.06.2008 - ASIRLARDIR HUZURA HASRET BİR DİYAR: LÜBNAN

01.06.2008 - AĞLAMA DUVARI

28.05.2008 - SULTAN FATİH ROMA’YI DA FETHETSEYDİ...

21.05.2008 - MEKTEPLER OLMASAYDI...

21.05.2008 - KRALİÇE'NİN TÜRKİYE ZİYARETİNDEKİ DERİN MÂNÂ

14.05.2008 - DÖRDÜ İSKAMBİLDE BİRİ İNGİLTERE’DE

07.05.2008 - İNGİLİZ BAKANIN TÜRKİYE'DEKİ KÖKLERİ-ALİ KEMAL BEY'İN ACIKLI SONU

30.04.2008 - VAKIFLARA PADİŞAH BİLE EL KOYAMAZ

23.04.2008 - OSMANLI SİGORTACILARI: DERBENTÇİLER

16.04.2008 - NABZIMI BIRAK A DOKTOR, KALBİME BAK!

09.04.2008 - SARKOZY'NİN DEDELERİ OSMANLI VATANDAŞIYDI

02.04.2008 - 5000 YILLIK TÜRK BAYRAMI MI?

23.03.2008 - ÇANAKKALE GEÇİLSEYDİ...

16.03.2008 - KATİLİ KİM AFFETSİN?

09.03.2008 - ROMANYA MÜFTÜSÜ ABDULLAH GÜL’DEN NE İSTEDİ