Ekrem Buğra Ekinci, 1987’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajı yaptı.

Ankara’da başladığı kariyerini İstanbul’da sürdürdü.
Doktorasını 1996’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Türkiye ve Daily Sabah gazetelerinde yazmaktadır.
Devam
 
Halka Suni Teneffüs
DEMİRKIRAT (DEMOKRAT PARTİ)


22 Ağustos 2016 Pazartesi

Aynı kadroların idare ettiği meşrutiyet devri de sayılırsa, memleketi neredeyse 40 senedir demir yumrukla idare eden Tek Parti, iktidarı kolay kolay devreder miydi? Nitekim çokları demokrasi ve çok partili hayatı, Tek Parti’nin muhaliflerini ortaya çıkarmak üzere kurduğu bir komplo olarak gördü.  Yanılmadıkları 27 Mayıs 1960 darbesi ile ortaya çıktı.

Türkiye, II. Cihan Harbi’ne girmedi. Ama savaşın sıkıntılarını yaşadı. Politik baskı yanında, ekonomik sıkıntıların had safhaya geldiği memleket, adeta savaştan çıkmış gibiydi. Türkiye, San Francisco’da toplanan birleşmiş milletlerde yer almak uğruna Almanya’ya savaş ilan etti ve demokrasiye geçmeyi kabul etti. Böylece savaşa sonunda dâhil olmuş ve Avrupa’nın uğradığı harabiyete maruz kalmamış olan ABD’nin yardımını alabilecekti.

DP seçim afişi

Bunun için göstermelik bir demokrasinin zararı olmazdı. CHP, daha evvel de bunu denemiş; muvazaa partisi denilen Serbest Fırka’nın seçimlere girmesine müsaade etmişti. Ama tek parti diktatoryasından bıkmış halk, bu yeni partiye muvazaa partisi demeden teveccüh edince, CHP’nin etekleri tutuşmuş; parti kapatılarak tek parti diktatoryasına geri dönülmüştü.

Muhalif Dörtlü
CHP içinden dört muhalif isim, Celal Bayar, Refik Koraltan, Fuad Köprülü ve Adnan Menderes, ayrılarak 7 Ocak 1946’da Demokrat Parti’yi kurdular. Global sermayenin destekleyeceği şekilde liberal ve muhafazakâr bu yeni partiye, laiklik, dış politika ve maarif sisteminden taviz vermemek şartıyla icazet verilmişti. Başında Kemalistliğinden şüphe edilmeyecek bir şahsiyetin, Celal Bayar’ı varlığı bir emniyet sbobu olarak görüldü.


DP'yi kuran Dört Muhalif

CHP’nin kontrolü altındaki açık oy gizli tasnif 1946 seçimleri yüz kızartıcı neticeler doğurdu. Buna rağmen DP meclise az da olsa milletvekili sokabildi. 14 Mayıs 1950 seçimleri DP’yi ezici çoğunlukla iktidara taşıdı. CHP’nin seçim kanununda son anda kendi lehine yaptığı değişiklikler, DP’nin işine yaradı. Bayar, reisicumhur; Aydınlı bir çiftçi, Adnan Menderes ise başvekil oldu. İyi niyetli, kibar bir insan olan Adnan Menderes’in etrafı, aslında faaliyetlerini kontrol eden görünmez bir kordonla çevrilmişti. Başbakanlık hayaliyle tutuşan Fuad Köprülü, hayal kırıklığıyla grubu terketti.

 
 

 
Halk Adamı
DP’nin ilk icraatı Arapça ezan yasağını kaldırması oldu. Bu, muhafazakâr kitleyi adeta büyüledi. Dine ve dindarlara yapılan baskılar hafifletildi. Ardından Kore’ye asker gönderilerek Türkiye, Atlantik müdafaa sisteminde yerini aldı. Yeni hükümet ticaret ve sanayiye, bir yandan da imar hizmetlerine ağırlık verdi. 40 senedir fakirlikle boğuşan halkın bir nebze yüzü güldü. Halk, ismini Demirkırat’a çevirdiği Demokrat Parti’yi, bilhassa kendilerinden biri gibi gördüğü Adnan Menderes’i sahiplendi. Dünyanın her tarafındaki an’anenin aksine, Türkiye’de okumuşlar, hatta burjuvazi, solcu iken; bilhassa köylü ve işçiler sağ partilere rey verir.
 
 
 
1954’den sonra ABD, DP’ye gereken desteği vermekte çekingen davranmaya başladı. Hırçınlaşan hükümet, ‘CHP’nin hükümet olması, muhalefet olmasından iyidir’ sözüne rağmen, çareyi muhalefet ile uğraşmakta buldu. CHP’nin haksız yere elde ettiği mallar hazineye devredildi. Böylece CHP’nin diğer partilerden avantajlı rolünü ortadan kaldırmaya çalıştı.
 
CHP, buna amansız muhalefetiyle cevap verdi. Gizli bir komplonun eseri olan ve İstanbul’daki gayrı müslimlerin taciz edilmesiyle neticelenen 6-7 Eylül 1955 hadiselerinden sonra, hükümet otoriter bir idare benimsedi. Buna rağmen 1957 seçimlerinde rey ve milletvekili sayısı düştü. Ordu içinde 9 subayın darbe teşebbüsü deşifre oldu; failler cezalandırıldı. Ama işin üzerine gidilmedi.
 
   
Celal Bayar ve Adnan Menderes

İbre Dönüyor
1958’den sonra, ekonomik kalkınmanın neticesi olarak enflasyon ve devalüasyon, bir buhran doğurdu. Paranın değeri 3 misli düştü. Maaşları eriyen memur ve bilhassa askerlerin hoşnudsuzluğu arttı. DP’nin reaksiyonu, Vatan Cephesi adında bir partizan halk teşkilatı kurmak oldu.
DP’nin meydana getirdiği ekonomik kalkınma yanında, diplomatik başarıları da kendisine prestij temin ediyordu. 1959’da Kıbrıs meselesinin çözüldüğü Londra’dan dönerken uçağı düşen Adnan Menderes’in sağ olarak kurtulması, halkın teveccüh ve tezahüratını arttırdı. CHP buna muhalefeti sertleştirerek cevap verdi. CHP reisi İsmet İnönü, Yunan Harbi hatıralarını malzeme yaptığı ve ‘İlkbahar Taarruzu’ adını verdiği yurt gezisine çıktı. Burada yaşanan bazı tatsızlıklar, CHP’lilerin DP binalarına saldırması, buna mukabil İnönü’nün yuhalanması, hatta taşlanması gerilimi arttırdı.

18 Nisan 1960’da bazı CHP’lilerin ve gazetecilerin faaliyetlerini soruşturmak üzere mecliste tahkikat komisyonu kurulması, bardağı taşıran damla oldu. Darbelerden gelen bir geleneğe sahip İnönü, hükümet aleyhindeki konuşmalarıyla açıkça darbe iması yaptı. “Bu yolda devam ederseniz ben de sizi kurtaramam. Şartlar tamam olduğu zaman milletler için ihtilâl meşru bir haktır” şeklindeki meşhur tehditlerini savurdu. Hükümetin aldırmadığını görünce, okumuş kitleleri teşvik ve tahrik etmeye başladı.

Adnan Menderes ve Fatin Rüştü Zorlu'nun 1959'daki İzmir ziyaretinde...Arka planda daha sonra Cumhurbaşkanı seçilecek olan Cemal Gürsel

28 Nisan 1960’da CHP gençlik kolları İstanbul Üniversitesi’nde ihtilalin fişeğini patlattı. Birkaç gösterici öldü. Polis kontrolü temin edemeyince, askerden yardım istendi. Örfi idare ilan edildi. Basın sansür altında olduğu için, ‘kulak gazetesi’ faaliyetini arttırdı. Hükümet aleyhinde abartılı haberler yayılmaya başlandı. Ankara’da göstericiler, aralarına girerek kendilerine nasihat etmeye kalkan Adnan Menderes’i tartakladılar. Menderes’in istifasını, kabul etmeyen Bayar; ‘Halka ateş et!’ tavsiyesinde bulundu; Menderes dinlemedi.

Meclis tatile girdi. Seçim hazırlıkları başladı. Ancak bu arada bir darbe hareketi örülüyordu. Menderes, halkı uyandırarak arkasına almak gayesiyle yurt gezisine çıktı. 25 Mayısta Eskişehir’de kendisini karşılayan askerî birlik arkasını dönerek protestoda bulundular. Hadisenin vahametini anlayan başvekil, o gece tahkikat komisyonunun lağvedileceğini söyledi ise de faydası olmadı. 26-27 Mayıs gecesi saat 3’de ordu içindeki bir grup subay, darbe yaparak idareye el koydu. Kütahya’ya geçen Menderes, istikbalin hava kuvvetleri komutanı ve cumhurbaşkanı adayı Muhsin Batur tarafından tevkif edildi.

27 Mayıs darbesinin safahatini ve neticelerini başka bir yazıda ele alalım inşallah.


 Önceki Yazılar
11.12.2017 - GÖNÜLLERDEKİ KUDÜS

04.12.2017 - ACILARLA ÖDENEN KEFÂRET: HADİCE SULTAN’ın HİKÂYESİ

27.11.2017 - KOMŞU KOMŞUNUN KÜLÜNE MUHTAÇ

20.11.2017 - BİR MUHALİFİN PORTRESİ: MUSTAFA SABRİ EFENDİ

13.11.2017 - ADRİYATİK'TE OSMANLILAR - KARADAĞ SEYAHAT NOTLARI

06.11.2017 - KATALONYA’NIN BİTMEYEN MÜCADELESİ

30.10.2017 - OSMANLI HANEDANI HAYATINI BİR KADINA BORÇLUDUR

23.10.2017 - HAREMEYN’DE OSMANLI MÜHRÜ

16.10.2017 - OSMANLILARIN HAREMEYN’E HİZMETLERİ

09.10.2017 - SUYA AKSEDEN OSMANLI MEDENİYETİ

Diğer makaleler için tıklayınız...