Ekrem Buğra Ekinci, 1987’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajı yaptı.

Ankara’da başladığı kariyerini İstanbul’da sürdürdü.
Doktorasını 1996’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Türkiye ve Daily Sabah gazetelerinde yazmaktadır.
Devam
 
AVRUPA’DA FES MODASI

02 Mayıs 2016 Pazartesi

Osmanlıların son asırda milli serpuşu olan fese, Avrupalılar da hayran oldu. Genç-yaşlı demeden çoğu başına geçirdi. Fes, “Türk mavisi” adıyla moda hâlini aldı.

  

1830-1849 Avrupa erkek modası ve fes (Solda). Fesli sigara reklamı (Ortada). Fes, Amerika'da bazı gazi cemiyetlerinin ve klüplerin resmi serpuşudur (Sağda)

  

                                Solda Mr. Norrell, fesiyle. Sağda fesli Piyer Loti

100 sene Osmanlı erkeklerinin başını süsleyen fes, Avrupalıların da çok alakasını çekti. Bir ara şık erkekler arasında bu fes modası çıktı. Moda mecmualarında boy boy fesli erkek modellerin resimleri neşredilirdi. Kibar gençler, hatta yaşlılar, ‘Turk Blue’ dedikleri fesin müptelâsı oldu. İngiliz romancı Arnold Bennett’in Becerikli Helen romanındaki James, evine gelince, başına hemen püsküllü kırmızı kadife ‘Türk başlığı’nı geçirir. Avrupa’da makbul Türk tütününden yapılmış sigaraların üzerine, müşterileri cezbetmek için fes resmi konurdu. Bugün bile bazı sosyal klüplerin üniformalarında fese benzer bir başlık arz-ı endam eder.

 

Kahire'de fes satıcısı-1920'ler (Solda). Tunuslu fes imalatçısı (Sağda) 

Püsküllü bela

Fes bakım ister. Sık sık fırçalamak ve kalıplatmak lazımdır. Püskülü taranmalıdır. Eve gelince tahta kalıp üzerine konurdu. Bunun için fese, halk arasında püsküllü belâ diyenler vardı.  Fes kalıpçısı esnafı sıra sıra Sultanahmed Parkı karşısında, Fatih’dekiler Hafızpaşa Caddesi’nde idi. Bayram arefesi izdihamdan girilemezdi. Ta Şişli’den gelen olurdu.

0’dan 6 numaraya kadar fes kalıpları vardı. Önce püskülü çıkarılıp su püskürtülen fes, sonra altında ocak yanan sarı prinç kalıba geçirilirdi. Yine su püskürtülürdü. Tekrar bir kalıp vurulurdu. Beş dakika sonra ikinci kalıp tahta kulplarından kaldırılır, buğulu buğulu dumanı tüten fes başa geçirilirdi. Ekserisi Rum olan kalıpçılar, eğer püskürtme âleti yoksa, suyu ağzına alıp fese püskürtürdü. Bunu biraz da bilerek yaparlardı. Ne gariptir, Muallim Cevdet gibi, şapka kanunundan sonra, kerhen giydiği ve eve gelince başından çıkardığı şapkaya böyle tükürenler vardı. 

Kalıpla uğraşmamak için, uzun zaman kalıp istemeyen içi hasırlı şlık fes giyilirdi. Şlık, fes markasıdır. Bunun kalıplanması uzun sürerdi. Hasır ve ipekli astar sökülüp kalıplanırdı ve pahalıya mâl olurdu. Onun için bazıları ‘şıllık fes’ diye isim takmıştı.  Hiç kalıplanmamış fese ‘fabrika kalıbı’ denirdi. Bazı kibarlar, hep kalıplı dursun diye tablasına ferahî diye metal koyardı. Gençlere bahşiş verirken, ‘alın şu parayı da kundura boyatır, fes kalıplatırsınız’ denirdi. Fukara takımı, fesin kenarı kirlenip eskidikçe keser, kısala kısala Azizî fese dönerdi.

  

(Soldan) 1. Enver Bey ve ayyıldızlı fesi. 2.Maldiv Prensi. 3.Mısır Meliki Faruk

Fesi Türkleştirmek

Eskiden sokaklarda ‘Aydaaa, puskullar tereyaliiiim’ diye bağıran Yahudi çocukları vardı. Püskülü dolaşanlar, durup taratırdı.  Püskül de eskidikçe veya modaya göre değiştirilirdi. Çocuklar, birbirinin püskülünü çekiştirerek ‘püskül maçı’ yapardı. Tabii teli kalmamış püskülle eve gelince de binbir azar işitirdi. Ali Çamiç Ağa’nın

‘Bildim kötü alâmet

Püskülüm koptu festen

Bülbül misali şakıyan

Yârim kaçtı kafesten’

diye bir şarkısı vardır.

Fese, ulema takımı beyaz; halktan kimseler de çeşitli sarıklar sarardı. Sarıksız fese dal fes denirdi. Çocuk feslerine maşallah takılırdı. Ekzantrik işleriyle tanınan Enver Paşa, fese ay-yıldız koyma modasını başlattı. Kendince fesi ‘Türkleştirmiş’ oluyordu.

Asker sivil herkes fes giyerken, Enver paşa Cihan harbi esnasında Askere de kabalak denen bir başlık giydirdi. Bu başlık, İngiliz sömürge subaylarının serpuşları gibi önü ve arkası siperlik gibi uzundu. Siperlikli serpuş o zaman küfr alameti olarak görüldüğünden, bununla reaksiyonu geçiştirmeyi umuyordu. Halk, bunları ecnebi asker zannedip korkardı.

 

                       Batı Trakya'da fes hala giyiliyor (Solda). Faslı bir genç (Sağda)

Fesin ölümü

Ankara hareketi sırasında, İstanbul’u ve fese protesto edercesine kalpak modası yayıldı. Kemalistler, yaz-kış demeden kalpağı tercih ettiler. Kalpağı, iki sivri kenarı yana gelecek şekilde giyerlerdi. Yurt dışına gittikleri zaman da başlarına şapka geçirmekte beis görmezlerdi. Cumhuriyetin ilanından sonra, yeni hükümetin sempatizanları kalpağı da attılar. Zira kalpak, Bolşevikleri hatırlatan bir semboldü.

Avrupa ile barıştıktan sonra, Ankara’nın Moskova’yla dostluğu eski havasını kaybetmişti. İlericiler başı açık gezmeye, hatta şapka giymeye başladılar. 1925’de çıkarılan ve tarihte benzeri bulunmayan bir kanunla herkese şapka giyme mecburiyeti getirildi. Aksine davrananlara cezalar verildi. Ne gariptir ki, kanundan evvel şapka giydiği için bir gazeteciyi meclis merdivenlerinde, “Babandan böyle doğdun?” diyerek tokatlayan Kel Ali, bu sefer şapka giymeyenlere ceza veren mahkemenin reisi oldu.

Suriye, Irak, Filistin, Mısır, Batı Trakya, Makedonya, Bosna gibi Osmanlı Devleti’nden kopan memleketlerde fes hayatını sürdürdü. Fas, Tunus, Cezayir ve Libya zaten festen hiç vazgeçmedi. Buna rağmen dünyanın hemen her yerinde fes, Osmanlı’nın, hatta Türklüğün sembolü olarak görülmüştür. Batı Trakya’da hacdan gelenler mutlaka fes giyerler. Arap memleketlerinde fes, güzel Osmanlı günlerinin hazin bir hatırası olarak görülür.

Şapka giymeyenlere verilen ceza, 2015 senesinde HDP’li milletvekili Altan Tan’ın verdiği kanun teklifi ile kaldırıldı. Ancak fesi yasaklayan devrim kanunu hala anayasanın koruması altındadır.

 

                    Fes ve Endonezyalı çocuklar (Solda). Fesli Boşnak askerleri (Sağda)


 Önceki Yazılar
16.10.2017 - OSMANLILARIN HAREMEYN’E HİZMETLERİ

09.10.2017 - SUYA AKSEDEN OSMANLI MEDENİYETİ

02.10.2017 - MAZİNİN MAHZUN ŞAHİTLERİ: MEZARTAŞLARI

25.09.2017 - AMAN AĞZIMIZIN TADI BOZULMASIN - Şekerin hikayesi

18.09.2017 - OSMANLI PADİŞAHINDAN, KITLIK ÇEKEN İRLANDA HALKINA…

11.09.2017 - İSTANBUL TIBBİYE MEKTEBİ, AVRUPA İLE BOY ÖLÇÜŞÜYOR

04.09.2017 - TÜRKLERDE KURBAN GELENEĞİ…

28.08.2017 - AVRUPA’YI DOLAŞAN TÜRK MODASI

21.08.2017 - OSMANLI SARAYI’NDA ENGELLİLER VE DİLSİZ DİLİ

14.08.2017 - NEREDE O ESKİ YAZLAR… O ESKİ SICAKLAR…

Diğer makaleler için tıklayınız...