Ekrem Buğra Ekinci, 1987’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajı yaptı.

Ankara’da başladığı kariyerini İstanbul’da sürdürdü.
Doktorasını 1996’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Türkiye ve Daily Sabah gazetelerinde yazmaktadır.
Devam
 
MOSKOVA’YI VERGİYE BAĞLADIĞIMIZ GÜNLER

07 Aralık 2015 Pazartesi

Kim derdi ki küçücük bir Viking kabilesi, koca bir millete ismini verecek, tarihi yönlendirecek? Ruslar, birkaç asırdan beri Avrupa ve Asya coğrafyasında ciddi bir güçtür. Bundan en çok canı yanan da Türkler olmuştur.

Ruslar, bugün Slav ırklarının en büyüğüdür. Ukranlar, Beyaz Ruslar, ayrı dile sahip birer Slav ırkıdır. Slav, köle manasına geliyor. Çünki anavatanı Ukrayna’nın kuzeydoğusundaki Dinyeper bataklıkları olan bu ırklar, vaktiyle Hunların kölesiydi. Bu vesileyle bataklıktan çıkıp, ata binmesini ve silah kullanmasını öğrendiler. Latin, Cermen ve bilhassa Türk ve Moğol ırklarıyla karıştılar.

Sıcak denizler

Rus adlı denizci bir Germen/Got kabilesi, devlet üzerine İsveç’ten gelerek bu kavimleri hâkimiyetine aldı. Rus Rurik hanedanı, çökmüş Hazar Türk İmparatorluğu topraklarında yaşayan Slav kavimlerini devlet idaresine alıştırdı. Bunların kurduğu Kiev, Novgorod ve nihayet Moskova adında üç prenslik, Altınordu Devleti’ne tâbi olarak yaşadı. Avrupa’nın bu en iptidai halkı, Tatar kanı ve kültürüne rağmen, Rusluğunu kaybetmedi, hatta güçlendirdi. 988’de Prens Vladmir ve halkı Hristiyan oldu. Ortaya Slav-Moğol-Ortodoks izleriyle yoğrulmuş bir halk çıktı. Bu sebeple Tolstoy, Çaykovski yetiştirmiş olsalar bile Ruslar kendilerini “Ne batılı, ne doğulu, olsa olsa kuzeyli” diye tarif eder.

Emir Timur, Altınordu Türk Devleti’ni yıkınca, ortaya çıkan Kasım, Kazan ve Astırhan Hanlıklarını Ruslar yutarak Volga ve Hazar’a dayandı. Kırım Hanlığı, Osmanlı’ya sığınıp kurtuldu. Ama bu devirde Moskova, Kırım Hanlığı vasıtasıyla İstanbul’a bağlıydı ve vergi öderdi. Vergi gecikince, Kırım atlıları Moskova’yı işgal ederdi. Korkunç İvan zamanında, kralın bırakıp kaçtığı Kremlin’i bile basıp yağmaladıkları vâkidir. Devlet Giray’a bu sebeple Taht-alan derler.

Çar (imparator) unvanını ilk kullanan Korkunç İvan (1533-1584), Rusya’nın kurucusu sayılır. Büyükannesi Zoe, son Bizans İmparatoru’nun yeğeni olduğu için kendisini Bizans tahtının varisi sayardı. Rus bayrağındaki Bizans kartalı bundan dolayıdır. Moskova Patriği de bu sebeple, İstanbul’a rağmen, bütün Ortodoksların reisi iddiasındadır. Çeçenistan’daki Grozni şehri, bunun lakabını taşır. Bu devirde çok sayıda Türk soylusu, kılıç zoruyla vaftiz edilmiştir. Romancı Gogol ve Turgenyev, bestekâr Rimsky-Korsakov ve Rahmaninov, Napolyon’u yenen general Kutuzov ve son çarın eniştesi Felix Yusufov bunlardandır.

Kuzey Buz Denizi işe yaramadığı için, Baltık ve Karadeniz’e inmek lazımdı. Bunun için kendisini engelleyen İsveç ve Osmanlı Devleti’ni; bir yandan da Avrupa yolunu tıkayan Polonya’yı ezmek lazımdı.  Bunlar, sonraki tarihlerde Rusya’nın aslî politikasını teşkil edecektir.

   Pyotr I ve Korkunç İvan

Yenilen pehlivan

Bizim deli Petro dediğimiz, Romanov hanedanından Büyük Pyotr, Rusya’nın en büyük hükümdarıdır. Acımasız, ama kararlı ve cesur idi. Feodalite ve otonom devletleri yıkıp, merkezî idareyi kurarak, Polonya, İsveç ve Osmanlı Devleti ile baş edebilecek gücü elde etti. Gizlice Holanda’ya gidip tersanede çalışarak gemi yapımını öğrendi. Baltık kıyısında Petersburg adında bir başşehir kurdu. Soyundan gelen çar ve çariçeler de yolunu sürdürdüler. Rusya, 1709’da İsveç’i yenip Baltık’a, 1770’de Osmanlı’yı yenip Karadeniz’e çıktı. Bir hükümdar hanedanına sahip bulunmayan Polonya’yı defalarca ezip geçti. Sibirya’yı alarak Pasifik’e erişti. Finlandiya alındı. Dünyanın en güçlü birkaç devletinden biri oldu.

Osmanlılar, tarihte 7 defa Ruslarla muharebe etti. 2 kere yendi, 5 defa yenildi. Prut’taki ilk zor zaferde (1711) Rusya henüz toparlanıyordu. İkincisinde (1854) de İngiltere, Fransa ve İtalya yardım etti. Diğer beşi felâketle neticelendi. Müslüman toprakları elden çıktığı gibi, maliyeyi de çökertti. 1771’de Kırım ve 1828’de Kafkasya kaybedildi. Rusya, Osmanlı Ortodokslarının hâmisi rolüne soyundu; Balkan halklarının istiklâline yardım etti.

 İstanbul'da Rusya sefareti

İngilizlerin el altından teşvik ettiği 1854 Kırım Harbi’nde zafer, fayda değil zarar getirdi. Finansman için ilk defa borç alındı. Ödenemeyince devlet iflas etti. Bundan istifade ile İngiltere Hindistan’ı, Rusya, Kafkasya’yı işgal etti. Sultan Aziz ve halkın Nedimof diye andığı sadrazam Nedim Paşa, hep Kremlin ile barışçı münasebete taraftardı. Sonra Mithat Paşa ve avanesinin memleketi sürüklediği 1877 tarihli 93 Harbi’nde Ruslar, Yeşilköy’e kadar geldi. Sırbistan, Karadağ, Romanya, Bosna, Bulgaristan, Kars elden çıktı. Yeşilköy’e bir de zafer abidesi diktiler. Bu zaferden istifade ile Türkistan’ın tamamını işgal ettiler. İngiltere söz verdiği halde, yardım etmedi. Zaten harbi el altından kışkırtıyordu. Neticede Mısır, Kıbrıs ve Aden’e kondu. Rusya’nın fazla güçlenmesini de istemediği için, savaşı bitiren Berlin Antlaşması’nda Osmanlı’ya yardım etti.

Sultan Hamid, 30 senelik saltanatı müddetince İngiltere ve Rusya’yı dikkatle idare etti. Gazetelerde bilhassa Rusya’nın aleyhinde yazı çıkmasına müsaade etmezdi. Her sene çar, Kırım’daki sayfiyesine geçince, müslümanların halifesi sıfatıyla hoşgeldin demek üzere İstanbul’dan bir heyet gönderirdi. ‘Rusya’dan korkulmaz; çarı elde etmek kâfidir. Zira çar onlarda hem hükümdardır, hem tanrı gibi görülür. İngiltere böyle değildir; onlar menfaate bakar’ derdi. 

 I.Cihan Harbi'nde bir Rus propaganda afişi

Yenilen pehlivan güreşe doymazmış. 1914’te Osmanlı bayrağı çekmiş Alman gemilerinin Enver Paşa’nın talimatıyla Rus limanlarını bombalaması üzerine Türk-İslâm tarihinin son felâketlerinden biri başladı. 4 sene süren bu harbde Türkler yenildi. En ağır darbe de Rus cephesinden geldi. İhtilal imdada yetişti. 1917’de Çar tahttan indirildi. Yenilen Çar taraftarları, yani Beyaz Ruslar, akın akın İstanbul’a sığındı.

Yeni kurulan komünist rejim, Ankara’yı destekledi. Cumhuriyet devrinde münasebetler hep iyi oldu. 1945’den sonra Amerika’nın hissesine düşen Türkiye, sıkıştığı zaman Rusya ile flört ederek Amerika’yı kızdırır, taviz koparmaya bakardı. Bazen de Adnan Menderes ve Süleyman Demirel zamanında olduğu gibi blöf elde patlardı. Kıbrıs reisicumhuru Makarios’un, 1974’de Amerika’ya nisbet için Rusya’ya gidişi bile, Kıbrıs meselesini doğuran kıvılcım oldu.

I.Cihan Harbi’ndeki kayıplarını, ikincisinde telafi eden Rusya, soğuk savaş devrinde, Akdeniz hâkimiyeti için Orta Doğu’ya alaka gösterdi. Doğu Avrupa, Afrika ve Uzak doğu devletlerinden başka, Cezayir, Tunus, Libya, Mısır, Somali, Yemen, Suriye, Irak, Rusya’nın adeta peyki oldu.  1979’dan sonra İran da Rusya’nın yanında yer aldı. 1990’da komünist rejimin çökmesiyle, Rus ekonomisinin ne kadar naif olduğu anlaşıldı. Yüzlerce dilin konuşulduğu geniş topraklara ve enerji kaynaklarına sahip Rusya, hâlâ havalinin, hatta dünyanın güçlü aktörlerinden biridir.

 Kremlin


 Önceki Yazılar
11.12.2017 - GÖNÜLLERDEKİ KUDÜS

04.12.2017 - ACILARLA ÖDENEN KEFÂRET: HADİCE SULTAN’ın HİKÂYESİ

27.11.2017 - KOMŞU KOMŞUNUN KÜLÜNE MUHTAÇ

20.11.2017 - BİR MUHALİFİN PORTRESİ: MUSTAFA SABRİ EFENDİ

13.11.2017 - ADRİYATİK'TE OSMANLILAR - KARADAĞ SEYAHAT NOTLARI

06.11.2017 - KATALONYA’NIN BİTMEYEN MÜCADELESİ

30.10.2017 - OSMANLI HANEDANI HAYATINI BİR KADINA BORÇLUDUR

23.10.2017 - HAREMEYN’DE OSMANLI MÜHRÜ

16.10.2017 - OSMANLILARIN HAREMEYN’E HİZMETLERİ

09.10.2017 - SUYA AKSEDEN OSMANLI MEDENİYETİ

Diğer makaleler için tıklayınız...