Ekrem Buğra Ekinci, 1987’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajı yaptı.

Ankara’da başladığı kariyerini İstanbul’da sürdürdü.
Doktorasını 1996’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Türkiye ve Daily Sabah gazetelerinde yazmaktadır.
Devam
 
SAATLERİN DANSI

09 Kasım 2015 Pazartesi

Eskiler hayatı kare kare yaşar; saatin esiri olmazdı. Şimdi ‘hayat-mesai-zaman’ sistemi ile ömürler sanki kemiriliyor.

Bir gün niçin 24 saat? Bu rakamı güneş saatini ilk kullanan Mısırlılar buldu. Yere dikilen yüksek bir taşın gölgesi sabah batıya, akşam doğuya düşer. Mısırlılar bu arayı 6’ya böldüler. Bir gün de 24 kısım oldu. 12 sayısı 2, 3, 4 ve 6 ile bölünebilir. Bu sebeple ‘bir düzine’ en çok kullanılan sayılardandır. Mısırlılar, ayrıca 30 günlük ay ve 360 günlük yıl takvimini kullanırdı. Bugün bir dairenin 360 dereceye bölünmesinin sebebi de budur.

Treni kaçırınca

Eskiden deniz ticareti haricinde, dünyada saatler hususunda bir ittifak yoktu. Her memleketin kendi rasathanesi saatleri hesap ve ilan ederdi. Osmanlılar, akşam güneş battığında her zaman 12’yi gösteren ezani saati kullanırdı. Bunun için hergün saatler akşam ezanında mevsime göre bir dakika ileri veya geri alınırdı. Gün, akşam güneş batmasıyla başlar ve biterdi. Hayat kare kare yaşanır; saatlerin esiri olunmazdı. Onlar için zaman, gün doğuşu veya batışı, kuşluk, öğle, ikindi, yatsı diye sınıflandırılırdı. Ahmed Hamdi Tanpınar’ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü romanı, iki saatçinin şahsında, hem insan-zaman irtibatını anlatır; hem de iki arada kalan Türk cemiyetini alaya alır.

Frenklerde, öğle ve gece yarısı saatler 12’yi gösterir ve mevsime göre hiç değişmez. Anglo-Amerikan dünyasında gün 12’li iki kısma ayrılır. Öğlen 12’ye kadar AM (Ante Meridien=Günortası Öncesi); gece 12’ye kadar PM (Post Meridien=Günortası Sonrası). Saatin yanına mutlaka ne olduğu yazılır. Başka ülkelerde gün 24 saatlik tek kısımdır.

1876’da birgün İrlandalı mühendis Sandford Fleming’in trenini kaçırması hâdise oldu. Bilette saatin PM/AM’i yanlış yazılmıştı. O zamana kadar her şehrin ayrı saati vardı. Hatta İrlanda ile Londra arasında 25 dakika fark olduğu için, İngilizler İrlandalıların her yere geç kalışını buna bağlayıp eğlenirler. Sadece ABD’de 400 saat bölgesi vardı. Fleming, saatlerin birliği için kampanya başlattı. Artık haberleşme ve nakliyat inanılmaz ölçüle ilerlemişti. Zaman farklılığı üzerinde durulması gereken bir meseleydi.

1884’de 25 ülkeden 41 delege, bir global saat tesbiti için Washington’da beynelmilel meridyen konferansında toplandı. İngiltere’de Greenwich Rasathanesi’nden geçen meridyen başlangıç kabul edildi. Dünya zamanı, Greenwich saatine (GMT) göre ayarlandı. Dünya, her biri 15° olan 24 saat bölgesine ayrıldı. Bunda, birkaç sene evvel Rusya’dan Alaska’yı satın alan ABD’nin de rolü vardı. Greenwich esas alınırsa, bütün ABD toprakları aynı gün dairesi içinde kalıyordu. Aksi takdirde gündönümü çizgisi Alaska ile Kanada arasından geçecek; Alaska, ABD’den bir gün ileri olacaktı. Şimdi Bering Boğazı’ndan geçer. ABD, 4 saat bölgesine ayrılmıştır.

  Meridyen Konferansı

 

                          Meridyen Konferansı'nda tesbit edilen zaman çizgileri

Verin saatlerimizi!

O zamana kadar Kudüs’ten geçen meridyen esastı. Osmanlı delegesi Rüstem Efendi, sadece ilmî çalışmalarla sınırlı olmak üzere anlaşmaya imza koydu. Sadece San Domingo red oyu kullandı. Böylece Greenwich saati, emperyalizmin sembolü oldu. Fransız anarşist Martial Bourdin, 1894’de buraya canlı bomba olarak saldırdı. Hatta Joseph Conrad’ın Gizli Ajan romanına mevzu oldu. bu romanda İngiliz orta sınıfının ‘hayat-mesai’ düzeniyle aptallaştırıldığı anlatılıyor.

Buna rağmen dünya, 1926’da da Türkiye kendisine dikte ettirilen bu saat sistemini kabul etti. 2001’de Tayland, bundan çıkmayı denediyse de muvaffak olamadı. Mütehassıslar, bu haberleşme çağında bu kadar fazla saat dilimine gerek olmadığını, 12 saat diliminin kâfi geleceğini söylüyorlar.

Dünyada batıya doğru gittikçe, global saat geriler. Ama global saat, bir kabule dayandığı için, birbirine sınır küçük ülkelerde saatler birbirinden farklı olabilmektedir. Arjantin’den Paraguay’a geçenler,  doğuda olduğu halde 1 saat kazanır. Türkiye GMT+2 saat dilimindedir. Memleketler buna göre saat ekler. Bazısı buçuklu, hatta çeyrekli saat ekler. Mesela İran, GMT+3,5 olduğundan, İran’dan Türkiye’ye geçen, 1,5 saat kaybeder. Nepal GMT+5,75 olup, koca Hindistan’a geçenler, sadece 15 dakika kazanır. İspanya, İngiltere ile aynı arz dairesindedir. Ama 1936’da Hitler ile anlaşma yapıldığında, Almanya ile aynı saatte olmak için saat değiştirilmişti. Bugün de İspanyollar 1 saat erken kalkar. Koskoca Hindistan, hatta 1949’dan beri Çin, milli bütünlük adına tek saat tatbik eder. Pekin’de 12 iken, 5000 km batıdaki Kaşgar’da da 12’dir. Afganistan’dan Çin’e girer girmez, 3,5 saat kaybedilir.

  

                               Greenwich Rasathanesi. Buradaki aslî saat ve Sir Sandford Fleming

Saatler niye geri alınır?

I.Cihan Harbi’nde bazı memleketler, günün aydınlık saatlerini, insanların uyanık olduğu zamana denk getirebilmek ve sokak lambalarında tasarruf yapabilmek için yılın muayyen aylarında saatlerde ayarlamalar yapmaya başladı. Bu sebeple bazı ülkeler, Mart başında saatleri bir saat ileri alarak yaz saatine geçer. Bununla gün ışığından daha çok faydalanmayı umarlar. Bazı Orta ve Uzak Doğu ile Afrika ülkeleri geri almaz. Kongre kararı olmasına rağmen, kimi Amerikan eyaletleri de kabul etmiyor.

Baharda 1 saat ileri alınan saatler, güzün tekrar geri alınır; çalınan 1 saat, geri verilir. Yaz saati tatbikatını ilk Benjamin Franklin’in 1784’de sefirken Parislilere mum israfını önlemek adına teklif ettiği söylenir. ‘Erken yatıp erken kalkmak, adamı sağlıklı, zengin ve akıllı yapar’ derdi.

Bu işin sadece havacılık sektöründeki zararı 147 milyon dolar. Faydasını da kimse açıkça anlatamıyor. Maksat gün ışığından daha çok istifade ise, saatleri kışın ileri almalı ki, hava daha geç kararsın. 5’te akşam olacağına, 6’da olur. Mesai, erken başlarsa, insanlar daha erken yatar. Hele yaz saatinin sanayi elektriğine hiç faydası yoktur. Onlar yaz-kış gece-gündüz aynı enerjiyi harcarlar.


 Önceki Yazılar
18.09.2017 - OSMANLI PADİŞAHINDAN, KITLIK ÇEKEN İRLANDA HALKINA…

11.09.2017 - MEKTEB-İ TIBBİYE’NİN HİKÂYESİ

04.09.2017 - TÜRKLERDE KURBAN GELENEĞİ…

28.08.2017 - AVRUPA’YI DOLAŞAN TÜRK MODASI

21.08.2017 - OSMANLI SARAYI’NDA ENGELLİLER VE DİLSİZ DİLİ

14.08.2017 - NEREDE O ESKİ YAZLAR… O ESKİ SICAKLAR…

07.08.2017 - NİKÂHTA KERÂMET VARDIR!

31.07.2017 - BİR TAS ÇORBA UĞRUNA: FEHİME SULTAN’IN ACIKLI SONU

24.07.2017 - BEYAZ RUSLAR İSTANBUL’DA…

17.07.2017 - YANGINA NE DAYANIR…

Diğer makaleler için tıklayınız...