Ekrem Buğra Ekinci, 1987’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajı yaptı.

Ankara’da başladığı kariyerini İstanbul’da sürdürdü.
Doktorasını 1996’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Türkiye ve Daily Sabah gazetelerinde yazmaktadır.
Devam
 
ŞEMDİNLİ’NİN ÖTEKİ YÜZÜ

21 Eylül 2015 Pazartesi

Şemdinli denince akla şimdi terör geliyor. Yakın zamana kadar balı ve kendine has hoş kokulu tütünü ile tanınırdı. Ama Şemdinli’nin esas ehemmiyeti, tesirleri bütün Anadolu’ya kadar uzanan büyük bir ilim ve tasavvuf merkezi oluşuydu.
 
Geçen asrın büyük âlimlerinden Mevlânâ Hâlid Bağdadî’nin en ileri gelen bir talebesi Şemdinli’de yaşamıştır. Bu zât Taha Hakkârî diye bilinir. Abdülkâdir Geylânî’nin torunlarından, yani evlâd-ı resuldendir. Hakkâri, bir ara Abdülkâdir Geylânî’nin de yaşadığı bir mıntıkaydı. Abdülkâdir Geylânî’nin oğlu Abdülaziz, Bağdad’dan Şimâlî Kürdistan’daki Akre şehrine gelmiş; oğlu Ebû Bekr ise Hakkârî’ye yerleşmişti.
 
      Şemdinli ve Nehrî
 
Havalide Şeyh-i Büzürk (Büyük Şeyh) diye tanınan Şeyh Taha, Molla Ahmed’in oğludur. Şemdinli’nin Meleyân veya Dimân köyünde doğdu. Küçük yaşta Kur’an-ı kerimi ezberledi. Süleymaniye, Kerkük, Revandiz, Erbil ve Bağdad medreselerinde okuyup icâzetnâme aldı.
 
O zaman Şemdinli’nin merkezi Nehrî’de müderrislik yapan Abdullah Şemdinî, yeğeni Taha’yı, mürşidi Nakşî şeyhi Mevlânâ Hâlid’e götürdü. O da Taha’dan büyük dedesi Abdülkâdir Geylânî’nin Bağdad’daki türbesini ziyaret etmesini istedi. Seyyid Taha, türbede bir gece kalıp istihâreye yattı. Abdülkâdir Geylânî rüyada görünüp, Mevlâna Hâlid’e mürid olmasını söyledi. Süleymaniye’de Şeyh Hâlid’in yanında 80 gün kalarak hilâfet aldı. Medrese ve tekkesini, bugün İran sınırındaki Berdesûr’da kurdu.

     Seyyid Taha ve Seyyid Salih'in kabri
 
1813’te amcası Seyyid Abdullah vefat edince Nehri’ye geldi. 40 sene talebe yetiştirdi. Ünü, kendisi de Nakşî olan Sultan Abdülmecid tarafından duyuldu ve İstanbul’a davet olundu. Ancak hocasının ‘devlet adamlarıyla görüşmeme’ vasiyetine uyarak, nazikçe özür beyan etti. 1853’te 63 yaşında vefat etti. Kabri Nehrî’deki aile kabristanındadır. Mezar taşları merhum Hilmi Işık tarafından yenilenmiştir. Yalnız tasavvuf değil, din ve fen ilimlerine derin vukufu ile tanınırdı.
 
Seyyid Taha Nehri’ye geldikten sonra, harb hâlindeki aşiretleri barıştırdı. Osmanlı tâbiyeti altında, Urmiye’den Van’a kadar uzanan mıntıkada tesiri hissedilen bir hâkimiyet kurdu. Kırım Harbi’nde Kürt aşiretlerini Osmanlı safında harbe seferber etmekte mühim rol oyandı. Hâlâ Hakkâri ve Kuzey Irak’ta büyük hürmetle anılır.
 
Kardeşi Salih Nehrî’den başka, Sıbgatullah Hızânî, Fehim Arvasî, Muhammed Küfrevî, Halife Kûse, Resul Sibkî ve Abdüsselâm Barzânî meşhur halifeleridir. Bu sonuncusu Mesud Barzânî’nin dedesidir. Seyyid Fehim, Abdülhakîm Arvasî’nin hocasıdır. Sıbgatullah Hizânî, önde gelen talebesi Abdurrahman Tâgî vasıtasıyla, yakın zamana kadar Nurşin’den Menzil’e, Erzincan’dan Erzurum’a dek Şark’ta faaliyet gösteren Nakşî tekkelerinin çoğunun üstadı sayılır. Alvarlı Efe’den, Esad Erbilî’ye kadar nice şeyhler, silsilelerini Seyyid Taha’ya nisbet ederler. Seyyid Salih’in halifesi Şeyh Azrail ise, Bedirhan Bey’in hocası idi. Girit’e, oradan da Brezilya’ya giderek, irşad faaliyetinde bulunmuştur.

      Nehrî Köprüsü
 
İmdat!
Seyyid Taha’nın Habib, Mahmud, Alâaddin ve Ubeydullah adındaki 4 oğlundan ilki genç vefat etti. Diğerlerinin soyu devam etmiştir. Seyyid Ubeydullah da amcası Seyyid Salih’den yetişmiş bir âlimdi. Babasının halifesi Seyyid Fehim ile beraber 1876’da hacca gitmek üzere İstanbul’a uğradığında, tahta yeni çıkmış olan Sultan Abdülhamid tarafından kabul edilip iltifat gördü. 10 bin kişilik milisleri ile 93 Harbi’ne katıldı.
 
İran Şahı Muhammed Kacar, Sünnî olup, Şeyh Taha’yı severdi. Abdürrahim adlı talebesini irşad için gönderdiği Şah, Osmanlı hududuna yakın yerlerde iki köyün gelirini hocasının tekkesine tahsis etti. Şeyh’in vefatından sonra İran hükümeti bunları geri aldı. Burada zulme uğrayan Sünnî halkın imdat çağrısı üzerine Şeyh Ubeydullah sınırı geçip mıntıkayı işgal etti.
 
İran, Büyük Devletler’den yardım istedi. Bunlar, Ermenistan’ın kurulmasına en büyük engel olarak gördükleri Şeyh Ubeydullah’ın cezalandırılmasını istedi. Hâdise milletlerarası bir mesele hâlini alınca, Seyyid Fehim’in arabuluculuğu ile Şeyh Ubeydullah silahlarını bıraktı ve oğlu Abdülkâdir ile beraber 1882’de Hicaz’da ikamete tâbi tutuldu. Ertesi sene de vefat etti. Hâdise, bugün bazı kesimlerce milliyetçilik malzemesi olarak kullanılmaktadır ki, bunun tarihî hakikatlerle alâkası yoktur. Şeyhin yola çıkarken söylediği “Hep yetim gibi mahzun kaldı Nehri halkı/Dâim olsun Cihan Sultanı Abdülhamid’in tahtı” diye biten kaside meşhurdur.
 
En uzak kazâ
Âsur lisanındaki Şamzdin, Farsça ve Kürtçe söylenişe göre Şemdinan, Türkiye’nin bu en uzak kazâsı, Hakkâri’ye bağlıdır. 1932’de bakanlar kurulu kararıyla nâhiye yapılıp ismi Şemdinli diye değiştirildi. Türk-Irak hududunu çizen 1926 Ankara Anlaşması ile Musul ve İmâdiye İngilizlere verildi ve Hakkâri Vilâyeti kuruldu. Vilâyet 1935’te kaldırılınca Şimdinli Van’a bağlandı. 1936’da Hakkâri tekrar vilâyet olunca Şemdinli kazâ yapılıp buraya bağlandı. Bal ve tütünü çok meşhurdur.
 
     Şemdinli balı ve tütünü
 
Nehri, Şemdinan kazâsının merkezi idi. Hayli nüfusa ve kesif ticarî hacme sahip iken, 1925’te Şeyh Said isyanı bahanesiyle hükümet kuvvetleri tarafından boşaltılıp yerle bir edilerek memnu mıntıka (yasak bölge) ilan olundu. Şeyh Taha’nın ailesi darmadağın edildi, arazilerine el konuldu. Kazâ merkezi de Şavkar köyüne taşındı. Bugün birkaç haneli Nehri (yeni adıyla Bağlar), Türkiye’nin en uçtaki köyüdür. İran ve Irak’a hududu vardır. Şeyh Ubeydullah’ın oğlu Şeyh Sıddık’ın, 1910’da yapılan ve tavanı boydan boya içinde balıkların yüzdüğü bir akvaryum ile kaplı olan Kayme Sarayı’nın bugün sadece duvarları kalmıştır.
 
      Nehrî'de Kayme Sarayı ve kitabesi
 
 
Millet-i Noçiya
Şemdinli’nin eski halkı Nasturîler, Süryanice konuşan, eski bir Hristiyan mezhebidir. Aşiret hayatı yaşayan ve haşin bir halk olan Nasturîler, Ermeni ve Süryanîlerle beraber sürgün edildi. Ruslar çekildikten sonra, Kâzım Karabekir kuvvetleri ile işbirliği yapan Şikak aşireti, İran Urmiye tarafına çekilen Nasturîlerin dönüşüne yol vermedi. 1922’de Ankara hükümetine isyanları da bastırıldı. Bugün 20 bin Nasturî İran ve Irak’ta yaşar. Mıntıkanın şimdiki halkı Gerdi ve Herki Kürt aşiretleridir.

      Amerikalı seyyah Cochran Nehrî'de

     Şemdinli'de bir bey

 Önceki Yazılar
16.10.2017 - OSMANLILARIN HAREMEYN’E HİZMETLERİ

09.10.2017 - SUYA AKSEDEN OSMANLI MEDENİYETİ

02.10.2017 - MAZİNİN MAHZUN ŞAHİTLERİ: MEZARTAŞLARI

25.09.2017 - AMAN AĞZIMIZIN TADI BOZULMASIN - Şekerin hikayesi

18.09.2017 - OSMANLI PADİŞAHINDAN, KITLIK ÇEKEN İRLANDA HALKINA…

11.09.2017 - İSTANBUL TIBBİYE MEKTEBİ, AVRUPA İLE BOY ÖLÇÜŞÜYOR

04.09.2017 - TÜRKLERDE KURBAN GELENEĞİ…

28.08.2017 - AVRUPA’YI DOLAŞAN TÜRK MODASI

21.08.2017 - OSMANLI SARAYI’NDA ENGELLİLER VE DİLSİZ DİLİ

14.08.2017 - NEREDE O ESKİ YAZLAR… O ESKİ SICAKLAR…

Diğer makaleler için tıklayınız...