Ekrem Buğra Ekinci, 1987’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajı yaptı.

Ankara’da başladığı kariyerini İstanbul’da sürdürdü.
Doktorasını 1996’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Türkiye ve Daily Sabah gazetelerinde yazmaktadır.
Devam
 
BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI’NIN 100. YILI

30 Temmuz 2014 Çarşamba

1914’te savaşı, ihtilâller için bir paratoner olarak görenler vardı. Herkes birkaç ay içinde evine dönmeyi umuyordu. Ne yazık ki harb, 4 uzun sene sürdü.

I.Cihan Harbi'nin üç müttefiki: Almanya, Avusturya ve Osmanlı İmparatorluğu

I.Dünya Savaşı filmleri neden II.Dünya Savaşı filmleri kadar tutmuyor? Hakikaten 100 tane iyi II.Dünya Savaşı filmine mukabil, I.Dünya Savaşı filmleri bir elin parmaklarını geçmez. Halbuki birincisi, ikincisinden çok daha mühim neticeler doğurmuş; yepyeni bir dünya düzeni inşa etmiştir. Hatta ikincisinin bile ana sebebidir.

                             Arşidüke suikast

Ne umdu, ne buldu!

Kavga tek taraflı olmaz. Ülkeler savaşıyorsa, bunda sadece birinin suçlu olması umumiyetle mümkün değildir. Fakat II.Dünya Savaşı’nda net olan bir şey vardır, o da Hitler ve Nazi Almanya’sının mutlak kötü olarak görülebileceğidir. I.Dünya Savaşı’nda böyle şeytanî bir ülke yoktur. Avusturya, Bulgaristan ve Osmanlı Devleti, güçlerinin doruğunda değildir. Almanya’nın kendilerini savaşa çekmesiyle kurban olmuşlardır. Sürgünde yaşayan eski padişah Sultan Hamid’in, İngiltere’yi kastederek, “Denizlere hâkim olan, dünya savaşının da gâlibi olur” sözü, büyük bir ileri görüşlülüktür. Gerçekten savaşın başlarda Almanya lehine seyreden gidişi, denizaltı muharebeleriyle aleyhine dönmüştür.

                 Heyecan içinde Belçika cephesine giden askerler

Savaşın kıvılcımı, o zaman Avusturya’nın elindeki Bosnasarayı’nı ziyaret eden Avusturya Veliahdi Arşidük Franz Ferdinand ve eşinin 28 Haziran 1914’te bir Sırp suikastçı tarafından “Güney Slavlarının birleşmesine engel olduğu” gerekçesiyle öldürülmesidir. Bunun üzerine Viyana, öteden beri kızdığı Sırbistan’a nota verdi. Rusya’ya güvenen şımarık çocuk aldırmayınca; 28 Temmuz’da Avusturya birliklerinin Sırbistan’a girmesiyle savaş başladı. İngiltere, tahkikat neticelenene kadar geçici olarak Belgrad’ı işgal etmesini teklif ettiği halde, Viyana dinlemedi. Almanya’nın tahrikine aldandı. İngiltere ve barışçı Rus Çarı Nikola, doğrusu, harbi önlemeye gayret ettiler. Savaşa en istekli, sömürgeler arzusuyla kıvranan Almanya idi. Viyana ve İstanbul’un, hele Sofya’nın ise böyle bir savaştan ne umduğu doğrusu meçhuldür. Osmanlı Devletini harbe, Alman hayranı, ihtiraslı ve hayalperest genç bir asker, Enver Paşa sürükledi. Savaş ilanından, sadrazamın bile haberi yoktu.

               I. Cihan Harbi, tayyarenin yaygın kullanıldığı ilk savaştır.

Esas cephe, tetikte bekleyen Almanya’nın 4 Ağustos’ta Belçika’yı geçip Fransa’yı işgale girişmesiyle açıldı. 10 Eylül’de Alman ilerleyişi durdu; savaş artık karşılıklı mevzilerde devam etti. 6 Eylül 1917’de Amerikalıların harbe girmesiyle denge tamamen bozuldu. Müttefikler, Almanya yerine, müttefiklerini saf dışı bırakmayı akıl ettiler. Sonra da Almanya’ya çullandılar. 18 Ağustos 1918’de “yenilmez” Alman ordusu, Batı cephesinde ağır bir mağlubiyete uğradı. Ülke karıştı; Bavyera’da sosyalistler iktidara geldi. Kayzer, 9 Kasım’da tahtını terk edip, tarafsız Hollanda’ya kaçtı. Berlin, barış istedi. 1871’de Fransızları yenen Prusya Kralı’nın Alman İmparatoru sıfatıyla taç giydiği Versay Sarayı’nda anlaşma imzalandı. Sömürge hayaliyle savaşa girişen Almanya; doğudaki Alman yurdunu, hatta Reich’in (imparatorluğun) esasını teşkil eden Prusya’yı, Polonya ve Rusya’ya terk etmek zorunda kaldı. Versay Barışı, bir savaşın sonu; başka bir savaşın sebebi oldu.

                 Cephede traş

Bu savaşta 63 milyon insan seferber edildi. Bunun 8,5 milyonu öldü; 3 milyonu sakat kaldı. Maddî tahribatın ise haddi yoktu. Bin yıllık Avusturya İmparatorluğu, İtalya, Macaristan, Bohemya, Balkanlar, Ukrayna ve Polonya’daki topraklarını tamamen kaybedip; zorla yaşamaya mahkûm kılınan küçücük, tarafsız ve denizle irtibatı kesik Avusturya Cumhuriyeti’ne dönüştürüldü. Ülkenin hemen bütün fabrikaları, sınırların dışında kaldı. Doğu topraklarında Çekoslovakya kuruldu. Savaşı başlatan şımarık oğlan Sırbistan, çok büyük acılar çekip bir milyon evladını kaybettiyse de, savaş sonrasında büyük lokmaya kondu. Balkanlardaki Avusturya topraklarında Yugoslavya doğdu. Savaşa sonradan giren ve doğru ata oynayan Romanya ve Yunanistan da, Macaristan ve Bulgaristan’dan epey toprak kopardı. Hazırlıksız giriştiği savaştan zarara uğrayan Rusya, kaynamaya başladı. Savaş ortasında çıkan komünist ihtilâl, Çarlığı çökertti. Ülke iç savaşa sürüklendi. Bunun galibi, yarım asır insanlara kan kusturacak komünistler oldu. Başta Almanya’nın müttefiki olan İtalya, 1915’te karşı safta savaşa girdi ve Avusturya’dan toprak kopardı.

                      Fransız cephesinde seyyar hastane

Çelik banyosu

Avusturyalı yazar Stefan Zweig, 1939’daki savaşın bir fikrî yönü olduğunu; hürriyet ve eldeki manevî değerleri korumak için savaşıldığını; 1914’te ise mantıklı bir sebebin bulunmadığını; daha iyi bir barış dünyasını gerçekleştirmek uğruna savaşa girişildiğini söyler. Buna rağmen, idarecilerin, 1939’dan farklı olarak savaşı önlemek için herşeyi yaptığını bildirir. Savaşın başladığı sırada halktaki heyecanı, caddelerden bando eşliğinde geçen pırıl pırıl üniformalı askerlere halkın tezahüratını tasvir eder. Filozofların, savaşı, halkı uyuşukluktan kurtaran bir “çelik banyosu” olarak lanse ettiğini; 50 seneden beri savaşa şahit olmayan ve çocukça temiz inançlara sahip 1914 neslinin, savaşı tanımadığını; kahramanlık ve romantizm dolu masalımsı bir şey gibi gördüğünü; bu sebeple Noel’de evde olacağı inancıya cepheye gittiğini anlatır. Freud, bu savaş çılgınlığını, şuuraltındaki kültüre nefret ve iptidai kan dökme içgüdüsüyle izah etmeye çalışır. O zaman bazıları, savaşı, “korkulan sosyalist ihtilâl için en güzel paratoner” görmüştür.

Mamafih bir sene içinde herkesin süngüsü düştü. Zira savaş uzadı. Cepheden gelen kötü havadisler, geri dönmeyen genç askerler veya hava değişimi için eve dönen yaralılar, hastaneye çevrilen bina, hatta tren vagonlarındaki kloroform kokusu, herkesi gerçekle karşı karşıya getirdi. Savaş, acı bir şeydi.

 

Bir anne oğlunu cepheye gönderiyor.

İngiltere'de bir asker alma afişi. İngiliz harbiye nazırı Lord Kitchener, "Ordunun sana ihtiyacı var" diyor.


 Önceki Yazılar
14.08.2017 - NEREDE O ESKİ YAZLAR… O ESKİ SICAKLAR…

07.08.2017 - NİKÂHTA KERÂMET VARDIR!

31.07.2017 - BİR TAS ÇORBA UĞRUNA: FEHİME SULTAN’IN ACIKLI SONU

24.07.2017 - BEYAZ RUSLAR İSTANBUL’DA…

17.07.2017 - YANGINA NE DAYANIR…

10.07.2017 - BİR DARBE TEŞEBBÜSÜNÜN HATIRLATTIKLARI…

03.07.2017 - ZELZELEDEN KAÇIŞ YOK MU?

26.06.2017 - UNUTULMAYAN BAYRAM HATIRALARI

19.06.2017 - KAŞGARÎ DERGÂHI’NDAN RAMAZAN HATIRALARI

12.06.2017 - BU KATAR NEREYE GİDER?

Diğer makaleler için tıklayınız...