Ekrem Buğra Ekinci, 1987’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajı yaptı.

Ankara’da başladığı kariyerini İstanbul’da sürdürdü.
Doktorasını 1996’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Türkiye ve Daily Sabah gazetelerinde yazmaktadır.
Devam
 
BİR ACÂİB ŞEHİR: NİCE

25 Haziran 2014 Çarşamba

Cote d’Azur de denilen Fransız Rivyerası’nın en güzel şehirlerinden Nice, Cem Sultan’a, asırlar sonra da Abdülmecid Efendi ve Osmanlı hanedanı sürgünlerine ev sahipliği yapmıştı. Şehirde Barbaros’tan da hatıra var.

350 bin nüfuslu Nice’i, antik çağda İzmir Foça’dan gidenler kurmuş; XVIII. asırda İngiliz zenginlerinin sayfiyesi olarak ün kazanmıştır. San Remo, Menton, Monaco, Nice, Antibes, Cannes şeklinde Marsilya’ya dek uzayan sahilin en güzel şehridir.

 

Biraderi Sultan II. Bayezid’e yenilen Cem Sultan, Rodos’a; buradan da gemiyle Nice’e geçti. Niyeti, Macaristan üzerinden İstanbul’a gelmekti. 16 Eylül 1481’de karaya çıkan şehzâde burada kaldı. Savoia Dükü Charles’dan hürmet gördü. Artık şair şehzade, ne görüp yaşadıysa, Nice hakkında şu beyti söyledi: “Acâib şehr imiş bu şehr-i Nitse/Ki kalur yanına her kim n'itse” [Nitse=Nice]. Ama şehzâde Nice’de fazla duramadı. 6 Şubat 1483’ten itibaren Fransızların, ardından da İtalyanların esiri olarak oradan oraya sürüklendi. 1495’te Roma’da papa tarafından zehirlenerek öldürüldü.

  

Cem Sultan Fransa'da. Rafaello'nun tablosundan detay

Asırlar sonra, bir başka hanedan mensubu, son halife Abdülmecid Efendi, hanedanın sürgün edilmesi üzerine 1924’de Nice’e geldi. Hayli hanedanın mensubu da bu havası mutedil, sâkin, ulaşımı kolay şehre geldi. Sultan Vahideddin’in kaldığı San Remo da buraya çok yakındı. Sürgünü bir yaz sürecek tatil zannediyorlardı. 50 sene sürdü. 1920’lerde Nice, tahtını kaybetmiş nice hanedan mensubunu ağırlıyordu. Bilhassa Bolşeviklerden kaçan Rus soyluları pek çoktu. Abdülmecid Efendi, Carabacel Bulvarı’nda Hotel de Nice, ardından da bugün mevcut olmayan Villa Carabacel’de oturdu.

 

                           Abdülmecid Efendi ve bir müddet kaldığı Hotel de Nice.

Ankara, sâbık halifeyi kontrol etmesi için yakında Marsilya konsolosluğu olmasına rağmen Nice’e bir konsolosluk açtı. Halife’nin bir câmi açılışı vesilesiyle Londra’ya gitme ve kralla da görüşme ihtimali işitilince, TC hükümeti İngiltere hükümetinin vize vermemesini resmen temin etti. Halife’nin Filistin seyahati de böyle engellendi. Tam parası bitmişti ki, Haydarabad Nizamı imdada yetişti. Dünyanın en zengin adamlarından olan ve oğlunu, Dürrüşehvar Sultan ile nişanlayan nizam, halifeyi maaşa bağladı. Halife, bu sebeple hanedanın en az maddî sıkıntı çeken mensubu oldu. Harb arefesinde, halife Paris’e nakletti ve burada bir bombardıman tesiriyle 1944’te vefat etti. On sene Paris Câmii bodrumunda bekletilen cenazesi, asla Türkiye’ye sokulmayınca, Medine’ye götürülüp defnedildi. Çocukları Kahire’ye yerleşti. Nice'de çok sayıda hanedan mensubu hayatını sürdümeye çalıştı. Nice kimsesizler mezarlığı, hanedandan hayli ölüyü bağrına basmıştır. Bunlardan birisi savaş sıralarında şehir parkındaki bir bankın üzerinde açlıktan ölü bulunan, Sultan Hamid'in oğlu Şehzade Nuri Ahmed Efendi'dir. Renkli şahsiyetiyle tanınan ve yakın zamanda İstanbul'a da gelen bir önceki hanedan reisi Şehzade Orhan Efendi de hayatını binbir zorluk içinde Nice'de sürdürmüştü. Şimdi Nice mezarlığında başında bir taş bile olmayan mezarda yatıyor.

  

                        Barbaros'un Nice'e taarruzunu gösteren eski bir harita ve Nice çarşısındaki top güllesi

Fransa’nın, İspanyollara karşı müttefiki Osmanlılardan yardım istemesi üzerine, Barbaros Hayreddin Paşa kumandasındaki 150 gemilik 30 bin mürettebatlı Osmanlı donanması 20 Ağustos 1543’te Nice’i topa tuttu. Bu güllelerden biri, bugün Nice çarşısında teşhir edilmektedir. Donanma, Toulon’da kışladı. Savoia Düklüğü, mıntıkayı Fransa lehine kaybetti; İtalya’daki topraklarıyla yetinmek zorunda kaldı. 3 asır sonra da Birleşik İtalya tacını elde etti.

 

                      Hanedanın sürgün hayatı yaşadığı 1920'lerde ve bugün Promenade des Anglais

Kaleden şehrin güzel manzarasını seyretmek mümkündür. Şehrin, hemen her yerinde denize girilebilen uzun bir sahili vardır. Nice’in en mühim yeri, sahildeki Promenade des Anglais (İngiliz Güzergâhı), 2 asır evvel yazı şehirde geçiren İngilizler tarafından dizayn edilmiş geniş bir sahil yürüyüş yoludur. Aynı zamanda piyasa mekânıdır. Sahil yolunda yüz yaşındaki Negresco Oteli, şehrin en meşhur yeridir. Vaktiyle bilhassa sürgün Rus soyluları kalırdı. Nice’e Rusların öteden beri alakasının neticesi olarak, Rusya dışındaki en büyük Rus Kilisesi de buradadır.

 

                              Hotel Negresco ve Rus Kilisesi (tamirde)

Daracık sokakları, rengarenk evleri, eski, ama ihtişamlı binaları, geniş meydanları ile Nice, çok cazip bir şehirdir. Envai çeşit çiçekler, hem evleri, hem meydanları, hem de dükkânları süsler. Çiçek pazarı pek namlıdır. Ayrıca çeşit çeşit kokulu sabunlar ve rengârenk reçeller, beldenin spesyalitesidir.

 

                Solda Nice'de bir sabuncu, sağda St. Paul'de bir reçelci dükkânı

Nice yakınındaki tepelerde, Vence ve St. Paul adında iki Ortaçağ kasabası vardır. Taş evleri, daracık sokakları ile adeta tarihin durduğu yerlerdir. Eze de, Nice yakınında denize nazır bir tepe üzerinde kurulmuş Ortaçağ kasabasıdır. Kaleyi Savoia Düklerinin elinden almak isteyen Fransa Kralı, müttefik Osmanlılardan yardım istedi. Barbaros Hayreddin Paşa, şehri denizden kuşatıp, toplarla dövdü. Böylece Eze, Fransa toprağı oldu.

 

Soldan: Eze Kasabası; ressamlarıyla meşhur Vence köyünde bütün çeşmelere çiçekler konduğu Çeşmeler Festivali'ne denk geldik.

Nice yakınında, Cape Ferrat’da aynı biletle gezilebilen yüz yıllık iki villa vardır. Artik Yunan üslubundaki Villa Kerylos ve Villa Ephrussi. İkincisi, birincisinden daha güzel ve ihtişamlı. Dünya çapında meşhur Rothschild ailesinin kızı Barones Beatrice Ephrussi tarafından iki taraftan deniz gören bir tepenin yamacına yaptırılmış. Çeşitli temalarda 7 bahçesi var. O günki eşyalarıyla teşhir ediliyor. Ne çare ki, yasemin kokularının hüküm sürdüğü bu güzel villa, sahibesini mutlu etmeye yetmemiştir.

 

             Villa Ephrussi'nin içi ve bahçesi

   

Soldan: Barones Beatrice; villadan Akdeniz manzarası; villanın o zamanki eşyalarından telefon.


 Önceki Yazılar
18.09.2017 - OSMANLI PADİŞAHINDAN, KITLIK ÇEKEN İRLANDA HALKINA…

11.09.2017 - MEKTEB-İ TIBBİYE’NİN HİKÂYESİ

04.09.2017 - TÜRKLERDE KURBAN GELENEĞİ…

28.08.2017 - AVRUPA’YI DOLAŞAN TÜRK MODASI

21.08.2017 - OSMANLI SARAYI’NDA ENGELLİLER VE DİLSİZ DİLİ

14.08.2017 - NEREDE O ESKİ YAZLAR… O ESKİ SICAKLAR…

07.08.2017 - NİKÂHTA KERÂMET VARDIR!

31.07.2017 - BİR TAS ÇORBA UĞRUNA: FEHİME SULTAN’IN ACIKLI SONU

24.07.2017 - BEYAZ RUSLAR İSTANBUL’DA…

17.07.2017 - YANGINA NE DAYANIR…

Diğer makaleler için tıklayınız...