Ekrem Buğra Ekinci, 1987’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajı yaptı.

Ankara’da başladığı kariyerini İstanbul’da sürdürdü.
Doktorasını 1996’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Türkiye ve Daily Sabah gazetelerinde yazmaktadır.
Devam
 
KUDÜS'TEN GELİYORUM

28 Mayıs 2014 Çarşamba

MUKADDES ŞEHRİN HER KÖŞESİNDE BİR HATIRA

İsrail'e yaptığım gezinin ilk durağı olan mukaddes şehrin en güzel manzarasını seyretmek için Zeytin Dağı’na çıkmak gerekiyor. Şehir dört tepe üzerinde kurulmuş. Zeytin Dağı bunlardan biridir. Mescid-i Aksâ’nın bulunduğu tepe şehrin ortasında. Bir de Hazret-i Davud’un kabrinin bulunduğu Siyon Dağı var.

  

Zeytin Dağı'ndan Kubbetü's-Sahrâ manzarası. Kubbetü's-Sahrâ'da gece.

  

Solda Ağlama Duvarı altındaki dehlizler. Sağda Zeytin Dağı eteklerindeki Yahudi Mezarlığı. Kıyamet günü Mesihîn buraya ineceğine inandıkları için, gömülmek büyük bir imtiyazdır ve çok para ister.

Üç semavî din için hususi ve mukaddes olan Kudüs'ün her köşesinde bir hatıra yer alıyor. 3000 sene evvel Hazret-i Davud'un kurduğu Kudüs, bugün Doğu Kudüs veya Eski Şehir olarak biliniyor. Eski şehir, Müslüman, Hıristiyan, Ermeni ve Yahudi mahallesi olarak dört kısma ayrılmış vaziyette. Ancak bunlar arasında geçiş serbesttir. İlk üçü, artık neredeyse dükkân ve mâbedlerden ibarettir. Dükkânların üstünde, küçük, köhne evler vardır.

    

Hazret-i Davud'un kabri başında okuyan Hasidik (mutaassıp) Yahudiler (solda). İsrail'de kadınların askerlik yapması mecburidir (sağda).

 

Solda Yahudi mahallesindeki bir anaokulu bahçesinde çocuklara Tevrat'tan hikâyeler anlatan haham. Sağda Hasidik mezhebe mensup bir Yahudi ailesi. Kadınları başörtülü ve sade kıyafetlidir. Erkekleri (hatta çocuklar) başta kipa, saçlar yanaklara uzatılmış, siyah elbiseler içindedir.

Eski Şehrin batısında İngiliz ve ardından İsrail hâkimiyeti zamanında kurulan modern Batı Kudüs veya Yeni Şehir yer alıyor. İsrail burayı başşehir ilan etmiş ve parlamentosunu da taşımış olsa bile, dünya bunu kabul etmiyor ve mümessilliklerini eski başşehir Tel Aviv’de tutmaya devam ediyor.

    

Hazret-i İsa'nın Hristiyan inancına göre tevkifinden evvel son anlarını geçirdiği Getsemana Bahçeleri. 2000 yıllık zeytin ağaçarı hala duruyor (solda). Hazret-i İsa'nın havarileriyle meşhur son akşam yemeğini yediğine inanılan yer. Yahudilerin elinde olduğu için pek bilinmiyor (ortada). Yaşlı bir rahibe (sağda)

4 asır Osmanlı hâkimiyetinde yaşadıktan sonra 1918’de İngilizlerin eline düşen ve İngilizlerin çekildiği 1946’dan beri Ürdün’e ait iken, 1967 savaşı ile İsrail’in eline geçen Eski Kudüs, Kanuni Sultan Süleyman yaptırdığı surlar içindedir. Çok sayıda kapısı vardır. Sur önündeki cadde, bunun ismiyle anılıyor. Kudüs’e giriş sekiz kapıdan yapılmakta; fakat Mescid-i Aksâya yakın olan kapı (Altın Kapı) her zaman kapalı tutulmaktadır. Bunun sebebi ise mahşer günü Mesîh’in bu kapıdan gireceğine dair Hristiyan inancıdır. Mesîh inince, mucize olarak bu kapı açılacaktır.

   

Altın Kapı (solda). Hazret-i Peygamber'in Mi'rac gecesi Burak'ı bağladığına inanılan Mescid-i Burak (sağda). Halka semboliktir.

 

Solda Hanım evliya Rabia Adviye'nin zeytin dağındaki kabri. Sağda Osmanlı tren istasyonu. Yeni Kudüs bunun arkasında yer alıyor. Artık tren olmadığına göre, burası alış-veriş merkezi olarak kullanılıyor.

Mescid-i Aksa, şehrin güneydoğu ucundadır. Burası İslâmiyetin müstesna kıymet verdiği üç mescidden birisidir. Hazret-i Peygamber, Mirac gecesi burada tecessüm eden peygamberlerle namaz kılmış ve göklere yükselmiştir. Burası Müslümanların elindedir. Hükümet, emniyet sebebiyle yalnızca Müslümanların girmesine izin veriyor. Avlu kapısında, Müslüman olduğunuzu ispatlamadan içeri giremezsiniz.

Hazret-i İsa’nın göğe yükseldiğine inanılan yerde, ilk İsevîlerden Bizans İmparatoriçesi Helena’nın yaptırdığı Kıyamet Kilisesi, dünyanın en eski kiliselerindendir. İçinde Hazret-i İsa’nın teneşir ve mezarı olduğuna inanılan mekânlar var. Hazret-i Ömer Kudüs’ü fethettiğinde, bir yerde namaz kılmak istedi. Kıyamet Kilisesi’ni gösterdiler. “Ben orada namaz kılarsam, sonra câmiye çevirirler” dedi ve yakınında bir yerde namazını kıldı. Ne ince düşünce! Ne büyük müsamaha! Şimdi burada Ömer Câmii yükseliyor.

     

Hazret-i İsa'nın göğe yükseldiği söylenen Kıyamet Kilisesi. Burada güya Mesih'in defnedildiği bikr kabir var. Bu sebeple Mukaddes Mezar Kilisesi diye de biliniyor. Solda, Hazret-i İsa'nın na'şının yatırıldığına inanılan mermer taş.

 

Solda Mescid-i Ömer. Sağda Eshab-ı kiramdan Kudüs Kadısı Ubâde bin Sâmit'in sur dibindeki kabri.

    

Sağda Zeytin Dağı eteklerinde Hazret-i Meryem'in kabri olduğuna inanılan yer. Üzerinde bir Ermeni Kilisesi yer alıyor.

Eskiden Hazret-i Süleyman’ın yaptırdığı ve Romalıların yıktığı Beyt-i Makdis’in yer aldığı büyük bir avlu düşünün. Her köşesinde medrese, çeşme, sebil, bahçe ve ağaçlar bulunur. Tam ortasında, Hazret-i İbrahim’in oğlunu kurban etmeye davrandığı büyük bir kaya (sahra) vardır. Hazret-i Muhammed’in nerede namaz kıldığı tam belli değil ama göklere bu kayanın üzerinden yükselmiştir. Kaya üzerinde ayak izi hâlâ duruyor. Taşın altı oyuk olduğu için, havada duruyor gibi görünür. Bu sebeple Hacer-i Muallak (Askıda Taş) adı verilmiştir. Üzerinde Emevî halifesi Abdülmelik’in yaptırdığı altın kubbeli ihtişamlı âbide yükseliyor. Buna Kubbetü’s-Sahrâ (Taş Kubbesi) denir. İçinde namaz da kılınabilir. Bunun güneyinde Halife Velid’in yaptırdığı Mescid-i Aksâ, bir câmidir. Yanlış olarak Ömer Câmii diye bilinir.

   

Soldan, Mescid-i Aksâ'nın ve Kubbetüs-Sahrâ'nın içi.

Mescid-i Aksâ’nın batı duvarı, Beyt-i Makdisin ayakta kalan tek yapısıdır. Ağlama Duvarı diye bilinir ve önünde Yahudilerin sallanarak dua ettikleri ekzantrik bir mekândır. Bunun altında eski Kudüs ve mabedin duvar kalıntılarının bulunduğu mahzenlere iniliyor. Bazılarının, Mescid-i Aksâ’yı yıkmak için tezgâhlandığını düşündüğü bu kazılar, aslında Osmanlılar zamanında başlamış ve Mescid-i Aksa’nın değil, eski şehrin batı mahallesi altına uzanıyor.

   

Ağlama Duvarı ve burada sallanarak dua eden Hasidik mezhebinden Yahudiler..

        

Solda Via Dolorosa. Sağda Kudüs sokakları ve çarşısından bir manzara. 

Kudüs’ün her yerinde Hazret-i İsa’dan izler vardır. Şimdi çarşının içindeki Via Dolorosa (Elemler Yolu), Hristiyan inancına göre, Hazret-i İsa’nın tevkif edilip, çarmıha gerilmek üzere sırtında haç ile yürütüldüğü yoldur. Durakladığı, sendelediği, eliyle duvara değdiği, annesi ile göz göze geldiği her yerde bir durak ve kilise vardır. Dünyanın her yerinden Hristiyanlar, sırtlarında sembolik haçlarla bu yolda yürüyüp kendilerince hacı olmaya çalışır.

 Önceki Yazılar
14.08.2017 - NEREDE O ESKİ YAZLAR… O ESKİ SICAKLAR…

07.08.2017 - NİKÂHTA KERÂMET VARDIR!

31.07.2017 - BİR TAS ÇORBA UĞRUNA: FEHİME SULTAN’IN ACIKLI SONU

24.07.2017 - BEYAZ RUSLAR İSTANBUL’DA…

17.07.2017 - YANGINA NE DAYANIR…

10.07.2017 - BİR DARBE TEŞEBBÜSÜNÜN HATIRLATTIKLARI…

03.07.2017 - ZELZELEDEN KAÇIŞ YOK MU?

26.06.2017 - UNUTULMAYAN BAYRAM HATIRALARI

19.06.2017 - KAŞGARÎ DERGÂHI’NDAN RAMAZAN HATIRALARI

12.06.2017 - BU KATAR NEREYE GİDER?

Diğer makaleler için tıklayınız...