Ekrem Buğra Ekinci, 1987’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajı yaptı.

Ankara’da başladığı kariyerini İstanbul’da sürdürdü.
Doktorasını 1996’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Türkiye ve Daily Sabah gazetelerinde yazmaktadır.
Devam
 
ENDÜLÜS'E AĞIT

11 Mayıs 2013 Cumartesi
Gazete küpürünü görmek için tıklayınız!

İspanyolların, Arapları yenip Endülüs’ü ele geçirmesi, parlak bir medeniyetin de sonu demekti. Bu hâdise üzerine şair Ebu’l-Bekâ, meşhur Endülüs Mersiyesi’ni yazmıştır.

Geçenlerde İspanya’da idim. İspanya kendine has kültürüyle öne çıktığı kadar, Müslümanlar için ayrı bir ehemmiyeti var. Önce bir Roma eyaleti idi. Sonra Gotlar işgal etti. Hicrî 92. senede Emevî kumandanı Tarık bin Ziyad tarafından fethedildi. 800 sene İslâm yurdu oldu. Tarihin en parlak medeniyetlerinden birine ev sahipliği yaptı. Birçok fennî buluşu, bu arada kâğıdı Avrupa’ya tanıttı. Zamanın papasının bile okuduğu Avrupa’nın ilk üniversitesi Kurtuba’da kuruldu. Sadece Gırnata etrafında hüküm süren son Müslüman devleti, 1492’de güçlenen ve birleşen İspanyollar tarafından ortadan kaldırıldı. Müslümanlar Afrika’ya kaçtı. Kalanlar 10 sene sonra vaftiz ile kılıç arasında bir seçim yapmak zorunda kaldı. Göstermelik vaftiz olanlar, bir daha asla eski dinlerine dönemedi. Bugün bile İspanya’da bu soydan geldiğini bilen çok kimse var. Müslüman asırlarına ait çok izler yok edilse de, şimdi İspanyollar kalanlara sahip çıkıyor. Ülkenin her köşesinde bu devre ait hatıralar var. Arap mimarisi, mudejar adıyla İspanyol eserlerine de tesirini sürdürüyor. Ülkenin güneyi Andalusia (Endülüs) diye anılıyor. Arapça kelimeler bile mekânlarda yaşıyor: Alkazar (el-Kasr=Saray), Alcala (el-Kal’a), Alkantara (el-Kantara=Köprü), Alcazaba (el-Kasaba), Guadalkuivir (Vadi-el-Kebir)  gibi.
1085’e kadar Arab payitahtı olan Toledo (Tuleytule), Yahudilerin de kalabalık olduğu bir şehirdi. Dünyanın en iyi kılıçları burada yapılırdı. Şehrin en meşhur mamulatı, Arablardan kalma mazapan (=marzipan) şekerlemesi. Şehrin ortasındaki Alkazar’dan başka, İspanya’daki en eski câmilerden biri hâlâ müze olarak ayakta: Bâbü’l-Merdüm.

 
Madrid’in göbeğinde kraliyet sarayının yanında Jardines del Moro (Arab Bahçeleri). Müslüman ordugâhının bulunduğu yer. Moro, İspanya’da Müslümanlara verilen isim.

Ebu’l Bekâ’nın mersiyesinden ilk beyitler
Çıkan iner, kalkan düşer, her yükselişin var bir sonu
Niçin bunca gurur maldan, mülkten, adtan sandan insanoğlu.

Oluşta ne var ki olduğu gibi dursun, hiç değişmesin.
Sen de gök gibisin, bir gün masmavi güneşlik, bir gün bulutlu.


 
İslam işleme sanatları asırlara direniyor.

 


 Önceki Yazılar
11.12.2017 - GÖNÜLLERDEKİ KUDÜS

04.12.2017 - ACILARLA ÖDENEN KEFÂRET: HADİCE SULTAN’ın HİKÂYESİ

27.11.2017 - KOMŞU KOMŞUNUN KÜLÜNE MUHTAÇ

20.11.2017 - BİR MUHALİFİN PORTRESİ: MUSTAFA SABRİ EFENDİ

13.11.2017 - ADRİYATİK'TE OSMANLILAR - KARADAĞ SEYAHAT NOTLARI

06.11.2017 - KATALONYA’NIN BİTMEYEN MÜCADELESİ

30.10.2017 - OSMANLI HANEDANI HAYATINI BİR KADINA BORÇLUDUR

23.10.2017 - HAREMEYN’DE OSMANLI MÜHRÜ

16.10.2017 - OSMANLILARIN HAREMEYN’E HİZMETLERİ

09.10.2017 - SUYA AKSEDEN OSMANLI MEDENİYETİ

Diğer makaleler için tıklayınız...