Ekrem Buğra Ekinci, 1987’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajı yaptı.

Ankara’da başladığı kariyerini İstanbul’da sürdürdü.
Doktorasını 1996’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Türkiye ve Daily Sabah gazetelerinde yazmaktadır.
Devam
 
BİR ZAMANLAR MEDİNE’DE YAHUDİLER YAŞARDI…

12 Haziran 2013 Çarşamba

Tevhid inancı ve peygamber geleneğine sahip oldukları için Yahudilerin Müslümanlığa hüsün kabul göstermesi umulurdu. Ancak böyle olmadı. Medineli Yahudiler, bu yeni davete karşı önce çekingen; sonra düşmanca bir tavır içine girdi.

Hazret-i Muhammed, Medinelilerin daveti üzerine bu şehre gelip, bir İslâm site devleti kurulduğunda, burada yaşayan Müslüman ve Müşrik Araplar, Yahudiler ve Hıristiyanlar yaşıyordu. Bunlarla bir anlaşma yapıldı. Buna göre adı geçen topluluklar bir arada müttefik olarak yaşayacak, can, mal ve din hürriyeti teminat altına alınacak, aradaki ihtilaflarda Hazret-i Peygamber hâkim sıfatıyla hükmedecekti. Medine Sözleşmesi’ni, hukukçular, tarihte bilinen en eski yazılı anayasa kabul ederler. Ancak bu sözleşmenin ömrü uzun olmadı. Birinci sebebi Medine’deki Müşrik Arapların Müslüman olmasıydı. İkincisi ise Yahudilerin ahdi bozması oldu.

                                                           Hayber Kalesi

Devlet reisine suikast

Roma istilâsı üzerine Filistin’den gelmiş olan Yahudiler, nüfusun yarıya yakınıydı. Arapça konuşur; çocuklarına Arab ismi verirlerdi. Zekâ ve çalışkanlıkları sayesinde, çok büyük servet sahibi olmuşlardı. Tevhid inancı ve peygamber geleneğine sahip oldukları için hemen iman etmeleri umulurdu. Ancak böyle olmadı. Yahudiler, bu yeni davete karşı önce çekingen; sonra düşmanca bir tavır içine girdi. İslâmiyet, Yahudi ve Hıristiyanlara dikkate değer bir yakınlık gösterir. Ehl-i kitab adı verilen bu topluluk, hukuken Müslümanlarla eşittir. Can ve mal emniyeti, din ve vicdan hürriyeti teminat altındadır. Kestikleri yenebilir, kadınları ile evlenilebilir.

Medine’de Beni Kaynuka, Beni Nadîr ve Beni Kurayza adlı üç mühim Yahudi topluluğu vardı. Medine’nin kuzeyindeki Hayber’de de Yahudiler yaşardı. Kaynuka, kuyumcu demektir. Bunlar Medine çarşısında ticaretle meşguldü. Nadîr, yeşil çiçekli bitki demek olup, bunların hurmalıkları vardı. Kurayza, deri tabaklamaya yarayan bitkiye verilen isimdir. Bunlar dericiydi.

                                                           Fedek kalıntıları

Bedir galibiyetinin hemen ardından Medine çarşısında Müslüman bir kadına bir Kaynukalı’nın tecavüz etmesi üzerine çıkan hâdiseler büyüdü. Mahalleleri kuşatıldı. 15 gün sonra teslim oldular. Hiç ölen olmadı. Hepsi Şam’a yakın Ezriat’a göçtüler. Hazret-i Peygamber bir iş için üç günden fazla kalmamak üzere Medine’ye gelmelerine müsaade etti. Hendek ve Hayber’de Müslümanlara yardıma geldiler.

Kaynukalıların başına gelenler, Nadîrlileri endişeye sevketti. Mekke müşrikleriyle ittifak yaptı. Hazret-i Peygamber’i görüşmeye çağırıp kendisine suikast tertipledi. Nadîrli bir kadının Ensar arasında ağzından kaçırması üzerine suikast ortaya çıktı. Müslümanlar Nadîr yurdunu kuşattı. Hazret-i Peygamber kendilerini imana davet etti. Kabul edenler bağışlandı. Geri kalanları silahları dışındaki bütün mallarını alıp şehri terk ederek Ezrîat veya Hayber’e gitti. Hiç biri öldürülmedi. Halbuki yakın tarihte devlet reisine suikast teşebbüsünün bile idamla cezalandırıldığı malumdur.

                 Hayber Muharebesini tasvir eden bir minyatür

Eşek gibi anırmak…

Medine’nin 184 km kuzeyindeki bereketli Hayber’de ziraatla uğraşan kalabalık ve zengin bir Yahudi nüfusu yaşardı. Nem sebebiyle sıtma yaygındı. Cahiliye Arabları, burada nasıl sağlıklı yaşadıklarını sorunca, Yahudiler, şehre girince 10 defa eşek gibi anırmak gerektiğini söyler; onlar inanırlar; Yahudiler de böyle yapanları zevkle seyrederlerdi. Hatta bir Arab şairi, “Eşek gibi anıracağıma, sıtmadan ölürüm daha iyi!” demiştir. Hayberliler, Mekke müşrikleriyle müttefikti. Hazret-i Peygamber, bu devamlı tehlikeden kurtulmak için 7. Hicrî senede Hudeybiye Anlaşması ile arka cepheyi emniyet altına alıp Hayber’e yürüdü. Hayber’de 20 bin muharib, 8 müstahkem kale ve mancınıklar vardı. Ama Müslümanlar karşısında tutunamayıp çözüldü. Kaleler sırayla düştü. Halk yük hayvanlarına yükleyebildikleri kadarını alıp gitmekte veya kalmakta serbest bırakıldı. Hayber’in bir kısmına muhtariyet tanındı. Reislerinin kızı Safiyye ile Hazret-i Peygamber evlendi. Hayber’den sonra Yahudilerin yaşadığı Vâdi’l-Kurâ ve Fedek de teslim oldu. Bilahare Yemen ve Umman’da yaşayan Yahudiler bir mukavemet göstermeksizin İslâm hâkimiyetine girdi.

                                  Kurayza Seferini tasvir eden minyatür

Beni Kurayza Yahudileri, Medine’ye takriben 15 km mevkide müstahkem bir kalede yaşardı. Nadîroğulları, kendilerini üstün tutardı. Bir Kurayzalı, bir Nadîrliyi öldürse, kısas edilir; aksi halde diyetle yetinilirdi. Hazret-i Peygamber, bu eşitsizliği kaldırdı. Ama Kurayzalılar nankörlük ettiler. Nadîrliler anlaşmayı bozduğunda, Kurayzalılar yardım etmiş; Nadîrliler sürülüğü halde, Kurayzalılar affedilmişti. Buna rağmen Hendek Savaşı’ndan önce sözleşmeyi bozarak Mekkelilere yardım ettiler. Medine’ye baskın düzenlemek üzere hazırlandılar. Hendek Savaşı kazanıldıktan sonra Beni Kurayza üzerine sefer yapıldı. Kale düştü. Beni Kurayza erkek ve kadınları esir oldu. Kendilerine bir hakem seçmeleri teklif edildi. Onlar, eskiden beri dostları olan Medineli Sa’d bin Muaz’ı hakem seçti. Sa’d, Tevrat’ı da iyi bilirdi. Bunlara Tevrat’a göre hükmetti (Tesniye, 20/10-16). Kurayzalıların itiraz edemediği bu hüküm gereği erkekler idam edildi. Çocuk ve kadınlar esir yapıldı. Müslümanlar, Beni Nadir’deki hataya düşmediler. Bu hâdise, bilhassa Avrupalılar tarafından ballandıra ballandıra Müslümanların zâlimliği şeklinde lanse edilmiştir. Tarihte bütün harblerde yenilenler esir edilir. Ortaçağ, esirlerin tamamen öldürüldüğü bir devirdir. İslâm hukuku bu hususta devlet başkanına esirler hakkında üçlü bir salâhiyet tanımıştır: Öldürmek, köleleştirmek, fidye karşılığı bırakmak. Esirleri öldürmek, tarih boyunca Müslümanlarca tercih edilen ilk yol olmamıştır. Olsaydı Kaynuka, Nadîr ve Hayber Yahudilerine de tatbik edilirdi.

     

Kurayza esirlerinin idamını tasvir eden bir minyatur


 Önceki Yazılar
18.09.2017 - OSMANLI PADİŞAHINDAN, KITLIK ÇEKEN İRLANDA HALKINA…

11.09.2017 - MEKTEB-İ TIBBİYE’NİN HİKÂYESİ

04.09.2017 - TÜRKLERDE KURBAN GELENEĞİ…

28.08.2017 - AVRUPA’YI DOLAŞAN TÜRK MODASI

21.08.2017 - OSMANLI SARAYI’NDA ENGELLİLER VE DİLSİZ DİLİ

14.08.2017 - NEREDE O ESKİ YAZLAR… O ESKİ SICAKLAR…

07.08.2017 - NİKÂHTA KERÂMET VARDIR!

31.07.2017 - BİR TAS ÇORBA UĞRUNA: FEHİME SULTAN’IN ACIKLI SONU

24.07.2017 - BEYAZ RUSLAR İSTANBUL’DA…

17.07.2017 - YANGINA NE DAYANIR…

Diğer makaleler için tıklayınız...