Ekrem Buğra Ekinci, 1987’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajı yaptı.

Ankara’da başladığı kariyerini İstanbul’da sürdürdü.
Doktorasını 1996’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Türkiye ve Daily Sabah gazetelerinde yazmaktadır.
Devam
 
BİR MİLYAR KİŞİNİN HÜKÜMDARI: PAPA

13 Mart 2013 Çarşamba

Dünyanın en küçük devletinin hükümdarı olan Papa, aynı zamanda bir milyar Katolik’in ruhanî lideridir. Afrika’nın bir köyündeki papaz, Roma’daki Papa’ya tâbidir. Vatikan’ın kütüphanesi de, kasası da çok zengindir.

İstanbul, Roma, Kudüs, Antakya ve İskenderiye’de eşit statüde beş büyük Hıristiyan patriği vardır. Roma’daki, 1054’te papazların evlenmesi ve âyinlerin halk lisanıyla yapılması gibi meselelerden dolayı diğerleriyle ters düştü. İstanbul ile Roma birbirini aforoz etti. Böylece Hıristiyanlar Katolik ve Ortodoks diye ayrıldı. Katolikler, Roma patriğini ruhanî lider kabul etti.

                                               Roma'da San Pietro Meydanı

Mussolini’nin kıyağı

Katolik kilisesi, Aziz Petrus’u, “göklerdeki” Hazret-i İsa’nın yeryüzündeki vekili olmak hasebiyle dünyevî iktidarı üstlenmiş ilk papa, sonraki papaları da onun halefi sayar.  Bu sebeple sözü kanundur; yanılmaz. 476’da Roma İmparatorluğu yıkılınca, İtalya barbar istilasına uğradı. Barbarlar zamanla Hıristiyanlığa girdi. IX. asırda en güçlü barbar kavimlerinden Frankların kralı Büyük Karl’ı (bizde Şarlman diye bilinir) Roma İmparatoru ilan etme karşılığında, Papa, Roma civarında cismanî iktidar kurdu. Halka, mahsulün 1/10’unu kiliseye vermeleri emrolundu. Nüfuzlu aileler, kendilerinden papa seçtirmek için mücadeleye başladı. Çocuk yaşta, avdan başka bir şey düşünmeyen, hatta gayrı meşru çocuklara sahip ahlâken düşük papalar görüldü. 963’te Alman İmparatoru Roma’ya gelip papayı azlederek bu rezalete son verdi. Papalığa da bir Alman ruhanisini geçirdi. Böylece papa bir laik prensin tâbii hâline geldi. Bazı idealist keşişler, bu hâli ıslah için harekete geçti. Papalar, kardinaller meclisi tarafından komşu şehir piskoposları ile Roma kiliselerinin rahip ve diyakoslarının da iştirak ettiği bir seçimle tayin edilmeye başlandı.

Papa ile Alman İmparatoru, rahiplerin tayininden dolayı ihtilafa düştü. İtalya, Guelfen ve Ghibellini (papa ve imparator tarafları) diye ikiye ayrıldı. Romeo ve Juliet piyesinde bu ihtilafa yer verilir. İş kızıştı. Papa, imparatoru aforoz etti. İmparator da gelip, papayı tahtından indirdi. Yerine bir Alman ruhanisini geçirdi. Kavgayı eski papa kazandı. 1077’de aforozu kaldırması için özür dilemek üzere Canossa’ya gelen imparator IV. Heinrich, kış günü çıplak ayakla papalık sarayı önünde günlerce bekledi. İmparator İtalya şehirlerinden vazgeçmek zorunda kaldı. Papa seçiminin itiraza uğramaması için 1179 konsili, şimdi de cari olan bir nizam koydu: Papa, piskoposların üçte ikisinin reyini kazanmış olması gerekiyordu.

     Papa, imparatoru karlak üzerinde bekletiyor...

Artık papalık çok güçlüdür. Kilisenin şefi olmak itibariyle kendinde hükümdarları mahkûm, hatta tahtından etme; teb’asını da hükümdarlarına yaptıkları sadakat yemininden azatlamak, hatta ayaklanmaya davet etme kudretini görmektedir.  Kendilerine karşı çıkan kralları aforoz ve interdit ile tehdit etmekte; çekindiklerini ise bir daha dönmeyecekleri kuvvetle muhtemel olan Haçlı seferlerine teşvik etmektedir. Sudan bir sebeple kendisini aforoz etmek ve memleketi üzerine interdit yapmak tehdidi, hükümdarları papadan çekinmeye sevketmektedir.

Kilise doktrinine aykırılığı soruşturup cezalandırmak üzere Enkizisyon Mahkemeleri vardır.  Bu suçun cezası diri diri yakılmaktır. Kiliseyle ters düşen kişiye aforoz (dinden atma); hükümdara ise interdit (dışlama) cezası verilir. Böylece o hükümdarın ülkesinde her çeşit dinî âyin imkânsız hâle gelir. Papa III. Innocentus (1198-1216), kendisini bütün Hıristiyanların, hatta kralların hükümdarı ilan etmiştir.

                                         Papalığın İsviçreli muhafızları

Papa, bütün Batı topraklarının Roma İmparatoru Constantinus tarafından bir vesika ile kendilerine bahşedildiği ve buna dayanarak bütün krallar üzerinde dinî ve dünyevî tek otorite olduğu iddiasındaydı. Zamanla bu vesikanın sahteliği ortaya çıktı. Krallar birer ikişer papanın dünyevî otoritesini reddetmeye başladı. 1309’da Fransa Kralı Güzel Philippe, kendi himayesinde Fransız bir papa tayin etti. Buna “Bâbil Esâreti” denir. Böylece Avignon ve Roma’da oturan, birbirlerini aforoz eden iki papa ortaya çıktı. 1377’de bütün piskoposlar toplanıp, iki papayı azletti. Roma’da oturan yeni bir papa seçti. 1530’da papanın otoritesine karşı çıkan Alman papazları, yeni bir ayrılık hareketi gerçekleştirdi. Alman prenslerinden çok taraftar buldular. Papanın, kendilerini aforoz ettiğine dair kâğıdı yakarak protesto ettikleri için, kendilerine Protestan denildi. Böylece Protestanlık ortaya çıktı. Papa’nın gücü biraz daha azalmış oluyordu. Papa, reforma yol açan sebepleri düzeltme ihtiyacını görmedi. Avrupa, yüz sene mezhep savaşlarının içine düştü. 1648 Vestfalya Kongresi, bunlara son verdi. Avrupa, Katolik, Protestan ve Ortodoks olarak bölündü.

Tarihte hükümdarlar taç giymek üzere papanın ayağına giderken; Fransa İmparatoru Napoléon, 1804’de papayı Paris’e getirtmiş; üstelik onun elinden aldığı tacı kendisi başına koymuştu. O zamanlar İtalya irili ufaklı devletlerden müteşekkildi. En büyükleri Papalık, Venedik Dükalığı, İki Sicilya-Napoli Krallığı, Toskana Dükalığı ve Piemonte idi. 1870’de Piemonte’nin liderliğinde Birleşik İtalya kurulurken Papalık Devleti ortadan kaldırıldı. Papa, kendisini kiliseye hapsetti. Yine de gerek İtalya kral ailesi, gerek dünya devletlerinden eskisi gibi hürmet görmeye devam etti. Öyle ki Roma’ya resmî bir heyet gönderen herkes, papayı ziyareti de ihmal etmezdi. Seçimlerde Katolik reyleri alabilmek için Faşist Parti reisi Mussolini, papa ile anlaştı. 1929 Laterano Anlaşması ile Vatikan Devleti kuruldu. 1945’te İtalya’da krallığın yıkılması, bir bakıma papanın intikamı sayıldı.

 

                                         Vatikan Devleti'ni kuran Lateran Konkordatosu 1929

Açık havada seçim

0,44 kilometrekarelik arazisiyle ve 1000 nüfusuyla dünyanın en küçük devleti olan Vatikan, Roma’da Havari Petrus’un da mezarının bulunduğu San Petro Kilisesi ile etrafındaki binalardan, ayrıca Roma’daki Laterano Sarayı ve Roma dışındaki Castel Gandolfo adlı yazlık saraydan müteşekkildir. Dünya ile diplomatik münasebeti vardır. Ortaçağ tarzı kıyafetleri Michelangelo tarafından tasarlanan İsviçreli muhafızlar tarafından korunur. Asya’nın, Afrika’nın, Latin Amerika’nın ücra bir köyündeki papaz bile, Roma’daki papaya tâbidir. Bu bakımdan gücü büyüktür. Vatikan, şirketleri ve bankasıyla çok zengindir. Dünya siyasetinde her zaman rolü vardır. Bir önceki papa II. Ionnes Paulus, Polonyalı olmak hasebiyle, Vatikan’ın imkânlarını Polonya’daki vatanseverlerin ayağına sermiş; bu sayede komünizmin yıkılmasında mühim bir hizmeti geçmiştir. Papalık, her zaman Siyonizm ve Masonluk’a karşı mesafeli olmuş; II. Cihan Harbi’nde bile Yahudi katliamına sessiz kalmakla itham edilmiştir. Sonradan bu tavrından dolayı özür diler gibi olmuşsa da, umumi antisemitik politikasına bir halel geldiği söylenemez.

Roma Piskoposu’na Papa Siricius’tan (384-399) beri “baba” manasına papa demek âdet olmuştur. Resmî bir papalar listesi yoktur. 265 papa geçmişse de sayıda ihtilaf vardır. Bazı isimler, dine aykırı görülen fiilleri sebebiyle sonradan listeden çıkarılmıştır. Papayı kabul etmeyerek, kendisini papa ilan edenlere antipapa denir. Bunlar listeye alınmaz.

                                       Konklav (Papa seçimi) için Sistina Şapeli'nde toplanan kardinaller

Papayı, yüzün üzerinde kardinalin bulunduğu bir meclis seçer. Her Hıristiyan cemaatinin bir şefi (piskopos) vardır. Bunlardan Papalık nezdinde idarî vazifesi olanlara kardinal denir. Seçime yaşı 80’e varmayanlar katılır. Heyet, Vatikan’da Sistina Şapeli’nde toplanır ve papayı seçene kadar kimseyle görüşemez. Latince kilitli manasına konklav denilen seçim uzarsa, verilen yemek her gün bir miktar azaltılır; 7. gün sadece kuru ekmek ve su verilir. Eskiden salonun çatısı da kaldırılırdı. Artık öğle ve akşam yemeği için çıkmalarına izin veriliyor. Sessizlik yeminini bozmanın cezası aforoz, yani dinden çıkarmadır. İlk gün bir defa rey verilir. İkinci güne kalırsa, sabah ve akşam olmak üzere iki defa rey kullanılır. 1922’de Papa Pius’un seçimi beş gün sürmüştü. Seçimde ittifak değil, üçte iki ekseriyet aranır. Papa seçilemezse, bacadan tüttürülen siyah dumanla; seçilirse, beyaz dumanla ilan edilir. Seçilen papaya netice arzedilir; rızası alınır; sonra kardinaller papayı ağzından öperler. En yaşlı kardinal balkona çıkıp “Habemus Papam” (Bir papamız var!) diyerek haberi meydanda bekleyen insanlara ve dünyaya ilan eder. Papa, ismini bırakıp, papalık tarihinden kendisine mukaddes bir isim seçer.

 

                      Kadın papaya dair yakında çekilen bir filmin afişi; kadın papayı doğururken gösteren bir gravür.

Kadın papa

857’de Papa IV. Leon vefat edince yerine, San Martino Manastırı’nda din dersleri veren Joan adında bir İngiliz, VIII. Ioannes adıyla yerine seçildi. Atina’da okuyup Roma’ya geçmiş; engin bilgisiyle dikkat çekmişti. “Bilginlerin Hocası” diye tanındı. Papalığa ondan dana münasibi yoktu. İmparator II. Louis’ye taç bile giydirdi. Ne var ki, zamanla halk içine çıkmaması şüphe uyandırdı. Tiber ırmağının taşması, günlerce süren zelzele ve ardından çekirge yağmuru, papanın uğursuzluğuna hamledildi. İki yıl sonra bir Paskalya yortusu merasiminde katır üstünde Vatikan’dan Lateran’a giderken fenalaştı. San Clemantino kilisesine kaldırıldı. İşte gerçek böyle ortaya çıktı: Papa kadın; üstelik de Saksonya elçisi Lambert’ten hamileydi. Halk kiliseye hücum ettiğinde, ikisi de ölmüştü. O zamandan beri papa seçilen şahıs, ortası delik bir sandalyeye oturur. Kardinallerin en yaşlısı elle muayene eder. Sonra, “Testiculos habet et bene pendentes” (Erkekliği mevcuttur ve sarkmaktadır) der. Boccaccio’nun hikâyesinde anlattığı hâdiseyi, kilise reddeder.  Muayene gerçekse bile, hadımların rahiplik yapamamasına dair Tevrat hükmüne dayanıyor olmalı. (Levililer 21/20)

 

                                      Papanın muayene edilişini gösteren bir gravür; muayene oturağı.

Türkler ve Papalık

Hun İmparatoru Attila, 452’de Roma önüne gelmiş; Papa Aziz Leo, kıymetli hediyelerle yalvararak Avrupa’yı kurtarmıştı. Cem Sultan, zamanın papası Alessandro Borgia’nın eline düşmüş; tedricen zehirlenerek öldürülmüştü. 1847’de Sultan Abdülmecid, tahta çıkan Papa IX. Pius’u tebrik etmek üzere bir heyet gönderdi. Papa, Paskalya perhizinde kimseyi kabul etmemesine rağmen, Osmanlı heyetini kabul etti. Papanın huzuruna giren kimse, önce diz çöker; sonra ayakta olduğu halde konuşurdu. Papa, mülâkat sırasında Osmanlı elçisini karşısına oturttu. Sultan Hamid de Papa’ya hediye ve elçi gönderirdi.

       

                                        Papa Aziz Leo'yu Attila karşısında gösteren bir tablo


 Önceki Yazılar
11.12.2017 - GÖNÜLLERDEKİ KUDÜS

04.12.2017 - ACILARLA ÖDENEN KEFÂRET: HADİCE SULTAN’ın HİKÂYESİ

27.11.2017 - KOMŞU KOMŞUNUN KÜLÜNE MUHTAÇ

20.11.2017 - BİR MUHALİFİN PORTRESİ: MUSTAFA SABRİ EFENDİ

13.11.2017 - ADRİYATİK'TE OSMANLILAR - KARADAĞ SEYAHAT NOTLARI

06.11.2017 - KATALONYA’NIN BİTMEYEN MÜCADELESİ

30.10.2017 - OSMANLI HANEDANI HAYATINI BİR KADINA BORÇLUDUR

23.10.2017 - HAREMEYN’DE OSMANLI MÜHRÜ

16.10.2017 - OSMANLILARIN HAREMEYN’E HİZMETLERİ

09.10.2017 - SUYA AKSEDEN OSMANLI MEDENİYETİ

Diğer makaleler için tıklayınız...