Ekrem Buğra Ekinci, 1987’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajı yaptı.

Ankara’da başladığı kariyerini İstanbul’da sürdürdü.
Doktorasını 1996’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Türkiye ve Daily Sabah gazetelerinde yazmaktadır.
Devam
 
KURBAN BAYRAMI HANGİ GÜNDÜR?

31 Ekim 2012 Çarşamba

Kurban bayramı bitti, ama münakaşası bitmedi. Bu sene bayram İslâm memleketlerinde üç farklı tarihte kutlandı. Türkiye, Perşembe; Pakistan ve Malezya Cumartesi; diğer bütün Müslüman memleketler Cuma günü bayramı başlattı.

Her sene Suudi Arabistan, bir gün evvel bayram yaparken, bu sene Türkiye onun gerisinde kaldı. Bunlar, hicrî ayların başlangıcının hesaplanmasındaki usullerin farklığından kaynaklanıyor.

Hilâli görünce oruç tutun!

Mukaddes günler, oruç, hac ve kurban, hicrî takvime göre, yani ayın hareketleri esas alınmak suretiyle tayin edilir. Yıl on iki ay, her ay 29,5 gündür. Aylar, hilâlin doğmasıyla değil, dünyadan görülebilmesiyle başlar. Ulemânın ekseriyeti “Allah hilâli vakit ölçüsü kıldı. Hilâli görünce oruç tutun; hilâli görünce bayram edin! Görülmezse, önceki ayı otuza tamamlayın!” hadîsini nazara almış ve hesaba itibar etmemiştir. Hesap ile ancak hilâlin görülebileceği tarih tesbit edilebilir. Dolunay, yani 15. geceden itibaren 14 gün sayıp gece hilâl gözetlenir. Bu tarihte hilâlin gözetlenmesi farz-ı kifâyedir. Görülürse, o geceden itibaren yeni ay başlar. Görülmezse, tekmîl-i selâsin yapılır, yani önceki ay otuza tamamlanır.  Hilâli gören iki kişi hâkim huzurunda şâhidlik edince bu hüküm ilan edilir ve herkesi bağlar. Şer’î hâkim olmayan yerlerde, herkes kendi gördüğü ile amel edebilir.

Hilâlin çıplak gözle görülebilmesi de, bir takım fizikî şartlara bağlıdır. Hilâlin ne zaman ve nereden görülebileceğini iyi bilmek lâzımdır. Ufku açık olmayan (tepeler, yüksek binalar bulunan veya seması bulutlarla kaplı) şehirlerde, hava kirliliği, rutubet ve şehir ışıkları da eklenince rü’yet mümkün olamaz. Ay, dünya ile güneş arasına geldiği zamana ictima’ (Yeni Ay, New Moon) denir. Ancak karanlık yeri dünyaya dönük olduğu için görülemez. Bu zaman 3 gündür. Ay harekete geçip bu çizgiden 8 derece ayrılınca, yani mevsime göre takriben 10-16 saat sonra, dünyada güneş nerede batıyorsa, o yerlerde garb ufkunda güneşin solunda uçları semâya doğru görülebilir. Fakat hilâl ufka 5 derece yaklaşmışsa görülemez. Ayın, güneşten takriben en az 25 dakika sonra batması da görülebilmesi için şarttır. Aksi halde güneşten ufka akseden ışıklar hilâlin görülmesini engeller. Sonraki saat veya gecede, bunların garbındaki memleketlerde de, güneşin batışından sonra görülebilir.

Hesaba itibar

Bu sebeple zamanımızda hiç değilse hilâlin görünebilir olması kâfi sayılmıştır. Nitekim Hanefîlerden Muhammed bin Mukâtil Râzî, Kâdı Abdülcebbar, İbnü Kuteybe, İbnü Dakîki’l-Iyd, Şeyh Bahît ile Şâfiîlerden Sübkî, Kaffâl, İbnü Süreyc, Ebü’t-Tayyib Taberî gibi meşhur âlimler, hilâlin görülebileceği zamanı tesbit eden hesaba itibar etmişlerdir. Türkiye’de ve dünyanın hemen her yerinde bir zamandan beri bu kavle uygun olarak kamerî aylar rasathâne tarafından bir cedvel hâlinde tayin edilmektedir. Bundan evvel hilâl tepe ve kulelerde hususî memurlarca gözetlenir; görülürse hükümet tarafından ilan edilirdi. Sultan Hamid, Çamlıca, Keşiş ve Erciyes tepelerinde rüyet istasyonu kurmuştu. Kandilli Rasathanesi, 1925-1974 arasında hilâlin Fas’tan görülebilir olmasını esas aldı.

Ramazan hilâli, dünyanın herhangi bir yerine görülürse, başka yerdekiler oruca başlar. Yani ihtilâf-ı metâli’a (hilâlin farklı yerlerde doğuşuna) itibar edilmez. Ama namaz vakitleri ile hac ve kurban böyle değildir. Ekseriyetin görüşüne göre bunlarda hilâlin, her beldede ayrı ayrı görülebilmesi esastır. Reddü’l-Muhtar gibi muteber fıkıh kitaplarında böyle yazıyor. Bayramın bir beldede diğerinden bir gün sonra olması, dine aykırı düşmüyor. Şimdi dünyanın bir yerinde görülünce, takvimler Zilhicce ayını başlatıyor. Problem de bundan doğuyor. Bu sebeple ihtiyatlılar, Zilhicce hilâli, takvimlerde yazdığı gün Hicaz'da görünmemişse, ertesi gün tekrar Arafat’a çıkıyor; kurbanları ikinci gün kesiyor. Mamafih ulemâ, sıradan insanlar bu incelikleri bilemeyeceği için, takvimle bulunan güne göre kesilen kurban ve yapılan vakfenin muteber olduğuna fetvâ vermiştir.

Bazı Arab memleketlerinde rü’yete itibar edildiği söylenmekte ise de, usuller ciddiyetten uzaktır. Vaktiyle Suudi Arabistan’da hilâli gözetleme heyetinin reisi, iki gözü âmâ Abdülaziz bin Bâz idi. Hilâl daha doğmadan rü’yetin ilan edildiği çok olmuştur. Bu sebeple 1978’de Müslüman ülkeler İstanbul’da bir araya gelip, ayların başlangıcında hilâlin dünyanın herhangi bir yerinde görülebilir olması kriterini kabul etmişlerdir. Zilhicce için muteber olmayan bu kıstasa, bu sene bir tek Türkiye uymuştur.

Kiminki doğru?

Bu sene 15 Ekim 2012 Pazartesi günü Greenwich saatiyle 12:03'de ictimâ, 16 Ekim 2012 Salı günü  01:20'de de rü’yet (hilâlin görülmesi) vâki oldu. Hilâl ilk defa Güney Amerika'nın güney doğu sahillerinden itibaren görülmeye başlandı. İctimâ günü olan 15 Ekim 2012 Pazartesi  günü ay güneşten  Ankara’da 15 dakika,  Mekke'de ise  8 dakika önce battı. Güneş battığı anda hilâl Ankara'da 2° 30', Mekke'de ise  41' ufkun altında bulunduğundan görülemezdi. Dolayısıyla 10 Zilhicce 1433 günü olan 25 Ekim 2012 Perşembe, takvime göre Kurban Bayramı'nın birinci günüdür.

16 Ekim 2012 Salı günü ay güneşten;  Ankara'da 29 dakika sonra Mekke'de ise 43 dakika sonra battı. Güneş battığı anda hilâl Ankara' da 4° 16', Mekke' de ise 8° 27' ufkun üstündeydi. Bu sebeple hilâl, Ankara'dan görülemezken, Mekke'den görülebilir haldeydi. Zilhicce hilâlinin her yerde ayrı ayrı görülmesi prensibinden dolayı, fıkhî bakımdan Hicaz ve Türkiye için Zilkade’nin otuza tamamlanması; bayramın da 26 Ekim 2012 Cuma olması daha doğruydu. Pakistan ve Malezya, hilâlin kendi memleketlerinden görülmesini esas alarak bayramı Cumartesi yaptılar. Ancak bu gördükleri ikinci günün hilâli idi. Hilâl hesapla bulunan tarihte görülmezse, artık ertesi gün gözetlenmez; önceki ay otuza tamamlanır.


 Önceki Yazılar
16.10.2017 - OSMANLILARIN HAREMEYN’E HİZMETLERİ

09.10.2017 - SUYA AKSEDEN OSMANLI MEDENİYETİ

02.10.2017 - MAZİNİN MAHZUN ŞAHİTLERİ: MEZARTAŞLARI

25.09.2017 - AMAN AĞZIMIZIN TADI BOZULMASIN - Şekerin hikayesi

18.09.2017 - OSMANLI PADİŞAHINDAN, KITLIK ÇEKEN İRLANDA HALKINA…

11.09.2017 - İSTANBUL TIBBİYE MEKTEBİ, AVRUPA İLE BOY ÖLÇÜŞÜYOR

04.09.2017 - TÜRKLERDE KURBAN GELENEĞİ…

28.08.2017 - AVRUPA’YI DOLAŞAN TÜRK MODASI

21.08.2017 - OSMANLI SARAYI’NDA ENGELLİLER VE DİLSİZ DİLİ

14.08.2017 - NEREDE O ESKİ YAZLAR… O ESKİ SICAKLAR…

Diğer makaleler için tıklayınız...