Ekrem Buğra Ekinci, 1987’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajı yaptı.

Ankara’da başladığı kariyerini İstanbul’da sürdürdü.
Doktorasını 1996’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Türkiye ve Daily Sabah gazetelerinde yazmaktadır.
Devam
 
AZ KALSIN HALİFE OLACAKTI

22 Ağustos 2012 Çarşamba

Şehzâde Abdürrahim Hayri Efendi, Sultan II. Abdülhamid’in en sevdiği çocuklarından biriydi. Tahttan indirildiği zaman babasıyla beraber Selânik’e gitti. Sonra yine beraber İstanbul’a döndü. Böylece diğer şehzâdelere nasib olmayacak şekilde babasıyla fazla vakit geçirme imkânı buldu.
Şehzade Abdurrahim Efendi
Enver Paşa’nın intikamı
Mekteb-i Harbiye’yi bitirdi. Almanya’da Kayzer II. Wilhelm’in hassa alayında topçu üsteğmeni olarak staj gördü. Birinci Cihan Harbi’nde miralay ve alay kumandanı olarak vazife gördü. Askerliğe meftun idi. Çanakkale, Galiçya ve Filistin cephesinde topçu alayı kumandanı olarak savaştı. Bu vazifelerindeki muvaffakiyeti ile herkesi hayran bıraktı. İstikbal va’deden bir şehzâde olarak görüldü.  
1922’de Ankara Hükûmeti’nin saltanatı kaldırması ve Sultan Vahîdeddin’in İstanbulu terki üzerine yapılan halife seçimlerinde namzet olmadığı halde iki rey aldı. Enver Paşa’dan hiç hoşlanmadığı için Mustafa Kemal Paşa tarafından tutuluyordu. Saltanat devam etseydi, Mustafa Kemal Paşa’nın yüksek meziyetli, ama munis tabiatlı Abdürrahim Efendi’yi tahta geçirme niyeti olduğu söylenir.
Enver Paşa’dan hoşlanmama sebebi şu idi: Abdürrahim Efendi, amcasının kızı Naciye Sultan ile nişanlı idi. Nişan, o devirde iktidarı elinde tutan Enver Paşa tarafından o tarihe kadar görülmemiş şekilde bozduruldu. Sultanla Enver Paşa evlendi. Enver Paşa, daha evvel Abdürrahim Efendi’nin kız kardeşleri Şâdiye ve Refia Sultanlara sırasıyla talip olmuştu. Sultanlar, babalarını tahttan indiren bir maceraperest olarak gördükleri Enver Paşa’yı reddetmişlerdi. Enver Paşa böylece intikam almış oluyordu.
Şehzade Abdurrahim Efendi
Avusturyalılar şaştı
Bunun üzerine Şehzâde, 1919’da Kavalalı Abbas Halim Paşa’nın kızı Nebile Emine Hanımefendi (1899-1979) ile evlendi. Bu hanımın kızkardeşi Kerime Hanımefendi de ertesi sene Şehzâde Osman Fuad Efendi ile evlenmiştir. Selânik dönüşü Yıldız Sarayı’ndaki dairesinde, sonra şimdi yerinde Narmanlı Apartmanı olan Nişantaşı’ndaki konağında ve Çamlıca’daki sayfiyesinde oturdu.
Mısır hıdiv ailesine mensup hanımlar, umumiyetle güzellik ve zenginliklerine mağrur olduklarından, hanedanla yaptıkları evlilikler pek saadet getirmemiştir. Abdürrahim Efendi de evliliğinde mesud olmadı. Zaten fevkalâde hassas tabiatlı idi. Halifeliğin kaldırılıp hanedanın sürülmesinden az evvel memleketin sıkıntılı vaziyetine, zevcesi ile anlaşamazlık da ilâve olununca asabî bir buhran geçirerek bir sabah intihara teşebbüs etti. Ancak sıktığı kurşun beynine isabet etmeyip kafatasını sıyırarak kurtuldu.
Abdürrahim Efendi, iyi Almanca ve Fransızca bilirdi. Musiki ilmine vâkıftı. 1918’de Viyana’da kendisine gösterilen bir çalgının ismini ve bunun yalnızca Wagner’in Rienzi operasında kullanıldığını söylediği zaman, Avusturyalılar fevkalâde şaşırmıştı.
Heyet-i Nasiha Reisi, Şehzade Abdurrahim Efendi
Dayanacak gücüm kalmadı
1924’de hanedan sürgün edilince önce annesi ile beraber Roma’ya gitti. Sonra Paris ve Kahire’de oturdu. Peyveste Hanımefendi, kocası öldüğü için sürgüne çıkması gerekmediği halde, oğluyla çıkmaya mecbur kaldı. 1944’de Paris’te vefat etti.
Şehzâde, 1933’de zevcesinden boşandı. Kayınvâlidesinin verdiği para ile aldıkları evi boşaltarak otele taşındı. Bir daha da evlenmedi. Hiçbir geliri yoktu. İstanbul’daki emlâkinden de bir şey gelmiyordu. Bunların satılması için uğraşıyor ve buradan gelecek paraya güvenerek borçlanıyordu. Mısır’da evli bulunan kızı, babasına mütevazı meblağda para gönderiyordu. 1952 senesine gelindiğinde Mısır’da sosyalist ihtilâl olmuş; kendisi de müşkil vaziyette kalan kızı artık para gönderemedi.
Otelden otele taşınan şehzâde bu sırada Saint-Honore adlı basit bir otelde kalıyordu. Kız kardeşi Şâdiye Sultan da bu sırada yanına gelip bitişik odayı tutmuştu. Şâdiye Sultan anlatıyor: “Bir gün şehzâde odama geldi. Üstü başı perişandı. Hâlinde bir fevkalâdelik olduğu âşikârdı. Yanında getirdiği file içindeki birkaç konserve, bir elbise fırçası ile yarım şişe kolonyayı bana hediye edip savuştu. Sonra odasına giren Şehzâde Orhan Efendi, kendisini ölü buldu. Sürgün acılarına dayanamayıp düştüğü ağır ruhî buhran neticesinde, kaldığı otel odasında aşırı morfin alarak intihar etmişti. Geride bıraktığı son parası olan 200 franktan otel ve cenâze masrafının karşılanmasını, arkasından Kur’an-ı kerim okutulmasını vasıyet etti”.
Şehzadeler (soldan ikinci, Şehzade Abdurrahim Efendi)
 
Annesiyle otelde görüşürdü
1952 yılında 58 yaşında vefat eden ve Paris Bobigny Müslüman kabristanına defnolunan şehzâdenin yegâne çocuğu Mihrişah Selçuk Sultan’dır (1920-1980). 1940’da Mısırlı Cezûlî ailesinden diplomat Ahmed Râtib Bey (1912-1972) ile evlendi. Abdürrahim Efendi’nin boşandığı zevcesi Nebîle Emine Hanım, Türkiye’nin Berlin sefiri Kemâleddin Sâmi Paşa ile evlenmişti. Mihrişah Selçuk Sultan, Türkiye toprağı sayılan sefârete giremediği için annesiyle Berlin’de otellerde buluşmak zorunda kalırdı.

 Önceki Yazılar
20.11.2017 - BİR MUHALİFİN PORTRESİ: MUSTAFA SABRİ EFENDİ

13.11.2017 - ADRİYATİK'TE OSMANLILAR - KARADAĞ SEYAHAT NOTLARI

06.11.2017 - KATALONYA’NIN BİTMEYEN MÜCADELESİ

30.10.2017 - OSMANLI HANEDANI HAYATINI BİR KADINA BORÇLUDUR

23.10.2017 - HAREMEYN’DE OSMANLI MÜHRÜ

16.10.2017 - OSMANLILARIN HAREMEYN’E HİZMETLERİ

09.10.2017 - SUYA AKSEDEN OSMANLI MEDENİYETİ

02.10.2017 - MAZİNİN MAHZUN ŞAHİTLERİ: MEZARTAŞLARI

25.09.2017 - AMAN AĞZIMIZIN TADI BOZULMASIN - Şekerin hikayesi

18.09.2017 - OSMANLI PADİŞAHINDAN, KITLIK ÇEKEN İRLANDA HALKINA…

Diğer makaleler için tıklayınız...