Ekrem Buğra Ekinci, 1987’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajı yaptı.

Ankara’da başladığı kariyerini İstanbul’da sürdürdü.
Doktorasını 1996’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Türkiye ve Daily Sabah gazetelerinde yazmaktadır.
Devam
 
BURMA MÜSLÜMANLARININ FARKINA HERKES YENİ VARDI

01 Ağustos 2012 Çarşamba

Asırlardır Burma’da yaşayan milyonlarca Müslüman, son senelerde ağır baskı ve zulüm altında.  Yüzbinlercesi öldürüldü veya kaçmaya zorlandı. Son Arakan hâdiseleri sebebiyle dünya bunun farkına varır gibi oldu.

Bundan 20 sene evvel kurduğu kitabevinde Arapça ve Farsça dinî neşriyat yaparak dünyaya parasız gönderen bir ahbabım, bana bir mektup göstermişti. Mektup, Burmalı bir müderristen geliyordu. Hükümetin baskısı ile memleketlerini terk ederek Malezya’ya yerleşmelerini, çektikleri acıları anlatan mektup sayesinde, Burma Müslümanların çektiği sıkıntılardan haberdar olabilmiştim.

Refahtan sefalete

Burma veya Birmanya, havalideki en kalabalık etnik grup olan Çin-Tibet asıllı Bamar’dan gelen Garb lisanlarında bir isimdir. Bamarlar Ülkesi demektir. Burmalılar, 1989’da devletin ismini yerli dilindeki orijinaline uyarak Myanmar olarak değiştirdiler. Burma, çok eski medeniyetlere ev sahipliği yaptı. Budizm yayılıp ülke kültürüne hâkim oldu. Bugün terk edilmiş bir şehir olan Pagan’da büyük ve güçlü bir imparatorluk kuruldu. Moğol istilâları ile ülkenin siyasî birliği bozuldu. İrili ufaklı krallıklar teşekkül etti.

1820’de İngiliz hâkimiyetindeki Hindistan’ın doğu vilâyetlerine saldırıp Bengal’e yönelen Burmalı General Maha Bandula İngilizler tarafından mağlup edildi. Burma, tedricen İngiliz müstemlekesi hâline geldi. İngiliz hâkimiyeti devrinde Güneydoğu Asya’sının en zengin ikinci ülkesi idi. Bu devri en iyi anlatan George Orwell’in Birmanya Günleri adlı romanıdır. 1948’de müstakil oldu. 1962’de askerî darbe ile sosyalist rejim kuruldu.

Burma'nın sembolü "Zürafa Kadınlar". Uzun boyun makbul olduğu için, çocukluktan itibaren lher sene boyna bir halka geçirilir.

Sığır kâtilleri!

Gerek İngilizlere giriştiği istiklâl harbi, gerekse sonrasında kurulan sosyalist idare, memleketi sefalete sürükledi. Öteden beri Müslümanlar ve Hıristiyanlar başta gelmek üzere Budist olmayanlara yapılan baskı had safhaya ulaştı. Bugün Myanmar, dünyanın en fakir ülkelerindendir. Ama insan ticareti, angarya, çocuk çalıştırma, seks köleliği gibi hususlarda ön sıralardadır.

Resmî istatistiklere göre Myanmar nüfusunun %4’ü müslümandır. Nisbetin %20 olabileceği ifade edilmektedir. Hind, Çin, Malay asıllı Müslümanlar yanında; Arab, Fars, Türk ve Moğollarla yerlilerin karışmasından teşekkül eden Müslümanlar ülkenin farklı yerlerinde yaşar. Ekserisi Şâfiî, Hind asıllı olanları ise Hanefîdir. 1941 Hind-Burma Göç Anlaşması sebebiyle çok sayıda Müslüman Hindistan’a göçmüştür. Budistler, her asıldan Müslümanları öteden beri “Kala” (siyah) veya “Sığır Katilleri” diyerek aşağılar. Batı sahillerindeki Arakan mıntıkasında yaşayan Müslümanlar Rohingya halkı diye anılır. Hükümet, bunların Arakan’a Alt Hindistan’dan geldiğini söyleyerek vatandaşlık vermeyi reddetmekte ve sınır dışı edilmesini istemektedir.

                                                      Arakan'da bir mescid

Burma Burmalılarındır!

Burma’ya İslâmiyet IX. asırda Arab tacirler tarafından getirildi. Batan gemilerinden yüzerek kıyıya çıkan ve fevkalâde güçleri sebebiyle krala korku salarak tahtını kaybetmesine sebep olan iki Arab kardeş tüccarın efsanesi hâlâ anlatılır. XIII. asırda Arakan’da bile üç Müslüman sultanlık vardı. Müslümanlar denizaşırı ticaret sayesinde zenginleşmişti.

Payitahtı Mandalay olan Burma Kralları, ırkdaşlarına güvenmedikleri için Müslüman askerler istihdam eder; Müslüman teb’anın hak ve hürriyetlerini tanırdı. Müslümanların kadı ve müftüleri vardı. Çok sayıda câmi yapılmış; Müslümanlar rahatça hacca gidebilmiştir. Arada bir kurban ve hayvan kesiminin yasaklanması sebebiyle Müslümanlarla Budistler arasında gerginlik yaşanmış, bu vesileyle Müslümanlar zarar görmüşse de, ekseriya iş tatlıya bağlanmış; hatta XVIII. asır sonlarında, kral bir defasında kurban kestiği için cezalandırdığı Müslümanlardan özür dilemiştir.

                         Mandalay Merkez Câmii

İngiliz-Burma Harbleri sırasında Müslümanlar İngilizlere karşı savaştı. 1885’de ülkenin tamamında hâkimiyetlerini pekiştiren İngilizler, Müslümanların önceki statüsünü aynen benimsedi. Bu devir Burma Müslümanlarının rahat yaşadığı bir devirdi. Ancak İngilizlerin idarî işlerde memur olarak kullanmak üzere getirdikleri Hindliler, yerli halk tarafından istenmediği için zaman zaman gerginlik doğdu. 1930’da bu Hindlilere karşı girişilen Budist isyanı, Müslüman aleyhdarı bir harekete dönüştü. “Burma, Burmalılarındır” sloganıyla çıkan hareketlerde yüzlerce Müslüman öldürüldü. Ev ve dükkânları yakıldı. Câmiler hasar gördü. Bunun üzerine İngilizler, Burma idaresinde Müslümanlara da yer verdiler. Parlamentoya Müslüman milletvekilleri girdi. Müslümanlar da boş durmayarak Burma Müslüman Komitesi kuruldu.

                        İngiliz-Burma Harblerinden bir sahne (1885)

İstiklâl felâketi

İngilizler, her gittikleri yerde asayiş ve refahı temin etmekle beraber, yerleşik düzeni sarstıkları için, çekildikleri zaman kargaşaya yol açtılar. Hindistan, Filistin, Arabistan ve Kıbrıs’ta yaşananlar, Burma’da da yaşandı. An’aneler çerçevesinde hüküm süren kralların yerini, silahlı güçler aldı. Bu da Müslüman ve Hıristiyanların felâketi oldu.  Müstakil Burma kurulduktan sonra hükümetin, Budizm’in devletin resmî dini olduğunu ilan etmesi, istiklâl hareketine destek vermiş olan Müslümanları hayal kırıklığına uğrattı.

                    Burma istiklâlini elde ettiği gün (4.I.1948)

1962’deki sosyalist darbeden sonra basit zabıta vak’alarının ateşlediği Budistler, katliâma girişti. Câmiler yakıldı. 1997 ve 2001 hâdiseleri çok kanlı oldu. 2012 Haziran ayında Arakan Müslümanlarının sınır dışı edilmesi gerektiğine dair Myanmar Devlet Başkanı’nın talihsiz beyanı hâdiseleri alevlendirdi. Her şey bir cinayeti bahane eden Budistlerin Müslüman köylerini ateşe vermesi, halkı koruması gereken askerlerin de masum Müslümanlar üzerine ateş açmasıyla başladı. Arakanlıların protestosu, şiddetle karşılandı. Binlercesi canını kurtarabilmek üzere Bengaldeş’e sığındı. Bengaldeş, kendi emniyeti sebebiyle sınırı kapattı. Arada kalanlar mahvın eşiğine geldiler.

 

Thayet Myo Şehitliği

Burma’da 1916’dan kalma bir de Osmanlı şehitliği vardır. I. Cihan Harbi’nde Irak, Suriye, Filistinn ve Arabistan cephesinde İngilizlerin eline düşüp burada tutulan 12 bin Osmanlı askerinden, ekserisi malarya hastalığından vefat eden 5 bin kadarı burada yatmaktadır. Bu askerlerden bazısı evlenip Burma’da kalmıştır. Bugün dedesinin Osmanlı olduğunu söyleyenlere rastlanır.

Hindistan’daki Babür İmparatorluğu’nun son hükümdarı II. Bahadır Şah’ın türbesi, Burma’nın şimdiki merkezi Rangun’dadır. İngilizler kendisini tahttan indirdikten sonra ailesi ve maiyetiyle buraya sürmüşlerdi. 1862’de vefat ettikten sonra türbesi, Müslümanlar tarafından ziyaretgâh muamelesi görmüştür.


 Önceki Yazılar
20.11.2017 - BİR MUHALİFİN PORTRESİ: MUSTAFA SABRİ EFENDİ

13.11.2017 - ADRİYATİK'TE OSMANLILAR - KARADAĞ SEYAHAT NOTLARI

06.11.2017 - KATALONYA’NIN BİTMEYEN MÜCADELESİ

30.10.2017 - OSMANLI HANEDANI HAYATINI BİR KADINA BORÇLUDUR

23.10.2017 - HAREMEYN’DE OSMANLI MÜHRÜ

16.10.2017 - OSMANLILARIN HAREMEYN’E HİZMETLERİ

09.10.2017 - SUYA AKSEDEN OSMANLI MEDENİYETİ

02.10.2017 - MAZİNİN MAHZUN ŞAHİTLERİ: MEZARTAŞLARI

25.09.2017 - AMAN AĞZIMIZIN TADI BOZULMASIN - Şekerin hikayesi

18.09.2017 - OSMANLI PADİŞAHINDAN, KITLIK ÇEKEN İRLANDA HALKINA…

Diğer makaleler için tıklayınız...