Ekrem Buğra Ekinci, 1987’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajı yaptı.

Ankara’da başladığı kariyerini İstanbul’da sürdürdü.
Doktorasını 1996’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Türkiye ve Daily Sabah gazetelerinde yazmaktadır.
Devam
 
ÇİN SARAYINI BASAN 40 TÜRK YİĞİDİ

28 Mart 2012 Çarşamba

Türk sözünü ilk defa resmî devlet adı olarak kullanan Göktürk Hakanlığı’dır. Göktürk veya Köktürk, Gök’ten türemiş gibi bir mânâya gelir. Göktürkler, Hun İmparatorluğu’nun mirasçısıdır. Doğu Sibirya’daki Yakut Türkleriyle, batıdaki Ogur (Bulgar) Türklerinin bir kısmı dışındaki Türk asıllı bütün kitleleri, kendi idarelerinde birleştirdi.
Ötüken merkez
552’de Avar (Juan-Juan) Devleti doğuda çökünce, Göktürklerin boy beyi Uluğ Yabgu’nun oğlu Bumin ve İstemi Kağanlar, Ötüken merkez olmak üzere devlet kurdular. Avar Hakanlığı’nı yıktılar. O zamanki töreye göre, Bumin Kağan, devletin doğu kısmında, İstemi Kağan da batı kısmında hükümdar oldu.
 

 Kültigin'in Başı

 
Doğu Göktürkler siyasî bakımdan hep Çin’le karşı karşıya geldiler. 630 yılında yapılan savaşlardan birinde Göktürk hakanı esir düştü. Türkler, Çin hâkimiyetini tanımak zorunda kaldılar. Batı Göktürk Kağanlığı’nın ömrü de uzun sürmedi. Ülke tiginler (şehzâdeler) arasında taht kavgalarına sahne oldu. Nihayet Batı Göktürkleri de Çin hâkimiyeti altına girdi.
Ah şu fırtına!
630-680 arasındaki 50 yıllık zaman Göktürklerin istiklâllerini kaybettikleri bir matem devresi oldu. Her ne kadar Orta Asya’da millet olarak Türkler varlıklarını, dil, inanç ve geleneklerini muhafaza ettilerse de, müstakil bir devletten mahrumiyet, Göktürkler için haysiyet kırıcı bir ıstırap kaynağıydı. Bu arada bazı Türk prensleri zaman zaman ihtilâl teşebbüslerinde bulundularsa da hepsi kanlı bir biçimde bastırıldı. Bu hareketler arasında en hayret verici olanı, 639 yılında Göktürk Prensi Kürşad’ın ihtilâl teşebbüsüdür. T’ang imparatorunun saray muhafız kıt’ası subaylarından olan Kürşad, Göktürk Devletini ihyâ etmek için 39 arkadaşı ile, bazı geceler şehirde dolaşmaya çıkan imparatoru yakalayıp kaçırmak üzere gizlice anlaştı. İhtilâl muvaffak olursa, Kürşad hakan olmayacaktı. Böylece kimse onun siyasî emellerle harekete geçtiğini söyleyemeyecekti.
Kürşad
Fakat planın tatbik edileceği gece ansızın patlayan fırtına yüzünden imparator saraydan çıkmadı. Kararın geciktirilmesini mahzurlu gören Kürşad ve arkadaşları bu defa doğruca saraya yürüdüler. 40 Göktürk genci, sarayı ele geçirip başşehre hâkim olmayı düşünüyorlardı. Yüzlerce Çinli muhafız tesirsiz hâle getirildiyse de, dışarıdan sevk edilen orduyla başa çıkılamadı. Bunun üzerine saray ahırlarından seçme atları alarak Vey Irmağı’na doğru çekildiler. Ancak fırtına ve sel, köprüleri de yıkıp götürmüştü. Irmak kenarında Çin ordusuyla savaşa tutuşan Kürşad ve arkadaşları birer birer öldürüldü.
Kürşad
 
İki dost kardeş
Prens Kürşad liderliğindeki kırk yiğit başarısız kaldılarsa da, Türk milletinin kalbinde sönmez bir istiklâl ateşini tutuşturdular. Birkaç başarısız ihtilal teşebbüsünden sonra, nihayet 682 yılında Göktürk Prensi Kutluğ Şad, etrafına topladığı Türklerle istiklâlini ilan etti. Dağılmış boyları bir araya topladı. Bu sebeple İlteriş (Ülke Toplayan) ünvanını aldı. Çinli bir prensesle değil, bir Türk kızıyla evlendi. Bilge Kağan ve Kültigin adında iki oğlu oldu. Bu ikisi birleşerek idareyi ele aldılar. Bilge Kağan, Kültigin ise ordu kumandanı oldu. Böylece Türk tarihinde ilk defa iki kardeş devlet idaresinde birlikte hareket etmiş ve hiçbir kıskançlık duymadan birbirlerine yardım etmiş oluyorlardı. Bilge Kağan ile Kültigin iç ve dış bütün tehlike ve tehditleri ortadan kaldırdılar. Doğu Roma İmparatoru Göktürklere elçiler gönderip iyi münasebetler kurmuştu. Bu devirde Göktürk Devleti, Asya’da büyük bir prestij elde etti. Öyle ki Kültigin’in vefatında tertiplenen muazzam cenaze alayına, Çin, Tibet ve İran’dan temsilciler katıldı. Çin İmparatoru, bu kahraman düşmanının hatırasına Çince büyük bir âbide diktirdi.
Orhun Kitabeleri - Tonyukuk
 
Halkına hesap veren hakan
Kutluğ devrinin en mühim eseri Orhun Âbideleri’dir. Bunlar 725-735 seneleri arasında diktirilmiş üç taş sütundur. Orhun Nehri kenarındadır. Şimdi Moğolistan sınırları içindedir. Bugünki Moğolistan, Türklerin anayurdudur. Moğolların anayurdu ise daha kuzeydoğudur. Dünyanın eski ve mükemmel alfabelerinden birisi olan ve sağdan sola yazılan 38 harfli Göktürk yazısı ile yazılmıştır. Burada, Bilge Kağan ile kardeşi başkumandan Kültigin’in ve Bilge Kağan’ın kayınpederi olan Vezir Bilge Tonyukuk’un bir ara Çin esâretine düşen Türk Devletini yeniden kalkındırmak için yaptıkları gayretler anlatılır ve gelecek Türk nesillerinin bu tecrübelerden istifadeleri istenir. Ayrıca istiklâl fikri verilir. Bu kitâbelerdeki ifadeler parlak bir millet şuurunun göstergesidir. Hakan, kendisini halktan birisi gibi görüp teb’asına hesap vermektedir. Ayrıca teb’asını hatalarından dolayı bir baba gibi ikaz etmektedir.
Orhun Kitabeleri - Bilge Kağan
Orhun Kitabeleri - Kültigin (doğu)
Orhun Kitabeleri - Tonyukuk

 Önceki Yazılar
20.11.2017 - BİR MUHALİFİN PORTRESİ: MUSTAFA SABRİ EFENDİ

13.11.2017 - ADRİYATİK'TE OSMANLILAR - KARADAĞ SEYAHAT NOTLARI

06.11.2017 - KATALONYA’NIN BİTMEYEN MÜCADELESİ

30.10.2017 - OSMANLI HANEDANI HAYATINI BİR KADINA BORÇLUDUR

23.10.2017 - HAREMEYN’DE OSMANLI MÜHRÜ

16.10.2017 - OSMANLILARIN HAREMEYN’E HİZMETLERİ

09.10.2017 - SUYA AKSEDEN OSMANLI MEDENİYETİ

02.10.2017 - MAZİNİN MAHZUN ŞAHİTLERİ: MEZARTAŞLARI

25.09.2017 - AMAN AĞZIMIZIN TADI BOZULMASIN - Şekerin hikayesi

18.09.2017 - OSMANLI PADİŞAHINDAN, KITLIK ÇEKEN İRLANDA HALKINA…

Diğer makaleler için tıklayınız...