Ekrem Buğra Ekinci, 1987’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajı yaptı.

Ankara’da başladığı kariyerini İstanbul’da sürdürdü.
Doktorasını 1996’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Türkiye ve Daily Sabah gazetelerinde yazmaktadır.
Devam
 
ALTINA HÜCUM

11 Mayıs 2011 Çarşamba

Altın soylu bir madendir. Soyluların da tutkusu olmuştur. Altın, sarı rengi ile sükûneti, kızıl ışıltısıyla da hırsı ilham eder.

Altın, hiçbir madenle birleşmez. Onun için tabiatta saf halde bulunur. Işıklı hâlini de hep korur. Bozulmaz, asitlenmez. Çok yumuşak olduğu için geçmişte sanayide pek kullanılmamıştır. Ancak bakır ve gümüş halîtaları ile sertleştirilip lehime yarar. Paslanmadığı için elektronik kablo bağlantılarında kullanılır. Feza mekiklerinin güneşin sıcaklığına dayanması için üzerlerine çok ince bir altın kaplama geçirilir. Güneşin sıcaklığını aynen geri yansıtma hususiyeti sadece altında vardır. Yani feza yolculukları altın sayesindedir. Boeing 747’lerin pencere çerçeveleri altındandır. Altın, hem diş, hem romatizma, hem de depresyon tedavisinde kullanılır. Mücevher, altınsız düşünülemez. Tarihin en usta kuyumcuları Etrüsklerdir. Altını, kumaş dokur gibi işlemişlerdir.

Tutankhamon'un altın maskesi ve tahtı

Soylu maden

Altın asalet ve ebediyetin sembolüdür. Madem ki altın soyludur; insanların soyluları da kendilerini ancak altınla ifade etmiştir. Krallar altın taç takar. Firavun Tutankhamon’un tabutu baştanbaşa altındır. Oğuz töresinde büyük oğul Günhan altın çadırda otururdu. Cengiz Han’ın kardeşleri “Altın Kalpaklı”, “Altın Sadaklı” idi. Cengiz Han’ın soyunu yazan kitabın adı “Altın Defter”, imparatorluktan bölünen en büyük devletin adı Altınordu idi. Eski Türk dininde gök tanrının altın kapılı sarayı, altın tahtı vardı. Hatırlı misafirleri Altın Kazık (Kutup Yıldızı) karşılardı. Görülüyor ki, altın devlet hayatında başköşededir. Çin seddini inşa edip Çin’e adını veren Chin (Altın) sülâlesidir.

VI. asır ortasında, Asya’da hâkimiyeti Göktürklere kaptıran Avarlar kitle halinde Orta Avrupa’ya göçüp güçlü bir devlet kurmuştu. Etrafı haraca kesip, bilhassa Bizans’tan aldığı altınlarla Avrupa’da bir Avar efsanesi doğmasına sebep olmuştu. Avarların altınları Frank krallığının iştahını kabarttı. Şarlman bir dizi savaştan sonra 796’da Avar Devleti’ni yıktı. Elde edilen altın Batı Avrupa piyasasını çok düşürdü.

Etrüsklerden kalma altın mücevher

Altın hırsı

Güney Rusya’daki Altınordu Devleti’nin en güçlü zamanında ordu kumandanı olan Mamay Mirza, Rusların son yıllarda zenginleştiğini fark edip, 1380’de eski vergileri alma bahanesiyle buraya saldırdı. Çok kötü yenildi. Mamay’ın altın hırsı Altınordu’nun sarsılıp yıkılmasına, Rusların Tatar hâkimiyetinden kurtulmasına sebep oldu.

Üç asır sonra Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, Amerika’dan 150 yıldır taşınan İspanyol altınlarla zenginleşmiş Viyana’yı almak istedi. O zamanlar İspanya ve Avusturya bir devlet idi. Padişaha haber vermeden sefere çıktı. Gururu sebebiyle tedbirde kusur etti. Çok fena yenildi. Osmanlı’nın talihi döndü. Avrupa’dan geri çekilmemizin başlangıcı oldu.

Bu altınlar İspanya’ya da yaramadı. İspanyollar 1936’da iç harbe tutuştu. Cumhuriyetçi komünistler, rakibi Frankocu kralcıların eline geçmesin diye 80 vagon altını tekrar geri almak üzere dost saydıkları Sovyet Rusya’ya kaçırdılar. Franko kazandı. Ruslar altınları vermek şöyle dursun, bir de komünistlere sattıkları silahların parasını istedi. Yıllar sonra demokrasi kurulup sosyalistler iktidara gelince bir daha istediler. Cevap olarak altınların üstüne bir bardak soğuk su içmeleri gerektiğini öğrendiler. Altın, ideoloji falan dinlemiyor.

Gözünü hırs bürümüş İspanyol istilâcıları El Dorado (Altın Ülkesi) efsanesini uydurdular. Yıllarca orayı burayı yakıp yıkmalarına rağmen, böyle bir yer olmadığını fark ederek bu sevdadan vazgeçtiler. Fakat bu arada birkaç şehrin adı El Dorado kaldı. Sonra Kuzey Amerika’da altın hırsı başladı. Hatta “Altına Hücum” isimli meşhur bir film çevrildi.

Lidyalılardan kalma eldeki en eski altın para                           Sultan II. Selime ait altin para

Göz kamaştıran ışıltı

Altının ışıltısı hâlâ devam ediyor. Eldeki en eski altın para Lidyalılara aittir. Salihli’deki Sart şehrinde basılmıştır. İlk altın rafinerisi de bunlara aittir. Altın XIX. asra kadar para olarak kullanıldı. Büyük miktarda altın taşımak güçlüğü kâğıt parayı (banknot) doğurdu. Ancak altın bir değer ölçüsü olarak tahtını muhafaza ediyor.

Altın, coğrafyada daha çok yaşıyor. Türk ırkının türediği Altay dağına Çinliler Kinşan (Altındağ) der. Altındağ, Altay’a dönüşmüştür. İnsanda, her yeri altına benzetme hevesi vardır: Altınova, Altıntepe, Altın ırmak, Altın başak gibi. Arap coğrafyacıları Orta Asya’ya bir zamanlar Mürûcü’z-Zeheb (Altın bozkırlar) derdi. Orta Asya’da Zerefşan nehri var. Altın saçan demektir.

Osmanlılara ait altın merasim tahtı

İnsanların, devletlerin hayatında mükemmel zamanlar için Altın Çağ denir. Mükemmel adamı tarif etmek için “altın gibi” yakıştırması yapılır. Yeryüzünde güneşi en çok hatırlatan altındır. Güneşin altın ışıkları denir. Haliç’e ilkçağda Altın Boynuz denirdi. Kuzey Amerika Kolombiyasında Gold Range (Altın Dağlar); Batı Afrika’da ise beş yüz km uzunluğunda Gold Coast (Altın Sahili) diye bir ülke yer alır. Altın Post adında bir şövalye tarikatı bile vardı. İnsanoğlu, bakırdan altın yapmaya çok uğraşmıştır (simya). Tarih boyu çıkarılan altın ise 100 bin tonu aşmıştır.

Bazı dilciler Al-don (Al renk) sözünün zamanla altına (halk dilinde altun) döndüğünü tahmin ediyor. En iyi temennilerden biri “Tuttuğun altın olsun” sözüdür. Altın için hem sarı, hem kızıl lafzı kullanılır. Çünki eskiden bu iki renk arasında çok da fark görülmezdi. Sarı rengi ile sükûneti, kızıl ışıltısıyla da hırsı ilham eder.


 Önceki Yazılar
18.09.2017 - OSMANLI PADİŞAHINDAN, KITLIK ÇEKEN İRLANDA HALKINA…

11.09.2017 - MEKTEB-İ TIBBİYE’NİN HİKÂYESİ

04.09.2017 - TÜRKLERDE KURBAN GELENEĞİ…

28.08.2017 - AVRUPA’YI DOLAŞAN TÜRK MODASI

21.08.2017 - OSMANLI SARAYI’NDA ENGELLİLER VE DİLSİZ DİLİ

14.08.2017 - NEREDE O ESKİ YAZLAR… O ESKİ SICAKLAR…

07.08.2017 - NİKÂHTA KERÂMET VARDIR!

31.07.2017 - BİR TAS ÇORBA UĞRUNA: FEHİME SULTAN’IN ACIKLI SONU

24.07.2017 - BEYAZ RUSLAR İSTANBUL’DA…

17.07.2017 - YANGINA NE DAYANIR…

Diğer makaleler için tıklayınız...