Ekrem Buğra Ekinci, 1987’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajı yaptı.

Ankara’da başladığı kariyerini İstanbul’da sürdürdü.
Doktorasını 1996’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Türkiye ve Daily Sabah gazetelerinde yazmaktadır.
Devam
 
PARALI ASKERLİKTEN MECBURİ ASKERLİĞE

06 Ekim 2010 Çarşamba

Mecburi askerlik Sultan II. Mahmud zamanında getirildi. Ancak askerlikten muafiyeti ve tecili gerektiren sebepler de az değildi

Osmanlı kara ordusu kapıkulu ve eyâlet askerleri olmak üzere iki sınıf idi. Kapıkulu askerleri ücretli ağır piyade, ağır süvari, topçu, istihkâm ve levâzım sınıflarından müteşekkil profesyonel bir orduydu. Eyâlet askerleri tımarlı sipahilerin beslediği hafif süvâri ve piyâdelerden teşekkül ederdi.

Kudüs'te Osmanlı ordusu

ASKERLİK KURA İLE

Sultan II. Mahmud zamanında 1826’da Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılmasından sonra mecburî askerlik getirildi. Asâkir-i Mansûre-i Muhammediyye diye bilinen bir ordu kuruldu. Askerî mektepler açıldı. Mektepli zâbitlerin yanısıra, askere alınan istidadlı gençlerin tezkere bırakarak alaylı zâbit olarak paşalığa kadar yükselmeleri mümkündü.

1843 tarihinde Prusya’dan mülhem Kurâ Nizamnâmesi kabul edildi. Beş yıllık muvazzaf askerliği bitirenler, yedi senelik redif sınıfına geçirilerek terhis edilip memleketlerine gönderilirdi. Gerektiğinde askere çağrılmak üzere senede bir ay tabur merkezlerinde tâlime tâbi tutulurdu. 1848’de bahriye askerleri için muvazzaflık 8, rediflik 5 sene olarak tesbit olundu. 1869’da kara ordusu nizâmî, redif ve mustahfız olarak üç kısma ayrıldı. Askere alınanlar 4 yıl nizâmî askerlikten sonra, terhis edilip 2 yıl ihtiyat sınıfına geçirilirdi. Bu 6 yılın bitimiyle redif sınıfına geçilirdi. 32 yaşını dolduranlar, bedel verenler, muînsiz (ailesi kimsesiz) olanlar da hemen redif ordusuna ayrılırdı. 6 yıl rediflikten sonra seferberlik vukuunda çağrılmak üzere mustahfız sınıfı gelirdi.

1886’da Ahz-ı Asker Kanunu çıkarıldı. 20 ile 40 yaş arası askerlik çağı olarak tesbit oludu. 6 yıllık nizâmiye müddetinin piyâdede 3, diğer sınıflarda 4 yıldan sonrası ihtiyat idi. Sonra 8 yıl sürecek olan ve yarısı mukaddem, yarısı tâli olmak üzere rediflik başlardı. Mustahfızlık da 8 yıldan 6 yıla indirildi. 20 yaşını takib eden Mart ayında her redif taburu bölgesindeki gençler kurâya girerdi. Ordunun ihtiyacı olan sayı dolana kadar olanlar tertib-i evvel (birinci tertip) adıyla muvazzaf asker olurdu. Tertib-i sâni (ikinci tertip) denilen geri kalanı tertib-i evveller ihtiyata geçince muvazzaf hizmete alınırdı. Sâhil ahâlisinden gençler bahriye ihtiyacı karşılanmadıkça kara ordusuna alınmazdı.

İSTANBULLULAR MUAFTI

Kâdılar, müderrisler, imamlar, müezzinler, tekke şeyhleri, muayyen derslerini vermek şartıyla medrese talebesi, Harem-i şerif (Kâbe-i Muazzama, Mescid-i Nebevî, Mescid-i Aksâ) hademesi, Peygamber kabirlerinin türbedarları, bizzat padişah hizmetinde ondört sene bulunanlar (bendegân), mızıka-ı hümâyun efrad ve hademesi, muhtedîler (sonradan Müslüman olanlar), beş seneden çok prangabend cezâsı alan cinâyet suçluları, askerliğe yaramayacak derecede sakat ve mâlüller, İstanbul ahâlisi ile başka yerde otursa bile İstanbul’da doğmuş olanlar askerlikten muaf idi. Tıbbiye, baytar, hendese, mülkiye gibi yüksek mektepten mezun olup devlet hizmetinde bulunanlar tertib-i sânide addolunurdu. Ancak tabib, cerrah, baytar gibiler ihtiyaç olduğunda askerî sıhhiyede hizmet ederlerdi. Medreseyi muvaffakiyetle bitirenler redif sınıfında sayılırdı. Yukarıdaki muafiyetleri devam etmeyenler askerlik çağında ise askere alınırdı.

70 yaşını geçen veya sakat birinin başka kimsesi yoksa askerlik çağına gelmiş ve işe yarar tek oğlu askere alınmayıp tecil edilirdi. Evinde veya köyünde kendisine bakacak 15 ile 70 yaş arası, iki gözü görür, sağlam oğul, torun, peder, kardeş, damat gibi kimsesi olmayan erkek veya dul kadının tek oğlunun askerliği ertesi seneye tecil edilirdi. Başka yakını bulunsa bile, iki oğlu olup, biri askerde bulunan kimsenin ikinci oğlu, ağabeyi terhis olmadan askere alınmazdı. Müstakil evi olup, köyü içinde evinin işini görecek baba, kayınpeder, 25’ini geçmiş kayınbirader gibi yakını bulunmayan veya yakını olsa bile evinde bakmakla mükellef olduğu küçük çocuk ve yetimler bulunan gence muînsiz (yardımcısız) denirdi ve askerliği tecil olunurdu. Bu sebeple bir günlük yol mesafedeki köylerden evlenenlerin sayısı az değildi.

İhtiyat zabitleri talimde

ATINI GETİR, ERKEN TERHİS OL!

Askere gönüllü gidenler, istedikleri yerde askerlik yapabilirdi. Adına kurâ isâbet edenler, 50 altın bedel-i nakdî ödeyip en yakın askerî kıt’ada 5 ay askerlik yaparak mükellefiyetten düşmüş olurlardı. Gayrımüslimler üçte bir fazla bedel ödeyip askere gitmezdi. Yerine bir başkasını göndermek (bedel-i şahsî) veya askeriyeye iki hayvan beslemeyi taahhüt etmekle de askerlik mükellefiyeti yerine getirilmiş sayılırdı. Bu usul sonradan lağvolundu. Askere kendi atıyla gelenler yarım müddet askerlik yapardı.

1909’da rediflik kaldırıldı. Müslüman-Gayrımüslim herkes için mecburî askerlik getirildi. Askerlik müddeti 3, bahriyede 5 senedir. Liseden yukarı tahsili bulunanlar ihtiyat zâbiti (yedek subay) olur. Ancak uzun süren harbler halkı bezdirmiş; son asırda askere gitmek kaçınılması gereken bir eziyet olarak görülmüştür. Asker kaçaklarının sayısı artmıştır. 1921 Yunan Harbi’nde bile binlerce asker kaçağı sebebiyle İstiklâl Mahkemeleri kurulmuş, çok sayıda kaçak ve yatakçısı ağır cezalandırılmıştır. Cumhuriyetten sonra askerlik normalde 18 ay, mızıkada 2, jandarmada 3 ve bahriyede 5 senedir. Sonra ihtiyat (yedek) gelir. 1927’de jandarma 2,5 ve bahriyede 3 seneye indirildi. 1950’de deniz 3 yıl, jandarma 30 ay ve diğerleri 2 yıl oldu. 1963’te 24, 1970’de 20, 1984’te 18, 1992’te 15 aya indirildi.  Önceki muafiyetlerin çoğu kaldırıldı. Tecil imkânı da tahdit edildi. 600 lira bedel ödeyenler diledikleri birlikte 6 ay askerlik yapardı. Birkaç sene sonra bedelli askerlik kaldırıldı. 1984 ve 1999’de asker fazlasını eritmek için muvakkaten tatbik edildi.

İstanbulluların askere alınma merasiminde Harbiye Nâzırı nutuk irad ediyor


 Önceki Yazılar
14.08.2017 - NEREDE O ESKİ YAZLAR… O ESKİ SICAKLAR…

07.08.2017 - NİKÂHTA KERÂMET VARDIR!

31.07.2017 - BİR TAS ÇORBA UĞRUNA: FEHİME SULTAN’IN ACIKLI SONU

24.07.2017 - BEYAZ RUSLAR İSTANBUL’DA…

17.07.2017 - YANGINA NE DAYANIR…

10.07.2017 - BİR DARBE TEŞEBBÜSÜNÜN HATIRLATTIKLARI…

03.07.2017 - ZELZELEDEN KAÇIŞ YOK MU?

26.06.2017 - UNUTULMAYAN BAYRAM HATIRALARI

19.06.2017 - KAŞGARÎ DERGÂHI’NDAN RAMAZAN HATIRALARI

12.06.2017 - BU KATAR NEREYE GİDER?

Diğer makaleler için tıklayınız...