Ekrem Buğra Ekinci, 1987’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajı yaptı.

Ankara’da başladığı kariyerini İstanbul’da sürdürdü.
Doktorasını 1996’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Türkiye ve Daily Sabah gazetelerinde yazmaktadır.
Devam
 
OSMANLI TİCARETİ İNGİLİZ İPOTEĞİNDE

04 Ağustos 2010 Çarşamba
Gazete küpürünü görmek için tıklayınız!

1838 tarihli Baltalimanı Ticaret Anlaşması ile iç ve dış ticaret ecnebi hâkimiyetine geçerek dışa bağımlılık devri başladı. İngiltere, Osmanlı Devleti üzerinde tam bir kontrol elde etti.

Osmanlı hükûmeti, Avrupa tüccarının öteden beri sahip bulunduğu ticarî imtiyazları tanırdı. Böylece hem ticareti canlandırmak, hem istihbarat akışını sağlamak, hem de bu ülkelerle sıkı münasebetler kurmak isterdi. Keşifler sebebiyle Osmanlı ülkesinden geçen ticaret yolları ehemmiyetini kaybedince, XVI. asırda bunların sınırlarını genişletti. Bu sayede Avrupa tüccarı serbestçe Osmanlı pazarına girme imkânı buldu. 1802 senesinde hükûmet bu serbestîye bazı tahdidler getirdi. Avrupa tüccarının Osmanlı ülkesinden aldığı mallar için ödediği vergiyi yükseltti. 1826 senesinde de yed-i vâhid (tekel) usulünü getirdi. Bu, tahıl, yün, haşhaş, güherçile, zeytinyağı, ipek, tiftik, meyankökü gibi ham maddelerin dışarıya çıkarılarak esnafın işsiz kalmasını önlemek, yeni kurulan orduya kaynak bulmak ve üreticinin mahsulünü ucuza satarak aldanmasını engellemek gibi gayelerle devletin koyduğu bir nevi himâye sistemi idi.

İNGİLTERE PAZAR ARIYOR

Bu sırada sanâyi inkılâbını gerçekleştiren ve dünyanın en gelişmiş ticaret filosuna sahip olan İngiltere yeni pazarlar bulma endişesine düşmüştü. Avrupa’da kendisi ile rekabet edebilecek bir güç kalmamıştı. Sanâyi inkılâbını henüz tamamlamamış olan Avrupa devletleri, gümrük duvarlarını yükseltti ve çeşitli mallara tahdid getirdi. Bunun üzerine İngiltere’nin yapacağı tek şey Avrupa dışına yönelmekti. Bu vesileyle Lâtin Amerika’dan Çin’e kadar pek çok ülke ile anlaşarak veya silâh zoruyla pek çok ticaret anlaşması imzaladı. Böylece süper güç hâline geldi. İngiliz hâriciye vekili Lord Palmerston Osmanlı hükûmetinden yed-i vâhid usulünü kaldırmasını resmen istedi. İngiliz sefiri Ponsonby, “Türkiye’de mahsul yetiştirenler, bunların fiyatlarını tesbit etmekte yegâne hâkim olan imtiyazlı kimselere satmak mecburiyetinde kaldıkça, Türk sanâyii geriliğe mahkûm kalacaktır” diyordu. Hükûmet teklife yanaşmadı. Tam bu sırada Mısır isyanı İngilizlerin imdâdına yetişti.

Kavalalı Mehmed Ali Paşa, zekâ, kabiliyet ve tâlihi sayesinde 1805’den itibaren Mısır’da yarı müstakil bir vâlilik kurmuş; Fransızlarla harb hâlindeki Osmanlı hükûmeti bu emrivâkiyi kabul etmek zorunda kalmıştı. Zamanla taleplerini arttıran Mehmed Ali Paşa, Fransa’nın tahrikiyle ayaklandı ve Kütahya’ya kadar geldi. “Denize düşen yılana sarılır” fehvâsınca Osmanlı hükûmeti bu isyana karşı İngiltere’nin desteğini elde edebilmenin yollarını aradı. İngiltere, yeni ticarî imtiyazlar karşılığında yardıma söz verdi.
Londra sefirliğinden hâriciye nâzırlığına getirilen Reşid Paşa öteden beri İngiltere yanlısı bir politikaya taraftardı. 1838’de Baltalimanı’ndaki yalısında dört gün süren gizli müzâkereler neticesinde İngiltere sefiri ile bir ticaret anlaşması imzaladı. Bu anlaşma ile eski imtiyazlar aynen teyid edildi. Ham madde ticaretinin devlet kontrolünde yapıldığı yed-i vâhid usulü kaldırıldı. O zamana dek Osmanlı vatandaşlarına münhasır iç ticaret hakkı İngiliz tüccarına da verildi. Artık İngiliz tüccarı, Osmanlı memleketlerine yayılıp Osmanlı tüccarları gibi iç ticarette iş yapıyor; ham maddeyi kolaylıkla Avrupa’ya ihraç ediyor; mâmul getirip satıyordu. Kendi memleketlerinde bundan daha kârlı ve imtiyazlı ticaret yapmalarına imkân yoktu. Bu anlaşma sonradan diğer Avrupa devletlerine de teşmil edildi.

Avrupalı tüccara bu imtiyazlar verilirken, Osmanlı tüccar ve esnafının korunması için tedbir alınmamıştı. Osmanlılar için % 12 olan iç gümrük, İngilizler için % 5 olunca, zaten sanâyi inkılâbını gerçekleştiremeyen Osmanlı Devleti’nde ham madde bulamaz hâle gelen küçük sanâyi çöktü. İngiltere’ye satılan ham madde burada işlenip Osmanlı ülkesinde satılır oldu. Hükûmet, tekelden elde ettiği gelirden mahrum kaldı. Gerçi anlaşmanın faydası da yok değildi. Kendisine yeten, tekelci ve tedârikçi Osmanlı ekonomisi mahallî bir pazar olmaktan çıkarılarak dünya ekonomisiyle bütünleşme yolunda mühim bir adım atıldı. Osmanlı imâlât sektörü de zamanla yeni şartlara intibak etti.


Reşid Paşa


OSMANLI ŞİMDİ BİTTİ!

Zamanın Avusturya başbakanı Metternich, Baltalimanı Anlaşması üzerine “İşte Osmanlı şimdi bitti” diyerek şaşkınlığını göstermiştir. 1858’de İngiliz iktisat tarihçisi Edward Michelson, “Yabancı ülkelerde büyük ünü olan Türk sanâyiinin birçok kolları şimdi tamamen yok olmuştur. Bunlar arasında pamuk sanâyii başta gelir ki, bunlar bütünüyle İngiliz sanâyii tarafından sağlanmaktadır. Şam’ın çelik bıçakları, Kıbrıs’ın şekeri, İznik‘in çini, Tesalya’nın iplik boya sanâyii hep yok olmuştur. Bütün bu sanâyi kollarının bugün Türk topraklarında artık izi bile kalmamıştır” diyerek düşülen acıklı hâli dile getirmiştir. Dünyaca meşhur kabiliyetli bir diplomat olan ve memlekete hayırlı bazı hizmetleri inkâr edilemeyen Reşid Paşa’nın en büyük kabahati budur.

Bu anlaşma ile iç ve dış ticaret ecnebilerin hâkimiyetine geçerek dışa bağımlılık devri başladı. Kırım Harbi sebebiyle (1854) ilk defa dışarıdan borç alındı. Bunlar ödenemedi. Devlet 1875’de iflâsını istedi. Bilahare tahta çıkan Sultan Abdülhamid, Düyûn-ı Umumiye idaresini kurup borçları indirmeye ve ödemeye muvaffak olarak devleti mutlak bir uçurumun kenarından aldıysa da, İttihatçılar ülkeyi tekrar borç batağına soktu. Cumhuriyet devrinde ödenen Osmanlı borçları, hep bunlardan kalmadır.



İngilizlerle ticaret anlaşmasının imzalandığı Baltalimanı Sâhil Sarayı. Burasını Sultan Mecid, Reşid Paşa’nın oğlu Ali Gâlib Paşa ile evlenen kızı Fatma Sultan’a hediye etmişti. Fatma Sultan vefat edince, kız kardeşi Mediha Sultan’a verildi. Hânedan sürülünce el konulan sarayın şimdi harem kısmı kemik hastanesi, selâmlık kısmı ise İstanbul Üniversitesi lokalidir.


 Önceki Yazılar
11.12.2017 - GÖNÜLLERDEKİ KUDÜS

04.12.2017 - ACILARLA ÖDENEN KEFÂRET: HADİCE SULTAN’ın HİKÂYESİ

27.11.2017 - KOMŞU KOMŞUNUN KÜLÜNE MUHTAÇ

20.11.2017 - BİR MUHALİFİN PORTRESİ: MUSTAFA SABRİ EFENDİ

13.11.2017 - ADRİYATİK'TE OSMANLILAR - KARADAĞ SEYAHAT NOTLARI

06.11.2017 - KATALONYA’NIN BİTMEYEN MÜCADELESİ

30.10.2017 - OSMANLI HANEDANI HAYATINI BİR KADINA BORÇLUDUR

23.10.2017 - HAREMEYN’DE OSMANLI MÜHRÜ

16.10.2017 - OSMANLILARIN HAREMEYN’E HİZMETLERİ

09.10.2017 - SUYA AKSEDEN OSMANLI MEDENİYETİ

Diğer makaleler için tıklayınız...