Ekrem Buğra Ekinci, 1987’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajı yaptı.

Ankara’da başladığı kariyerini İstanbul’da sürdürdü.
Doktorasını 1996’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Türkiye ve Daily Sabah gazetelerinde yazmaktadır.
Devam
 
BEYAZ SARAY’­IN ENTERESAN MİSAFİRLERİ

05 Kasım 2008 Çarşamba
Gazete küpürünü görmek için tıklayınız!

Ame­ri­ka’da 43 baş­kan ge­lip geç­ti. Bun­lar­dan oku­ma yaz­ma bil­me­di­ği söy­le­nen­le­ri de ol­du; ba­lık av­la­ma me­ra­kı yü­zün­den Be­yaz Sa­ray’a hiç gel­me­yen­le­ri ve felç olup has­ta ya­ta­ğın­da baş­kan­lık ya­pan­la­rı da. Ancak Barack Obama’nın seçilmesi kesinleşirse, Beyaz Saray’ın ilk siyahi sahibi olacak. 

Ame­ri­ka­lı­lar, 1774’te İn­gil­te­re’den is­tik­lâl­le­ri­ni ka­zan­dık­tan son­ra yep­ye­ni bir ida­re kur­du­lar. Kra­lın ye­ri­ne baş­ka­nı oturt­tu­lar. Kon­gre de­dik­le­ri mec­li­se de ka­nun yap­ma yet­ki­si ta­nı­dı­lar. İki güç bir­bi­rin­den apay­rı ça­lış­ma­ya baş­la­dı. Dün­ya­nın en kı­sa ve yü­rür­lük­te­ki en es­ki ana­ya­sa­la­rın­dan bi­ri­ni yap­tı­lar. Ül­ke­nin ku­ru­lu­şu, in­san hak­la­rı be­yan­na­me­si ile be­ra­ber ger­çek­leş­ti. Baş­lan­gıç­ta ye­di eyâ­let idi­ler. Fran­sa’dan, İs­pan­ya’dan, Mek­si­ka’dan, hat­ta Rus­ya’dan pa­ray­la top­rak al­dı­lar. Sa­va­şa­rak ka­zan­dık­la­rı da ol­du. Bu­gün el­li eyâ­let Ame­ri­ka Bir­le­şik Dev­let­le­ri’ni teş­kil eder. Ül­ke­de Cum­hu­ri­yet­çi ve De­mok­rat ol­mak üze­re iki bü­yük par­ti var­dır. Bi­rin­ci­si mer­kez sağ, di­ğe­ri mer­kez sol de­ne­bi­lir. Ser­ma­ye sa­hip­le­ri ve mu­ha­fa­za­kâr­lar Cum­hu­ri­yet­çi­le­re, alt ta­ba­ka ve ser­best fi­kir­li­ler De­mok­rat­la­ra rey ve­rir­ler. Bu se­bep­le rey nis­pet­le­ri ol­duk­ça ya­kın­dır. Ba­zen bi­ri­ni ba­zen di­ğe­ri­ni ik­ti­dar­da gör­mek müm­kün­dür. İk­ti­dar de­ğiş­ti­ği za­man, Ame­ri­kan po­li­ti­ka­sın­da da çok kay­da de­ğer de­ği­şik­lik­ler gö­rül­mez.

OS­MAN­LI’YI ÖR­NEK AL­DI­LAR

İki kü­sur asır­dır ufak te­fek ak­sak­lık­lar dı­şın­da tı­kır tı­kır iş­le­yen bir sis­tem te­şek­kül et­ti. Bu sis­tem­le Os­man­lı ge­le­nek­le­ri ara­sın­da­ki ben­zer­lik­ler de göz­den kaç­mı­yor de­ğil. Ame­ri­ka­lı­lar komp­leks sa­hi­bi in­san­lar ol­ma­dı­ğı için, za­ma­nın sü­per gü­cü­nün ha­ki­mi­yet sır­la­rı­nı öğ­re­nip tat­bik et­mek­te bir be­is gör­me­di­ler. Bi­raz da bu se­bep­le za­man za­man çok ga­rip ve ye­te­nek­siz in­san­lar baş­kan ol­du­ğu hal­de, sis­tem­de en ufak bir sar­sıl­ma ol­ma­dı. Oku­ma yaz­ma bil­me­di­ği söy­le­nen baş­kan­la­rı da ol­du; ba­lık av­la­ma me­ra­kı yü­zün­den Be­yaz Sa­ray’a hiç gel­me­yen­le­ri de. İkin­ci sı­nıf Holl­ywo­od ak­tör­le­ri de; felç olup has­ta ya­ta­ğın­da se­kiz ay baş­kan­lık ya­pan­la­rı da. Ama Ame­ri­ka’da de­mok­ra­si hiç ke­sin­ti­ye uğ­ra­ma­dı. Bu sis­te­min za­fe­ri ol­sa ge­rek!

ÇİFT­Çİ BAŞ­KAN

İn­gi­liz­le­ri ye­ne­rek Ame­ri­ka Bir­le­şik Dev­let­le­ri’ni ku­ran Ge­or­ge Was­hing­ton New York’ta bu­gün bor­sa­nın bu­lun­du­ğu Wall Stre­et’te­ki Fe­de­ral Hall’da otur­du. 1 do­lar­lık kü­pür­ler­de res­mi var­dır. Zen­gin bir çift­çi iken İn­gi­liz­ler­le çar­pış­tı. 1789’da baş­kan ol­du. Üçün­cü kez se­çil­me­yi ka­bul et­me­ye­cek ka­dar de­mok­ra­si­ye bağ­lıy­dı. Son­ra­dan Phi­la­delp­hi­a’nın ye­ri­ne baş­kent ya­pı­lan Was­hing­ton’a is­mi ve­ril­miş­tir. O za­man 4 mil­yon nü­fus­lu ül­ke­nin 700 bi­ni kö­le idi.

Ba­şın­dan bu ya­na Ame­ri­ka’da 43 baş­kan ge­lip geç­ti. Ku­ru­luş­ta eme­ği ge­çen Tho­mas Jef­fer­son, mu­ha­lif­le­ri­nin Kral I. An­drew de­di­ği kud­ret­li An­drew Jack­son; kö­le­li­ğin kal­dı­rıl­ma­sı ve iç sa­vaş­ta­ki ba­şa­rı­la­rıy­la ta­nı­nan Ab­ra­ham Lin­coln, as­ker ori­jin­li en­der baş­kan­lar­dan Uly­sses Grant, ya­kı­şık­lı John Ken­nedy, so­ğuk sa­va­şın ga­li­bi Ro­nald Rea­gan çok po­pü­ler­dir. Cal­vin Coo­lid­ge çok se­vi­lir­di. Eli­ni sı­kıp ko­nuş­mak is­te­yen­ler Be­yaz Sa­ray önün­de kuy­ruk­lar oluş­tur­du. Ca­li­for­ni­a fa­ti­hi Ja­mes Polk (1845-49) ise, “en dü­rüst baş­kan” ola­rak anıl­mış­tır. An­drew John­son ay­nı za­man­da en ta­lih­siz baş­kan­lar­dan­dır. Se­na­to ta­ra­fın­dan hak­kın­da açı­lan tah­ki­kat­ta mah­kum ol­mak­tan bir oy fark­la kur­tul­muş­tur. En se­vi­len baş­kan­lar­dan Lin­coln’un ha­nı­mı Mary en se­vil­me­yen first lady sa­yı­lır. Hat­ta gü­ney­li bir ca­sus ol­du­ğu de­di­ko­du­su bi­le ya­yıl­mış­tı.

So­ğuk sa­vaş sı­ra­sın­da dış po­li­ti­ka­da çok ba­şa­rı ka­za­nan Ni­xon, ikin­ci kez baş­kan se­çi­lir­ken ra­kip­le­ri­ni giz­li­ce din­let­ti­ği­ni gös­te­ren Wa­ter­ga­te Skan­da­lı pat­lak ve­rin­ce ne ya­pa­ca­ğı­nı şa­şır­dı. Söy­le­di­ği ya­lan­lar or­ta­ya çık­tı. İs­ti­fa kar­şı­lı­ğı pa­zar­lık ya­pa­rak kur­tul­du. John Tyler ise, dö­nek bir baş­kan ola­rak ta­nın­dı. Se­na­tör­ken de­mok­rat par­ti­den Cum­hu­ri­yet­çi par­ti­ye geç­miş­ti. Ge­çir­di­ği ço­cuk fel­ci se­be­biy­le te­ker­lek­li san­dal­yey­le ge­zen ve 12 se­ne baş­kan­lık ya­pan Frank­lin Ro­ose­velt, da­mar­la­rın­da­ki bir mik­dar Ya­hu­di ka­nı­nın te­si­riy­le ol­sa ge­rek, fa­na­tik bir Al­man düş­ma­nı ola­rak ta­nın­dı. Sta­lin’e ka­nıp Av­ru­pa’nın ya­rı­sı­nı Sov­yet­le­re ver­me­si ve böy­le­ce em­per­ya­list ko­mü­niz­me hiz­me­ti bü­yük bir ha­ta ola­rak ta­ri­he geç­ti.

SARAYDA BE­KÂR HA­YA­TI

Se­çil­di­ğin­de en genç baş­kan 43 yaş ile Ken­nedy idi. En genç ölen baş­kan da yi­ne odur. 46 ya­şın­da öl­dü. 70 ya­şın­da­ki Rea­gan ise en yaş­lı baş­kan ola­rak ta­ri­he geç­ti. John Adams da 90 yıl­lık öm­rüy­le en çok ya­şa­yan baş­kan re­ko­ru kır­dı. Was­hing­ton, Jef­fer­son, Ma­di­son, Mon­ro­e, Grant, The­odo­re Ro­ose­velt, Wil­son, Coo­lid­ge, Frank­lin Ro­ose­velt, Rea­gan, Clin­ton ve Bush iki ke­re üst üs­te baş­kan se­çil­miş­ler­dir. Cle­ve­land iki ay­rı za­man baş­kan se­çil­di. Baş­kan­lar­dan 13’ü De­mok­rat, 28’i Cum­hu­ri­yet­çi­dir. An­drew Jack­son Be­yaz Sa­ray’da be­kâr ha­ya­tı ya­şa­dı. Ka­rı­sı Rac­hel, baş­kan se­çil­me­den üç ay ön­ce öl­müş­tü. Sa­ray­da ev sa­hi­be­li­ği­ni baş­ka­nın ay­nı za­man­da kâ­ti­bi olan ye­ğe­ni­nin ha­nı­mı Emily yü­rüt­tü. En genç ve ilk Ka­to­lik baş­kan Ken­nedy; en yaş­lı­sı Rea­gan, en dö­ne­ği ise John Tyler ol­du. De­mok­rat Ba­rack Oba­ma, ilk si­ya­hi baş­kandır.

27'Sİ AVUKAT İDİ

* Baş­kan­lar­dan 29 ta­ne­si yük­sek okul me­zu­nu idi. 27 ta­ne­si avu­kat­tı. 5 ta­ne­si as­ker­di. Gar­fi­eld an­tik dil­ler pro­fe­sö­rü idi. Clin­ton da da­hil 15 baş­kan hiç as­ker­lik yap­ma­mış­tır. Ço­ğu eyâ­let vâ­li­li­ğin­den gel­me­dir.

* Was­hing­ton, Jef­fer­son, Ma­di­son, Mon­ro­e, Jack­son, Polk, Buc­ha­nan, John­son, Gar­fi­eld, McKin­ley, her iki Ro­ose­velt, Taft, Har­ding ve Tru­man Ma­son lo­ca­sı­na men­sup­tu.

* Baş­kan­la­rın da düş­ma­nı olur el­bet­te. Dört baş­kan sui­kast ne­ti­ce­si öl­dü­rül­dü: Lin­coln (1865), Ja­mes Gar­fi­eld (1881), Wil­li­am McKin­ley (1901) ve Ken­nedy (1963). Ge­rald Ford, iki sui­kast­ten sağ kur­tul­du. İki sui­kast­çi de ka­dın­dı. Rea­gan da sui­kast­ten sağ kur­tul­du. Ame­ri­kan baş­ka­nı en sı­kı ko­ru­nan kim­se­ler­den bi­ri­dir. Bu­nun­la va­zi­fe­li giz­li ser­vis ma­li­ye ba­kan­lı­ğı­na bağ­lı­dır. McKin­ley’in öl­dü­rül­me­sin­den son­ra, kal­pa­zan­lar­la mü­ca­de­le­de çok ba­şa­rı ka­zan­mış olan bu ser­vis va­zi­fe­len­di­ril­miş­ti. Baş­kan, çok iyi ça­lı­şan ser­vi­sin ta­li­mat­la­rı­na har­fi­yen uyar. Ni­te­kim Rea­gan sui­kast­ten kur­tul­ma­sı­nı, pro­fes­yo­nel mu­ha­fı­zın mes­le­kî ref­lek­si­ne borç­lu­dur.

* Baş­kan yıl­da 200.000 $ ma­aş alır. Se­ya­hat için 100.000, eğ­len­ce için 12.000 ve di­ğer mas­raf­lar için de 50.000 $ tah­si­sat alır. Baş­kan yar­dım­cı­sı ise, 94.000 $ ma­aş+10.000$ tah­si­sat alır. Emek­li olun­ca baş­kan­la­ra öle­ne ka­dar 70.000 $ ma­aş ile bir o ka­dar da bü­ro mas­ra­fı ve­ri­lir. Be­da­va bir de bü­ro tah­sis edi­lir. Pos­ta hiz­met­le­ri emek­li baş­kan­la­ra üc­ret­siz­dir.

 

BEYAZ SARAY (WHİTE HOUSE)

Ame­ri­kan Baş­kan­la­rı 1800 yı­lın­dan be­ri Be­yaz Sa­ray ad­lı bir ev­de otu­rur­lar. 18 dö­nüm­lük bir ara­zi­nin or­ta­sın­da­ki bu bi­na­da ilk otu­ran John Adams ol­du. 1814’de bü­yük bir yan­gın ge­çir­di. Baş­kan Har­ri­son (1889-93) Be­yaz Sa­ray’da ken­di­si ve eşin­den baş­ka kı­zı, da­ma­dı, üç to­ru­nu ve ka­yın­bi­ra­de­ri ile otur­du. Bu se­bep­le ev­de ta­di­lat yap­tır­dı. Bu ta­di­lat al­tı ço­cuk­lu son­ra­ki baş­kan Ro­ose­velt‘e ya­ra­dı. Üç baş­kan John Tyler, Gro­ver Cle­ve­land ve Wo­od­row Wil­son, Be­yaz Sa­ray’da ev­len­di­ler. Mon­ro­e ve Grant‘ın kız­la­rı­nın dü­ğü­nü de Be­yaz Sa­ray’da ya­pıl­dı. Bu­ra­da ilk do­ğan da, Jef­fer­son‘un kı­zı ol­du. 1841’de Har­ri­son, üç haf­ta­lık baş­kan iken za­tür­re­den öl­dü. İlk ola­rak va­zi­fe­si ba­şın­da ölen baş­kan­dır. Ay­nı za­man­da Be­yaz Sa­ray’da­ki ilk ölüm­dü bu. Zac­hary Tay­lor da 1850’de bir se­ne­lik baş­kan­ken Be­yaz Sa­ray’da öl­dü.

WASP OLMAYAN SEÇİLEMEZDİ

Ame­ri­kan baş­ka­nı ol­mak için ana­ya­sa­da ya­zı­lı ol­ma­yan bir va­sıf ara­nır o da WASP di­ye bi­lir: Whi­te-Ang­lo-Sak­son-Pro­tes­tan. Be­yaz ırk­tan, İn­gi­liz asıl­lı ve Pro­tes­tan di­nin­den ol­ma­yan­lar baş­kan ola­maz­dı. 1930’lar­da Smith adın­da bir Ka­to­lik ağır bir mağ­lu­bi­ye­te uğ­ra­mış­tı. Bu ge­le­ne­ği ilk yı­kan Ken­nedy ol­du. Ken­nedy, 1960 se­çim­le­rin­de De­mok­rat­la­rın ada­yı idi. Hem Ka­to­lik, hem de İr­lan­da­lı idi. Genç ve ya­kı­şık­lı olu­şun­dan baş­ka avan­ta­jı yok­tu. Kim­se ken­di­si­ne şans ver­mi­yor­du. Kar­şı­sın­da­ki aday Ni­xon son an­da bü­yük bir ha­ta yap­tı. Ken­nedy’nin te­le­viz­yon­da­ki tar­tış­ma tek­li­fi­ni ka­bul et­ti. Renk­li te­le­viz­yon­da mak­ya­jı red­de­den Ni­xon çok yaş­lı ve ka­sıl­mış gö­rü­nü­yor­du. Ken­nedy ise ra­hat, es­pri­li ve se­vim­liy­di. Ken­nedy ka­zan­dı. An­cak sa­de­ce 118 bin fark­la. Mu­ha­lif­le­ri, Ka­to­lik­le­rin Pa­pa’ya bağ­lı ol­duk­la­rı için, va­tan­la­rı­na hı­ya­net bi­le ede­bi­le­cek­le­ri söy­lü­yor­du. Hat­ta baş­ka­nın ya­tak oda­sın­da doğ­ru­dan Pa­pa‘ya bağ­lı kır­mı­zı bir te­le­fon bu­lun­du­ğu bi­le söy­len­di. Ka­rı­sı Jac­ki­e mil­yon­la­rın sem­pa­ti­si­ni ka­zan­dı. Öte yan­dan Ken­nedy’nin sa­rı­şın ar­tist Ma­rilyn Mon­ro­e ile de­di­ko­du­su ay­yu­ka çık­tı. Yi­ne de ka­bul­le­nil­me­miş ola­cak ki, bu po­pü­ler ve ya­kı­şık­lı baş­kan se­çil­di­ği­nin üçün­cü yı­lın­da es­ra­ren­giz bir ci­na­ye­te kur­ban git­ti. Ka­ti­li ya­ka­la­nıp apar to­par ce­za­lan­dı­rıl­dı. Kim­se ni­çin vu­rul­du­ğu­nu öğ­re­ne­me­di. Çok spe­kü­las­yon­lar ya­pıl­dı. Sui­kas­tın Rus­ya, FBI, ırk­çı­lar ve zen­gin­le­rin el bir­li­ği ile iş­len­di­ği ile­ri sü­rül­dü.

Thomas Woodrow Wilson ve eşi Edith

AMERİKA'YI 17 AY BİR KADIN İDARE ETTİ

Hiç ka­dın Ame­ri­kan baş­ka­nı yok­tur ama, Ame­ri­ka’yı tam 17 ay bir ka­dın ida­re et­miş­tir: De­mok­rat Baş­kan Tho­mas Wo­od­row Wil­son‘un eşi Edith. Prin­ce­ton Üni­ver­si­te­si rek­tö­rü iken 1912 yı­lın­da başkan se­çi­len Wil­son, Bir­leş­miş Mil­let­le­rin ilk ku­ru­cu­su ka­bul edi­lir. Her mil­le­te ken­di ken­di­si­ni ida­re et­mek hu­su­sun­da söz hak­kı ta­nı­yan pren­sip­ler, Wil­son Pren­sip­le­ri di­ye bi­li­nir. Bu se­bep­le, 1919 yı­lın­da No­bel Ba­rış Mü­kâ­fa­tı al­mış­tır. Meş­hur iç­ki ya­sa­ğı ka­nu­nu, bu­nun baş­kan­lı­ğı sı­ra­sın­da çı­ka­rıl­mış­tı. Ame­ri­ka’da ka­dın­la­ra oy hak­kı da bu­nun za­ma­nın­da ve­ril­di. Vir­gi­ni­alı fa­kir bir ai­le­nin dul kı­zı­na âşık olup ev­len­miş­ti. Ka­dın, ko­ca­sı­na uğur ge­tir­di: Wil­son ikin­ci kez baş­kan se­çil­di. An­cak baş­kan, 1919 yı­lın­da bir yurt ge­zi­si sı­ra­sın­da felç ol­du. Ka­rı­sı, va­zi­ye­ti baş­ka­nın hu­su­si dok­to­ru ve ka­ti­bi dı­şın­da kim­se­ye bil­dir­me­di. Ko­ca­sı­nın ba­şu­cun­dan hiç ay­rıl­mı­yor, ge­len ev­ra­kı ko­ca­sı­nın eli­ni tu­ta­rak im­za­la­tı­yor­du. Za­man­la baş­ka­na ge­len bü­tün ev­ra­kı biz­zat oku­yup ce­vap­lan­dır­ma­ya baş­la­dı. Dı­şiş­le­ri ba­ka­nı, va­zi­ye­ti öğ­re­nin­ce Ame­ri­kan ana­ya­sa­sı­na gö­re baş­ka­nın gö­rev­den ay­rıl­ma­sı­nı söy­le­diy­se de, işin as­lı­nı bi­len üç ki­şi ağız bir­li­ği yap­tı­lar. Tho­mas Mars­hall’ı “Son­ra­ki baş­kan sen­sin!” vaa­diy­le baş­kan yar­dım­cı­lı­ğı­na ge­tir­di­ler. First Lady, ba­kan­la­rı haf­ta­da bir Be­yaz Sa­ray’da top­la­ya­rak baş­ka­nın is­tek­le­ri­ni ken­di­le­ri­ne bil­di­ri­yor­du. Ha­ki­kat­te bun­lar ken­di is­tek­le­riy­di. Çün­kü baş­kan ar­tık hiç ko­nu­şa­mı­yor­du. Ba­kan­lar, ma­kam­la­rı­nı kay­bet­me­mek için olan bi­te­ne ses çı­ka­ra­mı­yor­du. 1920 se­çim­le­ri­ne ka­dar böy­le de­vam et­ti.

 


 Önceki Yazılar
13.11.2017 - ADRİYATİK'TE OSMANLILAR - KARADAĞ SEYAHAT NOTLARI

06.11.2017 - KATALONYA’NIN BİTMEYEN MÜCADELESİ

30.10.2017 - OSMANLI HANEDANI HAYATINI BİR KADINA BORÇLUDUR

23.10.2017 - HAREMEYN’DE OSMANLI MÜHRÜ

16.10.2017 - OSMANLILARIN HAREMEYN’E HİZMETLERİ

09.10.2017 - SUYA AKSEDEN OSMANLI MEDENİYETİ

02.10.2017 - MAZİNİN MAHZUN ŞAHİTLERİ: MEZARTAŞLARI

25.09.2017 - AMAN AĞZIMIZIN TADI BOZULMASIN - Şekerin hikayesi

18.09.2017 - OSMANLI PADİŞAHINDAN, KITLIK ÇEKEN İRLANDA HALKINA…

11.09.2017 - İSTANBUL TIBBİYE MEKTEBİ, AVRUPA İLE BOY ÖLÇÜŞÜYOR

Diğer makaleler için tıklayınız...