Ekrem Buğra Ekinci, 1987’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajı yaptı.

Ankara’da başladığı kariyerini İstanbul’da sürdürdü.
Doktorasını 1996’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Türkiye ve Daily Sabah gazetelerinde yazmaktadır.
Devam
 
YALOVA ALINDIĞINDA OSMAN GAZİ HÜKÜMDARDI

02 Eylül 2009 Çarşamba
Gazete küpürünü görmek için tıklayınız!

OSMANLI DEVLETİ NE ZAMAN KURULDU?

Osmanlı Devleti’nin Yalova’da mı yoksa Söğüt’te mi kurulduğu yönünde tartışmalar yaşanıyor. Yalova Osmanlıların ilk fethettiği beldelerdendir. Fetih tarihi 1323 senesidir. Şüphesiz 1302 tarihli Bafeus Muharebesinden çok önce Osman Gâzi hükümdar gibi icraatta bulunuyordu.

 

Sultan II Abdülhamid Han, Karakeçili gençlerinden bir muhafız alayı kurmuş; bu alaya Söğütlü Ertuğrul Alayı denmişti.

1999 senesi Osmanlı Devleti’nin kuruluşunun 700. yıl dönümü idi. Ancak zelzele bahanesiyle zamanın cumhurbaşkanı sayesinde kutlamalar çok sönük geçmişti. O zaman bile bu tarihin doğru olup olmadığı münakaşa edilmemişti. Geçenlerde kıdemli bir tarihçimizin, Osmanlıların kuruluşunu 1302 senesinde Yalova yakınlarında Bizanslıları yendiği Bafeus Muharebesi olarak verişi Yalovalıları çok memnun etti şüphesiz. Yalova, böyle tanıtıma ihtiyacı olmayacak kadar güzel bir yer. Ama eski köye yeni âdet getirmek de kolay değil.

UÇBEYLİĞİNDEN SULTANLIĞA

Osmanlı Devleti’nin kuruluş tarihi kat’î değildir. Zaten devletlerin kuruluşu için belli bir tarih verilemez. Ancak işin resmiyete döküldüğü bir tarih elbette vardır. Devlet, bir zaman içinde teşekkül eder. Başarılı bir başkaldırı veya kazanılan bir muharebe devletin teşekkülünde rol oynar. Ama kuruluş tarihini kat’î olarak göstermez. Kaldı ki Osmanlılar Bizans’a tâbi değildi ki, bu muharebeden sonra ipleri kesip istiklâllerini ilan etmiş olsunlar.

Osmanlı Devleti’nin esasını Moğol istilâsını takiben vatanları olan Türkistan’daki Mazenderan’ı terk ederek Anadolu’ya gelen Oğuzların Kayı boyundan aşiretlerin kurduğu bir beylik teşkil eder. Ahlat’a yerleşen aşiret, Moğol tehdidi üzerine buradan da kalkarak Batıya yürüdü. Aşiretin beyi Gündüz Alp (Süleyman Şah) Pasinler ovasında vefat etti. Yerine oğlu Ertuğrul Gâzi geçti. Diğer iki oğlu Ahlat’a döndü. Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubad, Yassıçemen Harbi’nde kendisine yardım eden bu aşiretin Ankara yakınlarında Karacadağ’da yurt tutmalarına müsaade etti.

Sultan ertesi sene (1231) İznik’teki Bizans İmparatorluk ordusuyla Eskişehir yakınında yaptığı muharebedeki yardımları sebebiyle Söğüt’te buluştuğu Ertuğrul Gazi’ye Söğüt’ü kışlak, Domaniç’i yaylak olarak verdi. Böylece Osmanlı Uçbeyliği kurulmuş oldu. Uçbeyi şüphesiz fevkalâde salâhiyetli bir Selçuklu vâlisi idi. Burada beyliğin ilk reisi Ertuğrul Gâzi (1191-1281), sonra oğlu Osman Gâzi’dir (1258-1324). Her ikisi de bey unvanı ile anılırdı.

 

Söğüt'te Ertuğrul Gazi’nin türbesi.

BENİM İZNİM YETMEZ Mİ?

Orta Çağ’da büyük devletler zayıflayınca, uzak vilâyetler önce muhtar, sonra müstakil olmuşlardır. Abbasîlerde de, Selçuklularda da böyledir. Söğüt’teki bu küçük beylik de zamanla istiklâlini elde etmiştir. İyi de ne zaman? Bazı tarihçilere göre bu tarih Eskişehir yakınlarındaki Karacahisar’ın fethedilip, burada Abbasî halîfesi ve Selçuklu Sultanı’nın yanı sıra Osman Gâzi adına da hutbe okunduğu; kâdı tayin edildiği ve sikke kesildiği 1283 senesidir. Bunlar devletin hâkimiyet alâmetleridir. Kadı tayin edip hutbe okunması için sultandan izin alınması gerektiği hatırlatılınca Osman Gâzi, “Ben kimsenin hâkimiyetinde değilim. Bu şehri kılıcımla aldım. Sultanın ne dahli var ki izin alayım? Benim iznim yetmez mi? Ona sultanlık veren Allah bana da gazâ ile hanlık verdi. Eğer minneti şu sancak ise ben kendim dahi sancak kaldırıp düşmanlarla uğraştım. Eğer ben Selçuk hanedanındanım derse, ben de Gökalp oğluyum derim. Eğer bu ülkeye ben onlardan önce geldim derse, benim dedem de ondan evvel geldi” cevabını verdi. Bu hâdise Âşıkpaşa’ya göre 1299; Kemalpaşazâde’ye göre ise 1288 yılında cereyan etmiştir. Selçuklu Sultanı, o sene Osman Gâzi’ye uçbeylerinin hâkimiyet alâmetleri olan tuğ, tabl ve menşur (berat) gönderdi. Böylece Osman Gâzi, doğrudan Konya’daki sultana bağlanmış oldu.

OSMAN GÂZİ’YE BİAT

4 Cemâzilûlâ 699 (27 Ocak 1300) tarihinde Selçuklu Sultanı III. Alâeddin Keykubad’ın, Gazan Han tarafından hapsedilmesi üzerine eski Türk geleneğine uygun olarak serhad beyleri Osman Gâzi’ye biat etti. Sultan II. Abdülhamid zamanında Maarif Nezâreti bu hâdiseyi Osmanlı Devleti’nin kuruluş tarihi olarak kabul etti. Rûmî takvim hesabına göre yıl mart ayında başladığı için, bu tarih 1300 değil, sehven 1299 olarak kabul görmüştür. Kemalpaşazâde gibi büyük tarihçiler de bu tarihi beylikten sultanlığa geçiş olarak verirler. Hatta Sultan Hamid, Karakeçili aşiret gençlerinden bir hususî muhafız alayı kurmuş; bu alaya Söğütlü Ertuğrul Alayı denmiştir. Osmanlı Devleti’nin kurulduğu Bilecik, Ertuğrul Sancağı diye anılırdı.

Rivâyete göre, Ertuğrul Gâzi, topladığı arâzi vergisinden hissesine düşen mikdarı vermek üzere oğlu Osman Bey’i Konya Selçuklu sarayına göndermişti. Bu ara Konya’da bir taht kargaşası yaşanıyordu ve halk beldenin en büyük âlimi sıfatıyla Mevlânâ’nın oğlu Sultan Veled’e bey’at etmişti. Onsekiz gün bu makamda kalan Sultan Veled, istikbâli görürcesine bu yiğit gence dua edip kılıç kuşatmıştı. Tarihçiler, kılıç kuşanmanın mâzisini buna dayandırır. Bu sebeple padişahlara umumiyetle Konya Mevlevihânesi çelebisi kılıç kuşatırdı. Bu rivayete bakılırsa Osmanlı Devleti’nin kuruluşu daha Ertuğrul Gâzi’nin sağlığındadır.

TÂBİYETİN SONU YOK!

Ertuğrul Gâzi, Kastamonu sipehsâlârı (büyük uçbeyi) Çobanoğulları’na; bu Konya’daki Selçuklu Sultanı’na; Moğol istilâsından sonra Selçuklu Sultanı Tebriz’deki İlhan’a; o da Pekin’deki Kubilay Han’a tâbi idi. Uçbeyleri ilhana cüz’î bir vergi ve gerektiğinde asker verirlerdi. Osman Gâzi de babası gibi Selçuklu Sultanı’na tâbi bir uçbeyi idi. Bu bakımdan ilk müstakil hükümdar, Orhan Gâzi kabul edilir. Osmanlı Beyliği’nin Selçuklu ve İlhanlılara bağlılığı, 1308’de Selçuklu hânedanının çöküşü ve 1335’te Hüdâbende İlhan’ın vefatına kadar devam etmiştir. Bazı tarihçilere göre Osmanlı Devleti’nin esas kuruluş tarihi 1308 veya 1335 tarihleridir. Ancak bu bağlılığın çok sathî ve görünüşte olduğu açıktır.

Osmanlı Devleti, 1402 yılındaki Ankara mağlûbiyetinin ardından Timuroğulları’na tâbi olmuş; 1447’de Sultan Şahruh’un vefatıyla bu bağlılık da sona ermiştir. Osmanlılar, çevrelerindeki beylikleri birer ikişer hâkimiyetleri altına alıp Anadolu birliğini temine hemen hemen muvaffak olmuş; Selçukluların tam halefi sayılmışlardır. Bu bakımdan 1299, beylikten sultanlığa; İstanbul’un fethedildiği 1453 de sultanlıktan imparatorluğa geçiş olarak kabul görmüştür.

1302’YE GELESİYE...

Yalova (Yalakabad), Osmanlıların ilk fethettiği beldelerdendir. Fethin tarihi 1323 senesidir. Şüphesiz 1302 tarihli muharebesinden çok önce Osman Gâzi hükümdar gibi icraatta bulunuyordu. Meselâ fethettiği toprakları Abbasî-Selçuklu geleneğine uygun olarak silah arkadaşlarına dirlik olarak dağıtmıştır. Vergi toplamış, kadı tayin etmiş, komşu devletlerle anlaşmalar yapmıştır. Anlaşılıyor ki Osmanlı Devleti’ne kat’î bir kuruluş tarihi tesbit etmek zordur. Çok da mühim değildir. Erken devir Osmanlı tarihine merakı ile tanınan Sultan Hamid devrinde 1299 benimsenmişti. Tereddüde kapılmadan, bu tarihi kabul etmenin hiç mahzuru olmasa gerektir.


 Önceki Yazılar
18.09.2017 - OSMANLI PADİŞAHINDAN, KITLIK ÇEKEN İRLANDA HALKINA…

11.09.2017 - MEKTEB-İ TIBBİYE’NİN HİKÂYESİ

04.09.2017 - TÜRKLERDE KURBAN GELENEĞİ…

28.08.2017 - AVRUPA’YI DOLAŞAN TÜRK MODASI

21.08.2017 - OSMANLI SARAYI’NDA ENGELLİLER VE DİLSİZ DİLİ

14.08.2017 - NEREDE O ESKİ YAZLAR… O ESKİ SICAKLAR…

07.08.2017 - NİKÂHTA KERÂMET VARDIR!

31.07.2017 - BİR TAS ÇORBA UĞRUNA: FEHİME SULTAN’IN ACIKLI SONU

24.07.2017 - BEYAZ RUSLAR İSTANBUL’DA…

17.07.2017 - YANGINA NE DAYANIR…

Diğer makaleler için tıklayınız...