Ekrem Buğra Ekinci, 1987’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajı yaptı.

Ankara’da başladığı kariyerini İstanbul’da sürdürdü.
Doktorasını 1996’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Türkiye ve Daily Sabah gazetelerinde yazmaktadır.
Devam
 
AH PADİŞAHI BİR GÖRSEM

24 Aralık 2008 Çarşamba
Gazete küpürünü görmek için tıklayınız!

Osman­lı pa­di­şah­la­rı­nın her haf­ta cu­ma na­ma­zı kıl­mak mak­sa­dıy­la câ­mi­ye çı­kış­la­rı, im­pa­ra­tor­luk ha­ya­tı­nın en deb­de­be­li me­ra­sim­le­rin­den­di. Adı­na Cu­ma Se­lâm­lı­ğı ve­ya Se­lâm­lık Res­mi de­ni­len ve her saf­ha­sı in­ce­den in­ce­ye teş­ri­fat ka­ide­le­ri­ne bağ­lan­mış olan bu me­ra­sim­ler si­ya­sî ba­kım­dan da bü­yük bir ehem­mi­ye­ti ha­iz­di. Pa­di­şah sal­ta­nat ara­ba­sı­nın için­de, sağ­lı sol­lu me­ra­sim bö­lük­le­ri­ne men­sup as­ker­le­rin ara­sın­dan câ­mi­ye gi­der, bu ara­da halk so­kak­la­ra dö­kül­müş bir hal­de, “za­ma­nın bu en haş­met­li hü­küm­da­rı­nı” dün­ya gö­züy­le gör­me­ye ça­lı­şır­dı. Sa­de­ce halk için de­ğil, o an­da ül­ke­de bu­lu­nan ec­ne­bi­ler için de gö­rül­me­ye de­ğer bir hâ­di­sey­di bu. O ara­da pa­di­şah­tan bir ta­le­bi olan­lar da mey­dan­da bi­ri­kir­di. Bu ba­kım­dan Cu­ma Se­lâm­lı­ğı ta­ri­hi­mi­zin göl­ge­de kal­mış en mü­him sah­ne­le­rin­den bi­ri­dir.

YA­KA­YIM BA­ŞI­MA BİR ES­Kİ HA­SIR

Pa­di­şah cu­ma na­ma­zı­nı kı­lıp da dı­şa­rı çık­tı­ğın­da bun­la­rın el­le­rin­de­ki is­ti­da­lar sır kâ­tip­le­ri ta­ra­fın­dan top­la­na­rak pa­di­şa­ha tak­dim edi­lir­di. Ba­zen bu ka­la­ba­lı­ğın ar­ka saf­la­rın­da bu­lu­nan­lar ken­di­le­ri­nin de şi­kâ­ye­ti ol­du­ğu­nu gös­ter­mek için yan­mak­ta olan bir ha­sır par­ça­sı­nı ve­ya için­de ya­nan bir pa­çav­ra bu­lu­nan tas­la­rı el­le­riy­le yu­ka­rı kal­dı­rır­lar, böy­le­ce ken­di­le­ri­nin de unu­tul­ma­ma­sı­nı me­mur­la­ra ha­tır­la­tır­lar­dı. Bun­lar ay­nı za­man­da şi­kâ­yet­çi­nin ateş gi­bi yan­dı­ğı­nı sem­bo­li­ze eder­di. Bu usu­le za­man­la “ateş is­ti­da­sı“ ve­ya “ba­şa ha­sır yak­ma“ de­nil­di. Halk ara­sın­da me­mur­la­rın gad­ri­ne uğ­ra­dı­ğı­nı dü­şü­nen­ler “ve­ri­rim bir ateş is­ti­da­sı!” ve­ya “ha­sır ya­ka­rım ha!” ih­ta­rın­da bu­lu­nur­lar­dı. Geç­miş de­vir­de, mah­ke­me­de gad­re uğ­ra­dı­ğı ka­na­ati­ne va­ran bir Os­man­lı ha­nı­mı­nın söy­le­di­ği man­zu­me­de­ki şu mıs­ra­lar dik­kat çe­ki­ci­dir: “Ya­ka­yım ba­şı­ma bir es­ki ha­sır, İş­te ka­dı, iş­te di­van-ı ve­zir.”

Yıldız Hamidiyye Câmii'nde Sultan Hamid'in Cuma Selâmlığı

MÜŞ­KİL-KÜ­ŞÂ

Ateş is­ti­da­sı ver­mek, Cu­ma Se­lâm­lı­ğı’na mah­sus de­ğil­di. Ki­mi za­man Ya­lı Köş­kü‘ne in­di­ğin­de, ki­mi za­man ise Alay Köş­kün­de iken, kı­sa­ca­sı pa­di­şa­ha ne­re­de te­sa­düf edi­lir­se ora­da ateş is­ti­da­sı ve­ri­le­bi­lir­di. Bu ge­le­nek Bi­zans­lı­lar za­ma­nın­da da var­dı. İm­pa­ra­tor Aya­sof­ya Ki­li­se­si’ne ve­ya bir baş­ka ye­re gez­me­ye gi­der­ken ida­re­den ve hâ­kim­ler­den her­han­gi bir şi­kâ­ye­ti olan kim­se­ler im­pa­ra­to­ra bu­nu bil­di­rir­ler­di. Os­man­lı­lar za­ma­nın­da, me­mur­lar­dan şi­kâ­ye­ti olan­lar ya­hud zul­me uğ­ra­dı­ğı­nı dü­şü­nen­ler ve­ya mah­ke­me­le­rin ver­di­ği hü­küm­den tat­min ol­ma­yan­lar, hat­ta her­han­gi bir is­tek sa­hip­le­ri, ön­ce va­li­ye, ne­ti­ce ala­maz­sa İs­tan­bul’da­ki Di­van-ı Hü­ma­yun’a ve en ni­ha­yet pa­di­şa­ha mü­ra­ca­at eder­di. Pa­di­şah, her prob­le­min hal­le­dil­di­ği “müş­kil-kü­şâ“ (müş­kil çö­zen) bir mer­ci idi. Pa­di­şa­ha baş­vu­rup da, me­se­le­si şöy­le ve­ya böy­le çö­zül­me­yen kim­se kal­maz­dı. Bu hu­sus­ta, ka­dın-er­kek, müs­lü­man-gay­ri­müs­lim, hür-kö­le ara­sın­da fark gö­ze­til­mez­di.

AR­KA­SI­ A­RA­NIR­DI

Ve­ri­len is­ti­da­lar pa­di­şah ta­ra­fın­dan ted­kik edil­dik­ten son­ra ge­re­ği ya­pıl­mak ve ne­ti­ce­si ken­di­si­ne arz edil­mek üze­re alâ­ka­lı mer­ci­le­re ha­va­le edi­lir­di. Umu­mi­yet­le bun­lar ve­zi­ri­aza­ma gön­de­ri­lir ve ar­dı ta­kip edi­lir­di. Bu­nun için “Sen ki ve­zi­ri­azam­sın! Bir­kaç ar­zı­ha­li yü­ce ka­tı­ma sun­du­lar, sa­na gön­der­dim, ar­zı­hal su­nan­la­rı bu­lup, da­va­la­rı­nı din­le­yip, hak­la­rı­nı hak edip, bir da­ha yü­ce ka­tı­ma ar­zı­hal sun­ma­lı ol­ma­sın, şöy­le bi­le­sin...” mea­lin­de bir hatt-ı hü­mâ­yun ya­zı­lır­dı. Ve­zi­ri­azam da bu­na ce­vap ve­rir­di. Ar­şiv­ler böy­le ar­zı­hal­ler ve bun­la­ra da­ir ya­zı­lan fer­man­lar­la do­lu­dur. İs­tih­ba­ra­ta ver­di­ği ehem­mi­yet­ten ol­sa ge­rek, Sul­tan Ha­mid, bu ge­le­ne­ği çok cid­di­ye alır­dı. Her­kes elin­de­ki is­ti­da­yı gös­te­rir; üni­for­ma­lı ve çan­ta­lı bir me­mur bun­la­rı top­la­yıp pa­di­şa­ha arz eder­di. Pa­di­şah, bu iş için Ga­zi Os­man Pa­şa’yı va­zi­fe­len­dir­miş, ken­di­si­ne sa­ray­da ge­niş bir dai­re tah­sis et­miş­ti. Pa­di­şa­ha is­ti­da ver­me usu­lü, sal­ta­na­tın kal­dı­rıl­dı­ğı ta­ri­he ka­dar de­vam et­ti. Son­ra ta­ri­he ka­rış­tı. Bu­gün hal­kın cum­hur­baş­kan­lı­ğı ve mec­li­se di­lek­çe ver­me­si de bu ge­le­ne­ğin bir uzan­tı­sı sa­yı­la­bi­lir...

 

Saltanat kayığı ile Cuma selâmlığına çıkan padişahı görmek üzere sokaklara dökülmüş halk


 Önceki Yazılar
11.12.2017 - GÖNÜLLERDEKİ KUDÜS

04.12.2017 - ACILARLA ÖDENEN KEFÂRET: HADİCE SULTAN’ın HİKÂYESİ

27.11.2017 - KOMŞU KOMŞUNUN KÜLÜNE MUHTAÇ

20.11.2017 - BİR MUHALİFİN PORTRESİ: MUSTAFA SABRİ EFENDİ

13.11.2017 - ADRİYATİK'TE OSMANLILAR - KARADAĞ SEYAHAT NOTLARI

06.11.2017 - KATALONYA’NIN BİTMEYEN MÜCADELESİ

30.10.2017 - OSMANLI HANEDANI HAYATINI BİR KADINA BORÇLUDUR

23.10.2017 - HAREMEYN’DE OSMANLI MÜHRÜ

16.10.2017 - OSMANLILARIN HAREMEYN’E HİZMETLERİ

09.10.2017 - SUYA AKSEDEN OSMANLI MEDENİYETİ

Diğer makaleler için tıklayınız...