Ekrem Buğra Ekinci, 1987’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajı yaptı.

Ankara’da başladığı kariyerini İstanbul’da sürdürdü.
Doktorasını 1996’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Türkiye ve Daily Sabah gazetelerinde yazmaktadır.
Devam
 
SULTAN ABDÜLHAMİD'İN YÂDİGÂRI: HİCAZ DEMİRYOLU

03 Aralık 2008 Çarşamba
Gazete küpürünü görmek için tıklayınız!

Hi­caz De­mir­yo­lu hat­tı 1908 yı­lın­da açıl­dık­tan son­ra, Hay­fa ile Şam ara­sın­da her gün, Şam ile Me­di­ne ara­sın­da haf­ta­da üç gün kar­şı­lık­lı yol­cu ve ti­ca­rî eş­ya ka­tar­la­rı ça­lış­ma­ya baş­la­dı. Hac mev­si­mi bo­yun­ca, Sa­fer ayı so­nu­na ka­dar Şam-Me­di­ne ara­sın­da yi­ne kar­şı­lık­lı üç se­fer ya­pı­lır­dı. Yal­nız hac za­ma­nı­na mah­sus ol­mak üze­re gi­diş ge­liş için tek bi­let kâ­fiy­di. Böy­le­ce ön­ce­den de­ve sır­tın­da 40 gün­de alı­nan Şam-Me­di­ne ara­sı, 72 saa­te in­di. Ha­re­ket sa­at­le­ri na­maz vak­ti­ne gö­re ayar­la­nı­yor­du. Ay­rı­ca her se­fer­de bir va­gon mes­cid ola­rak hiz­met ve­ri­yor; bir de mü­ez­zin va­zi­fe ya­pı­yor­du. Di­nî gün­ler­de ve Mev­lid kan­di­lin­de Me­di­ne’ye ucuz se­fer­ler tan­zim edi­li­yor­du. Ai­le­le­rin ra­hat se­ya­hat ya­pa­bil­me­si için va­gon­lar­da hu­su­sî tan­zim­ler ya­pıl­dı.

­X

BÜYÜK İNCELİK Me­di­ne is­tas­yo­nu ya­pı­lır­ken, Haz­ret­-i Pey­gam­ber’in ru­ha­ni­ye­ti­nin ra­hat­sız ol­ma­ma­sı i­çin, iş­çi­le­rin taş kı­rar­ken kul­lan­dık­la­rı çe­kiç­le­re ke­çe sar­ma­sı em­ro­lun­muş­tu. Ay­nı za­man­da t­ren­ler Me­di­ne is­tas­yo­nu­na yak­laş­tık­la­rı za­man gü­rül­tü çık­ma­ma­sı i­çin te­ker­lek­le­ri­ne ke­çe sa­rı­lır­dı.

TRAVERS BAŞINA BİR ALTIN

Hat bi­tin­ce, be­de­vî­ler, hat­tı ko­ru­mak­la va­zi­fe­len­di­ri­lip maa­şa bağ­lan­dı. De­mir yo­lu ve­si­le­siy­le çok sa­yı­da tek­nik ele­man ye­tiş­ti­ril­di. Os­man­lı Dev­le­ti ve ha­li­fe çok bü­yük bir pres­tij ka­zan­dı. Müs­lü­man­la­rın ken­di­ne gü­ve­ni ta­ze­len­di. Hind Müs­lü­man­la­rı, hat­tın Bağ­dat üze­rin­den Hin­dis­tan’a ka­dar uza­tıl­ma­sı­nı is­te­yip; bu­nun için üzer­le­ri­ne dü­şe­ni yap­ma­ya ha­zır ol­duk­la­rı­nı be­yan et­ti­ler. II. Meş­ru­ti­yet ilan edi­lin­ce ilk iş ola­rak Ha­mi­di­ye Hi­caz De­mir­yo­lu adı, Hi­caz De­mir­yo­lu’na çev­ril­di. De­mir­yo­lu İda­re­si, Har­bi­ye Ne­zâ­re­ti’ne bağ­lan­dı. Sür­re Ala­yı de­mir yo­lu ile gön­de­ril­me­ye baş­la­dı. Eş­ya sev­ki­ya­tı se­be­biy­le hat­tın geç­ti­ği yer­ler ik­ti­sa­dî ola­rak can­lan­dı. Bu ara­da ba­zı tâ­li hat­lar ya­pı­la­rak hat­tın uzun­lu­ğu 1900 ki­lo­met­re­ye çık­tı. An­cak Mek­ke ve Ye­men’e ka­dar uza­tıl­ma­sı, bir yan­dan da Bağ­dat’a bağ­lan­ma­sı işi akim kal­dı. Harb rüz­gar­la­rı­nın es­ti­ği bu sı­ra­lar­da, İn­gi­liz ve Fran­sız­lar hat­tın in­şa­sın­dan fev­ka­la­de ra­hat­sız­dı.

Ci­han Har­bi’nde Hi­caz De­mir­yo­lu as­ker sev­ki­ya­tı için kul­la­nıl­dı. Su­ri­ye cep­he­si­nin çö­kü­şü üze­ri­ne, İn­gi­liz­ler, hat­tı bom­ba­la­ya­rak sa­bo­te et­ti. Hat­ta meş­hur ca­sus Law­ren­ce (Arap­la­rın ta­bi­riy­le El-Au­rans) be­de­vî eş­kı­ya­sı­na ray ve tra­vers ba­şı­na bir al­tın ve­re­rek, hat­tın Ma­an’dan Me­di­ne’ye ka­dar olan kıs­mı­nı kul­la­nı­la­maz hâ­le ge­tir­di. De­mir yo­lu sa­ye­sin­de Me­di­ne, İs­tan­bul’la ir­ti­ba­tı­nı de­vam et­tir­di ve 1919 yı­lı­na ka­dar da­yan­dı. Hi­caz hat­tı­nın İs­tan­bul’a son se­fe­ri, Me­di­ne’nin düş­me­si üze­ri­ne Mu­kad­des Emâ­net­ler’in ta­şın­ma­sı için ce­re­yan et­ti. 1918 mü­ta­re­ke­si ile hat­tın ço­ğu kon­tro­lü­müz­den çık­tı.

GEÇMİŞİN HAZİN HATIRASI

Hi­caz De­mir­yo­lu hat­tı bu­gün Su­ri­ye ve Ür­dün’de hâ­lâ kul­la­nıl­mak­ta­dır. Suu­di Ara­bis­tan hü­kü­me­ti de hat­tı ye­ni­den can­lan­dır­ma­ya ça­lış­mak­ta­dır. Hat­tın 452 ki­lo­met­re­si Ür­dün sı­nır­la­rı içe­ri­sin­de yer al­mak­ta­dır. Ür­dün’ün Mef­rak, Zer­kâ, Am­man, Ci­ze, Kat­ra­ni­ye ve Ma­an is­tas­yon­la­rın­dan ge­çen tren­ler yük ve yol­cu ta­şı­yor. Os­man­lı dev­rin­den kal­ma is­tas­yon­lar­dan baş­ka, bir­kaç şi­men­di­fer ve va­gon Am­man-Zer­kâ ara­sın­da ban­li­yö tre­ni ola­rak elan kul­la­nıl­mak­ta­dır. Va­gon­la­rın iç du­var­la­rın­da Ku­düs, Şam ve Hi­caz’da­ki di­nî, ta­ri­hî ve tu­ris­tik me­kân­la­rın re­sim­le­ri ası­lı­dır. Va­go­nun dı­şın­da­ki sa­han­lık­ta Os­man­lı­ca şu ya­zı gö­rü­lü­yor: Hâ­ric­de vu­kuf mem­nu’dur (Dı­şa­rı­da dur­mak ya­sak­tır).

İLK SEFER

Hi­caz De­mir­yo­lu­nun ilk se­fe­ri 27 Ağus­tos Per­şem­be gü­nü, İs­tan­bul’dan ge­len mi­sa­fir­ler­le be­ra­ber, Şam şeh­rin­den Me­di­ne-i Mü­nev­ve­re is­ti­ka­me­ti­ne ha­re­ket et­ti. Tren­de, dev­let adam­la­rın­dan mü­te­şek­kil ka­la­ba­lık bir he­yet­ten baş­ka, yer­li ve ya­ban­cı pek çok ga­ze­te­ci bu­lu­nu­yor­du. Özel tre­nin bir bü­yük sa­lon-va­go­nu, bir lo­kan­ta­sı, bir mes­cid va­go­nu ve üç de yol­cu va­go­nu var­dı. Tre­nin sü­ra­ti 40-60 km ara­sın­day­dı. Bu sü­rat o za­man için mü­kem­mel sa­yı­la­bi­lir­di. Tren yal­nız­ca iki şey için du­ru­yor­du: İk­mal ve na­maz... Çöl kum­la­rı üze­rin­de ce­ma­at­le na­maz kı­lı­nır­ken, ik­mal için de­ve­ler­le su ge­ti­ri­li­yor­du. Tren, 30 Ağus­tos Pa­zar gü­nü öğ­le­den son­ra sa­at iki su­la­rın­da Me­di­ne-i Mü­nev­ve­re’ye var­dı.


 Önceki Yazılar
14.08.2017 - NEREDE O ESKİ YAZLAR… O ESKİ SICAKLAR…

07.08.2017 - NİKÂHTA KERÂMET VARDIR!

31.07.2017 - BİR TAS ÇORBA UĞRUNA: FEHİME SULTAN’IN ACIKLI SONU

24.07.2017 - BEYAZ RUSLAR İSTANBUL’DA…

17.07.2017 - YANGINA NE DAYANIR…

10.07.2017 - BİR DARBE TEŞEBBÜSÜNÜN HATIRLATTIKLARI…

03.07.2017 - ZELZELEDEN KAÇIŞ YOK MU?

26.06.2017 - UNUTULMAYAN BAYRAM HATIRALARI

19.06.2017 - KAŞGARÎ DERGÂHI’NDAN RAMAZAN HATIRALARI

12.06.2017 - BU KATAR NEREYE GİDER?

Diğer makaleler için tıklayınız...