Ekrem Buğra Ekinci, 1987’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajı yaptı.

Ankara’da başladığı kariyerini İstanbul’da sürdürdü.
Doktorasını 1996’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Türkiye ve Daily Sabah gazetelerinde yazmaktadır.
Devam
 
OSMANLI HÂNEDANININ İTİBARI

04 Mart 2019 Pazartesi

İmam Şa’rânî, Osmanlı sultanlarının dine bağlılık ve adaletlerini överek, “Bugün dinin koruyucusu ve İslâmiyetin yüzünü ak eden ancak Osmanoğulları ve onların askerleridir” diyor.

3 Mart 1924’te tarihin en eski müesseselerinden halifelik kaldırılmış; dünyanın en eski hânedanlarından olan Osmanoğulları, eli bastonlu yaşlısından, beşikteki bebeğine, hatta evlatlık ve hizmetkârlarına kadar vatan topraklarının dışına atılmıştı. Yüzlerce kişinin başına gelen bu felâket, ailenin hanımları için 30, erkekleri için 50 sene sürmüştü.

Kâbus bittiğinde ise hiç bir şey eskisi gibi olmayacaktı. Son asrın en acı hâdiselerinden biri olan bu sürgün, Osmanlı ailesini, yeni rejimin ne kadar tehlikeli gördüğünün alâmetidir. Beri taraftan ailenin asırlara uzanan itibarının da delilidir.

Sultan III. Selim’i şehid ettikten sonra, Şehzâde Mahmud’u öldürmek üzere teşebbüse geçen âsiler bir an durakladılar. Tahtın yegâne vârisini öldürmek kolay değildi. Kadınların tahta geçmesi mümkün olmadığı halde, “İcab ederse Esma Sultan’ı padişah yaparız” dediler. Bu, tahta Osmanlı ailesinden başkasının layık görülmediğini gösteren enteresan bir vak’adır. Nitekim 1924 tarihli sürgün kanununa, hânedan hanımlarının, hatta bunların çocuklarının da dâhil edilmesi, bu an’aneyi hatıra getirmektedir.


Osmanlı padişahlarının hepsini bir arada gösteren tablo. Sultan Aziz devrinde yapılmıştır.

Yüzü ak etti

Osmanlı ailesi, eski Türk töresinde, kendisini kut verilmiş; yani Allah’ın inayetini kazanmış olduğuna inanılan bir aileden iner. Bu aileden bir hânedana sahip bulunan topluluklar hayatta kalmış; Peçenek, Kuman, Avar, Bulgar gibi bundan mahrum Türk kavimleri, ortalığı ne kadar titretirse titretsin, zamanla tarih sahnesinden silinmişlerdir.

Moğol istilası sebebiyle ana vatanından ayrılan bir küçük Türkmen topluluğuna, Anadolu’da yeni bir yurt kuran; sonra bu beyliği, tarihin en azametli imparatorluklarından biri haline getiren Osmanlı hânedanı, sadece Türk değil, sahabe devri müstesna olmak üzere, İslâm tarihinin parlak sayfalarında yerini almıştır.

İslâm âlemi, İslâmiyete yaptıkları hizmetlerden ötürü Osmanoğullarına minnet hissetmiştir. 1565’de Mısır’da vefat eden meşhur âlim İmam Şa’rânî, el-Uhûdü’l-Kübrâ adlı eserinde Osmanlı sultanlarının dine bağlılığını ve adaletlerini överek “Bugün dinin koruyucusu ve İslâmiyetin yüzünü ak eden ancak Osmanoğulları ve onların askerleridir” diyor.

1640’da vefat eden Şam ulemâsından Abdülganî Nablusî, “Yeryüzünü sâlih kullarıma miras bırakırım” meâlindeki âyet-i kerîmenin (Enbiyâ: 105) Osmanlı Sultanlarını övdüğünü söyler.

Osmanlı Devleti’nin kuruluşundan 60 sene evvel Şam’da vefat eden ve manevî keşifleriyle tanınan Muhyiddin Arabî hazretlerinin,

“İnne aslaha’d-düveli ba‘de’s-sahâbeti ed-Devletü’l-Osmaniyye

Ve lâ inkırâza ilâ yevmi’l-hatmi ve’l-kıyâme”

sözü meşhurdur. “Sahabeden sonra en sâlih devlet Osmanlı Devleti’dir ve kıyametin zuhuruna kadar ayakta kalır” demektir. Şeceretü’n-Nu’maniyye adlı antika eserinde, hem bu sözü nakleder; hem de rumuzlarla tek tek padişahların faziletlerine işaretler verir. Bu beyit, yakın zamana kadar Yıldız Hamidiye Câmii girişinde asılı idi.

Devlet kuran hânedan

Yılmaz Öztuna der ki: “Osmanlı hânedanı, cihan tarihinin en büyük hânedanı idi. Parça parça olan Anadolu’yu 1,5-2 asır içinde birleştirmişlerdi. Ayrıca en az 11 ilimiz, Osmanoğulları tarafından Bizans’tan fethedilerek Türk yapılmış ve ebedî olarak Türkiye’ye katılmıştı. Üstelik padişah, dünya Müslümanlarının başı idi.

Osmanlılar, hazıra konan değil, devlet kuran hânedanlardandır. Hristiyan Avrupa’nın en büyük ve en eski hânedanı sayılan Capet sülâlesi, Osmanlılardan 3 asır eskidir. Bugünki Fransa’yı kuran ve ona karakteristiğini veren onlardır. Bununla beraber Birleşik Fransa’yı kurmaları, 7 asır sürmüş iken, Osmanlılar, Selçuklu devrindeki Anadolu birliğini bir buçuk-iki asır içinde tamamlamışlardır. Bunun sebebi, bilhassa ilk üç asırdaki Osmanlı hükümdarlarının bir seriden çıkmış gibi art arda istisnasız dehâ derecesinde bulunmalarıdır; Capet hânedanında ise dehâ sahibi hükümdar azdır.”


Bir devlet prestijiyle yaşar

Kuruluşundan az bir zaman sonra, Orta Avrupa ortalarına kadar yayılan; bütün Avrupa hükümdarları ve soylularının iştirak ettiği orduları mağlub ederek yeni yurdun aidiyetini sağlamlaştıran Osmanlılar, üzerlerinden Timur ordusu belâsı geçtiği halde, sarsılmadılar. Avrupalılar, fırsat bilip, bu dizleri üzerine çökmüş devin üzerine taarruza geçmeye cesaret edemediler. 50 sene geçmeden İstanbul’u fethedip, dünyanın en güçlü imparatorluğu hâline geldiler. Bunun tarihte bir emsali yoktur.

Âhir zamanda, yıl yıldan kötü geldiğine göre, anlaşılıyor ki bunlar da vazifelerini yapıp çekildiler. Nimetin kadri bilinirse artar; bilinmezse elden alınır; üstelik bu kadir bilmezler azaba duçar olur. Sultan Hamid’i beğenmeyip tahttan indirenlerin uğradığı belâları, tarih, yazmaktan âcizdir. Bunu anlayan az sayıda insaf sahibi, pişmanlıktan yanmıştır. Osmanoğullarının kıymetini bilmeyen Ortadoğu halkı, başta Türkler olmak üzere, o zamandan bu zamana keşmekeş içindedir.

Sultan Hamid devri sadrazamlarından Avlonyalı Ferid Paşa’nın şu sözünün burada yeri geldi: “Osmanlı İmparatorluğu, 600 yıllık bir hânedanın eseridir. Bütün dünyaca tanınmış, hürmet görmüş, takdir edilmiştir. Hârice karşı prestiji de buradan gelir. Onu sarsmak, onu küçültmek kimsenin hakkı değildir. Bir devlet, prestiji ile yaşar. Bunu kurmak için de yıllar, asırlar lâzımdır.” (Samih Nafiz Tansu, Madalyonun Tersi)

Şair der ki: Men zâle sultâne vilâyetihi/Lâ zâle sultâne faziletihi. Yani “Vilâyetlerin sultanlığı kaybedilebilir; ama faziletlerin sultanlığı bâki kalır.”

Hanedan Sirkeci Garı'ndan sürgüne çıkıyor


Hatâlardan emin eyle ilahi, Âl-i Osmânı,

Çün ettin bunları sen ehl-i İslâmın nigehbânı.

Bu nesl-i pâk ile din-i Muhammed takviye buldu.

Şerefbahş oldu dine bunların âyin ü erkânı.

İtaat üzredir şer’-i mübîne daima bunlar,

Kavîdir hak bu kim bu hânedanın sıdk-ı imânı.

Adaletle, şecaatle, sahavetle, mürüvvetle,

Nizâm-ı âlem için ettiler sa’y-ı firevânı.

(Solakzâde Hemdemî Çelebi)

Nihal Atsız, Türk Ülküsü kitabında der ki:

Şimdi bir öğretmen teşbihi yapmak icab ederse, bu 40 kişilik sınıftan 33 tanesi sınıf geçmiş; 4 tanesi bütünlemeye kalmış; sınıfta kalanlar 3 kişidir. Onlar hasta oldukları için sınıfta kalmışlardır. Bir kişinin (Sultan Vahîdeddin) imtihan kâğıdı yeniden gözden geçirilecektir. O zaman onun da sınıf geçeceği muhakkaktır. Böyle bir sınıf mükemmel bir sınıftır.

Osmanlı hânedanından Gündüz Bey, Savcı Bey, Baykoca Bey ve Aydoğdu Bey, yani 4 tanesi şehiddir. Ertuğrul, I. Osman, Orhan, Süleyman Paşa, Yıldırım Bayezid, Yakub Çelebi, Süleyman Çelebi, Mehmed Çelebi, İsa Çelebi, Musa Çelebi, II. Murad, Fatih, Cem, II. Bayezid, Yavuz, Kanuni, III. Mehmed, Genç Osman, IV Murad, II. Mustafa, yani 22 kişi gazidir. I.Murad hem gazi, hem şehiddir. [Genç Osman, Sultan İbrahim, III. Selim, Abdülaziz de vatan ve millet uğrunda can vermiştir.] II. Murad’dan başlayarak hemen hepsi şairdir. Büyük bir kısmı hattat, musikişinas veya bilgindir.

Osmanlı hânedanı, Türk tarihindeki ailelerin en büyüğüdür. Tarihî vazifesini şerefle yapıp çekilmiştir. Şüphesiz onların da bir takım kusurları vardır. Fakat, Osmanlı padişahlarını topyekûn küçük görmek ve göstermeye çalışmak nihayet kendi tarihimize ve geçmişimize karşı küfran olur. Hele okul kitaplarında bu gibi düşüncelerin yer alması millî terbiye bakımından büyük tehlikedir.

 


 Önceki Yazılar
19.08.2019 - YER İSİMLERİNİ KİM, NİYE DEĞİŞTİRİR?

12.08.2019 - MİSAFİR, EV SAHİBİNİN KUZUSUDUR

05.08.2019 - YENİÇERİ KİMDİR?

29.07.2019 - LOZAN: KİME GÖRE? NEYE GÖRE?

22.07.2019 - ÇİÇEKLERİN DİLİ - Osmanlı bir çiçek medeniyeti idi…

16.07.2019 - OSMANLILAR GEOMETRİ BİLMEZ MİYDİ?

14.07.2019 - MEHMED ŞEVKET EYGİ’NİN ARDINDAN

08.07.2019 - AT BİNENİN KILIÇ KUŞANANIN

01.07.2019 - SARAY’A DAMAT OLMAK…

24.06.2019 - İSTANBUL BELEDİYESİ KİME EMANET?

Diğer makaleler için tıklayınız...