Mektubat’ta geçen mebde-i taayyün ilâhî kemâllerin, yüksekliklerin ilm-i ilâhîdeki başlangıcı ve ilk kaynağı ise, Allahu teâlânın ilminin başlangıcı olmadığı halde nasıl "ilm-i ilâhîdeki başlangıcı" denebilir?
Sâlik, mânevî yolculukta önce letâifinden (latifelerinden) birini ya da hepsini fenâya ulaştırır. Fenâya ulaşan letâif, Arş’ın üzerindeki asıllarına yükselir. Sonra sâlik, ilâhî isimler ve sıfatlar âlemindeki hakîkatına kadar urûc eder (yükselir). Bu hakîkat, letâifin asıllarının da asılları olup, “ayn-ı sâbite”, “taayyün-i vücûbî” veya “mebde-i taayyün” diye adlandırılır. Umumiyetle insanların mebde-i taayyünü, ilâhî bir ismin gölgesidir. Peygamberler ve meleklerin mebde-i taayyünü (hakîkati, zuhûrunun başlangıç yeri) ise ilâhî isimlerin asıllarıdır. Mebde-i taayyün, kişinin terbiyecisi (rabbi) ve feyz vâsıtası olan ilâhî isimdir.
8 Aralık 2013 Pazar
Alakalı Başlıklar