Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci
  • Biyografi
  • Kitaplar
  • Makaleler
    • Aktüel
    • Akademik
    • English
    • Arabic
    • Diğer Diller
  • Programlar
    • Televizyon
    • Radyo
    • Youtube
  • Yazışmalar
    • Tüm Sualler
    • Sual Başlıkları
    • Sual Gönder
  • Biyografi
  • Kitaplar
  • Makaleler
    • - Aktüel
    • - Akademik
    • - English
    • - Arabic
    • - Diğer Diller
  • Programlar
    • - Televizyon
    • - Radyo
    • - Youtube
  • Yazışmalar
    • - Tüm Sualler
    • - Sual Başlıkları
    • - Sual Gönder

Sual Başlıkları

“ Kul Hakkı”

için arama neticeleri gösteriliyor
  • Sual: Dârülharbde kaçak elektrik kullanmak câiz midir?
    Cevab: İbn Âbidin diyor ki: “Bir topluluktan, haksız yere bir vergi, haraç veya rüşvet istenirse; kendine düşeni vermek câizdir. Vermeyip, bunu kendisinden def etmek daha iyidir. Çünki zulmü hususunda zâlime yardım sayılır. Elverir ki bu durumda kendisine düşen hisse ötekilere yüklenmesin. Yani bir köye beşyüz altın haksız vergi konulsa, o köy halkından her biri bu vergiye iştirak etmek zorundadır. Çünki vergi maktudur ve vermeyenlerin hissesi diğerlerine yüklenecektir. Maktu değil de, şahıslar üzerine konulan haksız vergiyi, sahte para ile ödemek veya üzerinden herhangi bir şekilde atmak câizdir”. Elektrik şirketleri harcadıkları parayı abonelere yüklediği için, kaçak elektrik kullanmayıp abone olanlar, hem kendi sarfiyatların, hem de kaçak kullananlarınkini ödemek mecburiyetinde kalıyor. Bu sebeple kaçak elektrik kullanmak câiz değildir. Muayyen sayıda kişinin kazanacağı imtihanlarda kopya çekmek de buna benzer.
    21 Haziran 2010 Pazartesi
  • Sual: Başkasına ait CD, kitap gibi şeyleri kopyalayıp satmak câiz midir?
    Cevab: Te’lif hakkı bir mal olmadığından Hanefî mezhebinde satılamamakla beraber para karşılığı ferağ edilebilir. Başkasına ait CD, kitap gibi şeyleri ticaret maksadıyla kopyalamak ve satmak câiz değildir. Bilgiyi öğrenmek maksadıyla almak herkese câiz ise de, bundan maddî intifâ (faydalanma) ancak sahibinin rızâsı ile mümkündür. İmam Ahmed bin Hanbel’den, “Hadîs-i şerîf yazılı bir kâğıt bulan kimse, sâhibine sormadan, bunun kopyasını alabilir mi?” diye sorulduğunda, “Hayır” cevabını vermiştir. (Kimyâ-yı Saâdet). İslâm dünyasında ilk olarak Osmanlı Devleti’nde 1852 yılında Encümen-i Dâniş nizamnâmesiyle te’lif ve tercüme hakkında düzenleme yapılmış, 1911 yılında da hakk-ı te’lif kanunu çıkarılmıştır.
    21 Haziran 2010 Pazartesi
  • Sual: Sayfiye evimizin bitişiğinde boş bir arsa var. Sahibi var; fakat gelip gitmediği için bilinmiyor. Bu arsayı ekip biçebilir miyiz?
    Cevab: Bu adam arsa sahibinin vekili değildir. Elinde emanet de değildir. Mecelle’nin 96. maddesinde, “Bir kimsenin mülkünde onun izni olmaksızın âhar bir kimsenin tasarruf etmesi câiz değildir” diyor. İbni Âbidin der ki, “Bir kimse başkasının tarlasını ekse, ektiği tarla, o kimsenin tarlası ise ve ziraat için hazırlamışsa, kiracı sayılır. Ücret hususunda da örfe bakılır. Ziraat için hazırlamamışsa, kiraya verecek ise, mahsul ekenindir; tarla sahibine ecr-i misl (emsal kira) öder. Kira için de hazırlanmamışsa, boş duruyorsa, ekmek tarlaya noksanlık vermişse, bu noksanlık tazmin edilir”. (İbni Âbidin, Gasp bahsi). Netice itibariyle sahibi bilinmeyen arsa, eğer sahibinin izin vereceği iyi biliniyor veya çok zannediliyorsa, arsaya zarar vermeksizin ekilip biçilebilir. Arsanın kıymetinde noksan olmuşsa, tazmin eder. Arsa sahibi baştan veya sonradan izin verirse günah ve tazmin gerekmez.
    21 Haziran 2010 Pazartesi
  • Sual: Bir kimse borçlusunu kumar masasında görse, önünde kazandığı paraları alacağına mahsuben alsa câiz olur mu?
    Cevab: İçinde kendi parası da olduğu ve mülk-i habis olduğu için alabilir. Kaldı ki, dârülharbde harbîlerden rızâsı ile mal çekmek câizdir.
    21 Haziran 2010 Pazartesi
  • Sual: Başkasının kuşu uçup bizim balkona konmuş. Bizim oğlan sokakta ehli tavşanlar bulmuş. Alabilir miyiz?
    Cevab:

    Bir kimsenin yapmış olduğu güvercinliklere başka bir şahsın ehli güvercinleri yumurtlayıp yavru çıkarsa o kimsenin bunları alması câiz değildir. Eğer onları alırsa, lukata gibi olacağından vermek için sahibini arar. Eğer o kimse güvercinliklerinde başkasının kuşu olduğunu bilmezse oradan alıp yediği şeyden kendisine inşaallah bir şey lâzım gelmez. Bir kimse kendisinin güvercinliklerinde başkasının güvercini yavrulamasıyla ona mâlik olmazsa da -lukata gibi olacağından- fakirse onu yer; zengin ise tasadduk edip, sonra tasadduk ettiği kimseden onu satın alır. İmam Hulvânî kuş etine pek düşkün olduğundan böyle yaparmış. Akarsudan elma, armut gibi çabuk bozulacak meyvaları alıp yemek câizdir. Fakat ceviz, badem gibi durmakla bozulmayacak meyvaların alıp yenmesi câiz değildir. Sahibine vermek için alınması câizdir. (İbn Âbidin, Lukata bahsi.) Tavşan ve kanarya da buna kıyas edilebilir. Alınmazsa ölebilir.
    Çocuğun yerden alıp kaldırmış olduğu lukatayı velîsi veya vasîsi tarif ve ilân eder. Lukatayı bulanın, bunu tarif ve ilân etmesi için başkasına vermesi, bulan kimse tarif ve ilândan âciz ise olur. Lukatayı bulanın, bunu emin bir kimseye vermesi ve ondan geri alması câizdir. Vermiş olduğu emin kimsenin elinde lukata helâk olursa ödemez diyenler de vardır. (İbn Âbidin, Lukata bahsi.)

    21 Haziran 2010 Pazartesi
  • Sual: Birinin hayvanı başkasının ekinini yese öder mi?
    Cevab: Bir kimse kendi eşeğini başkasının buğdayını yerken görür de ona mâni olmazsa, buğdayı öder. Eşek başkasının olursa, buğdayı ödemez. (İbn Âbidîn, Lukata bahsi.)
    21 Haziran 2010 Pazartesi
  • Sual: Evde veya herhangi bir yerde bize ait olmayan bir küfür alâmeti bulunsa (haç gibi), sahibinden habersiz atılabilir mi?
    Cevab: Hayır. Çünki maldır. Kimsenin malı izinsiz alınamaz. Atmak ise hiç câiz olmaz. Ayrıca fitne çıkar.
    21 Haziran 2010 Pazartesi
  • Sual: Bir kimse gelecekteki haklarını da helâl edebilir mi?
    Cevab: Mecelle, “İbrânın mâba’dine şümûlü olmaz. Yani bir kimse diğer kimesneyi ibrâ etdikde ibrâdan mukaddem olan hukuku sâkıt olur. Yoksa ibrâdan sonra hâdis olan hakkını dâvâ edebilir” diyor (madde 1563). Kaldı ki ibrâ edilecek şahısların belli olması da lâzımdır. “Herkese gelecekteki haklarımı helâl ediyorum sözü” hukuken muteber değildir. Bu söz ile “Gelecekte sizden hak talep etmeyeceğim” diye vaadde bulunmuş olunmaktadır ki ahlâken makbul bir iştir.
    21 Haziran 2010 Pazartesi
  • Sual: Terzi, saatçi, ayakkabı tamircisi gibiler kendilerine bırakılıp alınmayan malları ne yapacak? Bunu saklamanın zamanı var mı?
    Cevab: Bunların sahibinin çıkmayacağına kanaat getirinceye kadar saklar. Bu müddet azamî bir senedir. Sonra lukata sayılır. Masrafını alıp, fakirlere verir veya fakirse kullanabilir. (İbn Âbidîn, Lukata bahsi.)
    21 Haziran 2010 Pazartesi
  • Sual: Gerdeğe girecek olan erkeğin sırtına vuruyorlar. Uygun mudur?
    Cevab: Âdettir. Ancak insanları incitmemelidir.
    21 Haziran 2010 Pazartesi
  • Sual: Ben bir kurumda ihaleli inşaat işlerinde görev yapmaktayım. Görev gereği bazı şirketler kuruma iş için bazı özel araçlar temin ediyorlar. Bazı arkadaşlar bu araçları özel işlerinde kullanmanın doğru olduğunu, bazıları da yanlış olduğunu söylüyor. Bu konuda aydınlatıcı bir bilgiye ihtiyaç duyuyoruz.
    Cevab: Bir işe veya memuriyette çalışan kimsenin kendisine iş için tahsis edilen vasıtaları hususi işlerinde kullanması caiz değildir. Ancak vasıtayı tahsis eden makamın/işverenin rızası varsa, veya razı olacağı biliniyorsa veya çok zannediliyorsa, yahut herkesin razı olabileceği kadar basit ve zaruri işler ise caiz olur. Mesela gece hamile hanımı sancılansa, bu araba ile hastaneye götürse, işverenin niye götürdün demeyeceği çok zannedilir. Bu insanın vicdanına terkedilmiştir. Herkes kendi vaziyetini daha iyi bilir.
    5 Ağustos 2010 Perşembe
  • Sual: Tütün haram mıdır? Hakikaten zararlı bir şey midir? Sigaraya ilâve maddeler katıldığı için tütün ile şimdiki sigaralar aynı şey midir?  Nimet-i İslâm kitabında tütün için haram denildiğini söylüyorlar. Doğru mudur?
    Cevab: Tütün ihtilaflı bir meseledir. Mübah diyenler, haram diyenler ve mekruh diyen âlimler vardır. Nimet-i İslâm’da tütünün soğan ve sarımsak gibi kötü kokusu sebebiyle mekruhlardan olduğu bildiriliyor. Dinin hükmü de budur. Haram diyen, fıkıh kitabına dayanıyorsa bir şey denemez. Çoğu âlimler sıhhatli olup günde birkaç tane içen ve çocuklarının nafakasından kesmeyene mübah demişlerdir. Başkasına dumanıyla zarar vermemek de şarttır. Tütün ile sigaranın aynı şey olduğu söylenemez. Tütün saf bir maddedir. Fazlası her şey gibi zararlıdır. Bugünki fen bu zararları daha iyi ve kat’i analiz etmektedir. Sigara ana maddesi tütün olan başka bir şeydir. Çok kimyevî madde katılmaktadır. Çoğunun insana zararının kat’i olduğunu fen söylemektedir. Bu sebeple şüpheli şeylerden kaçınmak lazımdır. Sigara içmemek iyidir. İçerse de günde beş taneyi geçmemelidir.
    25 Aralık 2010 Cumartesi
  • Sual: Ben bir yurtta kalıyorum. Bu yurtta müdürün ajanları var. Bunlar öğrencilerin idareyi sevmemesine sebep oluyor. Mesela ben tatil günü bilgisayarla meşgul olursam, müdür bilgisayara çok takılma yoksa bilgisayarını alırım diyor. Odada ne olsa müdür hepsini biliyor. Yanlış anlaşılmak gibi kötü şeyler oluyor. Ajanlık yapanlar kul hakkına girer mi?
    Cevab: Kur’an-ı kerim insanların ayıplarını, günahlarını araştırmayı yasaklıyor. Ajanlık, ispiyonculuk, müzevirlik caiz değildir. Talebe arasında ispiyoncu bulundurmak fitne çıkmasına sebebiyet verir. Müslüman, bir din kardeşinin dine aykırı bir hareketini görürse, bunu tatlılıkla ikaz eder. Dinlemezse, kendisi bilir. Dinlemeyeceğini biliyor veya çok zannediyorsa yahud söylediği zaman fitne çıkacağından korkuyorsa, bir şey söylemez.  Kimseye de anlatmaz. Kalben bu hareketi tasvip etmez. Dinin emri budur. Ancak bir kimse kul hakkına taalluk eden bir şey yapmışsa, karşı taraf görenin şahit olmasını isterse, o zaman şahitlik yapar. Bunun dışında kimseye anlatamaz. Kendisinin veya başkasının günahını herkese anlatmak ayrı bir günahtır.
    Talebe yurtları ile bu yurtta kalan talebe arasındaki münasebet, otel ile otelde kalanın münasebeti gibidir. Bu da fıkhın icâre akdi hükümlerine tâbidir. Müdür, talebenin amiri veya emiri değildir. Müdür, yurtta çalışan hizmetlilerin amiridir. İslâm hukuku hâdiseye böyle bakar. Dolayısıyla, yurtta kalan talebelerin hususî hayatına karışılamaz. Ancak umumî ahlak ve adaba aykırı davranılırsa veya başkaları
    rahatsız edilirse yahud da talebe yurtlarını tanzim eden mevzuatın icab ettirdiği hallerde müdahale edilebilir.
    Meselâ yurtta başkalarının yanında sigara içmek, şortla gezmek, yüksek sesle müzik dinlemek, hırsızlık yapmak, hakaret etmek, fiilî tecavüzde bulunmak, yurt eşyasına zarar vermek gibi haller buna misal gösterilebilir. Bilgisayarla meşgul olmak, sakal traşı olmamak, kot pantolon giymek, yurda geç gelmek, yurttaki konferanslara katılmamak gibi haller, müddet bitmeden akdi fesih hakkını vermez.
    Yurt idaresi, başlangıçta canının istediği talebeyi yurda alır; istemediğini almaz. Başta yurttaki kaide ve prensipleri bildirir ve talebeyi bu şartla kabul edebilir. Buna kimse karışamaz. Ama yurda kabul ettikten sonra tek taraflı olarak talebeyi yurttan çıkaramaz. Sonradan kâide ve prensip koyamaz. Bir insanın zâtî hak ve hürriyetlerini ihlâl edici keyfî kâide ve yasaklar hiç getirilemez. Yurt idaresi talebenin yurtta kalmasını istemiyorsa, mukavele müddeti bitince, hiçbir sebep göstermek mecburiyetinde olmaksızın talebeye yurttan ayrılmasını söyler. Ders yılı içinde talebeyi yukarıda sayıldığı gibi haklı sebeplerden birisi mevcut olmadıkça yurttan çıkaramaz. Çıkarırsa, akde aykırı davranmış ve kul hakkına girmiş olur. Üstelik talebe yurtlarının, kendisine düşman kazanmasına sebebiyet verir ki bu da aklın kabul edeceği bir şey değildir.
    Talebe, müdürü; müdür de talebeyi sevmek mecburiyetinde değildir. Talebe de bu yurtta kalmak istemiyorsa, çıkar. Kalmak mecburiyetinde ise, tahsili bitene kadar sabreder. İdarenin istemediği işleri yapmamaya, yapsa da göstermemeye dikkat eder. Münakaşa etmek doğru değildir. Haklı olduğu halde münakaşayı terk edene cennette köşk verileceğini Hazret-i Peygamber va’d etmektedir. Sabrın sonu selamettir.
    15 Nisan 2011 Cuma
  • Sual: Nikâhlandıktan sonra, düğün olmadan eşimin arzusu üzerine kendisini boşadım. Mehr vermem gerekiyor mu?
    Cevab: Hangi sebeple olursa olsun, erkek hanımını boşarsa, mehr ödemesi gerekir. Ancak ayrılık kadın tarafından gelmişse, yani kadın irtidat etmişse veya hürmet-i musahereye sebep olmuşsa, bu takdirde mehr alamaz. Ama erkekten boşamasını istemiş ve erkek de boşamışsa veya kadın zina edip yahut huysuz olup erkek boşamışsa, yine mehr ödenir. Eğer zifaf ve halvet olmamışsa, mehrin yarısı verilir. Eğer erkek ile kadın anlaşarak boşanırsa, buna hul denir. Bu takdirde mehr, boşamanın karşılığı olur. Önceden hanımla bunu konuşmalı ve anlaşarak boşanmalıydınız. Şu takdirde mehr ödemeniz gerekmektedir (Nimet-i İslâm).
    22 Eylül 2011 Perşembe
  • Sual: Hava parası almak caiz midir?
    Cevab: Normal şartlarda kira müddeti bittiği halde, çıkmak için kiralayandan veya bir başkasından hava parası istemek ve almak caiz değildir. Kira müddeti bitmeden kiralayan çıkarmak isterse, çıkmak için tazminat istemek câizdir. Bir kimse mülk sahibinin izniyle malda vitrin, dolap, makine, hark, su değirmeni, bina gibi şeyler yapmışsa, kira müddeti bittiği zaman çıkarılmak istenirse, kiracının bunlara karşılık bir tazminat istemesi caizdir. Buna hulüvv veya ferağ akçesi denir. (İbni Abidin, Alış-veriş bahsi)
    15 Kasım 2011 Salı
  • Sual: Alışveriş yapmak için dükkâna gelen travesti tabir edilen kişileri dükkândan kovmak caiz mi?
    Cevab: Asla uygun değildir. Travesti olmak en nihayet günahtır. Herkese güler yüz ve tatlı dil lâzımdır.
    15 Kasım 2011 Salı
  • Sual: Bekçi köpeğim var, bunun kuyruğunu kestirmek istiyorum. Dini bakımdan mahzuru var mıdır?
    Cevab: Kuyruğunu kesmenin ciddi bir menfaati varsa canını acıtmadan kestirilir.Yoksa caiz değildir.
    15 Kasım 2011 Salı
  • Sual: Bir muhasebeci, vergi kaçıran mükelleflere göz yummaktan ve onlara yardımcı olmaktan dolayı mes'ul olur mu?
    Cevab: Müşterilerinin kabahatlerini araştırmakla mükellef değildir. Gerekirse kendilerine bir defa ikaz eder. Nitekim fıkıh kitaplarının vekâlet bahsinde, dava vekilinin müvekkilinin aleyhine beyanda bulunamayacağı yazar.
    15 Kasım 2011 Salı
  • Sual: Çocukları okula göndermeyip çalıştırmak haram mıdır?
    Cevab: Babanın çocuğuna hayatta lâzım olacak bilgileri öğretmesi vecibedir. Bugün bunlar kısmen mekteplerde veriliyor. Ancak her çocuk okuyacak diye bir kaide yoktur. Zeki ve kabiliyetli çocuklar okur. Okuyamayacak olanlar, istidatlarına göre mesleğe yönlendirilir. Okumayacak çocuğu okutmak, hem çocuğa kötülük olur; hem de istidatlı olanların önünü kesmek demektir. Bu bakımdan okumayacak çocuğu okutmamak, hayırlı olur. Bir meslek öğrenmiş olur. Mektebe gitseler, belki asalak olacaklardır. Bu bakımdan, ebeveynin, çocuğu için hayırlı görerek onu okutmaması, mesleğe yönlendirmesi caiz, hatta iyidir. Hiç okutmayıp meslek de öğretmemek, ebeveyn vazifesini yerine getirmemek olur ki günahtır. Anne-babanın ihtiyacı varsa, çocuğu bünyesine uygun işte çalıştırmaları ve getirdiğinden nafaka yapmaları caizdir. Ancak yine de çocuğa din ve dünya bilgilerinden yetecek kadar öğretmeleri farzdır.
    15 Kasım 2011 Salı
  • Sual: Veznedar, gün sonunda fazla çıkan paraları alabilir mi? Bunlarla diğer günlerdeki açıkları kapatabilir mi?
    Cevab: Fazla çıkan paralar verenin rızasıyla verilmişse veznedarındır. Değilse lukatadır. Sahiplerine geri vermelidir. Sahibi çıkmazsa fakirse alabilir.
    15 Kasım 2011 Salı
  • Sual: Resulullah aleyhisselâmın kuşların peşinden koşmayı câiz görmediğine dair bir hadis var mı?
    Cevab: Çatıda güvercin beslemek, başkalarının bahçelerinde olup biteni ve onların mahremiyetlerini öğrenmeye sebep olduğundan tasvip edilmemiştir. Yoksa evde kafese alışkın kanarya gibi kuş beslemek câiz, hatta makbuldür.
    16 Kasım 2011 Çarşamba
  • Sual: Belediyeden izin alınmadan yasak olan yerlere ev yapmak caiz midir, kul hakkına girilmiş olur mu?
    Cevab: Müslüman dine de, kanunlara da riayet etmelidir. Suç işlemek, kendisini tehlikeye atmak demektir. Neticesinde ceza vardır. Bu ise dinen caiz değildir.
    16 Kasım 2011 Çarşamba
  • Sual: Bazı kuruluşlar, halktan yardım toplamak maksadıyla çekiliş düzenliyorlar. Böyle bir çekilişe katılmakta mahzur var mıdır?
    Cevab: Hayır için değilse, yani elde edilen paralar, fakirlere, muhtaçlara dağıtılmıyor veya bir hayır işine sarfedilmiyorsa, kumardır, mahzurludur.
    16 Kasım 2011 Çarşamba
  • Sual: Bazı İslâm büyüklerinin insanları imamlık ve müezzinlik yapmaktan, başkasına kefil ve vasi olmaktan men eden ifadelerine rastlıyoruz. Bu ifadelerde ne anlatılmak istenmektedir?
    Cevab: Bunlar veballi işlerdir. Ehliyet ve adalet gerektirir. Herkes bunu beceremez. Kul hakkına ve günaha düşer. Nitekim Hazret-i Ömer, vasi olmak ilk defasında saflık, ikinci defasında ahmaklık, üçüncü defasında hâinlik demektir buyurmuştur. Ancak bu işler yerine göre farz veya sünnet-i kifâyedir. Yapılmazsa, herkes günaha girer veya kerâhate düşer. Onun için kendine güvenenin böyle bir işe girişmesi, girişmeden evvel de fıkıh kitaplarındaki hükümlerini öğrenmesi ve mümkün mertebe adalete riayet ederek vazife yapması gerekir. İmam, müezzin, kadı, kefil, vekil, vasi olmak çok sevaplı işlerdir. Nitekim İmam Ebu Hanife, kendisine yapılan kadılık teklifini adaletle hükmedemeyeceğinden korkarak kabul etmemiş, bu yolda işkencelere maruz kalarak vefat etmiştir. Talebeleri İmam Ebu Yusuf, Züfer ve Muhammed ise kadılık vazifesi kabul edip insanlara faydalı olmayı tercih etmiştir. Herkesin ve her devrin hâli başkadır. Demek ki hakkıyla vazife yapamayacağından korkan kimsenin böyle işleri kabul etmemesi takvâ, etmesi fetvâdır. İhlâsla hareket edene Allah yardım eder. Nitekim "Kim Allah'ın dinine yardım ederse, Allah da ona yardım eder; ayağını sağlam tutar" âyet-i kerimedir.
    16 Kasım 2011 Çarşamba
  • Sual: Bazı memur ve işçiler sıhhatli günlerinde bile hasta raporu alıp şahsî işleriyle meşgul oluyorlar. Bunların çalışmadıkları günün ücretini hak ettiklerini söylemek mümkün müdür?
    Cevab: Hususi firmada veya hakiki şahsa çalışıyor ise, aldığı para haram olur. Memur ise, hakikî şahıs olmayan devlete karşı bir günahtan söz edilemeyecek olsa bile, bundan birisi zarara uğramışsa memur günaha girer.
    16 Kasım 2011 Çarşamba
  • Sual: Yıllık iznim dosyama eksik işlendiği için, iki gün izin hakkım varmış gibi gözüküyor. Bunu kullanmak kul hakkına girer mi?
    Cevab: Aldatmak câiz değildir. Âmirinize gidip gerçeği anlatmanız, size daha fazla avantaj temin eder.
    16 Kasım 2011 Çarşamba
  • Sual: Mal almak için birisine para verilse, o kişi de malı ucuza alsa, kalan parayı kendisi için alabilir mi?
    Cevab: Vekil, müvekkil gibidir. Malı kaça almışsa, müvekkilinden o kadar alabilir. Müvekkili rıza gösterirse veya önceden ücretli vekâlet için anlaşılmışsa alabilir. Malı pahalıya almışsa, aradaki farkı da kendisi karşılar, müvekkilinden alamaz veya malı kendisi alır müvekkilinden aldığı parayı iade eder.
    16 Kasım 2011 Çarşamba
  • Sual: Emitasyon, sahtecilik, bir başka deyişle meşhur markaların ismiyle sahte elbise üretmek marka taklidi yapmak câiz midir?
    Cevab: Burada sahtecilik yok, taklit vardır. Marka sahibi râzı değilse, câiz olmaz. Marka sahibi râzı ise, fark bâriz ve müşteri kandırılmıyorsa câizdir.
    16 Kasım 2011 Çarşamba
  • Sual: Erkeğin de cinsî vazifelerini yerine getirmekten kaçınması haram mıdır?
    Cevab: Evlilik iki tarafa da dinî mükellefiyetler yükler. Dört geceden fazla fasıla vermemek sünnettir. Kadının da ihtiyaçları vardır. Karşılamak gerekir. Dört geceden sonra özürsüz yaklaşmamak mekruhtur. Bunun için azami bir müddet tayin edilmemişse de, ölüm iddeti dört ay on gün olduğundan bu kadar müddet zevcesine yaklaşmamak mahzurludur. Kadın razı ise mahzuru yoktur. Nitekim Seyyid Abdülhakîm Efendi der ki: Zeyd, nikâhlısı olan Hind’e, evlenmesinden itibaren mazeretsiz yaklaşmayıp, Hind’in bekâreti mahfûz kalsa ve zevcesi Hind dahi bu hâlden şikâyet etmeyip râzı olsa, tarafların muvâfakat ve rızâsıyla olduğundan her ikisine de bir günâh yoktur. Esasen zevcesine cimâ muamelesinde bulunmak, zevcin hakkıdır. Zevce talepte bulunursa, bir defa vâcib olur. Ondan başka dört geceden fazla fâsıla vermemek sünnettir. Binâenaleyh bir defadan sonra terkinde günah terettüp etmez, mekruhtur. Şer’î hüküm böyledir ama insaf etmek de lâzımdır. Erkek her ne vakit isterse, velev ki istimnâ suretiyle de olsa şehvetini giderebilir. Kadınlarda şehvet tabiatleri icabı erkeklerden fazla ve câiz yollardan şehvetlerini teskin etmeleri zor olduğundan, şehvetin galebe çaldığı zamanlarında şehvetini gidermek üzere dört gecede bir defa olmak veyahud başka günlerde talepte bulunsa veyahud arzusu malum olursa cimayı esirgememelidir. (Sevânihü’l-Enzâr)
    16 Kasım 2011 Çarşamba
  • Sual: Günahkârın duası kabul olmaz mı?
    Cevab: Allahü teâlâ umumiyetle günah işlemeyen, kul hakkına ilişmeyen, haram lokma yemeyen müminlerin hâlis dualarını kabul eder ve bunların ibâdetlerine sevab verir. İstisnaları elbette vardır.
    16 Kasım 2011 Çarşamba
  • Sual: Riyâdü'n-Nâsıhîn'de "Satılan şeyin ayıbını ve satın alınan şeyin kıymetini gizlemek fâiz olur" diyor. Bir kimse sattığı malı kaça aldığını söylemek mecburiyetinde midir?
    Cevab: Satış akdinde malın belli bir fiyatı olur (semen). Bu malın kaça mal olduğunu, kaç liraya alındığını söylemek lâzım değildir. Yukarıdaki ifadede kasdedilen, satın alınan malın kıymetini satıcının saflığından veya başka bir şeyden faydalanmak suretiyle gizleyerek, düşük fiyatla almaktır. Bir malın antika olduğunu bilmeden satan kimsenin malını ucuza almak böyledir.
    16 Kasım 2011 Çarşamba
  • Sual: Mazeretsiz randevuya geç kalmak kul hakkına girer mi?
    Cevab: Zamandan daha kıymetli şey var mı?
    21 Kasım 2011 Pazartesi
  • Sual: Büyük ikramiyeli yarışmalara katılıp oradan kazanılacak parayı yemek caiz midir?
    Cevab: Kumar oynamak caiz değildir. Buradan çıkan dârülislâmda ise ikramiyeyi fakirlere dağıtmak gerekir. Dârülharbde günah mahfuz kalmak üzere, ikramiyeyi yemek İmam Ebu Hanife ve Muhammed’e göre câizdir.
    21 Kasım 2011 Pazartesi
  • Sual: Alışveriş yaparken satıcının malına dokunmak caiz midir?
    Cevab: Kirletmemek, buruşturmamak, zarar vermemek şartıyla elle muayene câiz ve bazen lâzımdır. Ekmek gibi bir mal ise, dokunup almamak kul hakkı olur.
    21 Kasım 2011 Pazartesi
  • Sual: Üzerinde kul hakkı bulunan mü’minin duası kabul olmaz mı? Günümüzde üzerinde kul hakkı bulunmayan yok gibidir. Bu insanların duası kabul olmaz mı?
    Cevab: Duası kabul olmaz demek, dua ettiği için sevab alamaz demektir. Çünki farzı terketmiştir. Nâfile ve sünnetlerden sevab alabilmek için farzları tamamlamak gerekir. Yoksa gayrımüslimin bile duası yerine gelebilir. Üzerinde kul hakkı bulunmayan yok gibidir sözü çok iddialı bir sözdür. İmam Gazalî, bu sözün insanları helal ve harama dikkat etmekten alıkoymak için şeytan tarafından verilen bir vesvese olduğunu, aldanmamak gerektiğini söylüyor. Din, tatbiki bu kadar zor bir mesele değildir.
    8 Aralık 2011 Perşembe
  • Sual: Peygamberimiz aleyhisselam buyurdu ki: “Bir kimse, birine su verse ve o da, ona karşı bir temennâ etse, eğilse, Allaha ortak koşmak olur.” Yine buyurdu ki: “El kaldırarak selâm vermek ve Allah’tan başkasına yemin eylemek de şirktir.” Sokakta rastladığımız, uzaktan gördüğümüz kimselere elle selâm vermek zorunda kalıyoruz. Vermezsek darılıyorlar. Ne yapmamız lâzımdır?
    Cevab: Su verene temennâ, yani eğilmek, menfaat için eğilmek olur. Müslüman selâmını yok sayarak, el kaldırarak selâm vermeyi bunun yerine koymak, câiz değildir. Selâm verilemeyen yerlerde, el kaldırarak selâm vermek câizdir. Bu halde kendi işiteceği kadar selâmün aleyküm denir. Uzaktaki birine el sallamak câizdir (Berika).
    8 Aralık 2011 Perşembe
  • Sual: Bir kişi bir bankadaki vâdeli (veya vâdesiz) hesabına haram para yatırsa; daha sonra tekrar aynı kişi aynı bankanın aynı şubesinde kendi adına, fakat farklı bir vâdesiz (veya vâdeli) hesabına helâl para yatırsa, bu helâl parasını daha önceki parasıyla karıştırmış olur mu? Yani bu helâl parayı kullanmak artık tahrîmen mekruh mu olur?
    Cevab: Bir kimse haram bir malı gasp, rüşvet, fâiz gibi yollardan biriyle ele geçirse, hemen geri vermesi ve tövbe etmesi gerekir. Kendi malına ayıramayacak şekilde karıştırmışsa, bu malı, mülk-i habis olur. O malı tazmin etmeden bunu kullanamaz.

    Haram parayı bankaya yatırmak da kullanmak demektir ve helâl değildir. Ama yatırırsa, bu para kendisinden çıkmış, helâk olmuş olur. Bu parayı banka geri öderse, artık o paralarla değil, başka paralarla ödediği için, bu paralar habis olmaktan çıkar. Ama tazmin borcu ve gasp günahı kalır. Çünki habis mülkü bilmeden almak câizdir. Banka bunu bilemez. Binaenaleyh banka için bu mal habis değildir.

    Kendi helâl parasını bankaya yatırması câiz ve bunu sonra geri alması caizdir. Burada habis mülk, tazmin borcu ve gasp günahı yoktur.
    8 Aralık 2011 Perşembe
  • Sual: Açık havada sigara içerken, duman karşı tarafı rahatsız ederse kul hakkı olur mu?
    Cevab: Bir insan bir başkasının fiilinden rahatsız oluyorsa, bu kimse kul hakkına girer. Sigara içmeyenler, açık havada yürümeye mecburdur. Sigara içenler, arızî, ekstra bir iş yaparak bunları rahatsız etmektedir. Sıfat-ı ârızada asl olan ademdir. Bir şeyin olmaması esastır. Yani sigara içmemek esastır. İçenler, başkasının rahatsız olup olmamasını nazar-ı itibare almalıdır.
    8 Aralık 2011 Perşembe
  • Sual: İnsanlara hayvan lakabı takmak câiz midir?
    Cevab: İsim takılan kimse üzülür ise, câiz değildir.
    23 Aralık 2011 Cuma
  • Sual: Herhangi bir müstehabı, edebi terk eden, yanlış bir iş yapan bir kişiyi, bağırarak, yüksek sesle ikaz edersek, kalbini kırmış, haram işlemiş olur muyuz?
    Cevab: İkaz yüksek sesle, bağırarak, başkalarının yanında, sert şekilde olmaz. Hazret-i Peygamber, gördüğü yanlışları, kişinin yüzüne ulu orta söylemez; bazıları şöyle şöyle yapıyor, bu yanlıştır diyerek umumî bir şekilde ikaz ederdi.
    13 Şubat 2012 Pazartesi
  • Sual: Bize para borcu olan biriyle helâlleşsek, ama niyetimiz o para dışındaki haklarımız olsa, borç düşer mi? O borca da niyet ederek söylesek borç düşer mi?
    Cevab: Bütün haklarını helâl etmişse, o borç da düşer. O borcu sözle istisnâ etmek lâzımdır.
    27 Mart 2012 Salı
  • Sual: Bir iş yerinde çalıştım. Çıkarılırken, başkalarına paralarını verdikleri halde, bana vermediler. Ben de iş yeri sahibinin haberi olmadan 100 lira aldım. Şimdi pişmanım. Bunu nasıl düzeltebilirim?
    Cevab: Bir kimsede alacağı olan kimse, bu kimsenin alacağı kadar malını ele geçirirse, hakkı kadar alabilir.
    30 Mart 2012 Cuma
  • Sual: İmam-ı Beyhakî’nin rivayet ettiği bir hadis-i şerifde, Peygamberimiz aleyhisselâm “Tevriyeli, kinâî ifadelerle yalandan kurtulup rahatlama vardır” buyurarak bu meseleye açıklık getirmişlerdir. Nevevî der ki: "Elhâsıl, yemin kâdı veya nâibinin kendisini alâkadar eden bir dâvâda talep ettiği yemin dışındaki bütün hallerde yemin edenin niyetine göre değerlendirilir". Nevevî devamla tevriye için der ki: "Tevriye ile kişi her ne kadar hânis (yemininden dönmüş) olmaz ise de, yemin talep edenin hakkını iptal edecek ise böyle bir tevriyeyi yapmak câiz değildir. Bu hususta ulemâ icma’ etmiştir." Kadı İyâz şu hususta da icma vâki olduğunu kaydeder: "Yemin talep edilmediği ve yeminine bir hak taalluk etmediği halde yemin eden kimse için niyeti esastır, sözü de kabul edilir. Ancak, üzerinde bir başkasının hakkı varsa, talep üzerine veya kendiliğinden yaptığına bakılmaksızın yeminin zâhiri ile hükmedilir, bu hususta ihtilaf yoktur”. Yukarıdaki bilgiler çerçevesinde kul hakkı çok ince bir iş olduğundan ve neredeyse başkasının hakkına girmeden tevriye imkânsız olduğundan, hak taallukunu nasıl anlamalıyız? Ayrıca bir başkasının hakkının olduğu hallerde yalan değil ama eksik olarak konuşmak da yalana girer mi?
    Cevab: Tevriye ve ta’riz, yani iki mânâya ihtimali olan bir sözü yakın mânâsında söyleyip, uzak mânâsını kasdetmek, ancak ihtiyaç olduğu zaman müracaat edilebilecek bir çıkış noktasıdır. Birinin hakkını yemek, başkasına zarar vermek, günah işlemek gibi neticelere varıyorsa câiz değildir. Yalanın câiz olduğu yerlerde, önce ta’rize gidilir. Ta’riz yetmiyorsa, yalan söylenebilir. Ama başkasının hakkını yemek için yalan ve ta’riz (tevriye) câiz değildir. Malı haram olan birinin ikramını fitne çıkarmadan reddebilmek için “Ben yemek yedim” demek gibidir. Burada dün yediğini kasdetmekte; karşı taraf ise şimdiki öğünü yediğini anlamaktadır. Böyle ta’riz câizdir. Amerikan filmlerinde görülüyor, şâhide yemin verdirirken gerçeği, yalnızca gerçeği söyleyeceğine yemin ettiriliyor. Bazen söylenen doğrudur, ama eksiktir, gerçeği tam manasıyla aksettirmez. Onun için yalnızca gerçeği dedirtiyorlar.
    30 Mart 2012 Cuma
  • Sual: Matbaası olan bir arkadaş, intenette beğendiğimiz herhangi bir veya resmi kopyalayıp tablo hâlinde basıyor. Bu kul hakkına girer mi?
    Cevab: Sahibi razı değilse, bunu çoğaltıp satmak kul hakkına girer. Sadece kopyalamak câizdir.
    6 Nisan 2012 Cuma
  • Sual: Hususî bir iş yerinde, işte kullandığımız bir âleti, yetkilisinden izin almadan, özel işimizde kullanmamız câiz olur mu? Arkadaşın malını ondan habersiz kullanmak veya yemek caiz olur mu?
    Cevab: Kimsenin malını (arkadaş da olsa) ondan izinsiz kullanmak, yemek, başkasına vermek câiz değildir. Ama önceden izin verirse veya izin vereceği çok zannediliyorsa câiz olur. İşyerinde de bir-iki hususî telefon, ataç, kâğıt gibi şeylerin kullanılmasına patronlar umumiyetle göz yummaktadır.
    6 Nisan 2012 Cuma
  • Sual: Talebeyim, yurtta kalıyorum. Birisinin izinsiz yatağına oturmak, kitabına göz atmak, kalemini kullanmak kul hakkına girer mi? Bunun için illâ bir zararın gerçekleşmesi gerekiyor mu?
    Cevab: Başkasının malını ondan izinsiz kullanmak câiz değildir. İzin verirse veya izin vereceği biliniyor yahud çok zannediliyorsa kul hakkı olmaz. Bir zarar gelirse, kasıt yoksa günah olmaz, ama ödemek lâzımdır.
    6 Nisan 2012 Cuma
  • Sual: Arkadaşımla bir iş yaptık ve benim 100 TL paramı aldı. Vereceğini söyledi. Ama kendisini tanıdığım için vermeyeceğini iyi biliyorum. Ondan habersiz parasını alsam ve haberi olmasa, ama sonra bana parayı verirse ben de ona geri vermeye niyet etsem, câiz olur mu?
    Cevab: Alacaklı, borçlusunun malını ele geçirirse, alacağı kadar alabilir. Sonra parayı verirse, almanız câiz olmaz. Fitne çıkmasın diye alıp hediye eder, yahud gizlice cebine koyarsınız.
    6 Nisan 2012 Cuma
  • Sual: Zann-ı gâlip ile çok samimi bir arkadaşın bir eşyası kullanılsa, ardından da arkadaş bunu öğrendiğinde hakkımı helâl etmiyorum dese, vaziyet ne olur?
    Cevab: Gönlünü bir şekilde almalıdır.
    6 Nisan 2012 Cuma
  • Sual: Umumun hakkı olan boş meraları şahsına kullanmak câiz midir?
    Cevab: Meralar, umumun mera olarak kullanması (hayvanlarını otlatması) içindir. Burada ev, bina yapmak, tarla açmak câiz değildir.
    8 Nisan 2012 Pazar
  • Sual: İşveren işçiye taahhüd ettiklerini vermediği takdirde, işçi ondan habersiz o kadarını alabilir mi?
    Cevab: Alacaklı, borçlusu borcunu ödemediği takdirde, borçlunun malından alacağı kadar alabilir.
    8 Nisan 2012 Pazar
  • Sual: Borcu olan kişi borç verebilir mi? Bir kısmı uzun vadeli olan birçok borcum varken, maaşımla bu borçların bir kısmını ödemek yerine, borç isteyen birine yardımcı olmam uygun olur mu?
    Cevab: Borcu olan kişi eline para geçince hemen borcunu ödemelidir. Borç veremez, hediye veremez, lüks sarfiyat yapamaz. Alacaklı razı ise olur.
    8 Nisan 2012 Pazar
  • Sual: Sahibi tarafından 20 sene kullanmayan araziyi, bir başkası kullanabilir mi? Aynı hüküm devlet arazisi için câri midir? Araziyi ihyâ veya mal edinme şartları nelerdir?
    Cevab: Şahsî mallarda mürurızaman (zamanaşımı) olmaz. Elli sene de geçse, sahibi malını alır. Bu zaman zarfında o araziyi ekip biçen kimse, arazi sahibi ile helâlleşmeli ve ona ecr-i misl (kirâ) ödemelidir. İslâm devletinde, halife, devlete ait araziyi, gerekirse bedeli ile halka satabilir. O zaman mülk olur. Sahipsiz araziyi ise ihyâ eden mülkiyetini kazanır. İhyâ için arazinin etrafını çevimek, sürmek, taşlarını ayıklamak vs gibi işler yapmak ve ayrıca halifeden izin almak lâzımdır.
    8 Nisan 2012 Pazar
  • Sual: Üniversitelerdeki çan sisteminde kopya çekmek kul hakkına girer mi?
    Cevab: Kanunlara riayet etmek herkes için mecburîdir. Kopya çekerek yüksek puan alınca, bir başkası zarar görüyorsa, kul hakkı doğar.
    8 Nisan 2012 Pazar
  • Sual: Zâbıta ve belediyecilik gibi amme memuriyetlerini yerine getirirken nasıl davranmak gerekir? Seyyar satıcıların mallarını bazen ellerinden alıyoruz ve seyyar arabasını kırıyoruz. Vatandaşa verdiğimiz zararlardan mesul olur muyuz?
    Cevab: Bir memur, kanunların icabını yerine getirirken işlenenlerden mesul olmaz. Ancak vazife yaparken verilen emir suç ve günah teşkil ediyorsa yapılmaz. Seyyar satıcının arabasını kırmak, israfa girer ve câiz değildir. İnsanlara acımalıdır. İnsiyatif kullanmalıdır.
    9 Nisan 2012 Pazartesi
  • Sual: Korsan kitap basıp satmak yahut korsan kitap almak caiz midir? Eser sahibinin veya yayınevinin hakkına girilmiş olur mu? Kitabın roman vs olmasıyla, ilim (mesela hukuk) kitabı olması farkeder mi?
    Cevab: Korsan kitap vs ticareti yapmak kul hakkıdır, caiz değildir. Hem de suçtur. Ancak bilgiyi elde etmek herkesin hakkı olduğundan, korsan kitap alan kimse, aldığı malın meşru mâliki olur. Bunu çoğaltıp satması, ticaretini yapması câiz değildir. Nitekim bir kimse satın aldığı kitabı bir başkasına ödünç verip okutabilir; fotokopisini çekip verebilir.
    10 Nisan 2012 Salı
  • Sual: Talebelerimden fotokopi parası toplamıştım. Ancak bir ara yanımda para kalmadığından, bunu kullanmak vaziyetinde kaldım. Tekrar parayı koydum. Acaba günah işledim mi? Tevbe ile affolur mu, helâllik mi almak gerekir?
    Cevab: Umumi vekil etmişlerse veya razı olduklarını bilmek veya çok zannetmek özür olur. Eğer suizanna sebep olmayacaksa çocuklara söyler, helallik alırsınız. Zaten çocukların paraları birbirine karıştırılmışsa, bu takdirde ancak umumî vekillik mevzubahistir.
    11 Nisan 2012 Çarşamba
  • Sual: Hususî müesseselere, cemiyet ve vakıflara burs müracaatında yalan beyanda bulunarak burs almak câiz midir?
    Cevab: Câiz değildir. Kul hakkı olur.
    13 Nisan 2012 Cuma
  • Sual: Doğalgaz depozitosu 260 lira vererek doğalgazını açtıran bir kimse aradan muayyen bir zaman geçtikten sonra doğalgazı kapattığında depozito ücretinin 280 lira olduğunu görür. Tatbikatta doğalgazı kapatma anında depozito değeri ne ise doğalgaz şirketi tarafından kapatana verilir. Depozitodaki 20 liralık fark helâl midir?
    Cevab: Bu gaz idaresinin tasarrufudur. Rıza ile vermektedir. Bir başkasının malını haksız yere, kandırarak veya zorlayarak almak haramdır.
    14 Nisan 2012 Cumartesi
  • Sual: Gasp edenin, gasb ettiği şeyi, gasp ettiği yerde ödemesi lâzım olur" sözü ne demektir?
    Cevab: Bir kimse bir malı Ankara’da gasb etti ise, İstanbul’a gel ödeyim diyemez. Ankara’ya gönderemem veya götüremem diyemez. Ankara’ya götürüp ya gönderip ödeyecektir. Ama gasb mağduru dilerse her yerde ödeyebilir.
    14 Nisan 2012 Cumartesi
  • Sual: Zamanımızda kâfir, bid’at ehli ve fâsıklara karşı tavrımız nasıl olmalıdır?
    Cevab: Herkese güler yüz ve tatlı dille davranmalıdır. Kimseyi kendisine düşman etmemelidir.
    16 Nisan 2012 Pazartesi
  • Sual: İcralı malları almak uygun mudur?
    Cevab: Haksız yere haczedildiği bilinmiyorsa caiz ise de ağlayanın malı gülene hayretmez.
    16 Nisan 2012 Pazartesi
  • Sual: Bir arkadaş meclisinde dinî mevzular da konuşuldu. Ben kimseye sormadan ve gizlice bu sohbeti kaydettim. Böyle yapmam uygun mudur?
    Cevab: Orada bulunanların izni olmadan sözlerini başkasına nakletmek, seslerini kaydetmek, başkasına dinletmek, bir insanın izni olmadan sesini kaydedip resmini çekmek, mektubunu okumak, bunu kopya etmek câiz değildir. Sünen-i Ebu Davud’da rivayet edilen hadis-i şerifte “Meclisler emânettir” buyuruluyor.
    22 Nisan 2012 Pazar
  • Sual: Bir evde anne, erkek ve kız evlat yaşıyor. Erkek evlat çalışıyor, anne ve kızın da gelirleri var. Bunların müşterek bir bütçesi var, buradan hepsi ihtiyaçlarını alıyor. Erkek evlat, asabi mizaçlı biridir. Sinirlenince ve başka sebeplerle hep hakkını haram ediyor; sonra sinirleri yatışınca tövbe ettim, tüm hakkımı da helâl ettim diyor. Buna göre, hakkını haram edince, daha önceden kullanılmasına izin verdiği kendi eşyalarını ve eve herkesin yemesi için aldığı yiyecekleri, herkesin kullanması için aldığı eşyaları, kız kardeşin yemesi ve kullanması helal olur mu? Haram ettikten sonra eve aldığı şeyleri kız kardeşin yemesi ve kullanması helal olur mu? Daha sonra tövbe ettim ve tüm hakkımı helal ettim deyince, haram ettiği haklarını helal etmiş olur mu?
    Cevab: Bir kimse birine bir şey satsa, kiralasa veya hediye etse, yedirse, helâl etmiş demektir. Sonradan haram ettim dese de kıymeti olmaz. İnsan ancak karşılıksız bir hakkını, mesela bir alacağını helâl veya haram edebilir
    24 Nisan 2012 Salı
  • Sual: Evlendiğimizde bize altın ve para olarak hediyeler geldi. Bunların bir kısmı ile araba aldım. Geri kalan kısmı, hanımımda duruyordu. Şimdi geçimsizlik sebebiyle ayrılmak üzereyiz. Hanımım bu hediyelere ilâveten, arabayı da kendisine vermemi istiyor. Böyle bir talepte bulunabilir mi? Düğünde gelen bu hediyeler kime aittir?
    Cevab: Düğünde gelen hediyeler, kime verilirse verilsin, açıkça gelinin veya damadındır denmedikçe, kız tarafından gelenler kızın, erkek tarafından gelenler erkeğindir. Hatta bazı yerlerde bu hediyeler karz hükmündedir. Yani meselâ o altını takan, kendisi de düğün yaptığında aynısını beklemektedir.  Binaenaleyh kız ancak kendi tarafından gelen hediyelere maliktir. Fazlasını isteyemez. (İbni Âbidin, Kitabü’l-Hibe)
    27 Nisan 2012 Cuma
  • Sual: Yanımda çalışan bir işçi vardır. Fakat beni çok üzüyor. Verilen işi yapmıyor. Aksi cevaplar veriyor. İşe zamanında gelmiyor. Burnunun sürtülmesi için işten çıkarmak istiyorum. Kul hakkı olur mu?
    Cevab: Maiyetindeki memuru kötü halleri sebebiyle işten çıkarmak kul hakkı olmaz. Mukavele müddeti bitmişse, sebepsiz çıkarmak bile kul hakkı olmaz.
    27 Nisan 2012 Cuma
  • Sual: Vasiyet etmek vâcib midir?
    Cevab: Üzerinde hac gibi dinî bir vecibe veya zekât, fıtra, başkasına ait bir borç yahud emanet bulunan kimsenin vasiyette bulunarak bunları haber vermesi vâcibdir. Aksi takdirde borçlu olarak âhirete gitmiş olur. “Vasiyetini yazmadan iki gece geçirmek bir müslümana helâl olmaz” ve “Vasiyet yapmadan ölen kimseye, âhirette konuşma hakkı verilmez” hadîs-i şerifleri bunu gösterir. Hazret-i Peygamber vefat etmeden evvel Hazret-i Ali’ye bir Yahudi’ye olan borcunun ödenmesini ve rehindeki zırhının alınmasını vasiyet buyurmuştu. Uhdesinde borç ve emanet bulunmayan kimsenin vasiyet yapması müstehabdır. Buradaki vasiyet, malının muayyen bir kısmının hayır işlerine harcanmasını vasiyet etmek demektir. “Beni şuraya defnedin”, “Kabrimi şöyle yapın” gibi hususlar meşru vasiyet sayılmaz.
    8 Haziran 2012 Cuma
  • Sual: Kargo şirketimde bazen paket kayboluyor. İçinde ne olduğunu bilmiyoruz. Mal sahibine karşı mesuliyetimiz nedir?
    Cevab: Kargocu ecîr-i müşterektir. Ecîr-i müşterek, yani terzi, kargocu gibi herkese çalışan işçi, İmam Ebu Hanife’ye göre emindir; kendi sun’u (fiili, eseri) olmaksızın (yangın, gasp, hırsızlık gibi) meydana gelen zararı ödemek zorunda değildir. Çünki ücret amelin karşılığıdır. Mecelle’de de böyledir. Meselâ bir hamalın sırtındaki yük, başkalarının izdihamından dolayı düşüp parçalansa, hamal ödemez. Ama İmameyn’e göre öder. Zira ücretle çalışmaktadır. Ücret hem ameli, hem de korumasının karşılığıdır. Ecîr-i müşterek, kasıt ve kusuru olsun olmasın, mutadı aşsın aşmasın, kendi sun’uyla (fiiliyle) meydana gelen zararları tazmin eder. Meselâ hamal ayağı kayarak veya kendisi kalabalığa sokulup düşse, taşıdığı malı öder. Taşıdığı malı geciktirir de, mal bozulursa yine öder. Müteahhir ulemâya göre, ecîr-i müşterekin elindeki mal, sakınılması mümkün olmayan bir sebepten telef olsa, aralarında o malın kıymetinin yarısı üzerine cebren sulh olurlar. Yani ecîr-i müşterek malın yarısını öder. Kargocunun çalıştırdığı şoför, büro memuru gibi kişilerin verdiği zarardan da, kargocu müşteriye karşı mesuldür. Gerekirse bunlara rücu eder. Kargonun ne olduğu malum değilse, bunu kargo sahibinin ispat etmesi gerekir. Aksi takdirde kargocu örfe göre bir tazmin ile mükelleftir. (Ali Haydar-Mecelle Şerhi)
    9 Haziran 2012 Cumartesi
  • Sual: Birisi, birçok müşterilerden alacaklarını tahsil ettikten sonra birisinin 50 lira civarında fazla verdiğini fark edip, kimin verdiğini bilemezse, ne yapmalıdır?
    Cevab: Tek tek sorarak öğrenmeye çalışır. Bulamazsa bir fakire tasadduk eder. Fakirse kendi de kullanabilir.
    26 Haziran 2012 Salı
  • Sual: Mesai arkadaşlarımdan bazısı hakkında dedikodu ve suizanda bulundum. Bunları kendilerine söyleyip af dilemeye cesaret edemiyorum. Nasıl helâlleşmeliyiz?
    Cevab: Bayram, kandil veya tatil iznine çıkma gibi vesilelerle umumî olarak helâlleşilir.
    26 Temmuz 2012 Perşembe
  • Sual: Talebelik hayatımda muvaffak bir talebe olduğum halde, imtihanlarda çok kopya da çekerdim. Memurluk imtihanında önümdeki kişiden 3, 4 tane soru bakmıştım. Acaba kul hakkından ötürü kazancım ömür boyu haram mıdır?
    Cevab: Kopya çekmek kabahattir. Müslüman dine uyar, günah işlemez; kanuna uyar, suç işlemez. Ama talebelikte çekmek kabahat olmakla beraber, hak geçmediği için bundan doğan netice dinen mahzurlu değildir. Müsabaka imtihanlarında ise kopya mahzurludur. Ama bu da kazanca tesir etmez. Tevbe etmek ve imtihanda kaybedenler için hayırlı dua etmek lâzımdır.
    27 Temmuz 2012 Cuma
  • Sual: Hususi bir iş yerinde, iş yerinin işinde kullandığımız bir âleti, yetkilisinden izin almadan, kendi işimizde kullanmamız caiz olur mu?
    Cevab: Buna izin verilmişse veya izin verileceği biliniyorsa mahzur yoktur. Zımba, iğne, kâğıt gibi sahibinin kullanılmasına ehemmiyet vermeyeceği şeylere de izin verdiği çok zannedilir.
    12 Ağustos 2012 Pazar
  • Sual: Bir kimse istemeyerek, gönül rızası olmadan "Hakkımı helâl ettim" dese, helallik isteyene hakkını helal etmiş olur mu? Sonra pişman olsa, hükme tesiri var mıdır?
    Cevab: İbrâda söze bakılır. Helâl etmiş olur. Pişman olması hükmü değiştirmez. Ancak bu şekilde emrivâki ile, zorlayarak helâllik istemek doğru değildir. Helâllik alana tayyip bir kazanç olmaz. Önce zararı tazmin etmeli, borcu ödemeli, karşı tarafın gönlünü almalı, sonra helâllik dilemelidir.
    12 Ağustos 2012 Pazar
  • Sual: Bir kimseye veya malına bakılıp nazar değse, kul hakkına girilmiş olur mu? Zararın tazmini gerekir mi?
    Cevab: Güzel bir şey görünce mâşaallah demek dinin icabıdır. Müslümanın Müslüman üzerindeki haklarındandır. Nitekim Nesâî'deki hadîs-i şerifte şöyle buyurulmaktadır: «Sizden herhangi bir kimse, nefsinden, malından veya kardeşinden bir şeyin hoşuna gittiğini gördüğü zaman bereketle dua etsin. Zira şüphesiz nazar değmesi haktır.» Bereketle dua şöyle demesidir: «Tebârekallahu ahsenü’l-hâlikîn.» (Ya Rabbi, buna bereket ihsan eyle). Bazı âlimlerin dediğine göre bir kişi kötü nazarla bilinmişse ondan sakınmak uygundur. Resmî makamlar onu halkla haşru neşr olmaktan men etmelidir. Evinde oturmaya mecbur etmelidir. Eğer fakirse kendisine yetecek kadar maaş vermelidir. Çünkü bunun zararı sarımsak ve soğan yiyenin zararından daha fazladır. Hazret-i Ömer, bu gibi insanların halka karışmasını yasaklardı (İbni Abidin). Bir kişi güzel bir şey görüp de bereketle dua etmez ve nazarı değerse günaha girer. Ancak zararın tazmini gerekmez. Zira zararın nazar ile meydana geldiği kat’î olarak bilinemez.
    1 Eylül 2012 Cumartesi
  • Sual: Tepe yamacında, bahçe veya tarla vasfı bulunmayan bir arazideki ağaçlar bir başkası tarafından aşılanmıştır. Arazinin ilk sahibi bellidir. Ama bu kişi ölmüş ve şimdiki sahibi bilinmemektedir. Bu ağaçların meyvesi yenirse ne lâzım gelir?
    Cevab: Ziyan olacağından korkuluyorsa yenebilir. İzin vermiş veya izin vereceği çok zannedilirse yenebilir. Böyle olmadan yenmişse parası sahibine verilir, yoksa sadaka verilir.
    1 Eylül 2012 Cumartesi
  • Sual: Gıybeti yapılan bir kimseye, onu gıybet ettiğini söylemeden “Haklarını helâl et!” desek, o da etse, gıybet günahından kurtulmak mümkün olur mu?
    Cevab: Gıybet günahına tevbe ettikten sonra böyle helâlleşmek İmam Ebu Yusuf’a göre kâfidir. Ona göre bir kimse haklarını bilmeden helâl etse, helâl etmesi sahihtir. İmam Muhammed'e göre helâl etmiş olmaz. İşlenen kabahatları ayrıca saymak, çoğu zaman düşmanlık ve fitneye sebebiyet verebilir.
    6 Eylül 2012 Perşembe
  • Sual: 25 sene evvel köyün birinde imamlık yaptım. Kimseyle kavgam, alacak-vereceğim olmadı. Ayrılırken bazı sebeplerden dolayı helalleşemedim. Bu beni çok rahatsız ediyor. Şimdi ne yapmam gerekir?
    Cevab: Bir hak geçmemişse, helalleşmek de şart değildir. Hak geçmişse, helalleşmek şarttır. Helâlleşecek olan ölmüşse, mala dair ise vârisleriyle helâlleşilir. Bu da mümkün değilse, o kişi için dua edilir, sadaka verilip sevabı ona hediye edilir.
    5 Ekim 2012 Cuma
  • Sual: Uzun yıllardır kullanılmayan ve korunmayan bir ev vardır. Camları ve kapıları kırık; yıkılmak üzeredir. Bu evden bardak veya eski bir dolap almak caiz midir?
    Cevab: Sahibi tarafından terkedilmiş malları alıp ihraz yoluyla mülk edinmek caizdir.
    24 Kasım 2012 Cumartesi
  • Sual: Vaktiyle haram yolla alıp harcadığım parayı, şimdi helâl malımla sahiplerine değil de, ihtiyaç sahibi olan birilerine versem kul hakkından kurtulmuş olur muyum?
    Cevab: Haram para sahiplerine verilir ve helalleşilir. Sahipleri ölmüşse varislerine verilir. Varisler bulunmazsa veya bilinmiyorsa, fakirlere dağıtılır. Sahibi veya varisi sonradan ortaya çıkarsa tekrar buna ödemek gerekir.
    24 Kasım 2012 Cumartesi
  • Sual: Osmanlı tebası olup tehcir edilen gayrımüslimlere ait malları, emvâl-i metrûke sayılıyor. Bunları devlet başkalarına tahsis ediyor. Bu malların üzerinde gayrımüslim mâliklerin mülkiyet hakları devam etmesi gerekir. Bu mallar gerçekten metruk sayılabilir mi? Üzerlerinde tekrar mülkiyet kurulması câiz midir?
    Cevab: Devlet bunlara el koyuyor. Karşılığında başka arazi veriyor veya göç edilen devlet önceden buradan göçürülenlerin arazisini yeri muhacirlere veriyor. Mîrî arazi ise, zaten devlete aittir. Ev ve sair mülkler ise haksız yere el konmuş mağsub maldır. Bunlar üzerinde tekrar mülkiyet zarureten kurulur. Mürtedin elinden kurtarmak maksadıyla mal edinilebilir. Bunu şer’î hukuk kaideleri üzerine oturtmak zordur. Zira politik bir mevzudur.
    24 Kasım 2012 Cumartesi
  • Sual: Bir fıkıh kitabında "Günah işlerken şehidliğe sebep olan bir şeyle ölürse şehid olur ama günahını da yüklenir." diyor. Zaten şehidlerin bütün günahları affolmuyor mu?
    Cevab: Üzerinde bu günahtan dolayı bir kul hakkı varsa, affedilmiş olmaz, demektir.
    6 Aralık 2012 Perşembe
  • Sual: Bir başkasına ait şifresiz wireless bağlantısına bağlanmak caiz midir?
    Cevab: Şifre koymamışsa, başkalarının kullanmasına izin verdiği anlaşılır. Etrafı çevrilmemiş tarladan geçmek gibidir. Ama sürati azalttığı ve başka mahzurlara yol açtığı için kullanmamak iyi olur.
    15 Aralık 2012 Cumartesi
  • Sual: Bir kimse, bir başkasını affettiği zaman, aynı zamanda hakkını da helal etmiş sayılır mı?
    Cevab: Mâlî bir hak değilse, affetmek helâl etmek demektir. Mâlî hakları ödeme borcu devam eder.
    17 Ocak 2013 Perşembe
  • Sual: Koca karısına hakkım sana haram olsun derse, kadın kocasının getirdiği yemeği yemesi, verdiği parayı kullanması haram mı olur?
    Cevab: Bu söz mecazdır. Yemesi caizdir, zira nafaka kadının evlilikten doğan hakkıdır. Koca bunu haram edemez.
    17 Ocak 2013 Perşembe
  • Sual: Birilerini internette ya da telefondan sahte hüviyet kullanarak işletmek günah mıdır?
    Cevab: İnsanları üzmek, zarar vermek şaka için bile olsa câiz değildir. Meselâ saklanıp ortaya çıkarak korkutmak veya malını saklamak günahtır.
    22 Şubat 2013 Cuma
  • Sual: Gıybet edilen kimse ile helâlleşmek şart mıdır?
    Cevab: Bu kimse kendi arkasından konuşulduğunu duymazsa; tövbe ve istigfar etmekle ve ona hayır dua etmekle affolur. Helâlleşmeğe lüzum yoktur. Zira kalbi kırılmaz, üzülmez, hak da geçmez. Ama Allah hakkı, günah olur. Tövbe kâfi gelir. Ama işitmişse, kalbi kırılır ve kul hakkı da geçer. Bu takdirde, tövbeden başka, helâlleşmek de lâzımdır.
    5 Mart 2013 Salı
  • Sual: Bir çocuk, bulûğa ermeden evvel kul hakkı bulunan bir günah işlese, bulûğa erdikten sonra helâlleşmesi lâzım mıdır?
    Cevab: Çocuk veya deli, birisine maddî bir zarar vermişse, malını kırmış veya uzvunu yaralamış ise, bunu kendi malından öder. Velisi veya vasisi bu ödemeyi çocuğun malından yapar. Çocuk fakirse, zengin olduğu zaman öder. Bulûğa erdikten sonra zengin olursa, o zaman öder. Hiç zengin olmadan vefat ederse, bir hak mevzubahis değildir.
    23 Nisan 2013 Salı
  • Sual: Gençken haberi olmadan dayımın parasından aldım. Şimdi o parayı yerine koysam, ama helâlleşemesem, mesuliyetten kurtulmuş olur muyum?
    Cevab: Haksız yere alınan para yerine konup tövbe edilince mesuliyet biiznillah düşer. Mal ise ve kullanılmışsa, helâlleşmek icab eder.
    28 Nisan 2013 Pazar
  • Sual: Bir işe iltimas ile giren kimse, pişman olup tövbe etse, o işte çalışmaya devam edebilir mi? Aldığı maaş helal olur mu?
    Cevab: Bu hareket, münferid bir harekettir. Kazancın helal olup olmadığına tesir etmez. Çalışmaya devam edilebilir. Eğer işe alma, münhasıran işe alan kimsenin takdirinde ise, hepten câizdir.
    10 Mayıs 2013 Cuma
  • Sual: Para veya mal yahud bir menfaat karşılığında hakkını helâl etmek câiz midir?
    Cevab: Para karşılığı helâlleşmek caizdir. Haktan para, mal veya menfaat karşılığı ferağ (vazgeçmek) meşrudur. Bir alacak mevzubahis ise, bu mikdarda sulh olunmuş, demektir.
    19 Mayıs 2013 Pazar
  • Sual: Bid'at ehline karşı nasıl davranmak gerekir?
    Cevab: Herkese güler yüz ve tatlı dil ile muamele yapmak; kimseyi kendisine düşman edinmemek dinin icaplarındandır. Bid’at ehliyle görüşmemek, selâmını almamak, ona güler yüz göstermemek dârülislâma ait hükümlerdir. Bid’at ehlinin böylece yanlışını anlayıp intibaha gelmesi umulur. Kaldı ki bir kimsenin bid’at ehli olup olmadığını anlamak herkes için kolay değildir. İlim sahibi olmak lâzımdır. Çoğu kendi cemaatine veya şeyhine mensup olmayanları bid’at ehli görmektedir.
    19 Mayıs 2013 Pazar
  • Sual: Dârülharbde devlet hazinesini soyan ya da devlet malına zarar veren, meselâ karayolunu tahrib eden kişi kul hakkına girer mi? Girerse, kimin hakkına girmiş olur?
    Cevab: Dârülharbde hazine insanların maslahatına harcanıyorsa, buna zarar vermekle, bu insanların hakkına girilmiş olur. Karayolu, zâlim hükûmetin israfı değildir. Kâfir hükûmetin malı da değildir. Bir karayoluna zarar veren de, doğrudan veya dolaylı olarak karayolundan istifade edenlerin hakkına girmiş olur.
    19 Mayıs 2013 Pazar
  • Sual: Apartman boşluğuna ayakkabı ve sair eşya koymak câiz midir?
    Cevab: Apartman boşluğunda, ayrıca her katın sahanlığında apartmandaki bütün dairelerin hissesi vardır. Bu sebeple buraya çıkarttığı ayakkabıyı burada bırakmak; başkaca eşya koymak caiz değildir. Paspas, gazete sepeti gibi eşyalara örfen izin vardır. Apartman sahanlığına ayakkabıları çıkartmak, çöp koymak, Müslüman nezahatine aykırıdır. Üstelik ayakkabıların çalınmasına veya zarara uğramasına sebebiyet verir.
    19 Mayıs 2013 Pazar
  • Sual: Bir kimse telef ettiği kıyemî malı tazmin ederken ne zamanki kıymetini esas alacaktır?
    Cevab: Telef ettiği andaki kıymetini altın üzerinden öder.
    6 Haziran 2013 Perşembe
  • Sual: Yolu kısaltmak maksadıyla boş bir arsadan geçmek câiz midir?
    Cevab: Duvar, tel, parmaklık veya hendek yapılmamış ise, yani insanın ve hayvanın girmesine mâni bir şekilde çevrili değilse, oradan bir hâcet için ve zarar vermeden geçmek câizdir. Aksi halde câiz olmaz. (Berika, Âfâtü’l-Kadem)
    25 Ekim 2013 Cuma
  • Sual: Gasb edilen su ile abdest almanın hükmü nedir? Bu su ile abdeste başlarken besmele çekilir mi?
    Cevab: Abdest alınır, sahihtir; besmele de çekilir. Ama bu suyu kullanmak haramdır.
    26 Ekim 2013 Cumartesi
  • Sual: Bir arkadaşımızın kocası evinde toplanmamızı istemiyor. Bu eve gitmemiz, arkadaşımızın ikramını yememiz câiz olur mu? Şimdiye kadarkilerin hükmü nedir?
    Cevab: Kocası izin vermiyorsa, gitmemelidir. Bir kimsenin malını, ondan izinsiz yeyip içmek, kullanmak câiz değildir. Bir hak varsa, bu gidene değil, kadına geçmiştir. Zira misafir, izin olduğuna hüsnü zan eder. Olmadığını öğrenince uzak durur.
    28 Ocak 2014 Salı
  • Sual: Devlet memuruyum. 4,5 aylık bebeğim var. Biraz daha kendim bakmak için mazeretim olmadan 45 gün heyet raporu almayı düşünüyorum. Haram veya kul hakkı olur mu?
    Cevab: Dârülharbde haram olmaz ise de, kanunlara uymak, kendini zarara sokmamak lâzımdır. Eğer yaptığı iş, bir başkasına yüklenecekse veya insanların işi geri kalacaksa, o zaman kul hakkı da olur.
    9 Mart 2014 Pazar
  • Sual: Evimizin çatısında çok sık olmasa da mangal yapıyoruz. İster istemez koku yayılıyor. Herkese verme imkânımız da yoktur. Kul hakkına girer mi?
    Cevab: Girer.
    3 Mayıs 2014 Cumartesi
  • Sual: Bir gazeteye verdiğiniz mülâkatta, dersinizde kopya çeken kişinin kul hakkına girmeyeceğini beyan ettiniz. Bağıl veya çan eğrisi denilen bir sistemin tatbik edildiği mektepte okuyan talebe kopya çekerse kul hakkına girmiş olur mu?
    Cevab: Ben öyle söylemedim, gazete öyle başlık atmış. Her günahın, bir Allah hakkı, bir de kul hakkı vardır. Kopya çekmek günahtır; ama müsabaka imtihanı değilse kul hakkı geçmez. Müsabaka varsa, kul hakkı da geçer. Bağıl sistemde veya çan eğrisinde birinin notu, bütün sınıfa tesir etmektedir.
    3 Mayıs 2014 Cumartesi
  • Sual: Kiraya verdiğim evimi kiracılar evde yokken teftiş edebilir miyim?
    Cevab: Kirayla tutunca, menfaati kiracıya ait olur. Başkasının evine izinsiz girmek câiz değildir.
    20 Ağustos 2014 Çarşamba
  • Sual: Bir kimse zina etse, sonra pişman olup tevbe etse, o kadınla helalleşmesi gerekir mi?
    Cevab: Rıza ile olduğu için hak geçmemiştir. Samimi tevbe kâfi gelir.
    16 Ağustos 2015 Pazar
  • Sual: Hayvanlara sert bağırmakla, korkutmakla hayvan hakkı geçer mi?
    Cevab: Hayvanlara kötü muamele çok günah ve insanlara kötü muameleden daha tehlikelidir.
    30 Ağustos 2015 Pazar
  • Sual: İcra dairelerine alacağımız için takip başlattığımızda eğer borçlu takibe itiraz ederse ve mahkeme bu itirazın haksızlığına karar verirse, borçlunun borcu % 20 artıyor. Buna icra-inkâr tazminatı deniyor. Dinen bu tazminatı dava dilekçesinde talep etmek ve mahkeme hükmederse almak caiz midir? 
    Cevab: Bu, yalan söylemenin ve bu yolla alacaklıyı zarara uğratmanın cezasıdır. Câizdir.
    30 Ağustos 2015 Pazar
  • Sual: Geç yaşta müslüman olan bir gayrı müslimin, geçmiş bütün günahları affolur kaidesine göre, daha önce haram yollar ile edindiği mal ve mülkü de helâl olur mu?
    Cevab: Affolan günahlar, hakkullah (Allah hakkı olan) günahlardır. Gayrımüslimler, esah kavle göre amellerle mükellef değildir; sadece iman etmekle mükelleftir. Dârülharbde daha evvel haram yollarla edindiği malları, kendi mülkü sayılır. Can yakma ve çalma gibi içinde kul hakkı bulunan ve her dinde haram olan günahlar telafi edilmedikçe affedilmez.
    1 Eylül 2015 Salı
  • Sual: Üzerinde gayrimüslim hakkı bulunan bir mü'min dünyada helâlleşmez ise, âhirette mutlaka cehenneme gider mi? Kurtulmanın bir yolu yok mudur?
    Cevab: Kimin cennete, kimin cehenneme gideceği kat’i olarak bilinemez. Gayrımüslim kul hakkı, müslüman kul hakkından daha şiddetlidir. Bulup ödemelidir. Mümkün değilse, fakirlere sadaka vermeli, tevbe ile gözyaşı döküp dua etmelidir. İnşallah Allah merhamet edip helâlleştirir.
    5 Eylül 2015 Cumartesi
  • Sual: Zinada kul hakkı var mıdır?
    Cevab: Zina, hakkullah olan, yani Allahın hakkı bulunan günahlardandır. Tevbe ve dârülislâmda had cezası ile biiznillah silinir. Ama tecavüz böyle değildir.
    6 Eylül 2015 Pazar
  • Sual: Umumi yemekhanede yemek yiyen talebe, ikinci defa yemek alsa, vebale girer mi?
    Cevab: Verilen kadarı hakkıdır. Fazlası ancak yemekhanenin izniyle caiz olur. Artıyor ve ziyan olacaksa yenebilir. Ama yemek biter ve başkası yiyemezse, kul hakkı da geçer.
    28 Eylül 2015 Pazartesi
  • Sual: Kışın araba kullanırken istemeden yoldan geçenlere su sıçrarsa bu kul hakkına girilmiş olur mu?
    Cevab: Girer. Dikkat ettiği halde kaçınılmayacak bir hal ise mazurdur. 
    22 Aralık 2015 Salı
  • Sual: Haram para olduğu bilinen bir şey, zorla o kişinin elinden alınırsa caiz olur mu?
    Cevab: Mesela hırsızın çaldığını başka birisi zorla alamaz. Hırsızın hakkı geçmez. Ama bu malı aslî sahibine iade etmek için almışsa caiz olur.
    22 Aralık 2015 Salı
  • Sual: “Üzerinde kul hakkı bunun cennete giremez” sözünü nasıl anlamak gerekir?
    Cevab: Öder, helâlleşir ve tevbe ederse gidebilir.
    2 Ocak 2016 Cumartesi
  • Sual: Bir ağacın dibine dökülmüş meyveleri yemek câiz midir?
    Cevab: Meyve ağacının yanından geçen kimse, zaruret (açlık) hâlinde ise etrafı çevrili olsa bile meyveden yiyebilir, ama kıymetini öder. Zaruret yoksa, etrafı çevrili ise asla yiyemez. Çevrili değilse, İmam Ahmed’e göre yiyebilir; yanında götüremez. Sahibi bilinen ağacın meyvesi dibine dökülmüş olsa bile yenmez. Eğer dibine dökülen meyve, hemen bozulacak ise ve sahibinin men ettiği bilinmiyorsa, yenebilir. Ceviz gibi durmakla bozulmayacaksa hiç yenemez. Açlıktan ölme hâli müstesnadır. Asr-ı Saadet’te hurmaları sopayla düşürüp yiyen bir çocuğu, Resulullah’a getirdiler. Daldaki meyvelere dokunma; yere düşenleri ye buyurdu. Bu hadis-i şerif, sahibinin dibine döküleni yemeye izni olması veya zaruret yahud çocuğun hâline göredir.
    12 Ocak 2016 Salı
  • Sual: İnternette wallpaper programlarından duvar kâğıdı indirmek câiz midir?
    Cevab: İnternete koymuşlar ve indirilmesini men etmemişlerse, herkesin almasına umumî izin ve rızaları var demektir.
    18 Nisan 2016 Pazartesi
  • Sual: Banka çalışanları kendileri için herhangi bir havale yaptıklarında banka çalışanlarından havale ücreti almıyor. Arkadaşımızın muamelesini kendi adımıza yapmak caiz olur mu?
    Cevab: Bankanın rızası varsa veya razı olduğu çok zannediliyorsa caizdir.
    25 Haziran 2016 Cumartesi
  • Sual: Otobüste iki kişinin akbilleri karışsa, eline geçen başkasının akbilini kullanmak kul hakkı olur mu?
    Cevab: Sahibini aramalıdır. Bulamazsa, fakir ise kullanabilir.
    7 Aralık 2016 Çarşamba
  • Sual: Tanımadığı bir müminin ağzına söven, pişman olsa, helalleşme imkânı bulamasa, ne lazım gelir?
    Cevab: Tevbe kâfidir.
    2 Ağustos 2017 Çarşamba
  • Sual: Bir işyerinde cari yönetmeliğe göre, burada çalışan biri, “Başka bir kuruluşta görev alamaz, serbest meslek icra edemez ve ticaretle uğraşamaz, 6762 sayılı Türk ticaret kanununa göre tacir ve esnaf sayılmalarını gerektirecek faaliyette bulunamaz” diyor. Bu kişi arkadaşlarıyla birlikte bir ticarethane ya da imalathane kursa, bu ve oradan kazanılan para haram mıdır?
    Cevab: Haram işlemiş olur; zira ecir-i mutlak, başka iş yapamaz. Akdin şartlarına uymamak caiz değildir. Kul hakkı olur. Ancak bu, o ticarethaneden kazandığı paraya tesir etmez. Bu ticarethaneyi, eşinin ya da babasının üzerine yapsa da bu hüküm değişmez.
    23 Kasım 2017 Perşembe
  • Sual: Çalıştığım yerde hakkım olan bir para verilmese, buradaki fotokopi makinesini o para kadar şahsi işlerimde kullanmak caiz midir?
    Cevab: Evet.
    23 Kasım 2017 Perşembe
  • Sual: Avukat, yaptığı masrafları ve ödediği kdv’yi müvekkilden alıyor; sonra bunu gider gösterip kısmen devletten tahsil ediyor. Bu kdv geri ödemesi avukata helal olur mu? Yoksa başta mukavele yaparken müvekkile kdv hariç mi yazmalıdır?
    Cevab: Avukat, davayı takip ederken yaptığı benzin vs masrafı müvekkilden alır. Geri aldığı vergiyi müvekkile ödemelidir. Zira karşılıksız bir tahsilattır. Aksi halde hıyanet olur.
    1 Şubat 2018 Perşembe
  • Sual: Normalde gıybet olacak bir şeyi, yanımızda biri yokken kendi kendine tekrar etmek gıybet olur mu?
    Cevab: Hayır. Ancak suizan haramdır.
    5 Nisan 2018 Perşembe
  • Sual: İşyerim prensip olarak kanunen hak eden bütün çalışanlarına tazminat veriyor. Çalışanın hakkı olarak gördükleri için bu hususta hassasiyet gösteriyorlar. Bu halde iken kanunen hak etmiş olduğumuz tazminatı çalıştığımız iş yerinden almamız münasip olur mu?
    Cevab: Siz talep etmezsiniz; onlar kendiliğinden verirse, ihsan sayılır. Mirastaki fazla hisse gibidir.
    15 Nisan 2018 Pazar
  • Sual: İşyerim prensip olarak kanunen hak eden bütün çalışanlarına tazminat veriyor. Çalışanın hakkı olarak gördükleri için bu hususta hassasiyet gösteriyorlar. Bu halde iken kanunen hak etmiş olduğumuz tazminatı çalıştığımız iş yerinden almamız münasip olur mu?
    Cevab: Siz talep etmezsiniz; onlar kendiliğinden verirse, ihsan sayılır. Mirastaki fazla hisse gibidir.
  • Sual: İhlâs ile tevbe edildiği zaman geçmiş tüm günahların affedileceğini biliyoruz. Burada geçmiş günahlardan kastedilen nedir?
    Cevab: Günahın, kul ile Allahü teala arasındaki kısmı affedilir. Tutulmamış oruç, verilmemiş zekât, kılınmamış namaz ayrıca kaza edilmelidir. Kul hakkı varsa, ödenmeli ve helalleşilmelidir.
    26 Temmuz 2018 Perşembe
  • Sual: Oturduğum evde parkenin boyası benim hatam yüzünden attı. Ev sahibine daha evvel vermiş olduğum kaporayı evden çıkarken almasam kâfi gelir mi?
    Cevab: Zayiatı ödemek mecburiyetindesiniz. Kaparo bunu ve başka zararlarınızı karşılıyorsa, mesele yoktur. Buna mahsub edersiniz.
    12 Ağustos 2018 Pazar
  • Sual: Kalabalık bir ortamda ekseriyetin bilmediği bir dille birbiriyle konuşup gülüşmek uygun mudur?
    Cevab: Dinen mahzuru olmamakla beraber, âdâb-i muâşerete aykırıdır. Zira diğerleri, kendi haklarında konuştuklarını zannedip suizan edebilir.
    14 Nisan 2019 Pazar
  • Sual: Umuma açık yerlerde içki ve sair günahları kalabalık halinde işleyen kişilerin görüntülerini sosyal medya üzerinden tebliğ maksatlı paylaşmak caiz mi?
    Cevab: Aleni olduğu için gıybeti caiz ise de, hiç kimsenin izinsiz resmini, videosunu çekmek, sesini kaydetmek ve bunu yaymak caiz değildir. Sonradan tövbe eder; ama görüntüleri elden ele gezer. Bu hoş değil.
    14 Nisan 2019 Pazar
  • Sual: Câmi veya belediye hoparlörlerinden dua, ilahi, Kur’an-ı kerim okunmasının hükmü nedir?
    Cevab: Doğru değildir. O esnada her çeşit halde bulunan insanlar vardır. Hürmetsizliğe veya kötü düşünceye sebep olabilir.
    1 Nisan 2020 Çarşamba
Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci
  • TR
  • EN
© 2019
  • Anasayfa
  • Biyografi
  • Kitaplar
  • Makaleler
    • - Aktüel
    • - Akademik
    • - English
    • - Arabic
    • - Diğer Diller
  • Programlar
    • - Televizyon
    • - Radyo
    • - Youtube
  • Yazışmalar
    • - Tüm Sualler
    • - Sual Başlıkları
    • - Sual Gönder